fbpx
Connect with us

Yaşam

Yeni Yapay Dişler Sizi Çürükten Tamamen Kurtaracak

Published

on

Hollanda Groningen Üniversitesi’ndeki bir grup mühendis tarafından antibakteriyel dişler üretildi. Dişin üzerinde bulunan bir madde dişin koruyucusu görevi görüp bakterilerin dişi yok etmesini engelliyor.  Bu sayede çürükler tarih olabilir.

Yapay dişlerin çalışma prensibi; kişinin ağzına göre diş oluşturulup, özel tuzlardan oluşturulan antibakteriyel madde üçboyutlu yazıcılar yardımıyla dişin şekline sokulup öylece bastırılıyor. Madde pozitif yüklü, bakterilerin zarları ise negatif yüklü olduğu için bakteriler dişe zarar veremiyor ve bundan sonra dişin üstünde sadece ölü bakteri kolonileri yaşıyor.

Maddenin işe yararlığını test etmek için, çürüğe sebep olan Streptococcus cinsi bakterinin mutantları üstünde deney yapıldı ve maddeyle temas edenlerin yüzde 99 unun öldüğü görüldü.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Aziz Sancar’ın ismi verilen bitki ilaç olma yolunda

Published

on

Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ismi verilen haval otunun, ilaç olabilmesi için yürütülen bilimsel çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, “Bu alanda araştırma yapan öğretim üyelerimizin çalışmaları neticelenmek üzere” dedi. Halk arasında yara tedavisinde kullanılan ve Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ismi verilen havalotunun, ilaç olabilmesi için yürütülen bilimsel çalışmalarda sona yaklaşıldı.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, yaptığı açıklamada, ilaç üretiminden tedaviye kadar artık modern tıpla birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının da yaygınlaşmaya başladığını söyledi.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp kapsamında çok sayıda araştırma yapıldığını anlatan Doğan, yurt içi ve dışında farklı bitkiler ile sülük gibi bazı hayvan türlerinin hastalıkların tedavisindeki etkisinin incelendiğini belirtti.

Doğan, üniversitelerindeki ‘Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi’nce yürütülen çalışmalar kapsamında, Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinde keşfedilen bitki türüne, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın isminin verildiğini hatırlattı.

Halk arasında ‘havalotu’ denilen, ‘bolanthus’ cinsine ait endemik bir tür olan bitkinin daha önce bilimsel tanımlamasının yapılmadığını ifade eden Doğan, “Bu bitki, Geleneksel Tamamlayıcı ve Entegratif Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Koç başkanlığındaki ekip tarafından ilk kez bilimsel olarak tanımlanmıştı. Türkiye’nin dünyada bilim adına gururu olan Sancar’dan izin alınarak, bitki türüne ‘Bolanthus Aziz-Sancarii’ ismi verilmişti” dedi.

YARA TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR

Prof. Dr. Doğan, bitkinin halk arasında daha çok yara tedavisinde kullanıldığını belirtti. Bitkinin, yara tedavisi başta olmak üzere farklı sağlık sorunlarına şifa olup olamayacağına ilişkin başlatılan araştırmanın tamamlanmak üzere olduğunu bildiren Doğan, şunları kaydetti:

“Bu alanda araştırma yapan öğretim üyelerimizin çalışmaları neticelenmek üzere. Bu bitkinin içindeki etken maddelerin ayrıştırılması ve bunların ilaç olarak kullanılmasına yönelik de üniversitemizle birlikte yürütülecek TÜBİTAK projemiz başlatılacak. En kısa zamanda resmi başvuru sunulacak.”

Araştırmanın başkanlığını yürüten Doç. Dr. Murat Koç da “Araştırılan bitkinin ilaç olma yolunda potansiyeli yüksek. Kesin sonuçları elde ettikten sonra net şeyler söyleyebiliriz” diye konuştu. Kaynak: (AA)

Continue Reading

Yaşam

Nehirler Hakkında muhtemelen Bilmediğiniz 20 Gerçek

Published

on

1. Nehirler gezegendeki en çok çeşitlilik gösteren ekosistemler arasında bulunuyor. Nehirler ve göller 600 kat daha az su içermesine rağmen denizlere oranla daha çok balık türüne ev sahipliği yapıyor.

2. Nehirler bizi besliyor. Tatlı su balıkçılığı günümüzde beslenmeleri ağırlıklı olarak balığa dayanan 550 milyon insanı doyuruyor.

3. Nehirler,  uygarlığımızın beşiğidir. En eski kültürler;  Fırat ve Dicle, Nil, İndus ve Sarı Nehir gibi nehirlerin kıyısında ortaya çıkmıştır.

