fbpx
Connect with us

Uzay

Uzaya çıkan ilk canlı ‘Layka’ ve Sputnik-2 uydusu

Published

on

İnsanlığın uzay macerası düşünüldüğünde ilk akla gelenlerden biri olan Sputnik serisinin ikinci uydusu ‘Sputnik – 2’, içindeki köpek yolcusu Layka ile 61 yıl önce bugün fırlatıldı. İnsanlığın var olduğu, etkilediği ve değiştirdiği alanlar günümüzde dünyanın sınırlarını büyük oranda aşmış durumda. Bilimsel araştırmalardan iletişim teknolojisine, güvenlikten savunma teknolojisine çok geniş bir yelpazede insanlık, gözünü uzaya dikmiş durumda. Dünya’nın yörüngesinde onlarca uydu bulunuyor, hatta, ‘uzay çöpleri’ bile tehdit oluşturmaya başlamış durumda. İnsanlığın bu yolculuğu ve içerisine girilen bu ‘Uzay çağı’ söz konusu olduğunda ise, akıllara ilk olarak bu adımın atılmasını sağlayan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve onun Sputnik serisi uyduları gelir.  Sputnik -1 ile birlikte uzayın fethine yönelik ilk başarısına ulaşan insanlık, uzayın keşfine ilişkin bu tarihi görevi yerine getirmesinin ardından kısa bir süre sonra yeni bir soruyla karşı karşıya kaldı: Uzaya ulaşılmıştı, peki insanlar uzaya çıkabilir miydi? Astronotların, Kozmonotların ve Taykonotların başarı hikayeleriyle şekillenen ve insanlığın kültür birikiminde çok önemli bir yer edinen ‘uzaya çıkan insan’ fikri ise, başarısını, adı üzerinde bir insana değil; sakin, uysal bir sokak köpeğine borçlu: Layka
SPUTNİK 2: UZAY MACERASININ İKİNCİ BASAMAĞI
Sovyetlerin Sputnik — 1’in başarısının ardından uzay yarışında ABD’nin önüne geçmesi ve kazandığı prestij, uzay programını yürüten mühendis ve bilim insanlarının daha büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalmasıyla sonuçlanmıştı. ABD, Sputnik — 1 ‘in başarısı üzerine Aralık 1957’de Vanguard TV3 roketiyle dünya yörüngesinde bir uydu fırlatmaya çalıştı ancak başarısız oldu. Başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin ardından bir diğer deneme Şubat 1958’de Explorer 1 uydusuyla yapıldı ve ABD bu sefer başarıya ulaştı. Böylelikle, Sputnik 1 ile geri dönülemez bir yola giren yarış, meseleyi bilimsel bir araştırma konusu olmaktan çıkarmış, aynı zamanda siyasi bir rekabet unsuru haline de getirmişti. Bu sürecin devamında, iki ülkenin uzayın keşfine ilişkin attıkları her adım, ABD ile SSCB arasındaki siyasi rekabetin yansıdığı en önemli alanlardan birini oluşturdu. Dönemin Soyetler Birliği önderliği ve SSCB lideri Kruşçev de, uzay alanındaki bu ilerlemeyi ülke gündeminin en önemli maddelerinden biri olarak değerlendiriyordu. Bu bağlamda, Sovyet bilim insanlarından, ikinci uyduyu birincisinden bir ay sonra, Ekim Devrimi’nin yıldönümünde fırlatılması, bu fırlatmada da uzaya biyolojik bir canlının çıkıp çıkamayacağı sorusunun cevaplanması isteniyordu. OLEG GAZENKO VE LAYKA
Yapılan çalışmalar kapsamında hazırlanan Sputnik — 2 uydusunun yapımı ve fırlatılmaya hazırlanması zor şartlar içerisinde gerçekleştirildi. Zira, Kruşçev tarafından verilen talimatın ardından, bilim insanlarının önünde bütün bu evrelerin tamamlanması için yalnızca 5 hafta vardı. Sputnik — 1’in fırlatılmasında kullanılan roketin bir benzeri olan ICBM R-7 ile fırlatılması planlanan Sputik — 2 projesinin görevlerinden biri, Güneş ışıması ve kozmik ışınlar hakkında bilgi toplamaktı. Ancak, Sputnik — 2’nin en önemli görevi ise, SSCB liderliğinin de talebi doğrultusunda, o zamana dek gerçekleştirilemeyeceği öngörülen ‘uzaya canlı çıkarma’ fikrinin hayata geçirilmesiydi. Bilim insanlarının bu konuda önlerinde duran soru ise yolcunun kim olacağı sorusuydu. Bu sorunun cevabı ise, ‘zorlu koşullarda yaşayabilme’ denildiğinde o dönemde akla gelen ilk canlıda bulundu: Moskova’nın sokak köpekleri. Bu görevi planlayan ve uygulayan isimlerin başında ise, Rus bilim insanı Oleg Gazenko bulunuyordu. Uzaya gönderilmek üzere seçilecek canlıyı, bu sürece Gazenko hazırlayacaktı. Biyomedikal Problemler Enstitüsü başkanı Gazenko, uzaya çıkarılması planlanan hayvanların yolculuk yapacakları kapsülden, yiyecekleri yemeklere kadar alıştırmakla ve hayvanları birtakım testlere tabi tutarak uzaya gönderilecek köpeği belirlemekle sorumluydu.
