Biyoteknolojinin Görünmeyen Yüzü!

Biyoteknoloji, özellikle günümüzde, gelişen teknoloji ile birlikte daha da gelişmekte olup, uygulama alanlarını da arttırmaktadır. Biyolojinin birçok farklı alanı ve teknolojinin bir araya gelmesiyle, DNA teknolojisi kullanılarak daha verimli, kullanıma uygun ürünler üretmek için, sorunlara çözümler bulmak için çok yönlü olarak gelişen bir alandır. Biyoteknolojinin alanlarını temsilen farklı renkler kullanırlar. Örneğin; sağlık alanında kullanılan bir biyoteknoloji çalışmasından bahsediyorsak, bu çalışmayı ‘kırmızı’ biyoteknoloji alanına alabiliriz. Ya da endüstriyel bir çalışmaysa, bu çalışmayı ‘beyaz’ biyoteknoloji alanında düşünürüz. Birçok farklı rengin temsil ettiği, farklı çalışma alanları ve uygulamalar bulunmaktadır.

Bu alanlardan bir tanesi ise ‘karanlık’ biyoteknolojidir.

Bu siyah renk, bize; biyolojik terörü ya da biyolojik silahları anlatır. Bu alanda çalışan insanlar, mikroorganizmaları ve toksinleri kullanarak, çoklu ölümleri ya da hastalıkları amaç edinirler. Bu yüzden, biyoteknolojinin bu yüzüne, biyoteknolojinin kötü ve ölümcül yüzü diyebiliriz. Bunlarla ilgili birçok çalışma yapılmıştır ve örnekler vardır. Ancak; insanlar, geçmişte bu gibi konuların gizli kalmasının daha uygun olacağını belirtmişlerdir.

Günümüzde de, tam anlamıyla açık olarak yapılmasa da, bazı şeyler gizli uygulanmaya devam etse de, insanlar bu gibi konulara daha hassas yaklaşıp, bu karanlık çalışmaları gün yüzüne çıkaracak çalışmalar yapıp, bunları test etmeye çalışıyorlar. Bunun sonucunda da; bize, araştırıp okuyabileceğimiz daha çok bilgi sağlanmış oluyor.

Karanlık biyoteknoloji uygulamalarına bir örnek olarak, Anthrax hastalığını (Şarbon hastalığı) örnek verebiliriz. Bu hastalık; bulaşıcı bir bakteriyel hastalıktır ve bütün memeli hayvanlarda rastlanabilmektedir. Bu hastalığa sebep olan bakterinin bilimsel adı, “Bacillus anthracis” tir. Başka hayvanlardan, insanlara da bulaşıp, insanları da enfekte edebilmektedir. Bu hastalık, özellikle 2001 yılında çokça karşımıza çıkmıştır.

Anthrax hastalığı bir biyolojik silah olarak kullanıldığı ve birçok insanı etkilediği için, bilim insanları durumla ilgili, insanları bilgilendirmiş ve uyarmıştır. Bakteri sporları, bazı bakterilerin sitoplazmasında, özel koşullara bağlı olarak oluşan, bakterilerin çeşitli kimyasal ve fiziksel çevre etkilerine karşı dayanıklı olmasını sağlayan yapılardır. Anthrax sporları da; doğada çokça vardır, laboratuvarlarda üretilebilir.

Hücre içine girmeden yıllarca uykuda kalıp çevrede çok uzun zaman bulunur.

Ve kontrol etmesi zor hale gelir. Bütün bu sebeplerden dolayı, biyolojik silah olarak kullanılmaya uygun görülmüştür. Kullanılmasının başka bir sebebi ise; gizlice yayılabilir olmasıdır. Anthrax sporları çok küçük, kokusuz ve tatsız oldukları için, göremez ve algılayamayız. Böylece, her şeyin içinde bulunup hızlıca yayılabilirler.

Çok az miktarda spor, çok sayıda insanın enfekte olması için yeterlidir. İnsanlar, Anthrax’ı su ve hava yoluyla ya da yiyeceklerin içine koyarak, kolay bir şekilde yayabilirler. Bu şekilde; bakteri, giydiğimiz ya da yediğimiz her şeyde bulunup bizi hasta edebilir, hatta öldürebilir. Amerika tarihinde, Anthrax bombası da kullanılmış ve bu bomba ile çok sayıda Anthrax sporu yayılmış ve insanları hasta etmişti.

Bu Anthrax bombasının çok yıkıcı etkileri olmuştur. Biyoteknoloji ile, Bacillus anthracis, laboratuvar ortamında üretilip çoğaltılır. Ve kolay bir şekilde pandemilere sebebiyet verir. Enfeksiyon, bakteriyi solumamızla başlar ve bu bakteriler akciğerlerimize yol alır. Hücrelerimizin içerisine makrofaj süreci ile alınırlar. Hücre zarlarının üzerindeki Anthrax reseptörlerinde protein kompleksleri oluşturur ve bu proteinlerin hücre içine girip sinyal molekülleri yardımıyla fosforilasyonu engellemesine yol açarlar.

Anthrax hastalığının semptomları, enfeksiyon tiplerine göre değişkenlik gösterir.

Bazı enfeksiyon tipleri, antibiyotiklerle tedavi edilebilirken, bazıları ise edilemezler. Eğer bu hastalık tedavi edilemezse; bütün vücuda yayılır, çeşitli rahatsızlıklar oluşturur, hatta öldürebilir. Cilt semptomları; yaralar ve kaşınmalar ile kendini gösterir. Solunum semptomları; ateş, öksürük, aşırı yorgunluk ile kendini gösterir.

Tedavisi için, birçok antibiyotik ve antitoksin kullanırlar. Aynı zamanda, kırmızı biyoteknoloji, yani sağlık alanındaki biyoteknoloji çalışmaları da kullanılarak, bilim insanları, aşı üretim sürecini başlatmışlardır. Anthrax hastalığı için bulunan aşının ismi “BioThrax” tır. Buradan da anlaşılabildiği gibi, biyoteknolojinin geniş çaplı uygulama alanları vardır ve kötü-iyi olarak da ayrılırlar. Hastalık yaymak için de, o hastalığı tedavi etmek için de kullanılan bir alandır. Bu yüzden; iyi ya da kötü her duruma hazırlıklı olmalı ve iyi yöndeki uygulamaları geliştirmeye devam etmeliyiz.