Çocukluktaki Travmaların Biyolojik Yaşlanmanın Belirtilerini Hızlandırdığı Ortaya Çıktı

Erken ergenlik, hızlı hücresel yaşlanmalar ya da yapısal beyin değişikliklerinin tümü özellikle şiddetli çocukluk travmalarıyla bağlantılı olsa da kronik yoksulluk ya da ihmal ile ilişkilendirilemez.

Çocukluktaki Travmaların Biyolojik Yaşlanmanın Belirtilerini Hızlandırdığı Ortaya Çıktı

Alanında başarılı üç psikolog tarafından hazırlanmış meta-analiz bulgularına göre çocukluk döneminde yaşanan şiddet ya da travmatik deneyimler yaşlanmanın biyolojik belirtilerini hızlandırıyor. Erken ergenlik, hızlı hücresel yaşlanmalar ya da yapısal beyin değişikliklerinin tümü özellikle şiddetli çocukluk travmalarıyla bağlantılı olsa da kronik yoksulluk ya da ihmal ile bağlantılı değil.

On yıllar boyunca araştırmacılar çocuklukta yaşanılan problemlerin bireyin fiziksel ve bilişsel gelişimine etkilerini incelediler. Sonuçlar, kişinin çocuklukta yaşadıklarının yaşamının ileriki zamanlarında zihinsel sağlığını büyük ölçüde etkilediğini ortaya koysa da, bireyin çocukluğundaki olumsuz deneyimlerden kaynaklanan olası psikolojik etkilere işaret eden sayısı artan araştırmalar da tartışma konusu olmuştur.

2009 yılında yapılmış çarpıcı bir araştırmada çocukluk travmalarının, bireyin DNA’sını özel epigenetik belirteçlerle noktalama yoluyla kişinin genetik aktivitesini değiştirebileceği keşfedildi. Yapılan önceki araştırmalar epigenetik belirteçlerin beynin stres tepkilerini ve bazı durumlarda yetişkinlik döneminde ihtihar riskini nasıl arttığını ele aldılar.

İlginizi çekebilir: Çocukluk Döneminde Yaşanan Şiddetli Depresyon Beyni Küçültüyor

Araştırma, 80’den fazla detaylı araştırmayı kapsıyor

2018’de, çocuk istismarının yetişkin kurbanlarındaki farklı epigenetik belirteçlerinin bu moleküler yaraların muhtemelen sadece travmanın objektif biyobelirteçleri olmadıklarını ele alan ayrıntılı bir çalışmada, bu genetik belirteçlerin sonraki nesillere aktarılıp aktarılamayacağına dair sorular ortaya atıldı. Araştırma, 80’den fazla detaylı araştırmayı kapsayan bugüne kadarki kanıtların en büyük meta-analizlerinden birini sunuyor. Çalışmada hücresel yaşlanma, yapısal beyin gelişimi ve ergenliğin başlangıcı gibi üç biyolojik yaşlanma belirteci araştırıldı.

Harvard Üniversitesinden baş yazar KatieMcLaughlin, “Öğrenmeye çabaladığımız nokta çocukluk yıllarındaki olumsuz deneyimlerin tümünün yaşlanma sürecini gerçekte yaşlanma sürecine aynı şekilde etki edip etmediğini bulmaktı. Ve en ilgi çekici sonuçlardan biriyse cevabın oldukça net bir ‘hayır’ oluşuydu.” sözleriyle açıklamada bulundu.

Çocukluktaki olumsuz deneyimler, şiddet ve taciz içerikli olanlar ile ihmal, yoksunluk ve fakirlikle bağlantılı olanlarla olmak üzere iki gruba ayrıldı. İncelenen üç biyolojik belirteç arasında hızlanmış ya da anormal yaşlanma belirtilerine yalnızca taciz veya şiddet içeren deneyimlerde rastlandı. Araştırma ayrıca travma ve şiddet gibi konulardan muzdarip olan deneklerin ventromedial prefrontal kortekslerinde hızlanmış incelme olduğunu da keşfetti. (Ventromedial prefrontal korteks :beynin bu bölgesi sosyal ve duygusal bilgi işleme bölgesi olarak bilinir

McLaughlin, “Eğer sürekli tehdit içeren bir ortamda büyüdüyseniz beynin sosyal ve duygusal işleme bölgesindeki iletişim ağı tehditle alakalı bilgiyi işlemede daha verimli olur. Bu da beyin ağlarının ihtiyaç duymadığı bağlantılardan kurtulduğu sinaptik budamanın gerçekleşmesini hızlandırır. Ayrıca bu sayede beyin ağları tehlikeli çevrelerde yetişen çocuklar için daha hızlı bir şekilde işlevsel olurlar.” şeklinde açıklamada bulundu.

Biyolojik yaşlanmanın hızlanmaları Neye Sebep Olur

Çocukluktaki Travmaların Biyolojik Yaşlanmanın Belirtilerini Hızlandırdığı Ortaya Çıktı

Hücresel epigenetik yaşlanma belirteçleri fakirlik ya da yoksunluk yaşayan çocuklarda bulunmazken, şiddet yaşayan çocuklarda artmış halde bulundu. Buna ek olarak, özellikle şiddet gören çocuklarda erken ergenlik başlangıcı görüldü. Araştırmacılar biyolojik yaşlanmadaki bu hızlanmaların olası evrimsel işlevinin tehditlerle dolu ortamlara karşı bir tür psikolojik adaptasyon olabileceğine dair varsayımda bulundular.

Örneğin, erken ergenliğe ulaşmak daha çabuk üreme yeteneğine olanak sağlar. Aynı zamanda yapısal beyin değişiklikleri de genç bireye tehlikeli ortamlara daha iyi bir yanıt vermesine yardımcı olur. Hiç şüphesiz biyolojik yaşlanmanın bu hızlanmaları, çocuklar yetişkinliğe ulaştıkça son derece olumuz fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açar.

Bariz psikiyatrik yansımaların yanı sıra bu hızlandırılmış fizyolojik hızlanmalar kişinin kardiyovesküler hastalık, diyabet ve kanser riskini de artırabilir. Araştırma şiddet yaşamış ya da travma geçirmiş çocuklarla ilgilenen klinisyenler için bir dizi çıkarımlarda bulundu. Müdahalelerin çocuklardaki bu hızlandırılmış biyolojik süreci dengeleyebilecek ve yetişkinlikte sağlık sorunlarını engelleyebilecek yeterlilikte olduğunu görmek adına ek araştırmalara halen ihtiyaç duyulmakta.

Yeni çalışmanın ilk yazarı Washington Üniversitesinden Natalie Colich, travmanın bu erken belirteçleri sayesinde doktorların tacize uğrayan çocukları saptamasına yardımcı olabileceğini söyledi. Ayrıca, yetişkinlikte bireyi daha sağlıklı kılmayı hedefleyen önleyici tedbirlerin gelişimin erken evrelerinde uygulanabileceğini öne sürdü.

Colich sözlerine şöyle devam etti,

“Eğer çocuk doktoru ofisinden gelen bir çocuğunuz varsa ve erken ergenlik başlangıcı belirtileri taşıyorsa çocuğa öncelikle çocukluğunun ilk yıllarında yaşadıkları hakkında sorular sorabilirsiniz. Ancak unutmayın ki bu çocuk zihinsel ve fiziksel sağlık açısından gelecekte muhtemelen risk altında olacaktır.

Bu nedenle daha sağlıklı bir gelişim amacıyla biyolojik yaşlanma dikkat etmemiz gereken bu iki şey hakkında iyi bir belirteç olacaktır.”

Yeni çalışma  PsychologicalBulletin adlı dergide paylaşılmıştır.

Kaynak: Harvard Üniversitesi

Hatice Kübra Nakir

Yeni Tip Kan Testi İle Menopoz İki Yıl Öncesinden Tahmin Edilebilecek

Bill Gates, COVID-19 Aşı Komplo Teorilerine Karşı Kendini Savundu