fbpx
Bizi Takip Edin

Arkeoloji

Yeni Bir Teknoloji Sayesinde Guatemala Ormanlarının Altında Binlerce Maya Yapısı Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Antik kentler muazzam şekilde birbirine bağlı bir ağa sahip yapılardan oluşuyordu. Araştırmacılar bu merkezlerin milyonlarca insana ev sahipliği yaptığını düşünüyor. Bir grup araştırmacı tarafından antik Maya uygarlığına ait olan 60 binden fazla yapının varlığı tespit edildi. Yapılar arasında evler, saraylar yollar ve insanlara ait yerleşimlerin kalıntıları bulunuyor. Bu yapıların tamamı Guatemala’daki ormanların altına gizlenmiş durumda.

Elde edilen bu bulgu Maya uygarlığına ilişkin araştırmalarda büyük bir ilerleme sağladı. Bu keşifle birlikte arkeologlar Maya şehirlerinin havadan görüntüsünü dijital olarak bulguladı. LiDAR ismi verilen bu yeni sistemle bölgedeki ağaçlar ve toprak örtüsünün altı görüntülenebildi.
Ithaca College arkeologu ve arkeolojik araştırmalar için sayısal teknolojiyi kullanmada uzmanlaşmış olan Thomas Garrison, “LiDAR görüntüleri, bu bölgenin tümünde Maya’lara ait yerleşim yerleri olduğunu ortaya koyuyor” dedi. Araştırmacılar Guatemala’da Petén bölümündeki 2.000 km.’den fazla Maya Biyosfer Rezervini taradı. Böylece LiDAR sayesinde arkeolojik araştırmalarda şimdiye kadar toplanan en büyük veri elde edilmiş oldu.

Daha önce bilinmeyen yüzlerce yapıya ek olarak, LiDAR taraması tarafından sağlanan imgeler; kent merkezlerini, ocakları ve karmaşık sulama sistemlerini ve tarım teraslarını birbirine bağlayan süper otoyol ağlarını göstermektedir. İlk bakışta, gördüğünüz tek şey kalın orman ve bir höyük, ancak zenginleştirilmiş gerçeklik yazılımı ile birlikte LiDAR teknolojisi sayesinde, eski bir Maya piramidi de açığa çıkarılabildi.
İlginçtir ki Maya uygarlığında hiçbir zaman tekerlek kullanılmadı. Ancak elde edilen sonuçlar Mayaların antik Yunan uygarlığına kıyasla daha gelişmiş ve karmaşık bir medeniyet olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: https://ancient-code.com/new-technology-helps-find-thousands-of-mysterious-maya-structures-below-guatemalan-jungle/

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arkeoloji

Arkeologlar, Kom Ombo Tapınağı’nda Gömülü Bir Sfenks Ortaya Çıkardı

Yayınlandı

üzerinde

Mısır’daki Eski Eserler Bakanlığı yaptığı bir açıklamada arkeologların Aswan’da bulunan Kom Ombo Tapınağı’ndaki yeraltı suyu indirme projesi üzerinde çalışırken kumtaşından yapılmış bir sfenks ortaya çıkardı. Bu keşifle birlikte son birkaç ay içerisinde Mısır’da çalışan arkeologlar iki sfenks heykelini açığa çıkarmış oldu.

Birkaç hafta önceLuxor Tapınak Kompleksi yakınlarında çalışan inşaat işçileri gömülü bir sfenks heykelini ortaya çıkarmıştı. Mısır’daki en ünlü Sfenks şüphesiz Giza platosunda bulunan devasa heykel. Giza’nın Büyük Sfenks’isadece büyüklüğü ve kafa karıştırıcı tasarımıyla değil, aynı zamanda bu antik yapıyı çevreleyen sayısız gizem nedeniyle de harikulade kabul edilir. Üç piramit ile birlikte Giza platosunda bulunan Büyük Sfenks – yeni heykelin bulunduğu yerden yaklaşık 500 km – Mısır’ın en sembolik anıtlarından biridir.

Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri MostafaWaziri, parçanın muhtemelen Ptolema hanedanlığı döneminden kaldığını söyledi. Tapınağın güneydoğu tarafındaki Sfenks heykeli Kral Ptolemy’nin iki kumtaşı kabartmasının olduğu yerde bulundu. Ptolemy Hanedanlığı Mısır’a 275 yıl, 305 ila 30 M.Ö. arasında hükmetti ve onlar eski Mısır’ın son hanedanıydı. Kom Ombo tapınak kompleksi, Ptolemaik Hanedanlığı döneminde inşa edilmiştir.

