Bizi Takip Edin

Yaşam

Uzmanlar Seks Robotlarının Artışının Tehlikeli Olabileceği Konusunda Uyardı

Yayınlandı

üzerinde

Seks robotları çağına ulaştık. Birkaç bin dolara, hiper-gerçekçi, her istediğinizi yerine getirmek için tasarlanmış, tamamen kişiye özel, bulaşık makinesinde yıkanabilir, yapay zeka bir seks robotuna sahip olabilirsiniz. Ancak bu büyüyen trend, bilimin olumlu bir uygulaması mı, seks bebeğinin kaçınılmaz evrimi mi yoksa teknolojinin karanlık bir yolsuzluğu mu? BMJ Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı alanından bir editör, gelecekteki seks robot endüstrisinin sağlık üzerindeki etkilerine ve sosyal etkilerine bir göz gezdirmiştir.  Yazarlar, robotların kullanıcılar için sağlıklı sonuçlar sağladığını veya herhangi potansiyel sosyal faydasının aşırı derecede düşük olduğunu gösteren bir kanıtın olmadığını tartışıyorlar. Ayrıca, seks robotlarının savunmasız insanlar için hayatı daha güvenli hale getirmediğine ve aslında daha tehlikeli hale getirebilecek potansiyelleri olduğuna inanıyorlar.

Seks robotlarının iyimser savunucuları ise, seks ticaretinden ve seks ticaretinin sömürücü yönlerinden özgür bir dünya yaratmaya yardımcı olabileceğini iddia ediyorlar. Rapor, “kullanımdan sonra, insan sıvısından temizlenen ve bakteriye dayanıklı liflerden yapılmış robotik kadınlar” ile doldurulmuş kırmızı ışıklı semtlerle kurumsal bir gelecek resmi çiziyor. Bazıları bu vizyonun şiddet riskini azaltabileceğini ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların yayılmasını azaltabileceğini iddia ediyor.  Seks robotlarının seks ticaretini daha güvenli hale getirmeye yardımcı olabileceğini gösteren veriler söz konusu değil. Bazıları, pedofililer ve seks suçluları için “güvenli nokta” olabileceğini iddia edecek kadar ileri gitmektedir. Bir kaç şirket, bireylere “karanlık arzuları yeniden yönlendirmek” için tasarlanmış, özelleştirilebilir çocuk benzeri bir seks robotu sunmaktadır.

Yasalar belirsiz, ancak Birleşik Krallık’ta ve ABD’de bu tür robotlara sahip olmak teknik olarak yasa dışı değildir. Birçok seks robotu kullanıcısı gerçekliği fanteziden ayırabilir, ancak rapor, bu ürünlerin doğru ve yanlış, gerçek ve kurgu arasındaki çizgiyi kolayca bulanıklaştırabileceğini söylüyor. Raporda, cihazların cinsel sapkınlığı normalleştirebileceği, arzuları arttıracağı, kadınların nesnelleştirilmesine (veya çocukların) daha fazla katkıda bulunabileceği ve hatta savunmasız insanları kontrol etmeye teşvik edebileceği iddiaları yer alıyor.  Bir kez daha, çocuk benzeri seks robotlarının pedofili veya bir sapkınlık olarak görülen herhangi bir cinsel davranış için “tedavi” veya “güvenli nokta” olarak kullanılması gerektiğini gösteren net bir delil yok. Benzer şekilde, yazarlar, en azından daha fazla kanıt ortaya çıkana kadar araştırmacıların robotları bilimsel, sosyolojik veya kriminolojik çalışmalarda kullanmaktan kaçınmaları gerektiğine inanıyorlar. Bu tartışmanın yalnızca bir tarafı. Raporda da belirtildiği gibi bu konuyla ilgili henüz çok az veri ve kanıt var ve herhangi bir sonuca ulaşılmadan önce çok daha fazla araştırma yapmak gerekli. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/experst-warn-the-rise-of-sex-robots-could-be-dangerous-heres-why/all/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsanlar Dünya üzerindeki canlıların yüzde 83’ünü yok etti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

İnsanlık yeryüzünde yaşayan canlıların içerisinde sadece %0,1 oluşturmaktadır. Bu duruma rağmen insanlık var olduğundan bu yana, gezegendeki hayvanların %83’ünü, bitkilerin ise %50’sinin yok olmasına neden oldu.’Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı bilimsel dergide yer verilen araştırmada, insanlar düşünülenin aksine canlı popülasyonun küçük bir kısmını oluştursada hayvanların ve bitkilerin soylarının tükenmesine yol açıyor.
Guardian gazetesinde yayınlanan habere göre, bitkiler dünyadaki bitkilerin %82 sini oluştururken Bakteriler ise %13’ünü oluşturuyor. Balıklar,böcekler,mantarlar ile kalan canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece %5’ini oluşturuyor.Okyanuslar ise sadece %1’ni oluşturmakta. Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Prof. Ron Milo “Biyokütlenin farklı bileşenlerini oluşturan parçalara dair detaylı bir araştırmanın daha önce yapılmamasına çok şaşırdım. Umarım bu araştırma insanların Dünya’da ne kadar baskın bir rol oynadığına ilişkin bir bakış açısı sunar”

Bir çok bilim adamı yaşadığımız çağı Antroposen çağı (insanoğlunun dünyaya olan etkisinin en üst düzeye çıktığı Sanayi Devrimi’nden bugüne olan süreç ve devam edecek bu duruma İnsan Çağı da denen döneme verilen isim. Çünkü dünyamız artık geri döndürülmesi çok zor bir sürece girmiştir.) olduğunu dile getirmektedir. Gerçekleştirilen bu araştırma bu tanımın ne kadar doğru olduğunu gözler önününe sermektedir. Araştırma kapsamında, kümes hayvanları dünyada yaşayan kuşların %70’ini kalan %30 kısmın ise vahşi hayvanlardan oluştuğunu ortaya koymuştur.Memelilerde ise durum daha kötü. Büyükbaş hayvanlar(inek,domuz,koyun) çiftlik hayvanları %60’ı oluştururken insanlar %36’sı, vahşi memeliler ise sadece %4’ünü oluşturuyor.
Prof. Ron Milo bu durumu “Çocuklarımla bir yapboz yaptığımda bir filin yanında zürafa, onun yanında da gergedan olur. Eğer dünyada olan bitenin daha gerçekçi bir tablosunu vermek isteseydim, bir ineğin yanında bir inek, onun yanında da bir tavuk olurdu” Prof. Ron Milo insanların dünyamızdaki etkisinin en büyük sebebini beslenme alışkanlıklarımızın yol açtığını söylemektedir. Beslen alışkanlıklarımız hayvanlar ve bitkiler hatta diğer organizmalar üzerindeki etkisi son derece büyük.
Kaynaklar: https://www.sciencealert.com/humans-are-just-0-01-of-life-earth-but-we-annihilated-rest-biomass-animals-mammals-plants
https://tr.wikipedia.org/wiki/Antroposen

Devamını Oku

Bilim

Bilime Göre Ayrılık Nasıl Atlatılır?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ayrılıkların kolay olmadığını biliyoruz. Bilmediğimiz şey, bu ayrılığın nasıl üstesinden gelineceğidir. İnsanların eski sevgili konusunu aşmak için farklı yaklaşımları vardır ve şimdi bilim, bazılarının üzerinde söz sahibi oldu. Missouri St. Louis Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, insanların yeni biten bir ilişkiden sıyrılıp devam etmek için kullandıkları üç stratejiye baktı. Araştırma, ortalama 30 ay süren ilişkilerden çıkan 20 ila 37 yaş arasındaki 24 denekten oluşmaktadır.
Denkler 4 gruba ayrıldı. İlk gruba eski sevgilileri hakkında olumsuz düşünmeleri söylendi. İkinci gruba ise olanları ve kişi için hissettikleri sevginin, sürecin normal bir parçası olduğunu kabul etmeleri söylendi. Üçüncü grup, eski sevgilileriyle ilgisi olmayan şeylere odaklandı. Dördüncü gruba özel bir şey sorulmadı. Araştırmaya katılanlardan daha sonra bir anket doldurmaları istendi ve ekip, eski sevgililerine olan duygusal bağlılıklarını ölçtü. Daha sonra deneklere, beyin dalgaları çizelgesi okuması yapılırken eski sevgililerinin resimleri gösterildi. Araştırma Ekibi, Deneysel Psikoloji Dergisi’nde de bildirildiği gibi, üç stratejinin de kısa vadede eski sevgililere olan duygusal tepkileri azaltmak için çalıştığını, ancak uyarılar olduğunu buldu.
İlk grup, onlara karşı daha az sevgi hissediyordu, ama aynı zamanda daha kötü bir ruh halindeydiler. İkinci grup daha iyi hissetmedi ve onlara olan sevgileri değişmedi. Üçüncü grup genel olarak daha mutlu hissediyordu, ama yaklaşım onlara olan sevgilerini etkilemedi. Çalışma, duygularınızı biraz daha kontrolde hissetmenizde, bunların etkili yollar olduğunu gösteriyor. Özellikle ayrıldıktan sonra kendinizi kaybolmuş hissediyorsanız. Ancak, bunlar uzun süreli çözümler olarak görülmemeli. Bir ilişkinin üstesinden gelmek, bir günde olacak birşey değil. Başyazar profesör Sandra Langeslag, röportajında, “aşk yönetmeliği bir açma / kapama düğmesi gibi çalışmıyor. Kalıcı bir değişiklik yapmak istiyorsanız, duygularınızda gerçek bir düzenleme yapmalısınız.” dedi. Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/how-to-get-over-a-breakup-according-to-science/