Gazenko bu arada, Sputnik — 2’nin fırlatılmasından uzun yıllar sonra, 1998 yılında Layka’nın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirecek ve “Hayvanlarla çalışmak hepimiz için bir ıstırap kaynağıdır. Onlara konuşamayan bebekler gibi davranıyoruz. Zaman geçtikçe bunun için olan üzüntüm artıyor. Bunu yapmamalıydık… Bu görevden köpeğin ölümüne değecek kadar çok şey öğrenmedik” diyecekti.  Sovyet bilim insanları tarafından seçilen ve ilk defa uzaya çıkarak orada ölen canlı ünvanına sahip olan köpek ise, Moskova’nın sokaklarından getirilen ve ‘sessiz, uysal’ olarak tanımlanan Layka’ydı. Sputnik 2 uçuşu için Layka’nın yanında Albina ve Muşka adlarında iki köpek daha eğitilmişti. Layka, iki köpekle beraber eğitimden geçmesinin ardından; 3 Kasım 1957 tarihinde fırlatılacak Sputnik 2 uzay aracının yolcusu olarak seçildi ve bu sürece Gazenko başta olmak üzere Sovyet bilim insanları tarafından titizlikle hazırlandı. Layka’nın asıl adı ise ‘Küçük Kıvırcık’ anlamına gelen ‘Kudryavka’ydı. Layka ismi kendisine daha sonra bilim insanları tarafından takıldı. Layka da, ‘havlayan’ demekti. Öte yandan, Layka’ya gibi başka isimler de verildi. Hatta Layka, ABD’de ‘melez köpek’ ve ‘Sputnik’ kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan ‘muttnik’ ismiyle de anılıyordu.
İNSANLIK İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ
Çıkacağı bu tarihi yolculuk için Layka’ya uydu içerisinde yatabileceği genişlikte bir alan açılmıştı. Layka ise bu kapalı alana, eğitimleri boyunca git gide küçülen kutuların içerisine konarak alıştırıldı. Layka’nın uydunun içerisinde hava alabilmesi için ise bir hava yenileme sistemi kuruldu. Layka’nın uzayda tüketmesinin planlandığı yiyecekler ise jel formundaydı.  Beklenen zaman geldiğinde ise, uçuştan bir gün önce, Gazenko Layka’yı evine götürdü ve Gazenko’nun çocukları Layka’yla oynadı. Bu oyun aynı zamanda, Layka’nın insanlığa ve dünyaya bir anlamda vedasıydı. 3 Kasım 1957 günü Baykonur Uzay Üssü’nden yapılan kalkışla birlikye Layka’nın yörüngede bir haftadan fazla kalacağı planlanıyordu ve hayatını kaybedeceği de bilim insanları tarafından tahmin ediliyordu. Bu yolculuk, Layka için geri dönmeyeceği bir yolculuktu. Ancak aşırı bir hızla artan kabin sıcaklığı yüzünden Layka, beklenenden çok daha kısa süre, Sputnik — 2’nin fırlatılmasından sonra yalnızca birkaç saat hayatta kalabildi. Artan kabin sıcaklığının ise, Sputnik — 2’nin yörüngeye ulaşmasından sonra yaşanan teknik arızadan kaynaklandığı öğrenildi. Uydunun burun konisi uzay aracının geri kalanından ayrılsa da, ‘A Bloku’ denilen bölümün ayrılma işleminin başarısız olması sonucunda ısı yalıtımı devreden çıkmış ve kabin sıcaklığı 40 dereceye kadar yükselmişti. Bu arıza, Layka’yı ölüme götüren sürecin işaret fişeğiydi. Ancak Layka’nın bu erken ölümü, insanlığın uzay keşifleri açısından kesinlikle ‘boşa gitmedi’.
SPUTNİK — 2 UZAYDA
Fırlatılmasının ardından süre yörüngede kalan Sputnik — 2 uydusunun en önemli keşfi, dünyanın radyasyon kuşağını tam olarak saptamak oldu. Sputnik — 2’nin keşfiyle birlikte, Dünya’nın radyasyon kulağının kuzey enlemlerinde zayıfladığı öğrenildi. Öte yandan, insanlık uzaya ilk defa bir canlıyı çıkarmıştı. Beklenenden çok daha erken sürede ölmüş olsa dahi Layka’nın hayatta kaldığı sürede alınan veriler, insanlığın uzaya çıkması konusunda çok önemli ipuçları barındırıyordu.  SPUTNİK — 2 VE LAYKA’NIN ÖNEMİ
Sputnik — 2 uydusu ve Layka, fırlatıldıkları dönemden itibaren dünya çapında çok büyük bir popülerlik kazandı ve hatırası çizgi romanlardan animelere veya posta pullarına kadar çeşitli araçlarla canlı tutuldu. Öte yandan, hayvanların bu tür deneylerde kullanılması zaman zaman eleştirilse de, sonuçları ve insanlığın kolektif bilgi birikimine koyduğu katkı açısından bakıldığında Layka’nın uzay macerası, insanlık tarihine adını altın harflerle yazdırmış durumda. Bu yolculukla birlikte, insanlığın uzaya çıkmasının önü de açılmış oldu. Yani, bir diğer deyişle insanlık, uzay macerasının başarısını ‘ölüm görevine’ gönderilen Moskova’nın bu 6 kiloluk, küçük sokak köpeğine borçlu. Kaynak: (Sputnik)

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Mars One İflas Etti

Published

on

Yaşadığımız yerküreye her ne kadar büyük bir sevgi beslesek de başka bir gezegende yaşamak için oldukça istekliyiz. Tabii şu an Dünya gezegenindeyiz. Mavi yumurtalarla milyonlar kazanan bir girişimciden(!); insanların Dünya’dan kurtulma isteğini kullanan bir turizmciye(!) kadar çeşit çeşit insanla birlikte yaşıyoruz. Ve o turizmci, “Mars’a gidiyoruz” diyor. Her iki kişinin de ortak noktası; dolandırıcılık.. Ancak, Mars projesi büyük bir duvara tosladı. Uzay araştırmalarını sürdürebilmemiz için teknolojinin yanı sıra finansman da çok önemli noktalardan birisi. Uzay araştırmaları hala ağırlıklı olarak devletlerin ayırdığı bütçelerle sürdürülüyor. tabii özel girişimcilerin eli de boş durmuyor. Bir girişimci, Mars’a ilk insanları göndermek için gerekecek bütçeyi, bu süreci televizyon şovuna dönüştürerek oluşturmayı planlıyordu. Mars One adı verilen projede, Mars’taki ilk insan kolonisinin kurulması hedefleniyordu. Mars One projesi, iki koldan oluşuyordu; kâr amacı gütmeyen Mars One Foundation ve kâr amaçlı Mars One Ventures. Ancak bu girişim geçtiğimiz ay iflas ettiğini açıkladı. Bu girişimin aşamaları ise şu şekildeydi;

  • 2013: Adaylar arasından 100 kişi seçilecek, inşa edilen eğitim alanında eğitim görmeye başlayacaklar
  • 2014: Projenin ilk haberleşme uydusu ve bir keşif aracı Mars’a gönderilecek, yerleşme alanı belirlenecek.
  • 2016: SpaceX’in Dragon kapsülleriyle 2500 kilogramlık dayanıklı yiyecek tedariği Mars’a gönderilecek.
  • 2021: Yine Dragon kapsülleriyle 2 yaşam ünitesi, 2 destek ünitesi, 2 tedarik ünitesi gönderilecek.
  • 2022: SpaceX Falcon Heavy roketiyle 4 kişilik ilk insan grubu Mars’a ulaşacak
  • 2023: İlk koloni Mars’a varacak
  • 2025,: 2. koloni Mars’a varacak
  • 2031: 6 yılda toplam 20 insan kolonisi Mars’a ulaşmış olacak.

Mars One Foundation şu an için operasyonlarına devam ediyor. Tabii kâr amacı bulunmadığı bu vakıf, yatırımın olmadığı bir ortamda çok uzun ömürlü olamayacaktır. Mars One projesinin yetkilileri 2015’te başlattıkları yarışmaya 200.000 başvuru aldıklarını söylemişlerdi. Finalistlerden biri ise bunun tamamen yalan olduğunu ve toplamda yalnızca 2.761 başvurunun alındığını söylemişti. Mars One projesinin iflasını duyurması çoğu insan için çok da şaşırtıcı olmadı denebilir. Projenin ilk günden beri öne sürdüğü hedefler aşırı büyük, bunları yapmak için ortaya koydukları çözümler ise yok denecek kadar belirsizdi. Girişte kısaca bahsettiğimiz Çiftlik Bank, insanların evlerini arabalarını satmasına neden oldu. Mars One ise umudunu daha küçük rakamlara sattı. İşin ilginç tarafı Mars One projesinin mağdurları 200 bini bulurken, Çiftlik Bank sadece Türkiye’de 132 bin kişiyi dolandırmıştı.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://www.forbes.com/sites/jonathanocallaghan/2019/02/11/goodbye-mars-one-the-fake-mission-to-mars-that-fooled-the-world/#1b5fab1c2af5

Continue Reading

Uzay

Hollandalı biyologların buluşu, dünya dışındaki yaşamın keşfi konusunda umut oldu

Published

on

Hollandalı biyologdan dünya dışı yaşam arayışı için önemli buluş. Amsterdam Özgür Üniversite’de doktora öğrencisi olan biyolog Lucas Patty, organik dokunun ışıkta benzersiz bir iz bıraktığını keşfetti. Bilim çevreleri bu buluşu, dünya dışı yaşamın yakın gelecekte keşfi konusunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Lucas Patty’nin bu hafta sunduğu doktora tezine göre, evde yetiştirilen bir çiçeğe dokunduktan sonra el feneri tutulunca, ışık bir tür tirbuşon haraketi yapıyor. İnsan gözü bu değişimi fark edemiyor ancak Patty’nin geliştirdiği cihaz sayesinde ilk kez bu durum saptanabildi. Hollandalı biyoloğa göre, bu tirbuşon haraketi, yaşamın karmaşası içinde bir düzen oluşturuyor. Birbirinin aynısı olan sağ ve sol elin, aralarında ayna işlevi gördüğünü belirten Patty, tıpkı eller gibi birbirinin aynısı olan moleküller bulunduğunu belirtiyor. Canlı dokuların büyüme sırasında sürekli olarak bir şekil aldığını anlatan Hollandalı biyolog, bu yüzden ışığın karakteristik bir şekilde yansıdığını vurguladı.
Dünya yörüngesine yerleştirilecek teleskop
Lucas Patty’nin geliştirdiği aygıt, şu anda üniversite çatısından ağaçları ölçüyor. Ancak tez danışmanlarından astrobiyolog Inge – Leos ten Kate ve gökbilimci Frans Snik’e göre, bu aygıt sayesinde 20 yıl içinde dev bir teleskop aracılığıyla dünya dışı yaşam gözlenecek. Hollanda’da yayımlanan Volkskrant gazetesine konuşan Frank Snik, “Bunu ölçerseniz, hayatı ölçersiniz” diyor. Snik’e göre, dünya dışı yaşam arayışında böyle bir yöntem henüz uygulanmadı. Hollandalı gökbilimci “Işık spektrumuna baktığınızda, atmosfer dışında oksijen olup olmadığını anlayabilirsiniz” görüşünü dile getiriyor. Astrobiyolog Inge – Leos ten Kate de, geliştirilen yeni tekniğin, dünya dışı yaşamın saptanması konusunda orta ve uzun vadede en umut verici yöntemlerden biri olduğunun altını çiziyor. Tez danışmanları, henüz dünya dışı orman ya da yabancı yosunları algılamak için çok erken olduğu görüşünde. Çünkü günümüzde var olan teleskoplar, dünya dışındaki gezegenlerdeki ışığı ölçemiyor. Aradaki mesafenin çokluğu nedeniyle ışık, yıldızların parlaklığında boğuluyor. Ancak gökbilimci Frans Snik, bu ışığı ölçebilecek hassas teleskopların önümüzdeki 10 yıl içinde bitirilmiş olacağını söylüyor. O zaman, Patty’nin buluşunu daha da geliştirip dünya dışında yaşam izlerini arayabileceklerini vurguluyor. Bilim insanlarının hedefi, Hollandalı biyoloğun buluşunu, 2035 yılında dünyanın yörüngesine oturtulan bir teleskopla denemek. Leiden Üniversitesi’nden astronomi profesörü Ignas Snellen ise, yeni buluşun kendi güneş sistemimiz içindeki araştırmalarda daha yararlı olabileceğini savunuyor. Snellen, Jüpiter’in uydusunda daha fazla inceleme yapmak için bu yöntemi öneriyor. Araştırma ekibi gelecek yıldan itibaren bir uçaktan, 3 yıl içinde de Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ölçüm yapmaya hazırlanıyor. Kaynak: (BBC)

Continue Reading

Uzay

NASA’nın opportunity adlı keşif aracı Mars’ta öldü

Published

on

Opportunity, 2004 yılında Mars yüzeyinde bir yere durdu ve 14 yıl boyunca kraterden kratere dolaştı. Geçtiğimiz Haziran’da gezegeni saran dev bir toz fırtınası, keşif aracının güneş panellerini kapattı ve mühendislerin aylarca tekrar temas kurulması için uğraşmalarına neden oldu.
NASA görevin Çarşamba günü bittiğini bildirdi.  Rekor Kıran : Opportunity, 5,111 Mars günü boyunca sağ kaldı ve Dünya dışındaki tekerli araçlar için bir mesafe rekoru olan 28 mil(45 km) mesafe kat etti.Bir sanatçının Endurance Krateri’nin gerçek resmi üzerine eklediği Opportunity izlenimi.
Toz Ciltli: Opportunity, Mars’ta bulunduğu 14 yıl içinde birçok hava durumu etkisinden zarar görmüştü. Örneğin 2014 yılının başlarında keşif aracını kamufle eden kırmızı tozun çoğu iki ay sonra uçmuştu: Opportunity’nin 5 bininci Mars gününde çekilmiş bir özçekimi aracın neredeyse bir golf arabası kadar olduğunu, güneş ışığında parladığını gösteriyor. Fakat, Haziran 2018’de gelen fırtına, Güneş’i günlerce kararttı ve aracı toz ve çakıl taneleriyle örttü.
Mars’ı Keşfetmek : Opportunity’nin son resimlerinden biri, fırtınadan bir hafta önce onun robotik kolunun Perseverance Vadisi’nde çalışmakta olduğunu gösteriyor. Beş ay sonra Opportunity öldü ve NASA Mars’a başka bir uzay aracı indirdi. InSight keşif aracı Opportunity kadar gezmeyecek, onun yerine hareketsiz kalıp gezegenin iç yapısını inceleyecek.
Çeviri: Buğrahan Duymaz
Kaynak: https://www.nytimes.com/interactive/2019/02/13/science/opportunity-rover-mars-map.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar