İspanyolları Parmaklarında Oynatan Son Maya Şehri: Nojpetén

Orta Amerika medeniyetleri denilince akla ilk gelen Mayalar olmuştur. 1492 yılına kadar yüzlerce yıl süren çatışmalar, kraliyetlerle yapılan savaşlar, anlaşmalar, sürtüşmeler, kanlı kurban ayinleri…

Sonunda İspanyol ordularının gelmesiyle kurulan yeni imparatorluk karşısında etkisiz kalan ve yavaş yavaş silinmeye başlayan Mayalar, zaman içerisinde yok olup gittiler.  Bu yazıda İspanyol işgallerine karşı inanılmaz bir mücadele ve direnç göstererek iki yüz yıl daha ayakta kalabilen son İtza Maya şehri Nojpetén’in tarihini masalsı bir anlatımla inceleyeceğiz.

İtza Mayalar için uzun süre politika ve dinin merkezi olan Nojpetén, günümüzde Guatemala’nın sınırları içinde bulunan Petén İtza Gölü’nün ortasında bir ada. Şehir, bu coğrafi konumu sayesinde uzun süre ulaşılamaz olmuştu.

İtzalar döneminde yalnızca Chakok’at, Ch’ich ve Chak’an kaleleriyle etkileşim içinde olan şehir, kanolar dışında herhangi bir şekilde anakaraya bağlı değildi. Zamanla bu kalelerin kaybedilmesiyle şehir tamamen izole ve yalnız kalmıştı.

Düştüğü sıralarda nüfusu kesin olarak bilinmese de tarihçiler o dönemde şehirde yaklaşık 60 bin kişi olduğu görüşündeler. Tarihçilerin en büyük sıkıntısı ise o dönemler yapılan işgallerin ve eylemlerin çoğunun olduğundan “hafif” gösterildiği belgeler ve kaynakların güvenirliğinin düşük olması.

Buna rağmen, İtzalar hakkında en net fikirleri yine sadece İspanyol imparatorluğunun kayıtlarından bulmak zorundayız.Şimdi kayıtlardan elde edilen bilgileri kronolojik olarak ele alıyoruz ve masalsı bir Nojpetén keşfine çıkıyoruz.

M.S. 1525

Yaklaşık 30 sene boyunca imparatorluğa direnen Nojpetén’e ilk ulaşan isim Aztek imparatorluğu’nu sona erdiren Hernán Cortés olmuş. Mart ayında düşmanı ve eski ortağı Christóbal de Olid ile savaşmaya giderken ilk kez Itza gölüne gelen Cortés, yolu kısaltmak için ada üzerinden geçmeye karar vermişti.

Ve Nojpetén şehrinde İtzalar tarafından çok güzel karşılanmış. Nojpetén’deki İtza kralı kendilerine Hıristiyan olma sözü vermiş ve karşılığında Cortés az sayıda askerle şehirden geçerek düşmanının peşine düşmüş. Cortés gittikten sonra şenlikler düzenleyen Nojpetén halkı Cortés’in geride bıraktığı topal atlardan birisini tanrılaştırmış ve ona en değerli yemekleri sunarak ata tapınmışlar.

Eğer Cortés düşmanıyla meşgul olmasaydı şehir büyük ihtimalle o gün düşmüş olacaktı. Fakat o dönemler diğer yerlilerle büyük mücadeleler içinde olan İspanyollar, içinden geçip gittikleri bu şehri sonraki 100 yıl kadar unutmuşlar.

M.S. 1618 – 1619 – 1622

Yüz yıllık unutulmuşluğun ardından, İspanyol keşişler İtzaların yüz yıl önce verdikleri “Hıristiyanlığa geçiş” sözünü yerine getirmelerini bekleyerek şehre tekrar gelmişler. Kayıtlara göre, Cortés’in yıllar önce geride bıraktığı topal atın heykelini yapıp ona tapınmaya devam eden İtzalarla karşılaşınca keşişlerden birisi çok sinirlenip heykeli oracıkta parçalamış.

1618’de gerçekleşen bu olaya rağmen İtza yöneticileri, ayinlere ve Hıristiyanlığa ilgi duymaya devam etseler de doğru zamanın, yani yıllar önce söz verdikleri kehanetin henüz zamanının gelmediğini düşünmüşler. Keşişler 60 bin kişiyi Hıristiyanlığa döndürmenin hayali ile, daha sonra geri dönmek üzere şehri terk etmişler.

