fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Yeryüzünü Binlerce Yıl Boyunca Yanan Bir Ocağa Dönüştüren Eşiğe Korkutucu Şekilde Yakın Olabiliriz

Yayınlandı

üzerinde

Çevreciler, insan kaynaklı küresel ısınmanın yıkıcı sonuçlarına dair uzun zamandır uyarıyor. Önde gelen iklim bilimcilerin yayımladığı yeni bir makalede tehlikenin son derece gerçek olduğu ve şu anda bulunduğumuz noktaya çok yakın olduğu ifade edildi. Dünya’nın iklimi karmaşık bir sistemdir.
Bir faktör, fazladan ısı ekleyerek veya biraz uzaklaştırarak onu rahatsız ettiğinde çoklu geri bildirim döngülerini kapatır. Bunların bazıları, küresel sıcaklığın dengede tutulmasıyla yeni etkiye karşı çalışıyor. Diğerleri ilk değişikliği artırıyor – örneğin, buz örtüsündeki değişikliklerin, gezegenin yansıttığı veya emdiği sıcaklığı ne kadar etkilediğini sıklıkla duyduk. İklim bilimciler, bu geri bildirim mekanizmalarını anlamaya çalışırken hayatlarını harcıyorlar. Bilim insanları yeni elde ettikleri veriler ışığında beklenen sona çok da uzak olmadığımızı söylüyor. Dünya’da küresel ısınma bazlı yaşanan birçok sorun mevcut.
Yüksek enlemlerdeki tehditler arasında; okyanus tabanı hidratlarının çözülmesi, Arktik ve Antarktika’daki yaz deniz buzlarının kaybı, buz tabakalarının erimesi ve kış kar örtüsünün azalması yer alıyor. Başka yerlerde, Amazon’un veya boreal ormanların ölmesi, karada ve denizde karbon çökeltilerinin zayıflaması ve okyanus bakterileri tarafından artan solunum gibi durumlar olası tehditler arasında gösteriliyor.
Bilim insanları bazı eşikleri geçmenin aniden oluşacak olası sonuçlarına vurgu yapıyor. Bir eşiği geçmek doğrusal olmayan şekilde Amazon yağmur ormanlarının kuru bir ormana dönüşmesini sağlayabilir. Doğrusal olmayan tepkilerin tahmin edilmesi neredeyse imkansız. Yapılan çalışma yüzyıl boyunca meydana gelebilecek büyük tesirlerin hiçbirisini ön göremiyor. Bununla beraber deniz seviyesinde 15 metrelik yükselmenin yaşanacağı ve insanların yaşayacağı birçok alanın kuraklaşarak yaşanmaz hale geleceği bir sera dünyasına doğru hızla ilerliyoruz.
Bilim insanları bu kuvvetlerin çoğunun bir kez tetiklendiğinde durdurulmasının imkansız olduğunu vurguluyor. Küresel ısınmada geçilecek her eşik bir domino etkisi yaratabilir. Bir defa itildiği zaman Dünya bir felaketten diğerine doğru ilerler. Bilim insanları ortalama sıcaklıkların sanayileşme öncesi döneme göre 2 derece artması halinde Dünya’nın stabilize bir sıcaklıkta tutulup tutulamayacağından emin olmadıklarını ifade ediyor. Dehşet verici olan ise Dünya’nın zaten bu noktada olması. Kaynak: http://www.iflscience.com/environment/tipping-points-that-would-turn-the-earth-into-a-hothouse-for-thousands-of-years-could-be-frighteningly-close/all/

Yaşam

Dinlenme Sırasında Yakılan Kaloriler Günün Saatlerine Göre Değişiklik Gösteriyor

Yayınlandı

üzerinde

Vücudun dinlenme metabolizması, sirkadiyen ritimler tarafından yönetilmektedir. Günün hangi saatinde dinlenirseniz kalori yakacağınızı bilmek zayıflamanıza yardımcı olacak bir unsurdur. Bilim insanları bu alanda bir araştırma yürüttü. Günlük kalori yakma döngüsü, biyolojik bir saati takip eden birçok vücut işleminden biridir. Bu konuda zamanlama her şeydir. Bir insanın dinlenme sırasında yaktığı kalori miktarı bile saate bağlıdır. İnsanlar öğleden sonra ve akşam saatlerinde dinlenerek sabahın erken saatlerinden daha fazla kalori yakmaktadırlar. Ancak araştırmacılar, yağların akşamları yanma olasılığının daha yüksek olmasına karşın mevcut sistemde karbonhidratların daha iyi yakıldığını düşünüyor.

Bulgular, insanların ne zaman yedikleri ve uyuduklarının yanında, sağlıklarını korumak için yediklerinin de önemli olabileceğine dair kanıtlar ortaya koyuyor. Kaloriler, vücut ısısını korumaya yardımcı olurken solunum, dolaşım ve beyin aktivitesinde yanmaktadır. Araştırmacılar daha önce, istirahat zamanlarına göre vücudun kalorileri sabit bir hızda mı yoksa günlük veya sirkadiyen ritimde mi yükselip düştüğü konusunda çeşitli kanıtlara sahipti. Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi’nden nörobilimci JeanneDuffy tarafından yürütülen çalışmada vücudun dinlenme metabolizmasının sirkadiyen saatler tarafından yönetildiğini gösterdi.

Çalışmada 7 kişi üç hafta boyunca penceresiz bir odada tutuldu. Bu kişiler ne zaman gündüz ne zaman gece olduğunu algılayamadılar. Denekler her gece bir önceki geceden 4 saat sonra yatmaya gitti. Bu sistem dünyayı dolaşmanın ve bir hafta içerisinde tüm zaman dilimlerini geçmekle eş değerdedir. Program değişikliği, araştırmacıların her bireyin doğal beden ritimlerini dışarıdan etkilemeden incelemesine izin verdi. Çalışmaya katılanların hepsinde kalori yaktıklarında net ritimler görüldü. Ancak zirvelerin ve diplerin zamanlaması kişiden kişiye değişti. Örneğin, dinlenme sırasında kalori yakma saat 14:00 civarında zirveye çıktı.

Bazı deneklerde ise saat 14:00 civarında ve daha sonra saat 20.00’de zirveye çıktı. En düşük kalori yakma ise sabah saat 5 civarında görüldü. Ancak bu aralık deneklere göre 02.00 ile 08.00 arasındadeğişti. Duffy, bu değişkenliğin sirkadiyen ritimler için normal olduğunu söylüyor. Sonuçta, bazı insanlar sabah insanı, bazıları ise gece kuşudur. Günlük ritimlerinin zamanlaması bu farklılıkları yansıtmaktadır. Duffy, “Düzenlilik gerçekten çok önemli” diyor. Düzensiz programlar, sirkadiyen ritimleri kesintiye uğratır, bu da metabolizmayı bozabilir ve insanların daha az kalori yakmasına neden olabilir. Çalışmalar, vardiyalı çalışmanın ve kronik uyku kaybının kilo alımı ve sağlık sorunlarına yol açabileceğini göstermiştir.
Kaynak: https://www.sciencenews.org/article/number-calories-you-burn-while-resting-depends-time-day

Devamını Oku

Bilim

Hawking’in tezi 767 bin dolara alıcı buldu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünya’nın en büyük fizik profesörlerinden olan Stephen Hawking, hatırlanacağı üzere Mart ayında hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybeden İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in eşyaları müzayede yoluyla satışa sunuldu. Hawking’in tezinin de aralarında yer aldığı 22 parça, 1.8 milyon dolara satıldı. İngiliz fizikçi Stephen Hawking’e ait 20’den fazla eşyanın satışa çıktığı açık artırmada 1.8 milyon dolar gelir sağlandı.

Gelirinin bir kısmı Stephen Hawking Vakfı ve Motor Nöron Hastalığı Vakfı’na bağışlanan müzayedede en yüksek fiyattan alıcı bulan parça Hawking’in Genişleyen Evrenlerin Özellikleri adlı tezi oldu. Beş kopyası bulunan Hawking’in 117 sayfalık tezi, beklenenin dört katı bir fiyata ulaşarak 767 bin dolara satıldı. Hastalığı nedeniyle yürüyemeyen Hawking’in 1980’li ve 90’lı yıllarda kullandığı deri kaplama tekerlekli sandalyesi de 393 bin dolara alıcı buldu. Müzayedede satılan parçalar arasında Hawking’in çizgi dizi The Simpsons’larda yer aldığı bölümün senaryosu da vardı. Senaryo için yaklaşık 8 bin dolar ödendi.

Hayatını evrenin gizemini çözmeye adayan fizik profesörü Hawking, büyük patlama, kuantum fiziği, kara deliklerle ilgili çalışmaları ile biliniyordu. 76 yaşında hayatını kaybeden Hawking, ALS olarak bilinen Amyotrofik Lateral Skleroz adlı hastalık nedeniyle hareket kabiliyetini tamamen kaybetmişti. Özel bir yazılım sayesinde çevresi ile iletişime geçen Hawking, 1988’de yayınladığı Zamanın Kısa Tarihi adı kitapla geniş kitlelere ulaşmıştı.
Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ
Kaynak: https://www.nytimes.com/2018/11/08/science/stephen-hawking-wheelchair-auction-.html

Devamını Oku

Ekoloji

İklim değişikliğine karşı bireyler ne yapabilir?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Dünyamızda iklim değişikliği diye bir sorunun olduğunu biliyoruz. Peki buna karşı tek tek bireyler olarak neler yapabiliriz? Eylül 2018 raporunda dünya iklim uzmanları en ciddi uyarılarda bulundu. Sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlanması amacıyla alınan tedbirler yeterli değildi, daha fazlasını yapmak gerekiyordu. Artık iklim değişikliği diye bir olgunun varlığı veya buna insanın neden olup olmadığı değil, buna karşı ne yapmak gerektiği tartışılıyor.

Peki iklim değişikliği konusunda sorulması gereken en önemli sorular nelerdir?

  1. İnsanlığın yapması gereken en önemli değişiklik nedir, bu bizim için ne anlama gelir?
    Petrol, karbon, doğal gaz gibi fosil yakıtları sınırlamak, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına ağırlık vermek. Bunun yanı sıra enerjinin etkin kullanımını sağlamak, önümüzdeki on yılda karbondioksit (CO2) salınımını yüzde 45 oranında azaltmak gerekiyor.

    İklim değişikliğine karşı mücadelede en etkili bireysel eylemlerden bir otomobil kullanımına son vermektir.

    Bunun için birey olarak yapabileceklerimizi şöyle sıralayabiliriz: otomobile ve uçağa binme sayısını azaltmak, ‘yeşil’ enerji üreticilerine yönelmek, yediklerimize ve satın aldığımız şeylere dikkat etmek. İklim değişikliği sorunu, kendi başına önemli olsa ve başkalarını etkileme kapasitesine sahip olsa da elbette az sayıda kişinin yapacağı küçük değişikliklerle çözülmeyecektir. Daha büyük çaplı sistemsel değişikliklere de gidilmesi gerekir, özellikle petrol gibi fosil yakıtları yaygın kullanan enerji ve gıda sektöründe. Ayrıca tarım, ormanlık alanları koruma ve çöp ve atıkların idaresi konularında yeni teşviklere ağırlık verilmeli. Buzdolabı ve klima cihazlarında kullanılan HFC’ler atmosferi CO2’den çok daha fazla ısıttığı için bunların salınımını azaltacak tedbirlere de öncelik vermek gerekiyor. 170 ülke bu gazların 2019’da azaltılmasını hedefleyen bir anlaşmayı iki yıl önce imzaladı.

  2. Farklı sektörlerin ne şekilde işletildiği ve sübvanse edildiği bizim etkileyebileceğimiz şeyler mi?
    Bireyler hem yurttaş hem de tüketici olarak hükümetlerini ve şirketleri yapılması gereken değişiklikler konusunda adım atmaya zorlayabilir.
    Üniversiteler, inanç grupları ve farklı kampanyalar, fosil yakıtla ilgili yatırımlardan ve hisselerden veya yüksek salınıma neden olan sektörlere yatırım yapan bankalardan kaçınabilir.
  3. Bunlar dışında günlük yaşamda ne tür değişiklikler yapabiliriz?
    Bu bakımdan en etkili yöntem otomobil kullanımını sınırlamaktır. Otomobil kullanımı, yürümek, bisiklete veya toplu taşıma araçlarına binmekten çok daha fazla çevre kirliliğine neden olur. Sanayileşmiş ülkelerde kişi başına düşen CO2 salınımı yılda 9,2 ton civarında. Otomobil kullanımından vazgeçmek bunun dörtte bir oranında azalması anlamına geliyor. Elektrikli taşıt araçlarına geçmek bu bakımdan önemli bir adım olarak görülüyor.
  4. Yenilenebilir enerji çok pahalıya mal olmuyor mu?
    Rüzgar ve güneş enerjisinin maliyeti dünya çapında giderek azalıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın son raporuna göre, güneş, jeotermal, biyoenerji, hidroenerji ve rüzgar enerjisi 2020 itibariyle fosil yakıtlarla aynı maliyet seviyesine, hatta daha ucuza gelebilir. Konutlarda kullanılan enerji kaynağı olarak güneş enerjisinin maliyeti 2010’dan bu yana yüzde 73 azalmış ve Latin Amerika,Asya ve Afirka’da en ucuz elektrik enerjizi kaynağı haline gelmiştir. İngiltere’de ise rüzgar ve güneş enerjisinin 2025 itibariyle en ucuz elektrik enerjisi kaynağı olması bekleniyor.

    Dünyadaki sığır sürülerini bir ülke olarak düşünsek, sera gazı salınımı bakımından Çin ve ABD’nin ardından üçüncü sırada gelirdi.

  5. Beslenme tarzını değiştirmek nasıl etkili olabilir?
    Fosil yakıtların yanı sıra iklim değişikliğine en fazla etkide bulunan faktör gıda sanayi, özellikle et ve süt ürünleri. Dünyadaki sığır sürülerini bir ülke olarak düşünsek, sera gazı salınımı bakımından Çin ve ABD’nin ardından üçüncü sırada gelirdi. Et üretimi üç farklı biçimde küresel ısınmaya neden oluyor.
    – Sığırların yediği otları sindirme sürecinde çıkardığı metan gazı sera gazlarından biridir. – İnsanların beslenmesi için kullanılabilecek mısır, soya gibi ürünler sığırları beslemek için kullanılıyor. – Sığır beslemek fazla miktarda su tüketimi, sera gazı salan gübre kullanımı ve geniş arazilerin otlak olarak kullanılması anlamına gelir. Bu arazilerin bir kısmı ormanları yok ederek elde edilir.
    Bu konuda fark yaratmak için ille de vejetaryen veya vegan olmak gerekmez. Et tüketimini yarıya indirmek bile karbon ayak izinin yüzde 40 azaltılmasını sağlar. Bunun etkisini artırmak üzere işyerleri toptan et kullanımını sınırlayabilir.

    Normal bir transatlantik uçuş sırasında havaya 1,6 ton CO2 salınır.

  6. Uçağa binmek çevreye ne kadar zarar veriyor?
    Uçaklarda fosil yakıtı kullanılıyor ve buna başka bir alternatif enerji kaynağı henüz bulunamadı. Güneş enerjisi kullanımı ile ilgili deneyler yapılmış ve başarılı olmuşsa da bunun ticari yolcu uçaklarında kullanılması on yıllar alacak görünüyor. Normal bir transatlantik uçuş sırasında havaya 1,6 ton CO2 salınır. Bu Hindistan’da bir kişiye düşen yıllık miktara eşdeğer. Burada ayrıca bir eşitsizlik de söz konusu. Uçağa binenlerin sayısı toplam insan nüfusunun küçük bir bölümünü oluştursa da meydana gelen iklim değişikliğinin sonuçlarından herkes etkileniyor. Bazı bilim insanları bu konuda adım atmak için toplantı yerine uçakla gitmek yerine uzaktan bağlantılı telekonferans yöntemini kullanıyor. Ayrıca uçak yerine trene binmek, uzak ülkelere değil yakın yerlere tatile gitmek de uçuşları azaltıyor.

    Tekstil, küresel üretim kaynaklı CO2 salınımının yüzde 3’ünü oluşturuyor.

  7. Alışveriş tarzını değiştirmeli mi?
    Satın aldığımız her şeyde ya üretim yöntemi ya da ürünün taşınması vasıtasıyla oluşan bir karbon ayak izi vardır. Örneğin tekstil, küresel üretim kaynaklı CO2 salınımının yüzde 3’ünü oluşturuyor. Modadaki hızlı değişimin giysilerin kullanım ve dayanma süresini azaltması da bu oranın yüksekliğine katkıda bulunuyor. Ürünlerin uluslararası hava, deniz, kara ulaşımı ile uzak ülkelerden ithal edilmesi de karbon ayak izini artırır. Ayrıca bazı üreticilerin yoğun enerji kullanan seralarda mevsim dışı ürünler üretmesi de ekstra bir yük yaratır. Bu nedenle kendi bölgemizde yetişen ürünleri ve mevsim ürünlerini tüketmek gerekir.
  8. Çocuk sahibi olmanın iklim değişikliği üzerinde etkileri var mı?
    Bazı araştırmalar, çocuk sayısının az olmasının iklim değişikliğine yaptığımız katkıyı azaltmanın en iyi yolu olduğunu ortaya koysa da bu sonuç tartışmalı. Zira burada, çocukların karbon salınımından ebeveynlerin mi sorumlu olacağı, çocuk sahibi olmanın bir insan hakkı olduğu gibi felsefi sorular devreye girer. Ortalama bir insanın yıllık CO2 salınımı 5 ton civarındadır. 16,5 ve 11,5 ton ile ABD ve Güney Kore en yüksek ortalamaya sahiptir. Pakistan ve Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerde ise bu ortalama 1 tona kadar düşer. Aynı ülke içinde bile zenginlik durumuna göre CO2 salınımı farklılık gösterir, zenginleştikçe miktar artar.
  9. Benim tek başıma yapacaklarım toplamı ne kadar etkiler?
    Çevre konusunda bir kişide gelişen duyarlılık eğiliminin başkalarına da yansıdığını gösteriyor araştırmalar. Örneğin bir mahallede güneş enerjisi kullananlar varsa diğerlerinin de aynı şeyi yaptığı veya insanların artık daha az et yediğinin telkin edildiği bir kafede siparişlerde et oranının azaldığı görülüyor. Zira sosyal bilimcilere göre, çevremizdeki insanların ne yaptıklarını gözlüyor, inanç ve eylemlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Komşularımız enerji tasarrufu, çevre koruması, geri dönüşüm gibi konularda adım atmışsa bizim de atma olasılığımız yükselir.
  10. Peki ya uçağa binmek veya araba kullanmak zorundaysam..?
    Yapılması gereken değişikliklerin hepsini yapmanız mümkün değilse, karbon salınımınızı tazmin edecek güvenilir yeşil projelere katkıda bulunabilirsiniz. Bu projelerin listesini Birleşmiş Milletler İklim Konvansiyonu’ndan edinebilirsiniz. Ne kadar emisyon satın almanız gerektiğini karbon ayak izi ölçümüyle hesaplayabilirsiniz. İster Kolombiya’da kahve üreticisi, ister California’da ev sahibi olsun, iklim değişikliği herkesin hayatını etkileyecek. Ama tersi de doğru: bugün yaptıklarımız gezegenin geleceği üzerinde etkide bulunacak – iyi veya kötü yönde…
    Kaynak: http://www.bbc.com/future/story/20181102-what-can-i-do-about-climate-change

Devamını Oku

Öne Çıkanlar