Ptolemy V, 204’ten 181’e kadar Ptolemy hanedanlığının beşinci hükümdarıydı. Beş yaşında tahtı devraldı ve bir süre sonra krallık felç oldu. Ünlü Rosetta Stone onun saltanatı zamanında üretilmiştir. Aswan’daki Kom Ombo Tapınağı’ndaki heykel, hiyeroglif ve demotik yazıtlar taşıyor. Fustat’taki Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi’ne taşındı. Arkeologlar tarafından kökeni hakkında daha fazla bilgi edinilmesi için dikkatle incelenecek ve restore edilecek. Restorasyondan sonra, yeni bulunan Sfenks halka gösterilecek.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/archaeologists-discover-another-buried-sphinx-at-the-kom-ombo-temple-near-aswan/

Devamını Oku

Arkeoloji

Kanada’da Mumyalanmış Kurt Bulundu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Madenciler tarafından, Kanada’nın kuzey batısındaki Yukon eyaletinde 3 Haziran 2016’da Ren Geyiği yavrusu ve 13 Temmuz 2016’da kurt yavrusu bulunmuştu. Radyokarbon tarihleme yöntemi ile en az 50 bin yaşında olduğu hesaplanan hayvanların buz devri döneminde mamutlar ile beraber yaşamış olduğu düşünülüyor.

Dawson kentinde bulunan ve doğal yollarla mumyalanan hayvanlar, bilim insanları tarafından döneme ait sırların çözülmesinde önemli rol oynayacak. Mumyalanmış hayvanlar, Dawson kentinde eylül sonuna kadar ziyarete açıldı. Yavru kurtun kürkü dahil bütün vücudu, yavru ren geyiğinin ise sadece ön ayakları ve kafası günümüze kadar korunabilmiş.

Yukon hükümeti paleontoluğu Grant Zazula ”Dünya üzerinde buz devri dönemine ait mumyalanmış şekilde bulunan tek kurt bu. Paleontologlar, bu keşif yapıldıktan sonra çok heyecanlandı. Bu keşif sayesinde geçmişe dair birçok gizem çözülebilir.” dedi. Hayvanlar, Darwin’de sergilendikten sonra Whitehorse şehrindeki Yukon Beringia Interpretive Centre’da sergilenecek.
Kaynak: https://www.scientias.nl/50-000-jaar-oude-gemummificeerde-wolf-ontdekt-in-canada/
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Arkeoloji

Arkeologlar Dünyanın En Eski Bira Fabrikasını Bulduklarını İddia Ediyor

Yayınlandı

üzerinde

İsrail’de çalışan arkeologlar, 13.700 yıl öncesine kadar içki üreten dünyanın en eski bira fabrikası olduğunu düşündükleri bir bölgeyi ortaya çıkardı. Yeni buluntu, önceki bira yapımına ait kanıtların birkaç bin yıl öncesine dayanıyor. Bu, insanların düşündüğümüzden çok daha erken alkol aldıkları anlamına gelebilir. Araştırmacılar elde edilen kanıtların bazı tahılların yetiştirilmesi için daha erken dönemlerde çalışmalar yürütüldüğüne dair kanıt oluşturduğunu düşünüyor. Bu keşifle birlikte alkolün tarımsal ürünlerin fazlalığının kullanılması için zorunlu olarak değil, en azından bir dereceye kadar ritüel için ve manevi ihtiyaçlar sebebiyle kullanıldığı ortaya çıkmış oldu.

Muhtemelen bu biranın tadı günümüz birasından oldukça farklı. Arkeologlar 13 bin yıl önce üretilen biranın daha çok yulaf lapası ya da yulaf ezmesi tadında olduğunu düşünüyor. Alkol olarak da bugünün birasından muhtemelen daha zayıftı. Eski Haçlıların mezar yeri olarak kullandığı İsrail’in Hayfa kentinde bulunan mağaradan alınan kalıntıları inceleyen araştırmacılar, hem buğdayın hem de arpanın biraya dönüşmesiyle oluşan nişasta ve fitolit bitki parçacıklarının kanıtlarını buldular. Hipotezlerini test etmek için ekip, eski Natufian halkının bira demledikleri düşüncesini taklit etmek için bir dizi deney gerçekleştirdi. Buğdayı veya arpayı malt haline getirmek, maltı ezmek ve ısıtmak, ardından havadaki yabani maya ile mayalandırmak biçiminde bir dizi eylem yapıldı. Bu süreçte laboratuarda bulunan nişasta granülleri üzerinde yapılan çalışma, bulunan kalıntıların gerçekten bira sebebiyle oluştuğunu ortaya çıkardı.

Üretilen biranın cenaze törenlerinde sarhoş olma geleneği sebebiyle yapıldığı düşünülmektedir. Araştırma ekibi, bira üretiminin ritüellerin ve şölenin ayrılmaz bir parçası olduğunu, hiyerarşik toplumlarda sosyal bir düzenleyici mekanizma işlevi gördüğünü kaydediyor. Laboratuar testlerinin yanı sıra, araştırmacılar ayrıca tahıl tanelerinin toprağa kazınmış taş harçlar üzerinde dövülerek ezildiği ve buralarda bira demlendiği hipotezini destekleyen kanıtlar buldular.Kültür, kutlama ve alkolün ortak yanları arasındaki yakın bağlantı göz önüne alındığında, bunun gibi her keşif bize bira içenlerin yanı sıra biranın kendisi hakkında biraz daha fazla bilgi veriyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/archaeologists-discover-worlds-oldest-beer-brewery

Devamını Oku

Öne Çıkanlar