fbpx
Connect with us

Uzay

Uzaya gönderilen bazı araçların özellikleri

Published

on

Uzaya gönderilen araçlar, özellikleri ile büyük önem taşımaktadır. Devasa bir jet motoruna sahip olan uzay araçları, atmosferden çıkarken sürtünme dolayısıyla zarar görmemesi için silisyum seramik ve kompozit malzemelerle donatılmıştır. İşte, uzaya gönderilen araçların özellikleri hakkında merak edilen tüm detaylar haberimizde. Uzaya gönderilen araçların özellikleri, ortam koşullarının olumsuz etkileri nedeniyle sıkı bir denetimden geçmektedir.

Uzay boşluğunda hareket eden göktaşlarının zarar vermesi olası olan uzay araçları, dayanıklı maddelerden üretilmiştir. Yıllar içerisinde sürekli olarak geliştirilen uzay araçları, geliştirilen yeni teknolojilerle dünyaya tek parça halinde dönebilmekte, bu şekilde yeniden kullanım olanağı sağlanabilmektedir. Uzaya Gönderilen Araçların Özellikleri: Uzaya, şu ana kadar birçok araç gönderilmiş, her denemede hata payları azaltılarak geliştirmeler sağlanmıştır. 100.000 kg’lık kütlesiyle 300 km irtifadaki yörüngesinde saniyede 7700 m hızla hareket eden bir uzay mekiği Dünya’ya dönerken yüksekliğinden ve hızından kaynaklanan muazzam enerjisini çok kısa sürede kaybeder.

Görevlerini tamamlayan uzay araçları Dünya’ya dönerken kütleçekim kuvveti nedeniyle atmosferde çok yüksek hızlara ulaşır. Atmosferdeki havada bulunan parçacıkların yüksek hızlarda oluşturduğu sürtünme nedeniyle uzay araçlarının yüzeyinin sıcaklığı yaklaşık 2000°C’ye çıkar. Isı kalkanları uzay araçlarını yüksek sıcaklığın tahrip edici etkisinden korur. Apollo, Gemini gibi uzay araçlarında kullanılmış olan, plastik reçinelerden üretilmiş, kullanıldıktan sonra tahrip olan ısı kalkanları belli bir sıcaklığa maruz kaldığında yanmaya başlar ve kimyasal tepkime sonucunda açığa çıkan sıcak gaz, uzay aracından uzaklaşarak yüksek ısının uzay aracına zarar vermesini önler. Uzay mekiklerinde ise ısıyı yansıtma özelliğine sahip, yalıtkan silisyum seramik karolar ve farklı kompozit malzemelerden oluşan ve tekrar kullanılabilen ısı kalkanları kullanılmıştır. İşte, uzaya gönderilen araçlardan bazılarının özellikleri;

  • Sputnik Uzay aracı: 1957 yılında uzaya gönderildi 

    Ağırlığı : 84 kg
    Uzay Ajansı : Eski SSCB Uzay Dairesi
    Özellikleri : Sputnik 1, dünyanın ilk yapay uydusudur. Bu uydunun görevi ise, atmosferle ilgili bilgiler toplayarak, bilgileri yeryüzüne gönderebilmekti. Fakat, uydu sadece 21 gün boyunca sinyal gönderebilmiştir.
  • Mariner 2 Uzay aracı: 1962 yılında uzaya gönderildi 

    Ağırlığı : 203 kg
    Uzay Ajansı : NASA
    Özellikleri : Venüs gezegeninin özelliklerini saptamak için uzaya gönderilmiştir. Farklı bir gezegenin etrafında ulaşan ilk uzay aracıdır.Bu araç,Venüs’ün atmosferi ve çevresi ile ilgili bilgiler vermiştir. Güneş rüzgarıyla ilgili ilk ölçümleri yapan bir cihazdır.
  • Apollo II iniş aracı: 1969 yılında uzaya gönderildi 

    Ağırlığı : 5.900 kg
    Uzay Ajansı : NASA
    Özellikleri : İnsanlı olarak uzay aracının Ay’a iniş yaptığı ilk yolculuk bu araç ile yapılmıştır. Astronotlar Ay’da 22 saat kaldılar ve taş örnekleri topladılar.
  • Bu araçların genel özellikleri ise;
    1.Isıya karşı dayanımları oldukça yüksektir.
    2.Aşırı olarak sağlam maddelerden yapılmış olması gerekir.
    3.Hız konusunda oldukça iyidir.

SpaceX’in Falcon9 isimli roketi 11 küçük uyduyu yörüngeye yerleştirdikten sonra Dünya’ya başarıyla iniş yaptı. Daha önce Blue Origin şirketinin New Shepard roketi de dikey iniş yapmıştı, ancak bu rokete göre daha yüksek hızda ve daha uzun menzilde uçtuktan sonra yere dikey iniş yapan Falcon9’un başarısı büyük önem taşıyor. Çünkü tekrar kullanılabilir roketler alanında SpaceX’in elde ettiği bu başarının uzaya uçuş maliyetlerini düşüreceği ve uzay yolculuğunda yeni bir dönem başlatacağı düşünülüyor.

