içinde

Çok Büyük Bir Süper Yanardağ Alaska Adaları Altında Saklanıyor Olabilir

Jeolojik bir noktaları birleştirme oyunu dev bir deniz altı krateri hakkında ipuçları ortaya çıkardı. Daha önce orda olduğu bilinmeyen gizemli bir süper yanardağ Alaska’nın Aleut Adaları altında saklanıyor olabilir. Son yapılan çalışmalar; süper yanardağ patladığında oluşan, geniş çaplı bir kraterin en az dört yanardağı birbirine bağladığını ortaya çıkardı. Birleşik Devletler Jeolojik Araştırmalar Alaska Yanardağ Gözlem Evi’nde Jeofizikçi olan John Power; eğer bu süper yanardağ geçtiğimiz birkaç bin yıl içinde patlamış olsaydı dünya üzerindeki medeniyeti paramparça edebileceğini söyledi. Power bu çalışmayla ilgili bulguları Amerika Jeofizik Birliği’nin 7 Aralık’taki yıllık toplantısında sundu.

Bu keşif daha doğrulanmamış olsa da birbiriyle ilişkisiz görünen kanıtlardan doğdu. Ancak henüz kesin bir kanıt yok. Gerçekte efsanevi gibi görünen dört dağdan oluşan adalar sıradan bir yanardağ kümesine benziyor. Aslında bu adalar zincirinin merkezinde altı tane yanardağ bulunuyordu.

Bir süpervolkanın güneybatı Alaska'daki Aleutian Adaları zincirindeki Dört Dağın Adaları altında gizlenebileceğine dair ipuçlarından bazıları, NOAA tarafından derlenen bu batimetri haritası gibi, deniz tabanı topografyası haritalamasından geliyor. Gri alanlar mevcut volkanları işaretler. Turuncu bölgeler, kabaca dairesel bir modelde yüzeyin altına görünüşte bağlanmış sığ volkanik alanları gösterir.
Bir süpervolkanın güneybatı Alaska’daki Aleutian Adaları zincirindeki Dört Dağın Adaları altında gizlenebileceğine dair ipuçlarından bazıları, NOAA tarafından derlenen bu batimetri haritası gibi, deniz tabanı topografyası haritalamasından geliyor. Gri alanlar mevcut volkanları işaretler. Turuncu bölgeler, kabaca dairesel bir modelde yüzeyin altına görünüşte bağlanmış sığ volkanik alanları gösterir.

Ama tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde veriler, yaklaşık 20 kilometre genişliğinde bir kalderanın varlığına işaret ediyor. Yanardağların zirveleri bir halka şeklinde düzenlendi. 1950’lerde yapılan batimetrik deniz tabanı haritalama verileri kavis şeklinde bir yükselti. Bu halkaların ortasında 130 metre derinliğinde bir çöküntü olduğunu ortaya koydu. Her iki bulgu da bu yanardağların büyük bir kaldera tarafından birbirlerine bağlı olduğu hakkında ipuçları verdi. Kaldera olarak ifade edilen jeolojik oluşumlar yanardağdaki çok büyük bir magma odacığının patlaması ve boşalması sonucunda oluşan yekpare kraterlerdir.

Uydulardan alınan yerçekimi verileri diğer kalderaların görünüşlerini yansıtıyor.

Sülfür dioksit gibi volkanik gazların analizi; mikro deprem modellerinin yanı sıra kalderanın varlığı konusunda kanıtlar ortaya koyuyor. Araştırmacılar Aleut’taki yanardağlar arasında en aktifi olan Mount Cleveland’ı göz önüne alarak mikro depremler gerçekleşmesi konusunda şaşırmadıklarını belirttiler. Ancak bu mikro depremler sadece yüzeyde görülen yanardağlara göre beklenenden daha kuzeye ve daha doğuya doğru uzanıyordu. Bu durum kaldera açısından düşünüldüğünde daha mantıklı hale geliyor.

Çoğu kalderanın ayırt edici özelliği; Kalderaların kenarlarında, kaldera oluştuktan çok sonra bile aynı magma odacığına giren ve hala aktif olan yanardağların olmasıdır. Mount Cleveland bu özelliği göstermektedir. John Power, bu yanardağın 2001 yılından beri 60 – 70 kez patladığını söylüyor. Hava yolculuğunu kesintiye uğratan çok yüksek kül bulutları oluşturmanın yanı sıra; bu sabit aktivite seviyesi, bilinen diğer kalderaları çevreleyen yanardağlara özgü bir şeydir. Bu yanardağlardan birisi de Endonezya’da bulunan Rinjani yanardağıdır. Rinjani 1257 yılına yakın bir zamanda patladı. Atmosfere tüm gezegeni soğutmaya yetecek miktarda sülfür parçacığı saldı.

yanardağ

Kanıtları bir araya getirmek zorlu bir mücadele ve bu mücadele;

Uzak konum; su altı ortamı ve daha eski tortuları gizleyen yeni volkanik tortular nedeniyle daha da zorlaşmaktadır. Ayrıca yapılan farklı çalışmalar; süper yanardağ kalderaya giden farklı kanıt yolları sağladı ama hiçbiri noktaları birleştirmeye yetmedi. Ekip liderlerinden Roman ekibin çalışma yaklaşımını taşların altına bakıp bir şey bulamamaya benzetiyor. Bu çalışmada yer almayan ama kendisi de bir volkan bilimci olan Michael Poland; çalışmayı küçük parçaların bir araya gelerek nasıl daha büyük bir iş ortaya çıkardığının somut bir örneği olarak nitelendiriyor. Michael, “Buna benzer keşifler yapmak için ihtiyaç duyduğumuz veri kümelerini elde etmeye başlıyoruz.” dedi.

Aleut bölgesi yılın sadece kısa bir zamanı ulaşılabilen bir bölge olması dolayısıyla verileri toplayabilmek için çok acele edilmelidir. Çalışmayı yürüten ekip toplanacak veriler ışığında kalderanın varlığını doğrulayabilmeyi umuyor. Ayrıca ekip; bu süper yanardağın ne zaman patladığını belirlemek için, dünyanın değişik yerlerindeki buzulların içinde bulunan volkanik küllerle kendi bulduklarını eşleştirmek amacıyla araştırma yapmayı planlıyor. Power, bu çok büyük kalderaların çok büyük küresel etkileri olduğunu söylüyor. Yapılacak çalışmalar Cleveland’ın neden bu kadar aktif olduğunu ve dünyaya verdiği zararları anlayabilmemizde yardımcı olacak.

Yazar: Kadir Ziya Durmuş


Bunlar da ilginizi çekebilir

Nükleer Bir Bomba Yanardağa Atılırsa Ne Olur

Kilauea Kraterindeki Kaynayan Su Göleti Büyümeye Devam Ediyor

Takımyıldızı Nedir Zodyak Takımyıldızı İsimleri

Bir cevap yazın

Avatar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum