Geometrik Bir Tasarıma Sahip Bilinen En Eski Tapınak: Göbekli Tepe

Güneydoğu Anadolu’da bulunan ve sürekli yeni bölümleri keşfedilen Göbekli Tepe, 11 bin 500 yıllık geçmişiyle insanlık tarihinde bilinen en eski tapınak olmakla beraber Neolitik dönem araştırmalarının da en önemli keşiflerinden biridir.

Tel Aviv Üniversitesinden ve İsrail Eski Eserler Kurumu araştırmacıları, Göbekli Tepe’nin dairesel mimarisini ve tek bir yapı olduğu düşünülen kireç taşı sütunlarının yapımındaki geometrik tasarımı incelemek için mimari analiz yöntemi kullandılar.

İsrail Eski Eserler Kurumundan Gil Haklay, Tel Aviv üniversitesinden bir araştırmacı ve TAU Arkeoloji ve Antik Yakın Doğu Medeniyetleri bölümünden Prof. Avi Gopher’ın aktardığına göre; Göbekli Tepe’nin en büyüğü 20 metre çapında olan devasa dairesel yapıların aslında tek bir yapı olarak planlandığını, ayrıca bu Neolitik dönemden kalma alandaki yapıların inşasında kullanılan tasarım süreçlerinin özelliklerini incelemek için ise bilgisayar algoritmaları kullanıldığını aktardı.

Göbekli Tepe bir arkeoloji harikasıdır!

Elde ettikleri bulgular ise Mayıs ayında Cambridge Archaeological Journal’da yayınlandı. Prof. Gopher “Göbekli Tepe bir arkeoloji harikasıdır. Neolitik topluluklar tarafından 11.500 ila 11.000 yıl öncesinde inşa edilmesiye birlikte muazzam dairesel yapılar ve yüksekliği 5,5 metreyi bulan devasa sütunlar içermektedir.

O döneme ait tarım veya evcilleştirilmiş hayvanlara dair kanıtlar mevcut olmadığından dolayı bu alanın avcı-toplayıcılar tarafından inşa edildiğine inanılmaktadır. Nitekim, Göbekli Tepe’nin mimari yapısı o dönemin insanları için bile alışılmışın dışındadır.” şeklinde bir açıklamayla konuyu detaylandırdı.

Alman arkeolog Dr. Klaus Schmidt’in keşfinden bu yana Göbekli Tepe, hararetli bir şekilde arkeolojik tartışmaların konusu olmuştur. Bütün bu kalıntılar ve diğer erken Neolitik dönem kalıntıları yoğun bir şekilde araştırma konusu olurken, bu dönemlerde yapılan mimari planlama konusu ve bu tür planlamaların kültürel etkileri araştırılmamaktadır.

Araştırmacıların büyük çoğunluğu Göbekli Tepe’nin kazı alanını çevreleyen yerleşkenin zaman içerisinde inşa edildiğini öne sürmektedir. Nitekim, Haklay ve Prof. Gopher ise, üç yapının tek bir proje olarak ve belirli bir geometrik desene göre tasarlandığını söylemektedir.

Haklay bu konu hakkında “Bu alanın yerleşimi, sosyal ve manevi dünya değişikliklerini yansıtan sembolik ve bölgesel ölçütler ile şekillenmiştir. Araştırmamızda, tasarımın altında yatan temel geometrik modeli bulabilmek için standart sapma eşlemesine dayalı bir algoritmaya sahip analitik bir araç kullandık.” şeklinde söylemektedir.

Natufyan kültürünün bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.

Prof. Gopher ise “Bu araştırma Doğu Akdeniz Bölgesinde ve dünyada, mimari planlamanın erken gelişimi ile ilgili önemli bilgiler sunmaktadır. Göbekli Tepe’ye ve özellikle megalitik antropormorfik sütunlarının doğasına yönelik yeni kapılar açmaktadır.” dedi.

Bilindiği üzere geometri kullanımı, kat planlarının formüle edilmesi gibi belirli planlama yeteneklerinin ve uygulamalarının Göbekli Tepe’nin inşa edildiği dönemden çok daha sonra (yani avcı-toplayıcı toplulukların gıda üreten çiftcilere dönüştüğü 10 bin 500 yıl önce) ortaya çıktığı varsayılmaktadır.

Bu varsayımın başlıca örneği ise erken dönem çiftçilerin dikdörtgensi mimarı kullanmış olmasıdır. Haklay bu konuyla ilgili “Göbekli Tepe’deki bu erken dönem planlama Neolitik dönemin erken evrelerinde gerçekleşen kültürel değişikliklerin dinamiklerine yönelik bir örnek olabilir.

Uzmanlar ile yürütülen bilgi tabanlı işlemlerden edindiğimiz bulgular, bize bu dönemde dikdörtgensi yapılara geçiş gibi büyük değişiklikleri göstermektedir. Mimari planlamanın en önemli ve temel yöntemleri Doğu Akdeniz Bölgesinde geç mezolitik,erken neolitik dönemlerde Natufyan kültürünün bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.

Yeni araştırmamız bize mimari planlama, soyut tasarım kuralları ve organizasyon şemalarının insanlık tarihinin halihazırda bu dönüşüm döneminde kullanıldığını göstermektedir.” dedi.

Araştırmacılar bu araştırmanın ardından Doğu Akdeniz bölgesindeki diğer neolitik alanların kalıntılarını incelemeyi planlıyorlar.

Burak Hüseyin Ekseli

Nobel Fizyoloji & Tıp Ödülü 2020: Hepatit C Virüsü’nün Keşfi

Düzensiz Adet Döngüsünün Erken Ölümle İlişkisi Olabilir Mi?