in

Dünyayı Değiştirecek Futuristik Buluşlar ve Yeni Teknolojiler

Gelecek, meraklıları için akla gelmeyecek gelişmeler barındırmaktadır. Umutlarımız, hayallerimiz ve en korkunç kabuslarımız bir kenara bırakıldığında; Geleceğin barındırdığı gelişmelerden birisi de kaçınılmaz biçimde teknolojik gelişmelerin sürekli ilerleyişidir. Günümüz gençleri, yaşadıkları zaman dilimine de bağlı olarak dünyadaki benzeri görülmemiş bir biçimde katlanarak ilerleyen teknolojik gelişmeleri biliyorlar. Geçmişte yapılan ve dünyayı değiştiren keşiflere, o zamanlar kimsenin aklına bile gelmeyen buluşlara baktığımızda, gelecekte dünyayı sarsacak şaşırtıcı buluşların bize hiç olmadığı kadar garip ve daha büyük geleceği düşüncesi kaçınılmazdır.Gelecekte bizi bekleyen keşiflerin ve icatların neler olduğunu tabiki de kestiremeyiz ancak işe ortaya birkaç çılgın ve spekülatif tahmin atarak başlayabiliriz.

Geleceğin keşifleri nasıl gözüküyorlar ?

  • İnsan evrimini yeni bir noktaya getirebilecek olan; kendi kendine yetebilen ve kendini sürdürebilen uzay kolonileri ve sınırsız füzyon enerjisi.
  • İnsanoğlunun teknoloji iştahını bir adım daha ileriye götürebilecek olan ; uçan arabalar ve robot hizmetkarlar.
  • Artık geride kalmış ve modası geçmiş bir olgu olarak hatırlanabilecek, “ölüm”.

Kişisel robot asistanlar

Robot hizmetkarlarımız geçtiğimiz yüzyıldan bu yana ortak hayallerimizden biri. Robotik veya makine öğrenimi hakkında geçerli bir çalışmanın, bir bilim kolunun varlığından yıllar önce dahi, robot hizmetkarlarımızı karikatürize ve kurgusal temsillerle kültürel belleğimize aldık. İster Jetgiller çizgi filmi olsun, ister Asimov ’ un çığır açan bilim kurgu romanı (Ben Robot); İnsanoğlu, bu antropomorfik (insan biçimli) hane halkı üyeleri için kalplerinde her zaman bir yer açtı. Endrüstriyel robotlar yıllar boyu faydalı bir biçimde tarih sahnesinde yer alırken, ticari kişisel robotlar dünyası, üretildiği halde piyasaya sunulamamış ürünler ve robot süpürge gibi basit buluşlar nedeniyle insanlık için bir hayal kırıklığı oldu. Devrimci teknolojiler olan, Amazon ’un Alexa’sı ve Apple’ın Siri’si gibi gelişmelerle bu alanda doğru yönde adımlar atılmış olsa da insan hayalindeki yapay zeka sahibi robotlar için belli ki beklememiz gerekecek. Yapay zeka insan hizmetkarı robotların olduğu ve akıllı telefonlarımız kadar yaygınlaştığı yer kuşkusuz ki gelecektedir.

Tamamen içerisine girebileceğiniz bir sanal gerçeklik

Tamamen içerisine girebileceğiniz bir sanal gerçeklik, Bağlanın, yükleyin ve asla içerisinden çıkmayın.

Sürükleyici bir şekilde sizi başka dünyalara taşıyacak bir sanal gerçeklik teknoloji meraklıları ve fütüristler için bu alandaki zirvedir. Eşi benzeri görülmemiş “tam dalış VR” ( virtualreality) için henüz, bu tür bir teknolojinin ortaya çıkaracağı kültürel ve felsefi olgular üzerine çalışılmaya başlanmasa da gerçekliğin mükemmel bir sadakatle simüle edilebilmesi sonucu gerçek ve gerçek olmayan arasındaki çizginin zayıflaması, insanoğlunu psikolojik olarak bir anlamsızlığa sürükleyebilir. Çünkü böyle bir teknoloji ortaya çıkarsa, bu teknolojinin taraftarları zihni sonsuza kadar meşgul edebilecek en yoğun simülasyonları yaratabilirler ve bu toplumsal yapı için oldukça zararlı olabilir. Düşünsenize sonsuz mutluluk içerisinde Satürn’ün sularında yüzebilecekken, neden karmaşa içerisindeki şehirde gece dışarıya çıkasınız ki ?

