in ,

Neden Hala Dolunay Esnasında Cinnet Geçirme Olayına İnanıyoruz?

Dolunay esnasında cinnet geçirme!

Neden Hala Dolunay Esnasında Cinnet Geçirme Olayına İnanıyoruz?

Dolunay Nedir: Dolunay karanlık gökyüzünde Ay ’ın tamamıyla gümüş renginde gözükmesidir.

Ay ’ın bu hali insanlara korkutucu geldiğinden dolayı insanlar cinnet diye adlandırılabilecek psikolojik değişimler geçirirler. Buna Transilvanya Etkisi de denir. Lakin bu olayın bilimsel açıklaması böyle değildir.

Neden Hala Dolunay Esnasında Cinnet Geçirme Olayına İnanıyoruz?

Romalı filozoflardan Pliny, Dolunay gecesi yeryüzündeki nem oranında artış olduğunu ve bu artışın insan beyninin içindeki nem oranını etkilediğini; bu sebepten ötürü de o bölgede yaşayan insanların delirdiğini iddia etmiştir.

1700 ‘lü yıllarda uzman bir İngiliz hukukçunun yaptığı yazılı tanıma göre deli bir kimse Ay’ın evrelerine göre belirli periyotlarda psikolojik değişimlere uğrayan kimsedir.

1970 ‘lerde bir kitapta Ay ’ın Dünya’ya yaklaştığında Dünya üzerindeki suyu hareketlendirdiği gibi insan beyninde bulunan sıvıları da harekete geçirdiğini ve bu hareketliliğin insanların cinnet geçirmesine yol açtığı ifade edilmişitir.

Dolunay Ateşi

Uzun zamandır birçok araştırmacının yaptıkları araştarmılardan elde ettikleri sonuç şundan pek de farklı değildi:

Dolunay’ın oluşumu normalden farklı bir şey değildir.

Emory Üniversitesi’nde psikoloji alanında uzman olan Prof. Scott Lilienfeld insanların cinnet geçirmesiyle Dolunay arasında bir alaka olduğuna dair bir delil göremediğini belirtmiştir. Bir alaka olduğuna dair gösterilen deliller elle tutulur deliller değillerdir.

Mesela: Dolunay’ın genellikle haftasonlarında oluştuğu ki bu günler birçok insanın dışarıda olduğu günlerdir. Ya da Dolunay’ın olduğu günlerde daha fazla araba kazası olması gibi…

Neden Hala Dolunay Esnasında Cinnet Geçirme Olayına İnanıyoruz?

Ama yine de bu kadar delil eksikliği olmasına rağmen çoğu insan Dolunay’ın bir şeyleri acayip yaptığına (değiştirdiğine) inanmaktadır.

“Cinnet”in Mantığını Anlamak

Dolunay zamanı insanların cinnet geçirdiği yönündeki bu batıl inancın kaynağı tam olarak bilinmemektedir. Ama bu düşünceyi destekler nitelikte Dolunay ’ın Dünya üzerinde medcezir olayları, mercanların ve ateş böceklerinin çiftleşme mevsimini belirleme gibi bazı etkileri olduğu biliniyor. Bu bağlamda insanların kendi hayatlarının da Ay tarafından etkilenip etkilenmediğini merak etmeleri şaşırtıcı karşılanmamalı.

Lilienfeld’e göre Dolunay insanların cinnet geçirmesine doğrudan sebep olmasa bile dolaylı bir şekilde bu olaylarda etkili olması muhtemeldir.

Elektrikle aydınlatma teknolojilerinin gelişmesinden önce Dolunay ışığı sayesinde bazı geceler havanın aydınlık olması, uykusuzluk hastalığı olanlar da dahil olmak üzere bazı insanların geç saatlere kadar ayakta kalmalarına ve çeşitli nedenlerle bir araya gelmelerinden ötürü kargaşa ve keşmekeş çıkmasına sebep olmuş olabilir.

Bu fikir her nereden çıkmış olursa olsun, büyük ihtimalle insanlar için, Dolunay zamanı kötü olaylar yaşandığına dair şüphelerini destekler nitelikte bazı sebepler bulmak zor olmamış olsa gerek. Lilienfeld bu konuda şöyle diyor: “İnsan beyni her zaman doğru olmasa bile olaylar için bazı sebepler uydurmaya eğilimlidir.

Dolunay – Bilişsel önyargı

İnsanlar bir kez Dolunay ’ın garip davranışlarda bulunmamızla bağlantılı olduğuna inandı mı, bilinçsiz bir şekilde de olsa Dolunay ve cinnet gibi garip olayların beraber yaşandığı zamanları düşünmeye ve araştırmaya başlayacaktır.”

Bu tarz olayların yaşandığı Dolunay dönemleri göze çarpsa da, olaysız geçenler gözden kaçmaktadır.

Tehlikeli ya da önemli olduğuna inandığımız şeylere dikkatimizi yönelttiğimiz bu düşünme biçimi psikologlar tarafından bilişsel önyargı olarak adlandırılmaktadır. Bilişsel önyargı kendimizi korumak için düşüncemizin içine işlenmiş olabilir.

Mesela ormanda yürürken karşımıza yılan görünümlü bir nesne çıktığında, çoğu durumda bu sadece bir sopa parçası olsa bile, tedbiren ondan uzak dururuz. Her ne kadar yürümeye devam etmek daha mantıklıymış gibi gelse de beyinlerimiz sonradan pişman olmak yerine baştan tedbirli davranmayı tercih eder. Aynı şey Dolunay dönemlerinde dikkatli olmamız konusunda da geçerlidir.

Bilişsel önyargının bizi yılanlardan koruyabildiği gibi, Dolunay ’a bazı doğa üstü güçler atfetmek de bizi farklı yollarda koruyabilir.

Lilienfeld, “Dünya, geleceği tahmin edilemez ve belirsiz olduğundan dolayı oldukça korkunç bir yer. Ama Dünya’nın düşündüğümüz kadar tahmin edilemez olmadığını düşünmek bizi rahatlatabilir.

Dolunay hakkındaki düşüncelerimiz bu kapsama girer mi girmez mi tam olarak bilmesem de bazı bilinmez olayları sebeplere bağlayıp tahmin edilebilir hale getirmenin bizi psikolojik olarak rahatlattığını düşünüyorum.” diyor.

İnsanlar ve etrafımızdaki her şey zamanla bozulmaktadır. Bu bozulmanın kötü bir Dolunay’dan kaynaklandığını düşünmek ve onu suçlamak, hava durumuyla hiçbir alakası olmayan tahmin edilemez ve bilinemez bir Dünya’da yaşadığımızdan kaynaklandığını düşünmeye göre çok daha rahatlatıcı ve güzeldir.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Ay Hakkında Birkaç Bilgi

Ay ’dan Bakıldığında Dünya Nasıl Görünür?

Kara delik nedir? Detaylı ve sade anlatımıyla kara delik hakkında bilgiler

Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünya ismi nereden geliyor ?

Çeviri: Ali İhsan ŞENTÜRK & Fatih Erdem GENÇOL

Kaynak: http://blogs.discovermagazine.com/crux/2019/08/16/full-moon-effect-lunacy-odd-behavior/#.xvrl7jnkil8

Fatih Erdem GENÇOL

Yazar Fatih Erdem GENÇOL

Merhaba. Ben Fatih Erdem. İstanbulluyum. öğrenciyim. İngilizce ve Arapça eğitimi aldım. Daha çok fizik, kimya, ve sosyal bilimlerden psikoloji, sosyoloji ve felsefeye ilgiliyim.

Makaleye Oy Ver!

8 points
Upvote Downvote

Yorumlar

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...…

0

Yorumlar

0 yorumlar

Dünyanın En Derin Çukuru İle Tanışın!

“Yılın Astronomi Fotoğrafçısı Yarışması” kazananları belli oldu