Kedinizin Vahşi Hayvanları Daha Az Avlaması İçin Basit Bir Yöntem!

Çoğu kedi sahibi, kedilerinin dışarı çıkmasına izin vererek vahşi yaşamı riske atıyor. Kediler, yalnızca Avusturalya’da, senede 1.5 milyar yerli hayvanı öldürüyor. Buna rağmen, kedilerinin 7/24 evde tutulurlarsa huzursuz olacağını düşündükleri için, bazı kedi sahipleri onların dışarda özgürce dolaşmasını tercih ediyor.

İngiltere’deki araştırmacılar tarafından yapılan ufak bir araştırma, kedileri sürekli içeride tutmadan, onların eve daha az av getirmesinin başka, basit bir yolu olabileceğini ortaya koydu. Yapmanız gereken tek şey sevimli arkadaşınızla daha fazla oynamak ve ona daha fazla et yedirmek.

Bunun, kedilerin avlanmasını tamamen bitirmeyeceğinin altını çizmek önemlidir. Ancak araştırmacılar kedilerin günde 5-10 dakika arası sahipleriyle oynamalarının eve av getirmelerini %25 oranında azalttığını tespit etti. Proteini etten alan gıdalarla beslenen kediler ise eve %36 oranında daha az av getirdi.

Martina Cecchetti’nin ekibi yeni çalışmasında şunları yazdı: “Avlanmalarına engel olmaktansa, kedilere bu eğilimi azaltacak davranışlar ve beslenme şekli sağlamak gibi olumlu katkılarla, avlanmada azalma yapılabilir.” “Diğer müdahalelerin etkileri konusunda endişeli olan kedi sahipleri arasında bu tedbirler destek bulacak gibi görünüyor.”

Ekip, 12 hafta boyunca İngiltere’nin güneybatısındaki 355 kedisi olan 219 evi inceledi.

Kedilerin

  • 30’una takması için çan,
  • 33’üne avını korkutup kaçırması için renkli boyunluk,
  • 41’ine dikkatlerini başka yöne çekmek için mama dağıtan lego oyuncağı verildi.
  • 40 tanesine ise daha fazla et içeren bir beslenme şekli uygulandı.
  • Ve 38 tanesiyle günlük şekilde oyun oynandı.

Garip şekilde lego, kedilerin daha çok avlanmasına neden oldu. Fakat bunun dışında denenen bütün uygulamalar, kedilerin eve getirdiği av hayvanlarının sayısını azalttı. “Kuş koruma” boyunlukları ise kuşlarda daha iyi bir etki gösterdi. Renkli yakalıklar, yakalanan ve eve getirilen kuş sayısını %42 oranında azalttı. Ancak yakalanan memelilerin yüzdesini değiştirmedi. Genel olarak, daha etli bir beslenme şekli ve düzenli oyun av sayısını azaltmada en iyi yöntem oldu.

Cecchetti, “Bazı mamalarda soya gibi bitki kaynaklarından sağlanan proteinler vardır. Bu durumda “eksiksiz bir beslenme şekli” uygulanmasına rağmen bazı kedilerde bir ya da daha fazla mikrobesinin eksik kalması mümkündür. Bu da onları avlanmaya teşvik etmektedir.” dedi. “Bununla beraber, et ürünleri çevresel sorunları ortaya çıkarmaktadır. Buna bağlı olarak sonraki adımlarımızdan biri de avlanmayı azaltmak için belirli mikrobesinlerin kedi mamalarına eklenip eklenemeyeceğini bulmak.”

Bu araştırmayla dikkate almamız gereken birkaç şey daha var.

Birincisi, daha az olsa bile, kediler hala eve vahşi hayvan getirmektedir. Özellikle Avusturalya gibi yerlerde, bu durum savunmasız, yerli hayvan nüfusu için büyük bir sorundur. Ayrıca, bu araştırmanın yalnızca eve getirilen av sayısını incelediği gerçeği de var.  Bu sayı, kedilerin gerçekte yakaladığı avın yalnızca ufak bir yüzdesi olur. Ekip, “Bu ve benzeri çalışmaların eksiği, kedilerin eve getirdikleri avların öldürdükleri hayvanların tümü olduğunun baz alınmasıdır.” diye ekledi.

Ekip ev kedilerine kamera takılan iki farklı çalışma aktardı. Birinde eve yalnızca avın %23’ünün getirildiği görülürken diğerinde ise sayı yalnızca %18’di.  Avların çoğu bırakılmış veya yerinde yenmişti. Yani, kediniz eve ne getiriyorsa bu, muhtemelen gerçekte yakaladığı avın yalnızca ufak bir yüzdesi.

Adam Grogan, “RSPCA, hem kedileri hem de vahşi hayvanları önemsiyor. Ve kedi sahiplerine, kedilerin de vahşi hayvanların da refahını sağlayan tavsiyeler vermek istiyoruz.” dedi. “Bu proje bize kedi sahipleri için basit, etkili ve benimsemesi çok kolay alternatifler sağlıyor.”