4. Barajlar dünyanın büyük nehirlerinin üçte ikisini parçalamıştır.  Barajlar nehirlerden akan suyun altıda birini veya 7000 kilometre küpünü hapsediyor.

5. Gezegenimizi şekillendiren nehirler, gezegenin en güzel manzaralarını oluşturmuştur. Büyük Kanyon, Iguaçu ve Viktorya Şelaleleri’ni düşünün mesela!

6. Nehirler dünyadaki suyun sadece yüzde 0.003’ünü içerirler-her 33.000 su molekülünün birini-bununla birlikte dünya yaşamının önemli bir kısmını sürdürürler. Nehirler insanlar tarafından korunmayı hak ediyor!

7. 6853 km uzunluğuyla, Nil dünyanın en uzun nehridir. Kafkaslardaki Reprua Nehri ise sadece 27 metrelik uzunluğuyla dünyanın en kısa nehri olabilir.

8. Tahminen 10.000-20.000 arasında tatlı su türü ortadan kayboldu ya da risk altında. Dünyanın tatlı su balık türlerinin yüzde 37’ sinin-26 mersin balığı türünün 24’ ü de dahil olmak üzere- nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

9. Nehirler, besleyici alüvyonları taşkın ovalar ve deltalar üzerine bırakarak, Mekong Deltasından Kaliforniya’nın Central Valley’sine kadar en verimli tarım topraklarımızı meydana getirmiştir.

10. Nehirler denizlerdeki balık popülasyonunun hayatta kalmasını sağlar. Nehirlerin denize taşıdıkları besleyici maddeler nedeniyle, dünya üzerinde tutulan balıkların yüzde 80’i kıta sahanlığından gelmektedir.

11. Nehirler bizi birleştirir. Yaklaşık 276 nehir birden fazla ülkenin topraklarında akıyor ve bunların havzaları neredeyse dünyanın kara yüzeyinin yarısını kaplıyor.

12. En uzun 177 nehrimizin en fazla 64’ü özgürce akabiliyor, nehirlerin pek çoğu parçalanma tehdidi altındadır.

13. Nehirler insanlara su sağlamak ve geçtikleri yerlerdeki ekosistem üzerinde düzenleyici etkide bulunmak gibi önemli görevleri yerine getiriyor. Nehirlerin kara ve deniz temelli ekosistemlerden hektar başına 10-15 kat daha değerli olduğu tahmin ediliyor.

14. Nehirlerden üretilen hidroelektrik,  dünyada üretilen toplam elektriğin yüzde 16’sına denk geliyor-çoğu zaman bu üretim ekosistemlerin yok olması pahasına ve halklara rağmen gerçekleştirilmektedir.

15. ABD’deki kara taşımacılığının altıda biri nehirler ve kanallar aracılığıyla yapılmaktadır. Bu tür taşımacılık enerji verimliliği açısından en uygun yöntem olmakla birlikte sağlıklı nehirleri otobanlara dönüştürmektedir.

16. Her yıl, nehirler 200 milyon ton karbonu topraktan ve atmosferden alıp denizlere taşıyor. Aynı zamanda nehirler okyanusların atmosferden karbonu alma konusunda oynadığı rolü de güçlendiriyor.

17. Aşırı sömürü nedeniyle; Kolorado, İndus, Nil, Rio Grande ve Sarı Nehir gibi bir zamanların muazzam nehirleri denize ulaşmak için mücadele ediyor.

18. Nehirler bizim esin kaynağımızdır ve hayatlarımıza dini anlamlar yüklerler. Hindistan’da ve diğer ülkelerde, pek çok nehre insanlar Tanrı gözüyle bakıyorlar.

19. 220 metreyi aşan derinliğiyle, Kongo dünyanın en derin nehridir. Derinliğini anlayabilmek için, dört adet Niagara Şelalesi’nin birbirlerinin üzerine yığıldığını düşünün.

20. Nehirler kimi ülkelere isimlerini veriyor. Hindistan’dan Nijerya’ya en az 17 ülke nehirlerin isimleriyle anılıyor.

Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

Kaynak: https://www.huffingtonpost.com/peter-bosshard/30-things-you-didnt-know_b_7812408.html

Continue Reading

Yaşam

Kahve hakkında bilmediğiniz 12 gerçek

Published

on

Dünya hiç günümüzdeki kadar kahveye düşkün olmamıştı. Sabahları uyanmak için bir fincan, öğle yemeğinden sonra bir espresso, öğleden sonra molasında bir cappucino veya bir frappe. Hiç bu kadar çok kahve tüketmedik. Uluslararası Kahve Örgütü’ne göre (ICO) 1991’de küresel kahve tüketimi 90 milyon 60 kiloluk çuvaldı. Bu yıl ise 160 milyon çuvalı geçecek. Şimdi en sevdiğiniz kahve çeşidini yanınıza alın, bir mola verin ve kahve hakkında bilmiyor olabileceğiniz 12 farklı şeyi öğrenin.

1. Kahve aslında bir tür meyve

Kavrulan kahve çekirdekleri aslında küçük kirazlara benzeyen kırmızı bir meyvenin çekirdekleri. Bu meyveyi ısırırsanız, içinde iki çekirdeğin büyüdüğünü fark edersiniz. ABD Ulusal Kahve Derneği’ne göre dünya genelinde üretilen kahvenin sadece yüzde 5’inde bir tek oval bir çekirdek var ve bu tür çekirdekleri İngilizce “Peaberry” deniyor. İspanyolca da ise caracolillo (küçük salyangoz) adı veriliyor. Tek çekirdekler elle seçiliyor ve daha rafine ve sert aromalarıyla biliniyor.

2. Bazı insanlar kahveyi yiyor

İnsanlar yüzlerce yıldır kahve içiyor ama bazıları yemeyi tercih etiyor.

Bazı şirketler kahve meyvesi posasını una dönüştürüyor. Keklerde, ekmeklerde, çikolatada ve soslarda kullanılıyor.

Tadı kahveye benzemiyor, çeşidine göre daha çiçekli, narenciye ve kavrulmuş meyve tadı veriyor.

3. Dışkıdan çıkan kahve çok pahalıya satılıyor

Misk kedisi mi, fil mi? En pahalı kahveler bu hayvanların bağırsaklarından geçiyor.

Kopi luwak dünyanın en pahalı kahvelerinden biri. Ancak fillerin sindirdiği kahvenin rekabetiyle karşı karşıya.

Kopi luwak Endonezya’da yaşayan misk kedisi adlı bir türün dışkılarından elde ediliyor. Kahve ağacı meyvesi misk kedisinin bağırsaklarından geçerken fermente oluyor ve daha sonra bunlar toplanıp, satılıyor.

Kopi luwak kahvesinin bir 500 gramlık paketinin fiyatı lüks mağazalarda 700 doları bulabiliyor.

Ancak şimdi Siyah Fildişi Kahvesi adlı yeni bir çeşitle rekabet etmek zorunda. Bu kahve de Tayland’daki fillerin yiyip, dışkıladığı kahve ağacı meyvelerinden yapılıyor.

Siyah Fildişi, Kanadalı Blake Dilkin tarafından keşfedildi ve ABD’de de 35 gramlık küçük bir paketi 85 dolara satılıyor.

Toronto Life dergisine göre “neredeyse çaya benzeyen, acı olmayan ve kakao, hint hurması, tütün ve deri tadı alınan” bir içecek.

4. Kahve faydalıdır…

Kahve hücrelerimizin toksinler, kimyasallar ve enflamasyonla oksitlenmesini önleyen antioksidanlar açısından zengindir.

İç Hastalıkları Almanağı adlı bilimsel yayında yer alan bir araştırmaya göre, günde üç fincan kahve içmek aralarında kalp krizinin de bulunduğu birçok önemli nedenden ölüm riskini azaltıyor.

Çalışmada, 10 Avrupa ülkesindeki 500 bin kişi 16 yıl boyunca takip edildi.

Diğer araştırmalarda kahvenin Tip 2 şeker hastalığını önleme, ya da Alzheimer ve demans gibi nörolojik hastalıkları önleyip önlemediğine blakıldıa. Ancak bu alanlarda daha çok araştırma yapılması gerekiyor.

Kahvedeki kafein maddesi aynı zamanda insanların enerji seviyelerini ve sportif performanslarını artırmanın bir yöntemi.

5. …ama abartmayın

Kahve bir uyarıcı olduğu için aşırı tüketiminin potansiyel riskleri bulunuyor.

Hamileyseniz kahve tüketiminizi kısıtlamanız en iyi, çünkü kahvenin bebeklerin düşük kilolu doğmasına ve bazen düşüğe de yol açtığı biliniyor.

İngiliz tıp uzmanları, hamile kadınların günde 200 miligramdan fazla kafein almaması gerektiğini söylüyor. Bu da bir fincan filtre kahve ya da iki fincan hazır granül kahve içilmesi demek.

6. İki tür kahve çekirdeği var

Arabica Etiyopya’daki orijinal kahve ağaçlarından gelen bir tür. Robusto ise farklı kahve harmanlarında ve hazır granül kahvelerde bulunuyor.

Arabica Etiyopya’da keşfedilen orijinal kahve ağaçlarından günümüze kadar gelen tür. Bu bodur ağaçlar, rafine, yumuşak ve aromalı bir kahve üretiyor. Diğer türlerden daha pahalı ve dünya kahve üretiminin yüzde 70’ini oluşturuyor.

Robusta ise biraz daha acı ve iki kat daha fazla kafein var. Bu kahve çekirdekleri öncelikle çeşitli harmanlarda ve hazır granül kahvelerde kullanılıyor. Orta ve Batı Afrika ile Endonezya ve Vietnam’ın da aralarında bulunduğu Güneydoğu Asya ülkelerinde ve Brezilya’da üretiliyor.

7. Kahve Etiyopya’da keçiler tarafından keşfedildi (efsaneye göre …)

Kahvenin doğum yerinin Etiyopya olduğu düşünülüyor ve kahve içme ritüeli hala meşhur.

Bir efsaneye göre 9. yüzyılda Kaldi adlı bir keçi çobanı garip bir ağacın meyvelerini yiyen keçilerini gördü ve tüm gece nasıl uyanık kaldıklarını ve enerji dolu olduklarını gördü.

Çoban bir grup keşişe haber verdi ve keşişler bu meyveden, kendilerini ibadet sırasında uyanık tutacak sıcak bir içecek yapabileceklerini gördüler.

8. Kahvenin orijinal tanımı şarap anlamına geliyordu

15. yüzyıl itibariyle Yemen’de kahve yetiştiriliyordu. Orijinal adı “qahwah” Yemen’de şarapa verilen addı.

Bir yüzyıl sonra, İran, Mısır, Suriye ve Türkiye’de tanındı.

9. İlk kafeler Ortadoğu’daydı

Etiyopya’dan çıkan kahve birçok kültürün parçası oldu.

Kahve sadece evlerde değil, kamuya açık kafelerde veya kahvehanelerde içilmeye başlandı ve bunlar ilk olarak Ortadoğu’da görüldü.

Son dedikoduları öğrenmek, satranç oynamak ya da müzik dinlemek gibi sosyal aktivitelerin gözde merkezleri haline geldiler.

10. Dünyanın bütün kahvesi çekirdek kuşağında üretiliyor…

Kahve, oğlak ve yengeç dönenceleri arasındaki Çekirdek Kuşağı diye bilinen 50’den fazla ülkede üretiliyor. Bu kuşak, Meksika’dan Papua Yeni Gine’ye kadar uzanıyor.

Brezilya, Vietnam ve Kolombiya aynı zamanda dünyanın en büyük kahve ihracatçıları.

11. … ama kişi başına en çok kahve içenler İskandinav ülkeleri

Kişi başına kahve tüketiminde İskandinav ülkeleri öne çıkıyor.

ICO’ya göre kişi başına en çok kahveyi Finliler içiyor.

Finlandiya’da bir kişi yılda ortalama 12 kilo kahve tüketiyor. Finlandiya’yı kişi başına 9,9 kiloyla Norveç, 9 kiloyla İzlanda, 8,7 kiloyla Danimarka ve 8,2 kiloyla İsveç izliyor.

Kahveyi dolce vita’nın (tatlı hayat) ayrılmaz bir parçası haline getiren İtalyanlar ise yılda ortalama kişi başına 5,9 kilo kahve tüketiyor.

12. Çay-Kahve mücadelesinin galibi hangi içecek?

İngiltere Kahve Birliği’ne göre her gün iki milyar fincan tüketilen kahve, “dünyanın en popüler içeceği”. Ama hesap bu kadar basit değil.

Kahve üretimi ağırlık açısından çay üretiminden daha fazla, ama bir fincan içecek yapmak için daha çok kahve gerekiyor.

Dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkeleri Çin ve Hindistan’da gözde içecek çay. Kahve Amerika kıtası ve kıta Avrupası’nda yaygınken, Asya’nın ve eski Sovyetler Birliği’nin çoğunda çay tercih ediliyor.

İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nden coğrafyacı David Grigg bu tartışmaya 2006’da GeoJournal adlı yayında yer alan bir yazıyla son vermeyi amaçladı.

Griggs kıyasın litreyle yapılması gerektiğini söyledi. Çünkü her yıl ağırlık anlamında çaydan yüzde 80 daha çok kahve tüketiliyor olsa da, bir fincan hazırlamak için 10 gram kahve gerekirken, sadece iki gram çay gerekiyor.

Griggs bu hesaplamayla “İçilen her bir fincan kahve başına üç fincan çay içildiği” sonucuna vardı. Kaynak: (BBC)

Continue Reading

Öne Çıkanlar