Büyük Kentlerde Bitki ve Hayvanların Evrimi

Bitki ve Hayvanların Evrimi

Büyük Kentlerde Bitki ve Hayvanların Evrimi

Büyük Kentlerde Bitki ve Hayvanların Evrimi: Belli bir yerde uzun süre yaşamak, davranışlarımızı değiştirir. Örneğin suyun kısıtlı olduğu bir alanda yaşıyorsak daha az su kullanmayı tercih ederiz. Zamanla vücut daha az terleyerek bu duruma adapte olabilir.
Dünya üzerindeki en inanılmaz adapte olma özelliğine sahip insan için durum böyle, peki ya modern hayatın içine karışmış vahşi yaşam için de aynı şey söylenebilir mi? Kentlerimizle dünyanın her tarafına yayılmaya devam ediyoruz, bu canlıların habitatlarını da istila ettiğimiz anlamına geliyor.

Büyük Kentlerde Bitki ve Hayvanların Evrimi

Durum böyle olunca, hayvanlar, istemeden dahil olmuş bulundukları modern yeni düzende nesillerini korumak için adaptasyonlar geliştiriyor. Evrimsel biyolog Menno Schilthuizen, kentte bizimle birlikte hayat mücadelesi veren canlıların fark etmediğimiz davranışsal ve biyolojik adaptasyonlarını araştırdı.
Schilthuizen, “Darwin Comes to Town” isimli kitabında modern şehirlerin kentsel canlılar üzerinde, sadece hayvanlarda değil, bitkilerde de, büyük bir etkisi olduğunu saptadı. Ona göre kentsel çevreler evrimin dinamosu.
Schilthuizen’in evrim ve adaptasyon hakkındaki görüşü diğer bilim insanlarınkinden farklı, ancak topladığı veriler görüşlerini destekler nitelikte.

Londra Yeraltı Sinekleri

Londra sinekleri, dünyanın her yerinde insan yapımı yeraltı mekanlarında, kiler, bodrum katlarında yaşayan sinek türlerine verilen isim. Yakın zamanda evrimleşmiş olan bu türün atası culex pipiens. Londra sineğinin aksine culex pipiens, yer üstünde yaşıyordu ve kuşlardan besleniyordu. Yeni bir tür olan Londra sineği, bilimsel adıyla culex pipiens molestus, insan kanıyla besleniyor ve yeraltında yaşıyor.

Fransa’nın Montpellier kentindeki Hawk’s-Beard Bitkisi

Araştırmacı Pierre-Olivier Cheptou, kent sokaklarındaki ağaçların etrafında büyüyen Hawk’s Beard bitkilerinin tohumlarını inceledi.
Bu bitkilerin biri büyük biri küçük olmak üzere iki tohumu var. Küçük olanı, rüzgarda süzülebilmek için bir paraşüte sahip. Ancak şehirdeki türlerde küçük tohumların ortadan kaybolduğunu görüyoruz. Bunun nedeni, paraşütleriyle havada süzülen bu tohumların yolculuklarının asfaltta son bulmasıdır, asfaltta çimlenme şansları yoktur. Bu yüzden bitkinin genleri, ağır tohumlara yatırım yapar, bu tohumlar ana bitkinin yanına yere düşecektir. Böylece şehirde bir avantaj elde ederler.
Hawk’s Beard’ın bunu başarması sadece 10 ile 20 yıl arası bir zamanda oldu. Aslında Schilthuizen, Darwin’in evrimin milyonlarca yılda gerçekleşen oldukça yavaş bir süreç olduğu yönündeki ifadesini yeniden sorgulamıştı.

Hollywood’daki Doru Vaşakları

Kentsel ekolojide insanlar hayvanlara otobanlar, yollar gibi birçok engel inşa eder. Los Angeles’ın kuzeyinde doru vaşak popülasyonu iki büyük otobanla tarafından bölündü, bu iki otoban, yaşadıkları bölgede kesişiyor.
Bu da Londra yeraltı sinekleriyle olan duruma benziyor, ayrılan iki popülasyon, farklı bölgede olduklarından farklı evrimleşiyor. Buna bir örnek olarak, otoyolun bir tarafındaki vaşak popülasyonunun uyuz salgınına dirençli hale gelmek için evrimleşmesi, örnek olarak verilebilir. Bu evrimleşmenin gerçekleşmesinin nedeni, yüksek ölüm oranı nedeniyle doğal seçilimin güçlü bir tavır almasıdır.

Karatavuklar

Yukarıdaki örneklerde, yeni bir türün oluşumuna rastlamıyoruz, bir türün kendi içerisindeki evriminden bahsediyoruz. Ancak karatavukları için durum farklı, onlar yeni bir türe evriliyor gibi görünüyor. Schiltuizen kitabında buna özellikle değindi.
Karatavuklar iki yüz yıl önce İtalya ve Almanyada kolonileşmeye başladı. Kentsel dönüşümün hızlanmasıyla Asya ve Avrupa’ya yayıldılar. Bu olmadan önce karatavuklar utangaç orman kuşlarıydı.
Darwin’in Galapagos Adalarındaki ispinozları gibi, karatavuklar yeni bir ekolojik nişe uyum sağladı. Şehir karatavuklarının gagaları daha küçük, iki yüzyıl öncekilerden farklı olarak artık göç etmiyorlar. Yılın erken dönemlerinde üremeye başlıyorlar ve farklı perdeden şarkı söylüyorlar.

Peki Ya Biz İnsanlar?

“Kendimiz yaratmış olsak da, ekstrem bir çevre de yaşıyoruz.” Diyor Schhiltuizen. “Atalarımız, şu an yaşadığımız hayattan çok farklı yaşadı. Örneğin, Eski kentlerin mezarlıklarındaki insan iskeletlerinin genleri üzerinde yapıılan çalışma gösterdi ki, şehirde salgın hastalıklar daha kolay yayıldığından, şehirdeki insanların bağışıklık sistemi, köyde yaşayanlarınkinden daha güçlü.
Hayvan ve bitkilerin kentlerdeki ölüm oranı bizimkinden daha yüksek. Adapte olmakta biz daha başarılıyız. Ancak bu başarı evrimsel sürecin yavaşladığına da işaret ediyor.”
Schiltuizen’in verdiği röportajda gelecek hakkında iyimser misiniz sorusuna şu yanıtı verdi:
“Kısa vadede iyimserim. Ancak bu büyük popülasyonu sürdürebileceğinden emin değilim. Bunu tam olarak bilemeyiz tabi, çünkü önümüzde paleontolojik kanıtlar yok. Ancak bir türün diğer türlere göre baskın olduğu benzer ekolojilere bakarsak, bu sürecin çok sürmediğini görürüz.”

Bir çalışma, Neandertaller ve modern insanların parietal lobları karşılaştırdı!

Yeni Yapay Zeka Sistemi Beyin Sinyallerini %97 Doğrulukla Metne Çeviriyor