in ,

Bilim insanları radyasyona maruz kalmış farelerden uranyum ayıklayan bir kimyasal geliştirdi

Uranyum dünya elektriğinin kabaca yüzde 10’unun arkasındaki radyoaktif bir elementtir. Aynı zamanda vücudunuzun içinde uzun süre kalmasını istemediğiniz ağır bir metaldir. Uranyum’a maruz kaldıysanız bir kısmını dokularınızdan temizlemenin birçok yolu var.Ancak bu yöntemlerin çoğu pek işe yaramaz veya toksik içerir. Şu sıralar araştırmacılar, hayvansal doku içindeki uranyum atomlarını daha iyi kavrayabilecek moleküler bir “kıskaç” tasarladılar. Metalik bağ kurmuş bu molekülün Çin ‘deki Soochow Üniversitesi’nden kimyagerler tarafından geliştirilmiştir- uranyumatomlarına sıkı bir şekilde bağlandığı görüldü ve farelerle yapılan testlerde de umut vaat etti.

Fotoğraf Kredisi: WEBKINZLUVA1598/VICTOR TANGERMANN
uranyum Fotoğraf Kredisi: WEBKINZLUVA1598/VICTOR TANGERMANN

Birçoğumuz uranyum zehirlenmesine maruz kalmayız. Çünkü maddeyle çalışmadığınız ya da kirlenmiş bir hazneden içmediğiniz sürece, büyük miktarlarda karşılaşmanız pek mümkün değildir. Tanınmış 22 izotoptan, toksikolojik olarak sadece bir avuç kadarının kayda değer olduğu düşünülmektedir. Bunlardan sadece üçü -uranyum 234, 235 ve 238 -doğal olarak meydana gelir. Uranyum zehirlenmesine bağlı herhangi bir ölüm olmamıştır ki bu muhtemelen elementin birkaç gramını yutmayı gerektirir. Bir şekilde küçük bir doz alacak kadar şanssız olsanız bile, vücudunuz bunun üçte ikisini oldukça hızlı bir şekilde dışarı atardı.

Küçük Riskler

Riskler küçük olsa da sonuçları korkunç olabilir. Kalan materyaller teknik olarak böbrekler ve kemikler gibi alanlarda artan bir risk oluşturabilir. Uranyum madenlerinde ve fabrikalarında çalışan işçiler, solunum ve böbrek hastalığı riskleriyle karşı karşıyadır. Kirlenmiş yeraltı suyunun içilmesi de tüketicilerde böbrek hastalığı riskini ortaya çıkarır. 2009 yılında, yaygın olarak yer alan uranyum zehirlenmesi ile ilgili haberlerde, Hindistan’ın Pencap eyaletindeki çocuklardan alınan saç örneklerinde yüksek oranda uranyum elementinin bulunduğu rapor edilmiştir. Doğum kusurlarındaki ani artış, çocuklarda görülen kanser ve çeşitli anormallikler sağlık çalışanlarını şüphelendirmiştir.

Uranyumuncivarda kömür yakan elektrik santrallerindeki atıklardan veya daha doğal bir kaynaktan gelip gelmediği bilinmiyor. Ancak uranyum zehirlenmesini tedavi etmede etkili bir yolumuz olmadığı gerçeği, bu tür felaketler karşısında ciddi bir endişe olarak görülmelidir. Cıva veya kurşun gibi ağır metallerin çıkarılması için genellikle yapışkan moleküllerin pozitif yüklü metal atomlarını tutan ve böbreklerinizin atmasını kolaylaştırdığı kısımda şelasyon denilen bir tedavi şekli gerektirir. Uranyum gibi aktinitlerin uzaklaştırılması için denenmiş iki şelatlama (Şelat: Şelasyon iki veya çok dişli bir kimyasal ligandın iyonik bir substrata bağlanması veya komplekslenmesidir. ) maddesi hücrelerimizin yağlı zarlarına karışarak zayıf bir işlem yapan su seven bir bileşik olan diethylenetriaminepentaacetate (DTPA) ‘a dayanmaktadır

Fotoğraf : WEBKINZLUVA1598/VICTOR TANGERMANN
Fotoğraf : WEBKINZLUVA1598/VICTOR TANGERMANN

Bu yüzden teknik olarak uranyum için kullanılabilirken, ABD Gıda ve İlaç İdaresi ise bu şelat maddelerini etkili olarak görmüyor. En azından teoride uranyumu kontrol altına almak için iyi iş çıkaran başka adaylar var ancak böbreklerindeağır sonuçlara neden olma pahasına bu işi yapıyorlar. Son zamanlardatoksik haline dönüşmeden kalarak kendini gösteren hidroksipiridinon olarak bilinen molekül şelat ailesinin bir üyesidir.

Şelat olmaya aday tüm moleküller arasında, 5LIO-1-Cm-3,2-HOPO adıyla anılan molekül, çeşitli laboratuvar çalışmalarına dayanarak başıboş uranyumizotoplarına tutunma potansiyeliyle dikkat çekti. Ayrıca sıçan dokusu üzerinde değerlendirildiğinde diğer seçeneklerden daha az toksik olduğu kanıtlanmıştır; tam olarak bir altın yıldız derecesi değil ancak elimizdeki imkânlara göre su götürmez bir iyileşme olduğu açık.

Uranyum Zehirlenmesi

Fotoğraf : (kasezo/iStock)
Fotoğraf : (kasezo/iStock)

Uranyum dozlu farelerde test edilen şelatlama maddesi, böbreklerinde kalan uranyumun yaklaşık yüzde 80’ini ve doğrudan karınlarına bir enjeksiyon yapıldığında kemiklerinde bulunan uranyumun ise yaklaşık üçte birini çıkarmayı başardı. Perspektif olarak koymak gerekirse, DTPA’ya dayanan diğer seçenekler ancak böbreklerdeki uranyumun beşte birini ve kemiklerdekinin ise onda birini çıkarmayı zorlukla başardı.

Tüm uranyum sistemini potansiyel olarak toksik bir dozdan temizlemek için herhangi bir gümüş kurşun olmadığı açıktır. Ancak eğer klinik denemeler iyi giderse, uranyum zehirlenmesi riski altındaki talihsizler için bir fark yaratabilir. Pencap’ın kirlenmiş suları Hindistan’daki tek örnek değil, insanların tatlı içme suyu için kuyulara yöneldiği her yerde uranyum zehirlenmesi önemli bir sağlık krizine neden oluyor. Su kaynaklarını temizlemek bu problemleri önlemede bir yere kadar etkili olacaktır. Ancak uranyumu vücudumuzdan atmanın etkili bir yoluna sahip olmak bile en kötü senaryonun gerçekleşmesinde bir sapmaya sebep olmayacaktır.

Çeviri: Muhammed Ragıb ÇALIK

Kaynak: https://www.sciencealert.com/chinese-researchers-develop-a-chemical-that-pulls-uranium-from-mouse-bones-and-organs

Muhammed Ragıb ÇALIK

Yazar Muhammed Ragıb ÇALIK

1997 yılı Sakarya doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Şu anda stajyer avukatlık yapmaktayım. Arkeoloji ve uzay başta olmak üzere teknoloji, bilim, evrim konulu yazıları büyük bir heves ve ilgiyle takip ederim.

Makaleye Oy Ver!

33 points

3 Pings & Trackbacks

  1. Pingback:

  2. Pingback:

  3. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Büyüleyici Açıklamalarla 10 Yaygın Soru

Saklı Genler, İnsanların Neden “Şişman Primat” Olduğunu Açıklayabilir