3500 Yıl Önce Hititler Tarafından Yağmalanmış Antik Kent Bulundu!

Chicago Üniversitesi Doğu Enstitüsü’nden arkeologlar, 3500 yıl önce “Aslan Kral” olarak bilinen bir hükümdarın saltanatı sırasında, Hititler tarafından yağmalanmış yanmış antik kent kalıntılarını ortaya çıkardı.

Türkiye ’nin Toros Dağları’nda yer alan Sam’al antik kenti, Mezopotamya ve Akdeniz arasındaki bir ticaret yolu üzerine yerleşmiş bir krallıktı.

3500 Yıl Önce Hititler Tarafından Yağmalanmış Antik Kent Bulundu!
Türkiye’nin güneyindeki Zincirli’deki kazı alanı.

Ayrıca, uygarlığının büyümesi ve gelişmesi sırasında 30 yıl boyunca hüküm süren Hitit İmparatorluğu ’nun kurucusu I. Hattuşili için de önemli bir hedef olmuştur. I. Hattuşili kendisini aslanlarla da ilişkilendirdi ve akademisyenler tarafından “Aslan Kral” takma adı verildi.

3.500 yıldan daha uzun bir süre önce Hitit İmparatorluğu adı verilen yükselen bir krallık, gücünün sınırlarını test ederek genişliyordu. Sırada tarih sahnesinde Babil’i yok etmek vardı ama öncesinde Mezopotamya ile Akdeniz arasındaki ana ticaret yolu üzerinde bulunan günümüz Türkiye’si dağlarında yer alan Sam’al adlı bir şehri yağmaladı ve yaktı.

Hititlerin tarih sahnesine bıraktığı o izden sonra 100. yılını kutlayan Chicago Üniversitesi Doğu Enstitüsü tarafından yapılan bir kazı sırasında kömürleşmiş kalıntılar binlerce yıl sonra ilk kez ortaya çıkarıldı.

Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri profesörü ve eski Orta Doğu dünyasının önde gelen bilim adamlarından David Schloen: “İnanılmaz derecede şanslı bir keşif. Her arkeolog doğallığını yitirmemiş bir tabakaya ulaşmak ister. Böylece o dönemde bir günlük yaşantının anlık görüntüsüne erişmiş olursunuz.

Kazı sonucunda çanak-çömlekler hâlâ binaların içinde, MÖ 1650’de bırakıldığı yerde duruyor. Her şeyin sıradan bir günde olması gerektiği yerde olduğunu biliyorsunuz ki bu gerçekten değerli bir kültürel bilgi.”

3500 Yıl Önce Hititler Tarafından Yağmalanmış Antik Kent Bulundu!
Menekşe Türkkan (solda) ve Chicago-Tübingen keşif gezisi asistan direktörü ve Ol doktora sonrası araştırmacısı Kathryn Morgan (sağda), Sam’al adlı bir antik kentin kazısı üzerinde çalışıyorlar.

Türkiye’nin güneyinde Zincirli’de bulunan alan, 2006’dan beri OI tarafından kazılmaktadır (2014’ten beri Almanya’daki Tübingen Üniversitesi ile iş birliği içinde).

Bin yıl önce burası Sam’al şehriydi ve bu kazılar sonucunda Demir Çağı krallığı olarak bilinmektedir.

Bilim adamları, altında daha eski bir Tunç Çağı katmanı bulmanın sürpriz olduğunu söyledi. Ancak son yapılan kazı, çökmüş tuğlalar ve çatı molozları altında kapatılmış iki yanmış bina da dahil olmak üzere net bir yıkım tabakasını ortaya çıkardı. Bu tabakanın içerisinde 10 oda, küçük heykelcikler ve parçalanmış ama eksiksiz çanak çömlek takımları vardı.

Schloen: “Yanmanın yoğun olduğu söylenebilir. Örneğin birkaç saklama kabı, sanki yağ veya şarap gibi yanıcı maddeler içeriyormuş gibi etraflarında derin bir şekilde yanmış döküntülere sahipti. Başka bir odada, sahibinin bin yıl önce düşürdüğü bir hançer öylece duruyordu.”

3500 Yıl Önce Hititler Tarafından Yağmalanmış Antik Kent Bulundu!
Zincirli’de bulunanlar arasında kemik bir sandıkta saklanan bronz iğneler (sol üstte), bronz bir tanrıça heykelciği (solda) ve genellikle zar olarak kullanılan hayvan aşık kemikleri (altta) yer alıyor.

“Alışılagelmişin dışında olan bu keşfin olası suçlusu, kazı ekibine göre I. Hattuşili adlı tanınmış bir Hitit kralıdı.”

Hattuşili, başkenti Türkiye’de günümüz Ankara’sının yakınında bulunan Hitit İmparatorluğu’nun kurucu hükümdarıydı. Hitit İmparatorluğu, en geniş haliyle şu anda Türkiye ve kuzeybatı Suriye olarak bilinen bölgeye uzanmaktadır. M.Ö. 17. yüzyılın başlarında, Hititler bitmek bilmeyen genişleme hırslarını test ediyorlardı ve Sam’al onların etki alanındaydı.

Ekip, Hitit dilinin en kapsamlı sözlüğünü oluşturmak için uzun süredir devam eden bir proje ve özellikle OI tarafından bölgenin tarihini belgeleyen onlarca yıllık çalışma sayesinde I. Hattuşili konusunda karar kıldı. Schloen, Zincirli kazısının bu araştırmadan büyük ölçüde yararlandığını söyledi.

“Gerçekten değerli olan, tüm bunları açıklamak için kültürel bağlama sahip olmaktır. Bu entelektüel temel, bir alanı kazmamıza ve bu imparatorlukların bir şehrin sakinleri üzerindeki ekonomik ve kültürel etkilerinin ne olduğunu anlamaya çalışmak için yeterli anlatıya sahip olmamıza olanak tanıyor.”

“Örneğin, bulgular arasında çok sayıda kâse, içki kadehi, tencere ve saklama kavanozları yer alıyor. Böylece bulunan eşyalara bakılarak analiz etmek daha kolay gözüküyordu.

Schloen, şehrin düşüşü ne kadar şiddetli olursa olsun kazıda hiçbir insan kalıntısına rastlanmadığını söyledi. “Şehir halkı muhtemelen teslim oldu ve köle olarak satıldı. Çünkü insanlar canlı olarak çok daha değerliydi.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mikrop

Tüm Mikroplar Aniden Yok Olsaydı İnsanlığa Ne Olurdu?

jeoglifi nazca

Peru’da Yüzlerce Gizemli Nazca Çizgileri Keşfedildi!