Devamını Oku

Bilim

Bilim İnsanları, Kurak Çölde Bile İçme Suyu Üreten Cihaz Geliştirdi.

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, çölde yeni bir su makinesini başarılı bir şekilde test ettiklerini ve bu sayede havadan tatlı su üretebileceklerini söylüyorlar. Science Advances dergisinde elde ettikleri sonuçları açıklayan ekip, makinenin hem düşük nem hem de düşük maliyetle her gün ve her gece içilebilir su toplayabileceğini söyledi. Bu makine, dünyanın sudan yoksun olan kurak bölgelerinde kullanılabilir. UC Berkeley’den buluşun sahibi Omar Yaghi, “Böyle bir şey yok” diyor.  “Bu çöl-laboratuar yolculuğu, su oluşturmayı ilginç bir fenomenden bilime dönüştürmemizi sağladı.” Cihaz, ortam sıcaklıklarında ve güneş ışığında çalışır. Ek enerji girişi veya herhangi bir güç kaynağı gerektirmez. Buluştaki dönüm noktası, daha önce başka bir yerde test edilmiş metal organik çerçeve(MOF) olarak bilinen, kutu şeklindeki cihazın üstüne yayılmış bir tozdur. MOF, gece boyunca sıcaklıkların daha düşük olduğu, ancak nemin daha yüksek olduğu zamanda suyu bir sünger gibi emen organik ve metal atomun kristal tozudur. Daha sonra, sabah sıcaklık arttığında, su molekülleri kristallerden dışarı itilerek küçük bir bardak su üretir. UC Berkeley, makinenin, yaklaşık 0,2 metrekare olan bir MOF taneleri yatağını taşıyan bir iç kutuyla “kutu içinde bir kutu” olduğunu belirtiyor. Bunu çevreleyen şey, şeffaf üst ve yanlara sahip benzer boyutta plastik bir küptür. Üst kısım hava girmesine izin vermek için gece açık bırakılır, ancak iç mekanı bir sera gibi ısıtmak için gün boyunca örtülür. Cihazın bir denemesi Ekim 2017’de Arizona, Scottsdale’de gerçekleştirildi. Burada, nem oranı gece yüzde 40’a ulaşıyor, ancak gün içinde yüzde 8’e düşüyor. Ekip, bir kilogram MOF kullanarak, yaklaşık 200 mililitre su üretebildiklerini, ki bu o kadar da büyük bir miktar değil, ancak ölçeklendirilebilir olmasının ilgi uyandırmaya yeterli olduğunu söyledi. Yaghi, “Dünyanın kurak bölgelerinde nem düşük olduğundan, buradaki önemli gelişme, makinenin düşük nemde çalışıyor olmasıdır.” dedi. Ayrıca, alüminyumdan yapılmış yeni bir MOF ile tasarımı geliştirmeyi planlıyoruz. Bu 150 kat daha ucuz ve yaklaşık iki kat daha fazla su yakalayabilir. Ekip, bu yıl içinde Death Valley’de bu MOF ile sahada bir test yapmayı planlıyor. Kaynak: http://www.iflscience.com/technology/scientists-have-tested-a-device-that-can-produce-water-out-of-thin-air/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar