Neuralink: Elon Musk Ne Derse Desin Beyin Hacklemek Son Derece Zor 

Düşünceler, duygular ve diğer zihinsel faaliyetler  geniş kapsamlı beyin hücreleri ağında akan elektrokimyasal sinyallerse;  bu sinyalleri dijital elektroniklerle birleştirmek beynimizin yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olur mu?

Elon Musk’ın Neuralink cihazı sunumunda  Gertrude adlı  domuza yerleştirilen beyin-makine arayüzü gibi. Ama vizyon ne kadar mümkün olabilir? Bilimle ilgili  kısa çekinceler dile getirildiğinde Musk;  tweetle çekinceleri reddediyor: “Maalesef, akademik birçok kişi fikirlerinden çok,  fazla kilo almaları ve onları hayata geçirmeleriyle uğraşmakta. Onlar için Aya gitme fikri hem önemsiz hem de aya gitmek zor. ”

Beyin-makine arayüzleri; nöronal bilgileri bilgisayar veya robotik kol gibi harici sistemleri kontrol etmek için  komutlara çeviren elektrotları kullanır. 2005 yılında  aksiyon potansiyeli olarak bilinen beyin sinyallerini günlerce tek hücreden kaydeden ve hatta bir hayvanın kafatasına elektrik darbeleri gönderebilen Neurochips icat edildi. Bunları,  beyin bölgeleri arasında yapay bağlantılar oluşturmak ve beyin ağlarında kalıcı değişiklikler üretmek için kullandılar.

Eşsiz beyinler

Sinirbilimciler 1950′ lerden beri hayvanlarda beyin hücrelerini dinlemekteler. 21. yüzyılın başında yapay bir kolu kontrol etmek için, maymunlardan gelen beyin sinyalleri kullanıldı. Ve 2006′ da BrainGate ekibi felçli insanların beyinlerine 100 dizi elektrot  yerleştirmeye başladı ve bununla bilgisayar imleçlerinin ve yardımcı cihazların temel kontrolü sağlandı.

Gelişmiş bir robot tarafından Gertrude’ nin beynine yerleştirilen 1.024 elektrottan  sinyalleri kablosuz olarak iletmek için bir cihaz yaptılar. Ekip; bir insan denemesine doğru hızla ilerliyor ve çalışmaların  engelli insanlar için beyin kontrollü cihazların performansını artırabileceğine inanıyor. Musk’ ın düşünceleri ve anıları okuyup yazmayı, telepatik iletişimi etkinleştirmeyi ve nihayetinde insan ve yapay zekayı (AI) birleştirmeyi uman daha iddialı hedefleri var.

Günümüzde çoğu beyin-makine arayüzünde  “biyomimetik” kod çözme adı verilen bir yaklaşım kullanılıyor. İlk olarak  kullanıcı kolunu sola veya sağa hareket ettirmek gibi çeşitli eylemleri hayal ederken beyin aktivitesi kaydedilir.

Hangi beyin hücrelerinin farklı yönleri tercih ettiğini bildiğimizde aksiyon potansiyellerinin artan ve azalan oylar gibi hesaplayarak sonraki hareketleri çözebilir. Bu yaklaşım basit hareketler için yeterince işe yarıyor ancak daha karmaşık zihinsel süreçlere genelleştirilebilir mi?

Neuralink;  beyindeki 100 milyar hücreden yeterince örneklenebilse bile yararlı bir zihin okuma cihazını kalibre etmek için önce kaç farklı düşünce düşünmesi gerekir ve bu ne kadar sürer? Her seferinde aynı düşünceyi düşündüğümüzde beyin aktivitemiz aynı geliyor mu? Ay’a gitmeyi düşündüğümüzde beynimiz Musk’ ınkine benziyor mu?

Bazı araştırmacılar yapay zekanın bilgisayarların konuşmayı anlamasına yardımcı olduğu gibi bu sorunlarıda ortadan kaldırabileceğini umuyor. Belki de yeterince veri topladığında  yapay zeka; herhangi birinin beyninden gelen sinyalleri anlamayı öğrenebilir.

Farklı beyinlerin büyük ölçekli anatomisi benzer olsa da bireysel beyin hücreleri düzeyinde hepimiz benzersiziz!

Son zamanlarda sinirbilimciler, büyük hücre gruplarının aktivite modellerinde yapı inceleyerek orta ölçekleri keşfetmeye başladı. Belli ki gelecekte, zihin okuma görevini basitleştirecek düşünce süreçleri için bir dizi evrensel kuralı ortaya çıkaracağız. Ancak mevcut anlayışlarımızın  durumu  garanti sunmuyor. Alternatif olarak beynin kendi zekasını kullanabiliriz.

Belki de beyin-makine arayüzlerini, araba kullanmayı öğrenmek gibi ustalaşmamız gereken araçlar olarak düşünmeliyiz. İnsanlara kendi beyinlerindeki tek tek hücrelerden gelen sinyalin gerçek zamanlı bir görüntüsü gösterildiğinde, genellikle neurofeedback adı verilen bir süreçle bu aktiviteyi artırmayı veya azaltmayı öğrenebilir.

Belki Neuralink’ i kullanırken insanlar;  arayüzü kontrol etmek için beyin hücrelerini doğru şekilde nasıl etkinleştireceklerini öğrenebilir.  Son araştırmalar, beynin bir zamanlar düşündüğümüz kadar esnek olmadığını ve şu ana kadar neurofeedback deneklerinin doğal olarak meydana gelenlerden farklı olan karmaşık beyin aktivitesi kalıpları üretmek için mücadele ettiğini öne sürmekte.

Okumaktan ziyade beyni etkilemeye gelince, zorluklar daha da büyüktür. Neuralink sunumunda güzel bir şekilde gösterildiği gibi elektriksel stimülasyon her elektrotun etrafındaki birçok hücreyi etkinleştirir.

Ancak farklı rollere sahip hücreler birbirine karıştırıldığı için anlamlı bir deneyim üretmek zordur. Beynin görsel alanlarını uyarmak, kör insanların ışık parlamalarını algılamasına izin verebilir  ancak  basit görsel sahneleri bile yeniden üretmek kolay değildir.

Genetiği değiştirilmiş beyin hücrelerini etkinleştirmek için ışığı kullanan optogenetik daha seçici olabilir ancak insan beyninde henüz denenmemeli. Musk nihai hedeflerine ulaşabilsin ya da ulaşamasın; kendisinin ve diğer teknoloji girişimcilerinin beyin-makine arayüzlerine yatırım yapmaları bilimsel anlayışımızı ilerleteceğinden eminiz.

Umarım Musk   kablosuz beyin implantını,  gizemlerini çözmeye çalışan birçok bilim adamıyla paylaşır.Onlarca yıllık araştırmalar; beynin sırlarını kolayca açıklamadığını, yıllar boyunca zihin hackleme girişimlerine muhtemelen direneceğini göstermiştir.

Neslihan Çakmak