Dinozorların Zamanı, Başka Bir Yok Oluşla Başladı

233 milyon yıl önce büyük volkanik patlamalar dünya atmosferine karbon, metan ve su buharı yaydı. Günümüzde Kanada’nın Batı kıyısında gerçekleştiğini bildiğimiz bu şiddetli patlamalar küresel bir ısınmaya yol açtı. Yapılan yeni bir araştırmaya göre yaşanan bu olay gezegenin gidişatına etki ederek, baskın dört ayaklıları öldüren ve dinozorların şafağına yol açan kitlesel bir yok oluşa sebep oldu.

Bilinen en son kitlesel yok oluş, 66 milyon yıl önce Kretase döneminin sonlarında gerçekleşti. Bu dönem de dinozorların, pterozorların, deniz sürüngenlerinin ve ammonitlerin yok olduğu dönemdi. Bu olay ilk olarak yeryüzüne çarpan dev bir asteroidin etkisinin dışında güneş ışığını kapatarak karanlık ve dondurucu soğuğa sebep olmasıydı. Bütün bu olanları da okyanuslarda ve atmosferde meydana gelen büyük karışıklıklar izledi.

Jeolog ve paleontologlar, Kretase döneminde gerçekleşen kitlesel yok oluşla son bulan beş olay daha olduğu konusunda hemfikirler. Daha önce gerçekleştiği bilinmeyen bir kitlesel yok oluş olduğunun keşfedilmesi beklenmedik bir gelişme olsa da bu olay Carnian Pluvial Event (Karniyen Yağış Dönemi) olarak adlandırılıyor ve görünüşe göre dev asteroidin öldürdüğü kadar canlı türü bu dönemde de yok olmuş. Kara ve denizlerdeki ekosistemler, gezegen ısınıp daha kuru bir yer haline gelirken bu olaydan fazlasıyla etkilenmişler.

Bu olay, karadaki bitkilerde ve otçullarda köklü değişiklikleri tetikledi. Buna karşılık, gergedanlar gibi baskın bitki yiyen tetrapodların azalmasıyla, dinozorlara ortaya çıkmaları için gerekli ortam sağlanmış oldu.

Dinozorlar yaklaşık 15 milyon yıl önce ortaya çıkmıştı ve araştırma, CPE’nin bir sonucu olarak, sonraki 10 milyon ila 15 milyon yıl içinde hızla genişlediklerini ve karasal ekosistemlerde baskın tür olduklarını gösteriyor. Kısacası 165 milyon yıl süren CPE, “dinozorların çağı”nı tetikleyen asıl olay.

Tabii bu yeni düzende gezegende yürüyenler sadece dinozorlar değildi. Kaplumbağalar, kertenkeleler, timsahlar ve memeliler gibi birçok modern dört ayaklı grubunun tarihi bu yeni keşfedilen devire kadar uzanıyor.

İpuçlarını Takip Etmek

Bu olay ilk olarak 1980’lerde fark edildi. Ancak olayın Avrupa ile sınırlı olduğu düşünülüyordu. İlk olarak, Almanya, İsviçre ve İtalya’daki jeologlar, yaklaşık 232 milyon yıl önce Rheingraben olayı olarak adlandırılan dönemde deniz faunaları arasında büyük bir eksilme fark ettiler.

Daha sonra 1986’da bağımsız olarak tetrapodlar ve ammonitler arasında, küresel ölçekte bir eksilme olduğu kanısına varıldı. Ancak o zamanlar devir belirlemesi şimdikinden çok daha zayıftı ve ikisinin de aynı olay olup olmadığından emin olmak imkansızdı.

Yapboz parçaları, Birleşik Krallık ‘ta ve Avrupa’nın bazı kısımlarında jeologlar Mike Simms ve Alastair Ruffell tarafından yaklaşık 1 milyon yıllık nemli iklimlerin bir bölümü keşfedildiğinde yerine oturmaya başladı. Daha sonra jeolog Jacopo dal Corsospot, CPE’nin zamanlaması ile Wrangellia bazaltlarının patlamalarında bir bağlantı olduğunu tespit etti.

Wrangellia, jeologların Kuzey Amerika kıtasının batı kıyısına, Vancouver ve Seattle’ın kuzeyine bağlı dar bir tektonik bir plaka.

Son olarak, yaşı Triasik devire dayanan kayalardan elde edilen kanıtların gözden geçirilmesiyle beraber, CPE’nin izi sadece Avrupa’da değil, aynı zamanda Güney Amerika, Kuzey Amerika, Avustralya ve Asya’da da tespit edildi. Bu, yalnızca Avrupa’ya yönelik bir etkinlik olmaktan çok uzaktı. Bu olay globaldi.

Volkanik Patlamalar

Büyük Wrangellia püskürmeleri atmosfere karbondioksit, metan ve su buharı püskürterek küresel ısınmaya ve dünya çapında yağış artışlarına yol açtı. 233 milyon yıl öncesine ait ısınma “peak”leri ile ilişkili beş püskürme darbesi vardı. Patlamalar, volkanik gazlar yağmur suyuyla karışarak Dünya’yı seyreltik asitle yıkarken asit yağmurlarına yol açtı. Böylece sığ okyanuslar da asitlendi.

Bu güçlü ısınma, bitkileri ve hayvanları tropik bölgelerden uzaklaştırdı; asit yağmuru karadaki bitkileri öldürürken, okyanus asitlenmesi karbonat iskeletli tüm deniz organizmalarına  saldırdı. Bu, okyanusların ve karanın yüzeylerini soydu. Hayat tam düzelmeye başladı derken, püskürmeler sona erdiğinde, tropikal yağışlar kesilirken sıcaklıklar yüksek kaldı. Dinozorların geliştiği toprağın daha sonra kurumasına neden olan da buydu.

En sıra dışı olan şey ise denizdeki karbonat yüzeylerinin yeniden oluşumuydu. Bu, kalsiyum karbonatın büyük kireçtaşı kalınlıkları oluşturduğu ve mercanlar, yumuşakçalar gibi organizmalara kabuklarını inşa etmeleri için malzeme sağlayan küresel bir mekanizmadır. Bu bilgiler ışığında CPE’nin modern mercan resiflerinin ve modern plankton gruplarının çoğunun başlangıcını işaret ederek okyanus kimyasında köklü değişikliklere yol açtığını gösteriyor.

CPE’den önce, okyanuslardaki ana karbonat kaynağı, kıtasal raflardaki kireçtaşı ağırlıklı çamur höyükleri gibi mikrobiyal ekosistemlerden geliyordu. Ancak CPE’den sonra, bu mercan resifleri ve planktonlar tarafından sağlanmaya başladı. Bu da dinoflagellatlar gibi yeni mikro organizma gruplarının ortaya çıkmasını sağladı.

Okyanusların temel kimyasal döngülerindeki bu köklü değişim, modern deniz ekosistemlerinin başlangıcı oldu. Bütün bunlardan gezegenimizin iklim değişikliğinden kurtulmasına nasıl yardım edeceğimize dair önemli dersler alabiliriz.

Ancak ilk olarak jeologların Wrangellia volkanik faaliyetinin ayrıntılarını araştırması ve bu tekrarlanan patlamaların iklimi nasıl yönlendirdiğini, Dünya’nın ekosistemlerini nasıl değiştirdiğini anlamaları gerekiyor. Dünya tarihinde bir dizi volkanik kaynaklı kitlesel yok oluşlar gerçekleşmiş ve sonucunda oluşan küresel ısınma, asit yağmuru, okyanus asitlenmesi gibi fiziksel karışıklıklar da günümüzde karşılaştığımız zorluklardan.

Paleontologların, deniz ve kıtalardaki fosillerden elde ettikleri veriler üzerinde daha çok çalışmaları gerekecek. Bu, krizin biyolojik çeşitlilik kaybı açısından nasıl etki ettiğini anlamamıza yardımcı olurken aynı zamanda gezegenin nasıl iyileştiğini ve o zamandan bu zamana nasıl toparlandığını anlamamızı kolaylaştıracak.

Günsuhan Aytaç

Biz insanlar aslında bencil değil, aksine birlikte çalışmaya meyilliymişiz!

Her Geçen Gün Öğrenen Ve Kendini Geliştiren Robot Sofia İle Tanışın