Canlı Dondurma

(Cryonics : bir canlıyı dondurup ileride yeniden dünyaya getirmek amacıyla yapılan işlemler bütünü ) Sonsuza kadar peşimizde olan azılı düşmanımız, ölüm ve nihai yenilgimiz, hayatın kaçınılmaz gerçeği. Ancak şimdilerde insanlar ölümü nasıl yenebileceğini düşünmeye ve fikirler üretmeye başladılar. Ölümü yenmek için ortaya atılan fikirlerin en garip olanlarından birisi de, kelimenin tam anlamıyla kendimizi dondurmaktır. Cryonics, bir gün bir insanı canlandırabileceğimiz umuduyla bir insan cesedini dondurmanın “bilimidir”. Bu bilimde oldukça tartışılan bir konu olsa da canlı dondurmanın işe yarayacağını düşünen oldukça ateşli fanatikler bu konuda ısrarcılardır. Ne de olsa ölüm geldiğinde elimizden geldiğince çaba sarfetmek ve her ihtimali değerlendirmekten başka yapacak bir şeyiniz yoktur.

Dünyanın en büyük Cryonics organizasyonu başkanı Dennis Kowalski şöyle diyor, “Geri getirilebileceğinin garantisi yok, fakat gömülürsen veya yakılırsan asla geri getirilemeyeceğin kesin”.
Günümüzde buna şarlatanlık ve sahte doktorluk denilse de belki de gelecekte donmuş binlerce insanı geri getirebilmek için bir adım olabilir. Son gelişmelerde Yale bilim insanları öldüklerinden saatler sonra domuzların beyin işlevlerini geri getirmeyi başarabilmekteler.

Mekanik Dış İskeletler

Dış iskeletler yeni ortaya atılmış bir teknoloji değildir. 1960’lardan bu yana askeri amaçlarla bu alanda araştırmalar ve geliştirmeler yapılmaktadır. Bu teknolojinin yakın gelecekte milyonların hayatını değiştirme potansiyeli oldukça muhtemel bir olasılık olarak gözükmektedir. Uzmanlar, işçilerin henüz robotlar tarafından otomatikleştirilemeyen insan üstü güç isteyen işlerde, endrüstriyel şirketler tarafından daha çok kullanılacağını söylüyorlar. Diğer bir açıdan da mekanik dış iskeletler yaşlıların ve engelli bireylerin yardıma veya daha düşük teknolojili çözümlere ihtiyaç duymadan gündelik yaşamlarını sürdürmelerine olanak sağlayabilecek. Hali hazırda TheVerge muhabirleri, SuitX tarafından yapılan motorize bir medikal dış iskeletin engelli bir insan tarafından kullanılarak yürümesine nasıl yardımcı olduğunun haberini de yayınladılar.

Uçan Arabalar

Uçan arabalarımız nerede kaldı diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Yıllarca gelecekte arabalar uçacak sözlerini duyduk durduk fakat ortalıkta uçan araba göremedik. Fakat bu artık belki değişiyor olabilir. Fakat fazla uçmadan, Uber gibi bir dizi şirket hava taksi filosu oluşturmak gibi bir niyetleri olduğunu açıkladırlar. Bu gelişmeler uçan arabalar yapılması için gerçek ciddi çalışmalar yapılmasını hızlandırdı. Fakat hayallerimizden farklı olarak gerçekte bu uçan araba prototipleri büyük boy dört pervaneli dronlara (quadcopterdrone) benzemekteler. Bladerunner tarzı araçlar gibi de olsa dronlara da benzeseler bu araçların yeryüzünün görünüşünü ve altyapısını değiştirme gücü yadsınamaz. Otomobillerin gelişini düşünün, dünyanın yarısını asfalta ve otoparka dönüştürdüler. Uçan arabalar bu durumu tersine döndürme açısından etkili olabilirler ve daha temiz bir geleceğe ön ayak olabilirler.

Holografi

Artırılmış gerçeklik ve bindirilmiş görüntüleme teknolojileri o eski üç boyutlu hologram hayallerimizi bir köşeye atıyor gibi görünse de teknoloji hala bu konuda farklı köşelerinde ilerlemektedir.
Gelecekteki holograflar muhtemelen günümüzde mevcut olan VR (Sanal Gerçeklik) ve AR (Artırılmış Gerçeklik) uygulamaları gibi, uygulamanın kullanılmasını sağlayan bir gözlük seti veya bir aracı gerektirmeyecekler. Kesintisiz bir 3D hologramının icadı, binlerce kilometre ötedeki birisiyle tıpkı oturma odanızda oturuyormuşsunuz gibi görsel ve işitsel iletişim kurmanıza olanak sağlayabilir. Tıpkı bilim kurgu eserlerindeki gibi.

Yapay Yerçekimi

Olası bir uzun vadeli uzay görevi düşünüldüğünde karşılaşılan sorunların başlıcalarından biri insanların yapay yerçekimli bir ortamı henüz üretememesidir. Eğer ki bunu yapmayı başarabilirsek sıfır yer çekimi ortamın insan üzerindeki olumsuz etkilerini saf dışı bırakarak daha uzun uzay yolculuklarının ve görevlerinin önünü açabiliriz. Teorik olarak merkezkaç kuvvetini kullanarak yerçekimi oluşturmak mümkün gözükmektedir. Tıpkı A Space Odyssey : 2001 filminde görüldüğü gibi oldukça büyük boyutta dönen bir uzay aracıyla bu mümkün olabilir. Bunun haricinde pek çok kurgusal yapım bu sorunu senaryolarına bir yerçekimi jeneratörü ekleyerek atlatmıştır.

Uzay Kolonileri

1970’lerde NASA uzay kolonileri üzerine çalışmaları, tasarımlar yapmaları için bir grup araştırmacıyı finanse etti. Bu araştırmacılar bu tasarımları 35 milyar dolar ve altına mal etmek zorundaydılar. Bu çalışmada ortaya atılan fikirler günümüzde de uzay kolonileri düşünüldüğünde akla gelen en etkin fikirleri oluşturmaktadırlar. Bu çalışmalardan ortaya çıkan üç başlıca konsept ise şu şekildedir ; Bernal Küresi, Stanford Torus ve O’ Neill Silindiri. Yapılan çalışmada kolonilerin L5 denilen Lagrangian noktasına konumlandırılmaları öngörülmüştü çünkü bu nokta Dünya, Ay ve Güneş arasında sağlıklı bir dengede güvenli bir bölge olarak görünmekteydi. Her bir koloni kendi kendisine yetebilecek şekilde içerisinde özel tarım arazileri barındıracaktı. O’Neill Silindiri örneğine baktığımızda içerisinde kolonileşilecek olan silindir 5 mil genişliğinde ve 20 mil uzunluğunda olacaktı. Kapalı pencereler içerisine yerleştirilmiş üç toprak kütlesi şeritleri ile de koloni kendi yerçekimini oluşturabilecekti.Bu gibi uzay yaşam alanları, Dünya dışında ve güneş sistemimizin ötesine yapılacak yolculuklar için ön ayak olabilecek gelişmelerden olacaktır.

Füzyon Enerjisi

Fosil yakıtların yakılması ve hatta yenilenebilir çevreci enerji elde etme yöntemleri bir gün tarihe karışabilir. Güneş enerjisinden faydalanarak enerji üretmek yerine kendi füzyon reaktörümüzle enerji üretebilmek medeniyetimizin gücünü çarpıcı bir biçimde değiştirebilir. 1950’lerden bu yana bilim insanları füzyonu geliştirme çalışmalarında bulunmuşlardır. Eğer başarılabilseydi, sınırsız bir enerji kaynağımız olurdu. Bilim insanları, sudan çıkarılan 1 kg döteryumun, günde yaklaşık bir milyon evin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar yeterli elektrik enerjisi üretebileceğini düşünmekteler. Sınırsız enerji üretmek gerçekten zor görünse de günümüzdeki gelişmeler gelecekte mümkün olabileceğine dair inancımızı arttırmakta.

Editör / Yazar: Gökhan BULUT

Kaynak: https://bigthink.com/technology-innovation/future-inventions

Gökhan BULUT

Yazar Gökhan BULUT

Gökhan Bulut, 1992 Muğla Milas doğumludur. İlk ve ortaöğrenim döneminde tiyatro ve müzik ile ilgilenmiştir. Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji ve Anadolu Üniversitesi İşletme mezunudur. Günümüzde Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde arkeoloji üzerine master eğitimi almaktadır ve tez teslim sürecindedir, doktora programı için çalışmalarını sürdürmektedir. Üç yıldır İzmir’de Bayraklı Eski Smyrna Ören Yeri kazı faaliyetlerinde arkeolog olarak görev yapmaktadır.

Makaleye Oy Ver!

Yorumlar

Leave a Reply
  1. “Tamamen içerisine girebileceğiniz bir sanal gerçeklik, Bağlanın, yükleyin ve asla içerisinden çıkmayın.” diyosunuz ya, zaten öyle değil miyiz?

2 Pings & Trackbacks

  1. Pingback:

  2. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...…

0

Yorumlar

0 yorumlar

Mıknatıslar AI’nın, İnsan Beyninin Verimliliğine Daha Yakın Olmasına Yardımcı Olabilir

Hayat, Dünya oluşumunu tamamlamadan önce mi oluşmaya başladı?