fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Yeni Bir Araştırma TRAPPIST-1 Gezegenlerin Hayatı Destekleyen Atmosferlere Sahip Olduğunu Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

TRAPPIST 1 sistemi, suyun sıvı halde muhafaza edilebileceği yaşanabilir bölgede bulunan dış gezegenlerinden birisi. Bu sistem uzun vadeli bir atmosfere ve yaşam için uygun koşullara sahip.
TRAPPIST-1 yıldız sistemi yedi ılıman karasal gezegenden oluşuyor. Bunlardan beş tanesi (b, c, e, f ve g) Dünya’ya benzer boyutta ve iki tanesi (d ve h) Mars ile Dünya arasında boyutlara sahip. Mars ile Gezegenlerin üç tanesi (e, f ve g) yıldızın yaşanabilir bölgesindeki bir yörüngede dolaşıyor.

Belçika’nın Liège Üniversitesi’nde Astrofizik ve Jeofizik Enstitüsü’nden Michaël Gillon’ın liderliğinde gökbilimcilerden oluşan bir ekip araştırma için Atacama Çölü’nde (Şili) bulunan La Silla Gözlemevinde TRAPPIST teleskopu (Transit’teki Gezegenler ve Planetaryumlar için Küçük Teleskop) kullandı. Araştırmada TRAPPIST-1 ve potansiyel gezegenler hakkında bilgi toplandı.
Bilim insanlarının bugüne kadar keşfettikleri güneş sistemleri içerisinde en umut verici olanı bu sistemdir.
TRAPPIST-1 ile ilgili bilim insanlarının şu ana kadar öğrendiği bilgiler; sistemin Dünya’dan yaklaşık 40 ışıkyılı uzaklıkta olduğu ve güneşi etrafında dönen 7 gezegene sahip olduğu yönünde. Bu gezegenlerin 3 tanesinin yüzeyinde su olduğu düşünülüyor.

TRAPPIST-1 kırmızı bir cüce yıldız. Jüpiter büyüklüğünde olan bu yıldız güneşten daha serin, daha küçük ve çok daha aktif.
James Webb Uzay Teleskobu 2019’da faaliyete geçtiğinde sistemle ilgili daha ileri çalışmalar yapılacak. Gökbilimciler bu teleskobu kullanarak gezegenlerde atmosfer izlerini saptayabilecek ve daha doğru tespitler yapacaklar.
Kaynak: https://earth-chronicles.com/space/the-planets-in-the-trappist-1-system-can-have-an-atmosphere.html

Bilim

ilk yerli kanser ilacı üretildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Halihazırda var olan bir ilacı baz alarak ona benzeyen ilaçların yapılması, özellikle de ekonomik yönden önem teşkil ediyor. Bu sayede milyon dolarlık ilaçlara ödenen maliyet düşüyor. TÜBİTAK, baş ve boyun kanseri tedavisinde kullanılması için ilaç çalışmaları yürütmeye başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın yaptığı ziyarette, laboratuvar çalışmaları ilk kez görüntülendi. Laboratuvar, Gebze’eki TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde bulunuyor. Projenin adı: Kanser Tedavisine Yönelik Yerli Biyobenzer İlaç Geliştirilmesi ve Üretimi (BİOSİM). Bakan Varank, “Bu çok önemli bir teknoloji, bunun gibi başka 180 farklı biyobenzer olarak üretebileceğimiz ilacımız var.

İnşallah burada geliştirdiğimiz teknoloji ve altyapı ile bu ilaçları da Türkiye’de üretip, paranın ülkemizde kalmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu. Geliştirilen ilacın Mayıs 2019’da firmaya teslim edilmesi planlanıyor. Kamu-sanayi işbirliği ve Sağlık Bakanlığı’nın da desteğiyle üretilen ilacın eczanelerde yer alabilmesi için klinik ve klinik öncesi çalışmalarının tamamlanıp bazı süreçlerden geçmesi gerekiyor. TÜBİTAK Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şaban Tekin ise, “BİOSİM kapsamında geliştirdiğimiz ilaç, baş ve boyun kanseri tedavisinde kullanılıyor. Biz de genden itibaren hücreyi geliştiriyoruz. Antikor üreten hücreyi geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz hücre, proje yürütücüsü olan firmaya teslim edilecek. Onlar da preklinik ve klinik çalışmalardan sonra ilacın ruhsat başvurusu ve ticarileştirme işlemini gerçekleştirecekler.” diye durumu özetledi.