Uzay

Galaksimizin Kara Delik Etrafında Belli Belirsiz Dönen Bir Hidrojen Halkası İlk Kez Fotoğraflandı

Published

on

Gökbilimciler, ilk defa, galaksimizin merkezindeki süper kütleli kara deliğin etrafında dönen serin, gazlı bir halkanın görüntüsünü yakaladılar. Bu halka, çoğu kara deliği çevreleyen sözde biriktirme diskinin (yıldız, toz ve gaz) bir parçasıdır. Bu malzemeler kara deliğin güçlü yerçekimi kavraması tarafından tutulur ve uzak kenar yerçekimi erişiminin dış sınırlarını temsil ederler. Samanyolu’nun kara deliği olarak adlandırılan Sagittarius A * (Sagittarius A* Samanyolu Galaksisi ‘nin merkezinde yer alan parlak ve çok yoğun bir astronomik radyo kaynağıdır) ele alındığında, disk, kara deliğin olay ufkundan bir ışık yılının birkaç ondasına kadar uzanır, ışığın bile kara deliğin kabzasından kaçamayacağı nokta. Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi ‘nden yapılan açıklamaya göre, bu biriktirme diskinin bir kısmını oluşturan birkaç gaz türü var ve bilim insanları daha önce sadece çok sıcak ve ışıltılı olanları görüntülemişlerdi.

Bu gazlar çok sıcak olduğu için – yaklaşık 18 milyon derece Fahrenhayt (10 milyon derece Santigrat) – araştırmacıların kolayca tespit edebildiği X-ışınları yayarlar. Ancak bu toplama diski ayrıca daha önce görüntülenmemiş olmasına rağmen daha serin hidrojen gazı, 18 F (10.000 C)’e sahip. Alandaki radyasyon, açıklamaya göre, zayıf atom dalgalarını serbest bırakan bir aktivite olan hidrojen atomlarının sürekli olarak kaybedilmesine ve elektronlarını kazanmasına neden oluyor. Ekip, bu radyo dalgalarını Şili ‘deki Atacama Büyük Milimetre / milimetre ölçüsündeki Dizi (ALMA) gözlemevini kullanarak tespit etti ve ölçümleri yeni görüntüye bağladı.

Soğuk hidrojen halkası, karadeliğin olay ufkundan yaklaşık bir ışık yılı uzakta ve açıklamaya göre, Jüpiter’in kütlesinin onda birine eşdeğer miktarda hidrojen içeriyor. Dahası, “Doppler etkisi” nedeniyle gezegenimize doğru hareket eden nesnelerden hafifçe “daha mavi” ve gezegenimizden uzaklaşan nesnelerden hafifçe “daha kırmızı” görünüyorlar, araştırmacılar, gazın kara deliğin etrafında döndüğü sonucuna vardılar. New Jersey’deki Princeton İleri Araştırma Enstitüsü’nden bir astrofizikçi olan baş yazar Elena Murchikova açıklamasında, “Bu yeni ALMA gözlemlerinin kara deliğin bazı sırlarından vazgeçmesine yardımcı olacağını umuyoruz.” dedi. Araştırmacılar bulgularını 5 Haziran Nature dergisinde bildirdi.

Çeviri: Nurgül ÖZDEN

Kaynakça: https://www.livescience.com/65666-faint-hydrogen-cloud-milky-way-black-hole.html

Continue Reading

Uzay

Gezegen Uyduları Güneş’in 11 Yıllık Gizemli Dönüşünü Açıklayabilir

Published

on

Venüs, Dünya ve Jüpiter ’deki gelgit kuvvetleri Güneş ’in 11 yıllık döngüsünü etkiliyor. Yeni çalışmalar Venüs, Dünya ve Jüpiter ’in uydularının Güneş ’in 11 yıllık dönüşünü açıklayabileceğini varsayıyor. Almanya Dresden ’de bir araştırma enstitüsü olan Helmholtz – Zentrum Dresden – Rossendorf (HZDR) dan bir grup araştırmacı bu üç gezegenin manyetik alanlarının solar döngüyü yani solar fiziğinin en büyük sorularından birini etkilediğini gösterdi. “Her şey saatli bir prosesi işaret ediyor” diyor HZDR araştırmacısı ve aynı zamanda bu araştırmanın baş yazarı Frank Stefani. “Gördüğümüz şey 90 döngü boyunca gezegenlerde gördüğümüz şeylerle birebir paralellik gösteriyor”.

Araştırmacılar son bin yıldaki solar aktivite gözlemlerini (güneş lekeleri, güneş patlamaları ve taçküre kütle atımı) gezegen hizası ile karşılaştırdılar ve aslında bir korelasyon olduğunu açıkladılar. Güneş ’e benzer diğer yıldızların solar aktivitelerinde yaşadığı değişikliklerle bu periyotlardan geçtikleri görülürken, önceki modeller Güneş ’in neden çok düzenli bir 11-yıl döngüsüne sahip olduğunu açıklayamıyordu.

Bununla birlikte, bu yeni çalışma Venüs, Dünya ve Jüpiter ‘in yerçekimi kuvvetleri, güneşin plazmasını çeken gelgit kuvvetleri ile güneşin manyetik aktivitesinin sabit ritmi arasındaki bağlantıyı göstermektedir. “Şaşırtıcı derecede yüksek bir uyumluluk düzeyi var” diyor Stefani. Araştırmacılar, uzaydaki hava olaylarını veya potansiyel olarak zararlı radyasyon yayan güneş fırtınasını daha etkili bir şekilde ölçmek ve tahmin etmek için güneşin manyetik alanının aynı modelini kullanmayı umduklarını söyledi.

Editör / Yazar: Oğuzhan PEKGÜRLER

Kaynak: https://www.space.com/planets-affect-solar-cycle.html

Continue Reading

Uzay

Yeni Keşfedilen Bakteri Stresin Zararlarından Koruyor

Published

on

Bilim insanları, bir gün ‘stres aşısının’ gerçek anlamda var olmasını sağlayabilecek eşsiz bir moleküler örüntü izole ettiler ve onu kir içinde gelişen bir bakteri içinde gizlenmiş buldular. Mycobacterium vaccae, toprakta yaşayan patojenik olmayan bir bakteridir ve sağlık araştırmalarında büyük umut vaat etmiştir. Şimdi, yeni bir çalışma nihayet nedenini çözmüş olabilir. Bulgular, M. vaccae içindeki belirli bir tür yağın, topraktaki bu bakteriye maruz kalmanın neden bizim için iyi olabileceğini düşündürmektedir. Bu çalışma, bir grup faydalı mikroorganizma ile birlikte geliştiğini iddia eden bir hipotez olan “eski arkadaşlar” fikrine bağlanır ve modern ortamda bu bağları kaybetmek alerjik ve otoimmün hastalıklarda artışa yol açmıştır. Nöroendokrinoloji uzmanı Christopher Lowry,

“Fikir, insanlar çiftliklerden uzaklaştığı tarım veya avcı-toplayıcıların kentlere taşınması nedeniyle, bağışıklık sistemimizi düzenleyen ve uygunsuz iltihabı bastırmaya yarayan organizmalarla temasımızı kaybettik” diyor.“Bu bizi enflamatuar hastalık ve stresle ilişkili psikiyatrik bozukluklar için daha yüksek risk altında bıraktı.”Lowry, yıllardır M. vaccae ‘yi araştırıyor, önceki bir çalışmada, bakterileri ısıyla öldürülmüş bir halde farelere enjekte etmenin, hayvanlarda stres kaynaklı reaksiyonların ortaya çıkmasını önlediğini tespit ediyor. Yeni çalışmada, araştırmacılar izole edilmiş ve kimyasal olarak 10 (Z) -heksadekenoik asit adı verilen bir yağ asidi sentezlemiş, bu da bakterinin diğer hayvanlarda iltihabı nasıl azaltabildiğini gösteriyor.

Yapılan deneylerde, fare immün (Bağışıklık, belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir.) hücrelerinde lipit (1), iltihaplanma yollarını inhibe etmiştir. “Bağışıklık hücreleri tarafından alındıklarında, bu lipidleri serbest bırakırlar ve enflamatuar (2) akışı kapatırlar.” Aynı etkinin insanlarda çoğaltılıp çoğaltılmayacağını görmek için çok daha fazla çalışma yapılması gerekir. Mümkünse, araştırmacılar bu keşfin sonunda travma sonrası stres bozukluğu gelişme riskine sokan, yüksek stresli mesleklere sahip insanlara yardım etmek için ‘stres aşısı’ geliştirmelerine yardımcı olabileceğini söylüyor. Araştırma halen devam ettiği için bu çok uzun bir yol. Lowry oldukça iyimser olsa da böyle bir tedavinin 10 ila 15 yıl sonra mümkün olması tahmin ediliyor.

Lipit: Lipit, tüm canlıların yapısında bulunan temel organik bileşiklerden biridir. Lipitler, doymuş ve doymamış yağlar olarak ayrılır. Doymamış yağlar, oda sıcaklığında sıvı hâlde bulunan lipitler; doymuş yağlar ise yine oda sıcaklığında katı hâlde bulunan lipitlerdir

EnflamatuarEnflamasyon, inflamasyon, yangı veya iltihaplanma, canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği sellüler (hücresel), humoral (sıvısal) ve vasküler (damarsal) bir seri vital yanıttır.

Çeviri: Ülkü Güngör

Kaynak: https://www.sciencealert.com/this-dirt-loving-bacteria-may-hold-the-secrets-to-a-real-life-stress-vaccine

Continue Reading

Öne Çıkanlar