Bizi Takip Edin

Bilim

Yapay Zeka Tarafından Çözülen Gizemli El Yazması Voynich Hakkında Bilinmeyenler

Yayınlandı

üzerinde

Voynich el yazması 15’inci yüzyılda kaleme alınmış bir metindir. El yazması 19’uncu yüzyılda ortaya çıkarılmıştır. Kitabı yazmak için kullanılan dil ve şekillerin hiçbir dille ve kodlamayla örtüşmemesi üzerine kitap hakkında birçok farklı fikir ortaya atıldı.

Hatta kitabı uzaylıların yazdığını iddia edenler bile oldu. Bazı uzmanlar ise bu kitaptakilerin gizli anlamlar taşımadığını ve bir aldatmaca olduğunu ileri sürdü. Kitap bugün Yale Üniversitesi’deki Beinecke Nadir Kitap ve El Yazması Kütüphanesi’nde bulunuyor.

El yazmasında hassas sayfalarında botanik çizimler, astronomik diyagramlar ve çıplak kadın figürleri yer alıyor. Botanikçilerse el yazmasındaki resimlerin Meksika’daki bitkilere benzediğini iddia ediyor.
Keşfedilmesinden bu yana kitap hem tarihçileri hem de şifrecileri rahatsız etmiş eserlerden bir tanesidir. Son haberlere göre Alberta Üniversitesi’nde bazı bilim insanları bu el yazmasının kodunu kırabilmek için bir yapay zeka geliştirdi.

Geliştirilen bu yapay zeka el yazmasının kodunu çözdü. El yazması üzerinde çalışma yürüten profesör Gren Kondrak ve lisanüstü öğrencisi BradleyHauer, belgenin metnini insan hakları evrensel beyannamesinin 380 farklı dilde benzeriyle yapay zekaya arattı.

Yapay zeka Voynich el yazmasının başta Arapça yazıldığını tespit etse de algoritmalar çalıştırılınca kitabın İbranice olarak yazıldığını ve bu dildeki bir kodlamaya sahip olduğunu tespit etti. Kodlama çözümlerinde öncelikle yazarın hangi dili kullandığının çözümlenmesi büyük önem taşıyor. Voynich el yazmasının hem kodu hem de kodlamayı oluşturan dil tespit edilemediği için bugüne kadar şifre çözücüler tarafından sonuca ulaşılamamıştı.

Bundan önceki araştırmacılar metnin alfagramlar kullanılarak kodlandığını, alfebetik sırayla yeniden düzenlenen harfler içerdiğini varsayıyordu. Bu teori doğrultusunda Kondrak ve Hauer, ilk 10 sayfadaki her bir anagramı çözebilmek için bir algoritma kullandı.

Yapılan işlem sonrasında el yazmasında kullanılan sözcüklerin %80’den fazlasının İbranice sözcükler olduğu anlaşıldı. Eğer Alberta ekibi doğru kodlamayı bulduysa el yazmasının ilk satırı, “Evin papazı, ben ve insanlar için tavsiyelerde bulundu” biçiminde.

Elbette Voynich el yazmasına dair gizemler ortadan kalmış değil. Geçtiğimiz yıl bilim insanları el yazmasını Latince üzerinden çözerek bu kitabın bir kadın sağlığı kılavuzu olduğunu açıklamıştı. Kondrak ve Hauer verdikleri demeçlerde keşiflerinin doğruluğunun ispatlanabilmesi için daha fazla çalışma yapacaklarını kaydetti.

Ancak elde edilen bulgular akademisyenler için bir başlangıç noktası oluşturuyor. Özellikle İbranice uzmanlarının bu keşfi takip ederek gizemi çözecekleri düşünülüyor.
Kaynak: https://news.artnet.com/art-world/voynich-manuscript-artificial-intelligence-1212164

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Yapay Zeka Tarafından Çözülen Gizemli El Yazması Voynich Hakkında Bilinmeyenler – İNTİKÂD

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

DNA Düzenleme Teknolojisinin Mutasyona Neden Olduğu Tespit Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisinin aslında zararlı olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar sonucunda genlerin mutasyona uğradığı belirlendi.Geçtiğimiz yıllarda tıpın en büyük yeniliklerinden biri olarak kabul edilen gen düzenleme yöntemi ile ilgili çeşitli güvenlik korkuları gündeme geldi. Bilim insanları, Crispr / Cas9 teknolojisinin neden olduğu genetik zararın, şimdiye kadar hafife alındığı konusunda uyarıda bulundular.  Gen-düzenleme yönteminin, istenmeyen mutasyonlara neden olduğu ve bir zamanlar düşünüldüğünden çok daha az güvenli olduğu ortaya çıktı. Eleştirmenler, Crispr gen düzenleme yönteminin doğmadan önce çocuklardan gelen genlere de zarar vereceğini düşünüyor. Huntington hastalığı veya körlüğe neden olan genleri ortadan kaldırmak için kullanılabileceğinden ve bu nedenle de diğer genlere zarar verilmesinden korkuyorlar. Diğer eleştirmenler ise ebeveynlerin saç rengini, boyunu ve zeka gibi özelliklerini bile seçmelerine izin vererek ‘tasarımcı bebekler’ yaratılmasından endişe ediyor. Bilim insanları, standart testlerin göz ardı edilemeyeceği yüzlerce potansiyel zararlı mutasyonu ortaya koyduğuna dikkat çekti. Ayrıca geçtiğimiz ay bu yöntemin kansere neden olabileceği de söylendi. Bilimsel araştırmalarda çoktan kullanılmış olan Crispr, belirli noktalarda DNA’yı keserek ve bu yerde değişiklik yaparak hücrelerdeki DNA bölümlerini değiştirebilir. Bilim insanları, Crispr / Cas9 teknolojisinin neden olduğu genetik zararın şimdiye kadar ciddiye alınmadığını söylüyor. Wellcome Sanger Enstitüsü bilim insanları, Crispr’in laboratuvarda hem fare hem de insan hücreleri üzerindeki etkilerini test etti. Gen düzenleme aracı üzerindeki bir dizi deneme, hedef bölgedeki DNA’da çok az öngörülen mutasyona rastlandığını gösterdi. Kaynak: http://www.dailymail.co.uk/health/article-5958681/Safety-fears-revolutionary-gene-editing-tool-Crispr-Cas9.html