Çalışmada geliştirilen ilaç aslında başka bir ilaç referans alınarak geliştirildi. Şaban Tekin, Benzerinin yapıldığı referans ilacın 100 mg’lık formunun 500 tl olduğunu, kilogram değerinin ise 1 milyon dolar olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde ağırlıklı olarak kimyasal kemoterapi ilaçları kullanılıyor. Ancak son yıllarda bunların yerini biyoteknolojik ilaçlar almaya başladı. Bu ilaçlar, yüksek teknoloji gerektiren yöntemlerle canlı hücreler kullanılarak geliştirilebiliyor. Biyoteknolojik ilaçlar, Türkiye’deki ilaç piyasasının %20’sini oluşturuyor. Türkiye, bu ilaçların tamamını ithal ediyor. Dünya geneline baktığımızda ilaç pazarının 1.2 trilyon dolar civarında olduğunu görüyoruz. Bunun 260 milyar dolarlık kısmını biyoteknolojik ilaçlar oluşturuyor. Türkiye’de biyobenzeri üretilen referans kanser ilacı, 2018’in ilk yarısında, dünya genelinde 1.3 milyar dolarlık satış elde etti. Kaynak: (İHA)

Devamını Oku

Bilim

Küresel ısınma erkeklerde kısırlığa sebep olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Ne yazık ki küresel ısınma ve etkileri gün geçtikçe artıyor. Kırk yıl boyunca küresel ısınmayla ilgili yapılan gözlemler şüphelenilen bir gerçeği ortaya çıkardı. İnsan aktiviteleri, bitkilerin, hayvanların ve mevsimlerin davranışlarını bozuyor. Bilim insanları her sene yaşanan değişimin büyüyerek arttığını söylüyor. Önceleri değişim küçük dalgalar şeklinde gelirken, şimdi gittikçe büyüyen bir şekil aldı. Nature Communications adlı dergide yayımlanan makaleye göre; Bilim insanları, İklim değişikliği sebebiyle sperm oluşturabilmek için düşük ısıya ihtiyaç duyan erkeklerin üreme kapasitesini etkiliyor. Yeni bir araştırmaya göre erkeklerde üreme kapasitesi sıcaklık yükseldikçe azalıyor. Çalışmada, ısı dalgalarından kaynaklanan stresin “sperm sayısını ve yaşayabilirliğini” azalttığını gösteren bulgulara ulaşıldı. Deneylerde insanlar yerine, yaygın bir tür olan kırmızı un böcekleri kullanıldı. Böcekler kontrollü bir hava ortamında tutuldu ve ardından beş gün boyunca sıcak hava dalgasına maruz bırakıldılar.
DİŞİLER ISIDAN ETKİLENMEDİ
Nature Communications adlı dergide yayımlanan deneyde, tipik bir yüksek sıcaklığın 9 ila 13 derece üstünde ısı dalgası altında tutulan erkek böceklerin üreme kapasitesinin zarar gördüğü belirlendi. Dişilerde ise üremede herhangi bir değişim olmadığı gözlemlendi. Rochester Tıp Merkezi Üniversitesi’ne göre, erkeklerin yaşayabilir sperm oluşturması için testislerin dışındaki sıcaklığın iç ısıdan daha düşük olması gerekiyor. Deneyde erkek böcekler yüksek sıcaklıkta sperm üretebilseler de bu spermlerin ortalama hayatta kalma sürelerinin daha kısa oldu.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.nature.com/articles/s41467-018-07273-z

