Beyninizin İki Yarısı Sizin Hakkınızda Ne Söylüyor Ne Söylemiyor?

Sol veya sağ beyin baskınlığı efsanesi, kişilik tuhaflıklarımızı açıklamanın uygun bir yolu haline geldi, ancak bu sinirbilimciler olası yanlış anlaşılmaları önlemek için açıklama yapıyorlar.

Tablolardaki tercihinizden, bildirdiğiniz adları ve yüzleri hatırlama yeteneğinize kadar, beyninizin sağ yarısının mı yoksa sol yarısının mı baskın olduğunu gösteren kriterlere dayanarak size söylediğini iddia eden çevrimiçi yüzlerce kişilik testi var.

Sol beyinli insanlar; testler size,  mantıklı, dil ve matematikte üstün olduklarını, sağ beyinli insanların ise daha yaratıcı, duygusal olarak zeki ve uzamsal akıl yürütme konusunda yetenekli olduklarını söyleyecektir.

Sadece bir sorun var: beyin bu şekilde çalışmaz

“Popüler bilim meraklıları bir nevi bu fikri aldılar ve onunla birlikte ilerlediler. Şimdi bu fikir popüler kültürün ağına düştü ve artık yok olmuyor. Ama bu doğru değil.” diyor nöroradyolog Jeff Anderson(2013 yılında Utah Üniversitesi’nde yarım küreler arasında beyin aktivitesini analiz etmek için MRI kullanan bir araştırmanın kıdemli yazarıdır.)

Bu kalıcı inanca rağmen, “sağ beyinli” veya “sol beyinli” olmak diye bir şey yoktur. İster yaratıcılığa ister mantığa daha yatkın biri olun, beyninizin bir yarım küresinin diğerine baskın olmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Ancak beynimizin iki yarısının birlikte nasıl çalıştığına dair gerçek bilim bazen kurgudan daha gariptir.

Uzmanlaşmış Beyin Bölgeleri

İnsan beyni sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreye ayrılmıştır. Tüm omurgalı hayvanlarda, sağ yarım küre vücudun sol tarafını kontrol eder ve bunun tersi de geçerlidir. (Her ne kadar jüri bunun nedeni konusunda hala kararsız olsa da)Ve bilim insanları, beyin hasarı çeken hastaların davranışları sayesinde, beynin farklı bölgelerinin farklı şeyler yaptığını uzun zamandır biliyorlardı.

Örneğin, birkaç 19. yüzyıl nöroloğu, konuşma bozukluğu olan birkaç hastanın beyin sol ön loblarında lezyonların varlığını farketti. (Bahse konu bu bölge beynin dil merkezi olan Broca bölgesi, bu bağlantıyı belgeleyen en ünlü (ancak ilk değil) bilim insanının(Paul Broca) adını almıştır.)

Chicago Üniversitesi’nden sinirbilimci Peggy Mason “Ancak Paul Broca kendi bulgusuyla mücadele etti, çünkü beynin sol ve sağ yarısının farklı şekilde çalıştığı fikri, doğanın mükemmel simetriye yöneldiği fikrini bozdu” diyor ve ekliyor “Bugün konuşma bozukluğunun öncelikle sol yarımkürenin sorumluluğunda,(beynin sol yarısı tek başına çalışmaz) ama ondan önce sol yarım kürenin dilin öğrenilmesinden ve üretilmesi sorumluluğunda olduğu gerçeğini biliyoruz.

Sol elle kalem tuttuklarında hastalar ne olduğunu tanıyamadı

İki yarım küre, beynin ortasından geçen yoğun bir sinir yolu ile birleşir. Korpus kallozum (corpus callosum) denilen bu yol, beynin iki yarısının birbiriyle iletişim kurmasını sağlar.
20. yüzyılın başlarından ortalarına kadar, bazı doktorlar ağır epileptik hastalarında korpus kallozumu cerrahi olarak keserek ve böylece bir yarımküreden diğerine giden elektrik uyarılarını bozarak nöbetleri kontrol etmeye çalıştılar.Bugün hala bazen uygulanan bu işlem, nöbetleri azalttı. Ancak yan etkileri, beynin iki yarısının birlikte nasıl çalıştığına dair beklenmedik gerçekleri ortaya çıkardı.1960’larda, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü nöropsikoloğu Roger Sperry ve doktora öğrencisi Mike Gazzaniga, bu ameliyatı geçiren dört sözde “bölünmüş beyinli” hastayla çalıştı.Hastaların çevrelerindeki dünyayı işleme biçiminde ince ama şaşırtıcı farklılıklar buldular.

Bir deneyde, Sperry ve Gazzaniga hastalara sağ elleriyle tutmaları için bir kaşık verdi ve nesneyi bakmadan tanımlamalarını istedi. Sağ el, Broca’nın dil işleme alanını içeren beynin sol yarım küresi tarafından kontrol edildiğinden, hastalar ne tuttuklarını açıklamakta sorun yaşamadılar.Bununla birlikte, sol elleriyle (beynin Broca’sız sağ yarısı tarafından kontrol edilen) bir kalem tuttuklarında, hastalar artık onun ne olduğunu tanımlayamıyorlardı. Diğer yandan, hastalar sol elleriyle çizimler yapmada sağ ellerinden daha iyiydiler ki bu da sağ beynin uzamsal akıl yürütmede önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Bugün Santa Barbara Kaliforniya Üniversitesi’nde SAGE Center for the Study of Mind’ın direktörü olan Gazzaniga, “Sağ ya da sol kürede bir odak lezyonunuz varsa, bu alanlarda eksiklikler yaşarsınız” diyor ve ekliyor “Şok edici olan, bir eksiklik değil, sadece bir kopukluk görmekti – bir taraf diğerinin ne yaptığını bilmiyordu. Bu şaşırtıcı bir gelişmeydi.”

Gerçeğin Özü

Sperry ve Gazzaniga’nın çalışması, farklı aktiviteler için beynin farklı yarım kürelerinin önemini ve yarım küreler arasında bilgi paylaşımında korpus kallozumun rolünü ortaya çıkardı.  Bununla birlikte, araştırmaları kamuoyunda kısa sürede bazı yanlış yorumlar gördü: Bazıları yaratıcı insanların sağ beyinli olması ve mantıklı insanların sol beyinli olması gerektiğini öne sürdü. Gazzaniga’nın sözleriyle bu teori “tamamen yanlış”.

Anderson gibi araştırmacılar, kişiliğin sadece beynin farklı yarısıyla alakasız olduğunu değil, aynı zamanda insanların başlangıçta gerçekten sağ veya sol beyinli olmadıklarını da gösterdiler.

“Sol baskın insanlara ve sağ baskın insanlara sahip olduğumuz ve [bunun] kişilikle ilgili olduğu fikri kesinlikle yanlıştır. Bu, sinirbilim camiasında asla desteklenmedi. Sinirbilimciler buna inanmıyorlar ve asla inanmadılar.” diyor Anderson.

Bununla birlikte, şu anda Oregon’da bir nöroradyolog ve Utah Üniversitesi’nde doçent olan Anderson, “çoğu zaman, popüler kültürde doğru olmayabilecek bir şeye sahip olduğunuzda, bazen orada bir gerçeğin özü vardır ve olaylara daha titiz bir bakış açısıyla bakmaya değer” diyor.

Anderson ve meslektaşları 2013 yılında yaptıkları çalışmada 1000’den fazla beyin taramasının istatistiksel analizini yaptılar.”Her bireyde, sol yarımkürede ya da sağ yarımkürede daha güçlü bazı bağlantılar olacaktır. Ve bu, bağlantı bazında farklılık gösteriyordu. İnsanlar her ikisinin de kabaca eşit karışımlarına sahipti. Ortalamasını aldığınızda, tek bir kişinin sol yarıkürenin tamamında daha güçlü bağlantılara sahip olma eğiliminde olduğu söylenemez.”

Nihayetinde, “Öğrendiğimiz şey, sol yarım küre ile sağ yarım küre arasında gerçekten önemli farklılıklar olduğudur. Sadece kişilikle veya bilişsel stratejinin daha mantıklı mı yoksa özgür ruhlu mu yoksa yaratıcı mı olduğuyla hiçbir ilgileri yok.” diyor Anderson.

Solaklar ve sağlaklar arasındaki beyin taramalarında bazı farklılıklar var

Ayrıca, el kullanımının beynin bir yarısının diğerine baskın olmasıyla da bağlantılı olmadığını belirtmekte fayda var (yani, solaklar sağ beyinli değil). Benzer şekilde, sağlak veya solak olmakla ilgili hiçbir kişilik özelliği veya becerisi yoktur.Andrews Üniversitesi Sinir ve Davranış Bilimleri Enstitüsü’nde el kullanımının kökenlerini araştıran bir nörogenetikçi olan Silvia Paracchini, beyinlerinin nasıl çalıştığı konusunda solaklar ve sağlaklar arasında beyin taramalarında bazı farklılıklar olduğunu söylüyor. Örneğin, güçlü solak insanlar arasında, dil işleme için sağ beyinlerinin bölümlerini kullananların sayısı daha fazladır. Ancak bu farklılıklar oldukça azdır.

Araştırmacılar beynimizin yarım kürelerinin hayatımızı nasıl etkilediğinin sınırlarını gösterse de, Anderson bu tür fikirlerin çekiciliğini anlıyor.“İnsanlar kendilerine ve arkadaşlarımıza sonsuz bir hayranlık duyuyor ve dünya hakkında nasıl düşündüğümüzdeki bu ince farklılıklar insanlar için gerçekten önemli ve anlamlı. Bize kendimiz hakkında bir şeyler söyleyen bir liste veya çevrimiçi bir test bulduğunuzda, buna çekiliriz. Bu dayanılmazdır. Hala insanlar hakkında düşünmenin ve insanları ilginç veya faydalı olabilecek şekillerde sınıflandırmanın bir yolu. Sadece buna ihtiyatla yaklaşmalıyız.” diyor.

Çeviren: Alperen Canik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bildiğiniz Dünya haritası neden yanlış?

Evrenin Teleskopla Çekilen En Etkileyici Beş Resmi !