Bizi Takip Edin

Uzay

Uzayda Daha Önce Keşfedilenlerden Farklı 15 Yeni Radyo Dalgası Sinyali Yakalandı

Yayınlandı

üzerinde

Breakthrough Listen girişimi araştırmacılarından oluşan bir ekip uzayda 15 yeni hızlı radyo patlaması tespit etti. Radyo dalgaları olarak algılanan bu sesler yanıp sönüyor. Bu sinyallerin 15’i de tek bir kaynaktan geliyor. Daha önce tespit edilmemiş bir frekanstan gelen bu sesler, tekrar eden bir niteliğe sahip.
Kozmik seslerin dinlenmeye başlamasından beri uzaydan alınan her türlü sinyal tespit edildi. Bu sinyallerin bir kısmı olağanüstü, bir kısmı ise tuhaftı. Yeni keşfedilen bu radyo dalgaları ikinci kategoriye yani tuhafa giriyor. Çünkü radyo dalgaları olarak algılanan bu enerji yanıp sönüyor. Keşfedildikleri tarihten beri bu seslere kozmik ıslıklar adı verildi. Bunun sebebi ise dalgaların birkaç milisaniye sürmesi. Ancak kısa patlamalar şeklinde olmasına rağmen frekanslar, 500 milyon güneş enerjisine eşdeğer enerji üretiyor. Bilim insanları tarafından frekansın geldiği galaksi FRB 121102 ismiyle anılıyor.

radyo-dalgalari
Bugüne kadar bilim adamları 20 civarında radyo frekansı kaynağı tespit etti. Bu frekanslar arasında FRB 121102, şimdiye kadar birden fazla tespit edilen nabız şeklinde atışa sahip olduğu için ilgi çekici. Başarılı dinleme girişiminde bir grup araştırmacı tarafından bu sinyallerden 15’ten fazlası tespit edildi. Tespit edilen tüm seslerin tek bir kaynaktan geliyor olması da bilim insanlarını heyecanlandırıyor.
Yaklaşık olarak 3 milyar ışık yılı uzakta olan cüce galaksi FRB 121102’nin genel konumu biliniyor. Ancak bu sesleri galaksideki neyin yarattığı bulunamıyor. Bilim insanları tarafından tespit edilen 15 yeni frekans daha önce yakalanan herhangi bir radyo frekansı dalgasından daha yüksek, yaklaşık olarak 7 GHz frekansında.

radyo-dalgalari99
Breakthrough Listen girişiminin amacı dünya dışı yaşamları bulmak. Bu sebeple 15 yeni radyo frekansının uzaylılardan mı geldiğinin tespit edilebilmesi için çalışmalar sürüyor. Daha önce yakalanan bir sesin dünyanın kendi sesinin bir yansıması olduğu açıklanmıştı.

Kaynak: https://futurism.com/researchers-have-found-15-new-cosmic-whistles-unlike-any-weve-detected-before/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

2018’de İlk Defa Bir Kara Delik Görüntüsü Oluşturulacak

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Event Horizons teleskobu ekibi, kendi teleskop ağlarının üzerinden toplanan verileri kullanarak 2018’de ilk kara delik görüntüsünü üretmeyi umuyor.
Astrofizikçiler önümüzdeki 12 ay içinde daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapabileceklerine inandılar. Eğer bu faaliyetlerinde başarılı olabilirlerse evren anlayışımız konusunda geniş kapsamlı bir etki oluşabilir. Kara deliklerde yer çekimi o denli güçlüdür ki ışık bile bu deliklerden dışarı çıkamaz.

Albert Einstein genel görelilik teorisi içerisinde kara deliklerin var olabileceğini belirtmişti. Kara deliklerin var olduğu günümüzde ispatlandı. Ancak şimdiye kadar kara deliklerin yaptıkları konusunda somut bir kanıt yok. Event Horizons teleskobu bu durumu değiştirebilir.

Dünya çapında bir teleskop ağı olan EHT, diğer tüm cihazlarla uyum içerisinde çalışarak kara delikler konusunda gerekli olan tüm bileşenleri elde edebilir.
EHT ekibi Samanyolu’ndaki gazı ve kara deliklerin çevresindeki sıcak gazı görebilmenin bir yolunu araştırdı ve gezegendeki dağınık bireysel radyo şebekeleri kullanılarak EHT yaratıldı.

Bulgular senkronize edilerek uzayda aynı noktaları aynı anda gözlemleyebilecek biçimde ayarlanan sistemle tespit edilen radyo dalgaları sabit bir diske kaydedildi. EHT ekibi ileri bir tarihte elde edilen verileri birleştirmeyi planlıyordu. Nisan 2017 tarihinde faaliyete geçirilen EHT, beş gece süresince Samanyolu’nun merkezindeki süper öldürücü kara deliği gözlemledi. Güney Kutbunda bulunan veriler ancak Aralık ayı ortasında merkeze ulaşabildi. Ekip sekiz farklı noktadan elde ettiği verilere ulaşmasının ardından bir kara deliğin ilk defa görüntüsünü üretebileceklerine inanıyor.