Devamını Oku

Bilim

Türk bilim insanları gıda morfinlerini parçalayan enzim üretti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dr. Öğretim Üyesi Özlem Aytekin’in önderliğindeki ekip tarafından yapılan çalışmayla, gıda kaynaklı morfin etkisi gösteren opioidleri parçalayabilen enzim üretildi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Özlem Aytekin’in önderliğindeki bilimsel ekip, gıda kaynaklı morfin etkisi gösteren opioidleri parçalayabilen enzim üretmeyi başardı. Çalışma, ani bebek ölümü sendromu, atopik egzama, kalp hastalıkları, otistik bireylerin göz kontağı kurmaktan kaçınması, dikkat eksiklikleri, hiperaktivite, dil problemleri gibi birçok sorunla ilişkilendirilen opioidlerin, gıda orijinli bir mikroorganizma tarafından üretilen enzimle parçalanmasını ortaya koyması bakımından bir ilki oluşturuyor. Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Dr. Öğretim Üyesi Aytekin, gıdaların işlenmesi, fermantasyonu, enzimatik hidrolizi ya da sindirimiyle yapılarındaki büyük protein moleküllerinin daha küçük protein moleküllerine parçalandığını ifade etti. Yeni oluşan proteinlerin bazılarının, yapılarındaki aminoasitlerin dizilimlerinden kaynaklanan gıda kaynaklı morfin etkisi gösteren maddelere dönüştüğünü aktaran Aytekin, bunlara opioid adı verildiğini söyledi.

“Çalışma ümit vadediyor”
Dr. Öğretim Üyesi Aytekin, bu maddelerin gastrointestinal fonksiyonların, sosyal davranışların düzenlenmesi, insülin ekspresyonu gibi pozitif etkilerinin yanı sıra ani bebek ölümü sendromu, açıkça yaşamı tehdit eden olaylar, atopik egzama ve kalp hastalıkları gibi birçok problemlerle de ilişkilendirildiğini aktardı. Çalışmada, mikroorganizmadan elde edilen bir enzimin, hazır gıda üretiminde kıvam, besin değerini artırmak, tadı iyileştirmek gibi gerekçelerle bolca kullanılan kazein, gluten ve soya proteinlerinden oluşan opioidlerle laboratuvar koşullarında sindirim süresi boyunca bekletildiğini dile getiren Aytekin, şu bilgileri verdi: “Elde ettiğimiz bu enzimin, bahsi geçen opioid yapılarını (kazomorfin, gluteomorfin, soymorfin) belli konsantrasyonlarda parçaladığı görülmüştür. Çalışmamız gıda morfinlerinin (ki soya morfini daha önce hiç çalışılmamıştı), gıda orijinli bir mikroorganizma tarafından üretilen bir enzimle parçalanmasını ortaya koyması bakımından bir ilktir. Ayrıca çalışma, özellikle enzim üretiminde dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik bir çalışma olması ve ümit vadetmesi açısından önem arz etmektedir”

“Hedefimiz kendi kaynaklarımızı kullanarak gıda takviyesi üretmek”
Dr. Öğretim Üyesi Özlem Aytekin, çalışmanın prestijli bir dergide de basıldığını dile getirerek, “Dünyadaki çalışmalar gıda morfinleri ve ürettiğimiz enzimin muhtemel reaksiyonları olabileceği hipotezi etrafında dönüyordu ama laboratuvar koşullarındaki denemeleri yapılmamıştı. Özellikle soya kaynaklı morfin ile ilgili aydınlatıcı bir çalışma bulunmuyordu. Çalışmalarımız bize gıda kaynaklı üç opioid yapısının da ürettiğimiz enzimle reaksiyona girebildiğini gösterdi.” diye konuştu. Aytekin, merkezi sinir sistemi hastalıklarının, hatta şizofreninin bile bu morfin yapılarıyla ilişkilendirildiğini gösteren çalışmalar olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu çalışma bize şu açıdan bir ümit vadetti, ilaç diyemem ama bu tarz bir gıda takviyesi üretebileceğimizi gördük. Bu enzimi kullanması gereken bireylerin bir kısmı, bu gıda takviyelerini yurt dışından getirip kullanıyor. Ancak bunlara ulaşım her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Biz daha ulaşılabilir bir ürün yapmak istiyoruz. Temel hedefimiz kendi kaynaklarımızı kullanarak ürettiğimiz bir gıda takviyesi yapabilmek. Ümidimiz var, bu işi yapabilecek yeteneğimiz, kapasitemiz, bilgi birikimimiz de var ama yeterli bütçemiz yok. Bu konuda bize destek olunursa yerli olarak üretimi sağlanan enzimi bu sorunu yaşayan hastalarımızın kolayca ulaşabilecekleri şekilde hizmete sunabiliriz.” Kaynak: AA

Devamını Oku

Öne Çıkanlar