Devamını Oku

Bilim

Efsanevi Bayeux Gobleninde Gizlenen Müstehcen Bir Sır Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bayeux goblenini bilmeyen yoktur. Kendi türünde en bilinen eser olan goblen 70 metre uzunlukta nakışla işlenmiş bir sanat eseri. Goblende Norman güçlerinin yaklaşık olarak bin yıl kadar önce İngiltere’yi nasıl işgal ettiğinin hikayesi anlatılıyor. Yapıldığı zamandan beri hayranlık uyandıran bu esere ilişkin birçok şey yazılıp çizildi. Aslında bu esere ilişkin yeni bir şey ortaya çıkabileceği mümkün görünmüyordu. Ama nasıl olduysa Oxford Üniversitesi’nde bir ortaçağ profesörü olan George Garnett, goblenle ilgili yeni bir şey keşfetti. Profesör Garnett’i BBC History Magazine verdiği demeçte, “Bildiğim kadarıyla, daha önce kimse goblene kaç penis işlendiğini saymadı. Bu tarihsel adaletsizliği düzeltme görevini üzerime aldım.
Yapmış olduğum hesaplamalarda, orijinal goblene 93 adet penis işlenmiş olduğunu keşfettim. Bunlardan 4 tanesi erkeklerde görünüyor. Beşincisi ise bir askerin cesedinde göze çarpıyor. Geri kalan 88 penis ise atlarda işlenmiş. Goblende insan cinsel organları kenarlara hapsedilmiş ve gizlenmeye çalışılmışken, atların cinsel organları ana gövdede ulu orta sergilenmektedir” dedi. Profesör Garnett, yaptığı çalışmanın eserinin ünlü nakışlarını nasıl anlayacağımıza dair önemli bir ışık tuttuğunu iddia ediyor. Profesör, Goblende işlenen penis figürlerinin aynı zamanda bir güç gösterisi olarak sunulduğuna dikkat çekiyor. Bu durumda goblenin dokumasının BishopOdo tarafından ortaya atılan, goblenin Fatih’in üvey kardeşi William tarafından yönetildiği teorisiyle bağ kuruyor. Gerçekte bu efsanevi eser sadece bir penis ölçüm yarışması olabilir.
Garnett’in teorisi, çeşitli karakterlerin gücü ve öneminin, atalarının erkekliği ve atların penis büyüklüğüyle goblene işlendiği yönünde. Bu fikir aslında tarihte başka eserlerde de kullanılmış. Tarihte özenle işlenmiş olan beş insan penisiyle ilgili bilim insanları ilk anda görüldüklerinden daha derin bir anlama sahip olduklarına inanıyor. Ancak burada ortaya çıkan soru ortaçağın fikirlere ve cinselliğe kapalı ortamında, kilise için tasarlanmış bir goblende böylesi figürler nasıl kullanılabildi. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam edecek.
Kaynak: http://www.iflscience.com/editors-blog/this-researcher-has-a-new-and-very-phallic-theory-about-the-legendary-bayeaux-tapestry/

Devamını Oku

Bilim

Altın Nanopartiküller Daha Verimli Su Üretilmesine Yardımcı Oluyor

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Yarı iletken ile kaplanmış yıldız şeklindeki altın nanopartiküller, diğer yöntemlere göre dört kat daha verimli su üretebilir. Aynı zamanda yapılan yeni bir çalışmada bu nanopartiküllerin güneş enerjisi depolamanın daha iyi bir yolunu sağlayabileceğini de ortaya koydu. Araştırmacılar yapılan keşfin yenilenebilir enerji kullanımını arttırarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğunu söylüyor. Rutgers Üniversitesi’nde malzeme bilimi ve mühendislik bölümünde doçent olan Laura Fabris, “Standart uygulama olan ultraviyole ışık kullanmak yerine, görünür ve kızılötesi ışığın enerjisini elektronları altın nanopartiküllerde uyarmak için kullandık.
Metaldeki uyarılmış elektronlar, reaksiyonu katalize eden yarı iletkene daha verimli bir şekilde aktarılabilir” dedi. Araştırmacılar, genellikle daha hızlı ya da daha ucuz reaksiyonlar ortaya çıkarmak için güneş ışığından yararlanma anlamına gelen fotokataliz üzerine odaklandılar. Ultraviyole ışıkla aydınlatılan titanyum dioksit, genellikle bir katalizör olarak kullanılır, ancak ultraviyole ışığı kullanmak verimsizdir. Araştırmacılar altın nanopartikülleri daha hızlı bir şekilde emen ve daha sonra titanyum dioksit gibi yakın malzemelerde ışık absorpsiyonunun bir sonucu olarak üretilen elektron bazı aktarmak için çalıştı ve kızılötesi ışık kullandı.
Mühendisler, altın nanopartikülleri titanyum dioksit ile kapladılar ve malzemeyi UV, görünür ve kızıl ötesi ışığa maruz bıraktılar ve elektronların altından malzemeye nasıl sıçradıklarını incelediler. Tepkileri tetikleyen elektronların, önceki çalışmalardan dört kat daha fazla sudan hidrojen ürettiğini keşfettiler. Hidrojen güneş enerjisini depolamak için kullanılabilir ve daha sonra güneş parlamadığında enerji için yakılır.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/amazing-gold-specks-can-generate-hydrogen-from-water-4-times-more-efficiently-than-current-methods

Devamını Oku

Öne Çıkanlar