Kaynak: https://futurism.com/this-year-black-hole-first-time-history/

Devamını Oku

Bilim

Hypatia Taşı Güneş Sisteminde Bulunmayan Bileşikleri İçeriyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Hypatia taşında bulunan bileşikler dünyadan gelmiyor. Ancak bu taşın bileşenleri hiçbir meteroitte de yer almıyor. Ayrıca Güneş sisteminin herhangi bir yerinde bulunmayan mikro mineral içeriklere sahip.
Bu taşın keşfi güneş sisteminin oluşumuyla ilgili bazı soruları ortaya çıkarıyor. 2013 yılında araştırmacılar tarafından güneybatı Mısır’da bulunan bu taşa 4 ile 5’inci yüzyıllarda yaşamış olan bilim insanı Hypatia’nın adı verildi. Bilim insanları bu taşın Dünya’ya ait olmadığını ilan etti.

Yapılan analizler, elmasla doldurulmuş olan taşın bilinen herhangi bir kuyruklu yıldız veya meteoritten gelmediğini ortaya koydu. Taşın bileşik özellikleri dünyada ve dünya dışında bilinen tüm materyallerden farklı bir yapıya sahip. Bilim insanları tarafından ortaya atılan bir hipotezde taşın kuyruklu yıldız çekirdeğine bir darbe gelmesi sonucunda bir şok meydana geleceğini iddia ediyor.
Johannesburg Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, taşın karbonlu matrisini analiz etti ve onu, Dünya’ya düşen diğer gezegenlerarası malzemeden ayıran bir silikat eksikliği buldu ve bu minerallerin güneşin varlığından daha önce var olduğunu keşfetti.

Metalik olmayan meteoritlere kondritler denir ve bileşimsel olarak, Dünya’ya benzeyen bu yapılar, az miktarda karbon ve çok sayıda silikon içerir. Hypatia’nınise tam tersi, çok miktarda karbon ve çok küçük miktarda silikon içeriyor. Hypatia’da ilginç olan diğer bir unsur ise alüminyumun saf metalik formda olmasıdır ki bu durum güneş sisteminde oldukça nadir olarak görülür. Ayrıca silisyum karbür (moissanite olarak da bilinir) ve gümüş iyodür fosfid taşta çok beklenmedik bir formda bulunuyor. Esasında fosfor ve nikelden oluşan demir içermeyen bir bileşik daha önce sadece dünyada değil, güneş sisteminde dahi görülmedi.
Tüm incelemeler neticesinde Hypatia’nın güneş oluşmadan önceki malzemelerden meydana geldiğini ancak taşın güneşten sonra oluştuğu ortaya kondu. Çünkü daha büyük nesnelerin oluşabilmesi için güneş bulutsusu benzeri yoğun bir buluta ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacılar taşla ilgili daha geniş kapsamlı araştırmalar ve inceleme çalışmaları yürütecek.

Kaynak: http://www.sciencealert.com/hypatia-stone-extraterrestrial-meteorite-composition-like-nothing-in-the-solar-system

Devamını Oku

Bilim

İnsan Faaliyetlerinin Ozon Deliğini İyileştirdiği Doğrudan İspatlandı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden (GSFC) bilim insanları, ilk defa insan faaliyetlerinin ozon deliğini iyileştirmeye yaradığını ispatladı. Her Eylül ayında Güneş’ten gelen ışınlar sonrasında ozon tabakası yıkım döngülerini katalize eder. Bu döngüler, çoğunlukla kloroflorokarbonlar (CFC’ler) adı verilen klor içeren insan kaynaklı kimyasallardan (1996 yılında yasaklanmış) gelen klor ve brom içerir.

Ozonla ilgili geçmiş araştırmalar deliklerin boyutuna odaklanmıştı.Ancak GSFC takımının yürüttüğü araştırmalarda ozon deliğinin içindeki kimyasal bileşimler ölçülmüştür. Araştırmacılar, Aura uydusundaki Mikrodalga Aspiratörü’nü (MLS) kullanarak klorun neredeyse tüm mevcut ozonları yok ettikten sonra metanla reaksiyona girdiği zaman hidroklorik asit oluştuğunu ölçtü. Her yıl klor seviyelerinin yaklaşık yüzde 0,8 oranında azaldığını ve Antarktika’da 2005 kışına göre ozon tabakasının inceliğinde %20’lik bir iyileşme olduğu tespit edildi.

Çalışmanın önde gelen yazarı ve GSFC’deki atmosferik bilim insanı olan Susan Strahan, “CFC’lerden klorun ozon deliğine düştüğünü çok net bir şekilde görüyoruz ve bu nedenle ozon tabakasının tükenmesi daha az oluyor” dedi. 1985 yılında Antarctic deliğin keşfedilmesinden iki yıl kadar sonra ozon tabakasını delen bileşiklere karşı harekete geçiren bir dizi düzenleme üzerinde anlaşılarak Montreal Protokolü imzalandı.

Arkasından CFC’lerin üretimini tamamıyla kaldırabilmek adına protokolde değişiklikler yapıldı. Bilim insanları ozon tabakasındaki iyileşmenin alınan bu önlemler sebebiyle olduğunu düşünüyor. Ancak hala savaşın bitmediğini söylüyorlar. Gezegene verilen zararın tersine çevrilebilmesi için çalışmalar devam edecek.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/nasa-measures-decline-hydrochloric-acid-ozone-hole

Devamını Oku

Öne Çıkanlar