Keşişler 1919’da şehre geri döndüklerinde ise sıkı bir direnişle karşılaşmışlar ve İtza rahipleri tarafından şehirden kovulmuşlar. Bu arada keşişlere hayran kalmış olan İtza kralı onlardan çok etkilenmiş. İtza rahiplerinin kraliçeyle konuşmaları üzerine kral ikna edilmiş ve hayranlığı bir kenara koyup keşişleri şehirden kovdurmuş ve gölün kıyısına bıraktırmış.

Ölüm cezası niteliğindeki bu olaydan mucizevi bir şekilde kurtulan keşişler, İspanyol kontrolündeki sahillere sağ salim geri dönmüşler. Bu olay üzerine İspanyollar ve İtzalar arasındaki ilişki de bozulmaya başlamış.

1622 yılında ise kıta üzerinde hakimiyetini sağlama alan İspanyollar, gözlerini tekrar Nojpetén şehrine dikmişler. Kaptan Francisco de Mirones önderliğindeki İspanyolların tek hedefi ise öyle ya da böyle şehri dize getirmek olmuş. Öncelikle sorunu masada çözmeyi düşünen Francisco de Mirones, yanına aldığı Keşiş Delgado ve 80 “Hıristiyan olmuş” Maya ile yola çıkmış.

Aslında amaçları Nojpetén şehrindeki İtzaları konuşarak, zor kullanmadan Hıristiyanlığa döndürmekken, yolculuk boyunca Francisco de Mirones’in karşılarına çıkan yerlilere yaptığı kötü muamelelerden rahatsız olan Keşiş Delgado, yanındaki 80 adamı alarak ekipten ayrılmış.

Ve Nojpetén şehrini uyarmak üzere hızla yola koyulmuş. İyi niyetlerle adaya ulaşan Keşiş Delgado için işler iyi gitmemiş, çünkü İtzalar artık Hıristiyanlıkla ilgilenmiyorlarmış. Daha da kötüsü, bu durum İtzalar için bardağı taşıran son damla olmuş.

Önce Delgado ve 80 adamını (Hıristiyanlığa dönmüş Mayalar aslında) doyumsuz tanrıları için kurban etmişler, ardından hızlarını alamayıp, Francisco de Mirones ve yanındaki İspanyol askerlerini Sacalum’daki bir kilisede pusuya düşürüp kılıçtan geçirmişler.

M.S. 1695 – 1696 – 1697

Bu saldırıların üzerine İspanyollar hiçbir cevap vermemiş, çünkü başka savaşlar ve iç düzensizlikten kaynaklı sıkıntılarla boğuşmakla meşgullermiş. Böylece, daha önce olduğu gibi, Nojpetén 70 sene kadar daha unutulmuş.

1695 yılında şehrin varlığını hatırlayan İspanyol keşişler yoğun direnişlere rağmen bu sefer 300 tane çocuğun vaftizini gerçekleştirmişler. İtza kralı, henüz hala zamanın gelmediğini fakat 4 ay sonra doğru zamanın gelmiş olacağını, o zaman hepsinin Hıristiyanlığa döneceğini ve hatta resmen İspanyol boyunduruğu altına gireceklerini söylemiş. Sözü alan keşişler -yıllar önce olduğu gibi- geri dönmek üzere şehri terk etmişler.

4 ay sonra 60 asker ve bir kaptan, İtzaların kendilerine teslim olacaklarını ve şehri ele geçireceklerini düşünerek şehre vardıklarında ise karşılarında 2 bin kişilik bir ordu bulmuşlar. Önceki askerlerden farklı olarak, bu sefer bazı askerler esir alınmış olsa da çoğu yine kurban edilmiş.

Bu katliamla birlikte sabrı tükenen İspanyollar 1696 yılında tamamladıkları bir yol sayesinde kalabalık ordularla şehrin karşı kıyılarına ulaşmayı başarmışlar. Tam o sıralarda İtzalar komşuları Ko’woj Krallığı ile savaştan çıkmışlar. Bunu fırsat bilen İspanyol orduları önce civardaki diğer Maya köylerini sonra da Nojpetén şehrini ele geçirmişler.

Detayına girersek, aslında ilk saldırıları savuşturmayı başarmış olan İtzalar, İspanyolların geri çekilmesini sağlamışlar. Bunun üzerine dönemin komutanı Martín de Ursúa kontrolündeki birlikler civar köyleri ve kaleleri ele geçirdikten sonra Ch’ich kalesine konuşlanmışlar.

Bu süreçte İspanyollar, komutanın emriyle 1 hafif top atar ve 4 havan topu ile donatılmış 114 asker kapasiteli ve 12 kürekli bir savaş gemisi inşa etmişler. “Galeota” dedikleri bu gemi ile Petén Itza Gölü’nün tüm kontrolünü neredeyse garanti altına almış olan İspanyollar yine de gemiyi hemen göle indirmemişler.

1697 yılı geldiğinde hazırlıklarını tamamlayan İspanyolların saldırısından hemen önce İtzalar elçi göndermişler ve barış içinde masaya oturmayı teklif etmişler. İddialarına göre 3 gün içerisinde İtza kralı İspanyol kıyılarını ziyaret edecek ve anlaşmanın detaylarını burada konuşacaklarmış.

Bu teklife olumlu yaklaşan İspanyollar 3 gün sonra buluşma alanına gittiklerinde yine pusuya düşürülmüşler ve İtzalar tarafından katledilmişler. Bunun üzerine kaptan Ursúa yaptırdığı Galeota’yı göle indirtmiş. İtzalar kanolarıyla karşılık vermeyi denemiş olsalar da paramparça edilen kanolarıyla birlikte gölde boğulmuşlar.

Buna rağmen, İtzalar dirençlerinin büyüklüğünü ispat edercesine, son ana kadar gemideki İspanyol askerlerinin büyük bir kısmını oklarıyla öldürmeyi başarmışlar.  Neticede savaş kanlı ve hiddetli geçmiş ve İspanyolların zaferiyle sonuçlanmış.

Savaş esansında kaçan İtza kralı ve ailesi, İspanyollara sadakatlerini sunan İtzalı ailelerin ispiyonlarıyla ele geçirilmiş ve hayatlarının geri kalanı boyunca ev hapsine mahkûm edilmişler.

Sonrasında neler olmuş?

Savaşın hemen ardından Nojpetén bir daha asla eski günlerine dönemez hale getirilmiş. İspanyol garnizonları tarafından kontrol altında tutulan şehrin yerlileri, kadınlarının İspanyollar tarafından sürekli kaçırılması ve tecavüze uğramaları yüzünden şehri yavaş yavaş terk etmişler.

1698 yılında şehir tamamen ateşe verilip yok edilmiş. 60 bin nüfuslu şehirden geriye kalanların yüzde 90’ı ise sonraki 10 senede ya yoksulluktan ölmüş ya da imparatorluk tarafından öldürülmüş.

Günümüzde Nojpetén

Geleneksel giysili modern Maya kadınları

Yakın zamanda yapılan araştırmalar ve kazı çalışmaları Nojpetén şehrinden kalan mirasları ortaya çıkarmıştır. Mayaların medeniyetinden günümüze en iyi korunmuş tarihi eserler haliyle Nojpetén şehrindeki kazılarda ortaya çıkarılmış. Özellikle kurban ayinlerinde kullanılan bıçaklar ve çok sayıda kemik kalıntısı…

Günümüzde Maya halkı halen varlığını sürdürmekte fakat sayıları çok az. Yine de İtza dili aktif olarak kullanılmakta ve yaşatılmakta. Nojpetén’deki İtzalar inatçı, saldırgan ve özgürlükçü ruhlarıyla güttükleri politikalarla İspanyolları parmaklarında oynattılar.

Ve bu zekice hamleleri sayesinde diğer Maya krallıklarından yüzyıllar sonra 18. yüzyılın başlarına kadar ayakta kalmayı başardılar. Koca kıtayı kontrol altına alan İspanyollar, küçük bir ada şehrini iki asır boyunca alt edemediler.

Ceyhun Tokmak

Fitness Hakkında Öğreneceğiniz 27 Ders

Kedi Maması Seçerken Dikkat Etmeniz Gereken Kriterler