Kara Deliklerin Etrafında Yaşam Mümkün Mü?

Kara deliklerin etrafındaki enerji, canlı yaşamı şansını azaltıyor.

Kara Deliklerin Etrafında Yaşam Mümkün Mü?

Güneş gibi yıldızların etrafında dönen sulak gezegenlerde yaşam olabilir mi diye zaten düşünüyorduk. Ancak yeni bir araştırma farklı bir yaşam alanı olasılığını gündeme getirdi: hızlıca kendi etrafında dönen büyük kütleli bir kara deliğin olay ufkunun hemen arkasında yörüngeye oturan kayalık bir gezegen.
Kara delikten gelen güç sayesinde gezegen yeterince ısınabiliyor ancak bu olayda hala çözümlenemeyen bir nokta var: Gezegen, kara deliğin etrafında muhtemelen ışık hızına yakın bir hızda dönüyor.
İlginizi çekebilir: Kara delik nedir? Detaylı ve sade anlatımıyla kara delik hakkında bilgiler

İnsanlık için doğru yaşam alanı

Şu ana kadar sadece bir canlı yaşamıyla karşılaştığımız için evrendeki diğer olası yaşam alanlarını bilmiyoruz, ki zaten o canlı yaşamı da biziz. Bilim insanları (ve bilim- kurgu yazarları) farklı yaşam formlarına ilginç hazırlıklar ve onlar hakkında olasılıklar üzerine kafa yormayı sevse de ciddi yürütülen dünya dışı bir zeka arayışı için en doğru yol, kendi yaşamımızdan yola çıkarak Dünya’da olandan çok da farklı olmayan bir yaşam formu aramak.

Kara Deliklerin Etrafında Yaşam Mümkün Mü?

Bu noktada iki adet zorunlu kriterimiz var. Birincisi, bize benzer bir hayat formunun sıvı halde suya ihtiyacı vardır. Hidrojen (evrende en çok bulunan molekül) ve oksijenden (Güneş gibi yıldızların içinde oluşan füzyon reaksiyonları sonucu ortaya çıktığından bu molekül de oldukça yaygın.) oluşan su, evrende en çok bulunan molekül. Ancak bahsi geçen bu su, ya buharlaşıp bir plazma halini alarak canlı yaşamını neredeyse olanaksız kılıyor ya da buz halinde donmuş ve katı bir şekilde bulunuyor, ki aynı şekilde bu da canlı yaşamı şansını düşürüyor.
Sıvı halde suya rastlamak zor çünkü suyu ısıtacak ancak buharlaştırmayacak bir ısı kaynağı gerektiriyor. Bu kusursuz dengeyi bugüne kadar sadece iki tip yerde bulduk. Birincisi, yıldızların sözüm ona “yaşanılabilir alanları”; yani aydınlatma gücünün yeterli olduğu yörünge çizgileri. İkicisiyse, gelgit hareketleriyle ortaya çıkan ısının gerekli enerjiyi sağladığı Güneş Sistemi’mizdeki dış gezegenlerin bazı uydularında bulunan buzul tabakaların altındaki yerler.
Ancak tek başına ısı yeterli değil. Yaşam, ilginç şeyler yapmak için (gezinmek, yemek, üremek gibi) enerji kullanan karmaşık bir süreçtir. Bu süreçler sonunda ortaya çıkan enerji kullanılandan daha fazla olduğu için atık ısı ortaya çıkıyor. Bu atık ısı dünyadan bir şekilde atılmazsa biriken korkunç miktarlardaki sera gazı yüzünden sıcaklıklar kontrol edilemeyen derecelere çıkıyor ve canlılara zor günler yaşatıyor.
Biz, Dünya’daki atık ısıyı kızılötesi ışınlar halinde uzay boşluğuna atıyoruz. Bir enerji kaynağı ve atığı boşaltacak yer arasındaki bu çelişki, gezegenimizde ve benzer düzene sahip diğer gezegenlerde de yaşamın var olmasını sağlıyor.

Sıcak canavarlar


İlk bakışta kara delikler herhangi bir yaşam formu için en elverişsiz yerler gibi durabilir. Sonuçta saf yer çekiminden oluşan, olay ufuklarının yanına yaklaşan her şeyi içine çekip onları orada sonsuza kadar hapseden maddeler bunlar. Işık dahil hiçbir şey o yer çekimi kuvvetinden kaçamıyor.
Kara deliklerin kendileri ışık yaymaz, siyahlar ne de olsa. Ama o güçlü yerçekimi, tüm evrende sadece kara deliklere özgü olan bir özelliği de ortaya çıkarıyor.
Uzayda, kozmik mikrodalga arka planı (CMB) denen bir yayılım mevcut. CMB, uzayın daha sadece 380,000 yaşındaki bebeklik döneminden kalma bir ışımadır. Açık ara farkla, tüm yıldızları ve galaksileri kolayca geçerek, tüm evrendeki en büyük ışınım kaynağıdır. Onu, elektromanyetik spektrumun mikrodalga kısmında bulunduğu için göremiyoruz, ki adı da buradan geliyor.
Diğer bir deyişle, CMB sadece 3 derece sıcaklığa sahip soğuk bir oluşum.
Fakat CMB bir kara deliğe girdiğindeenerjisi sürekli arttığı içinrengi maviye kayıyor. Olay ufkuna gelmeden hemen önce CMB ışığı o kadar enerji kazanır ki spektrumun kızılötesi, gözle görülür, hatta morötesi kısmına geçer.
Yani, CMB bir kara deliğin etrafındayken artık soğuk değildir, tam tersi çok sıcaktır.
Dahası, eğer kara delik dönüyorsa ışığı dar bir noktaya odaklayarak CMB’nin gökyüzünde bir nokta halinde görünmesine sebep olabilir; bir bakıma Güneş gibi.

Yaşama elverişli bölgeler

Kara Deliklerin Etrafında Yaşam Mümkün Mü?

Eğer bir karadeliğe yeterince yaklaşırsanız ısındığınızı fark edersiniz. Eğer bir gezegen olsaydınız, buz halindeki suyunuzun sıvı okyanuslara dönüştüğünü görürdünüz, yani yaşama elverişli yerlere.
Hayatın oluşabilmesi için hala bir ısı kaynağına da ihtiyaç var ama bunu zaten kara delik kendisi kolayca sağlayabilir. Kara deliklere yaklaştıkça yerçekimsel bozulmalar olay ufkunu genişletir ve olay ufku, hayal edebileceğimizden çok daha büyük bir hal alır.
Kara deliğin yakınlarında, (olay ufkunun üzerinden%1’den az bir yarıçapla) ısınmış olan CMB bir CD’yi doldurabilecek kadar büyürken olay ufku, gökyüzünün %40’ını kaplayacak şekilde genişler. Eğer gezegeniniz bir yörüngede dönüyorsa bu bir “Güneş’iniz” ve “geceniz” olduğu anlamına gelir ve bu da yaşam için gerekli her şeyi sağlar.
Ancak bu yarıçaptaki yörüngeler son derece dengesizdir ve o derin, kara boşluğa düşme ihtimalleri vardır. Yakın zamanda bir grup araştırmacı, The Astrophysical Journal’da bu durumu daha dengeli hale getirmek için yapılabilecek şeyler üzerine bir çalışma yayımladı.
İşe yarar bir yol buldular. Eğer kara delik büyükse (Güneş’in en az 1.6×108 katı) ve hızla dönüyorsa olay ufkunun biraz üzerinde, CMB ışığının spektrumun UV kısmında zirveye ulaştığı yerde, aşırı sıcak olmayan “yaşama elverişli bölge” bulunabilir. Eğer kara deliğe biraz daha yaklaşılırsa; gezegen aşırı yerçekiminden dolayı yok olur, eğer biraz uzaklaşılırsa da CMB çok soğur. Ama o dar açı tam da doğru olan yer.
Bu senaryo her ne kadar mümkün olsa da gerçekte çok da iç açıcı değil. Böyle bir durumda gezegen neredeyse ışık hızında dönerdi ve zaman genişlemesi faktörü devreye girerdi, yani o gezegende geçen yer bir saniye bizdeki saatlere eşit olurdu. Bir gezegenin kara deliğe o kadar yaklaşıp hayatta kalıp kalamayacağı da kesin değil.
Yine de bu araştırma, yaşam için olası yerler konusunda açık fikirli olmamız gerektiğini, evrendeki en kötü yerlerin bile bir seçenek olabileceğini gösterdi.

Cecilia Payne-Gaposchkin: Yıldızların Nelerden Oluştuğunu Tarif Eden İlk İnsan!

Artık ne yediğimize değil ne kokladığımıza da dikkat etmek zorunda kalabiliriz