• in

    Karada yaşayabilen bir balık var. Bu Balıklar Karada Yaşayabilir ve Havayı Soluyabilir

    Karada yaşayabilen balık

    Karada yaşayabilen bir balık var. Georgia yetkilileri derhal öldürmeniz gerektiğini söylüyor. Georgia Doğal Kaynaklar Departmanı Yaban Hayatı Kaynakları Birimi’ne göre, bu ayın başlarında bir kuzeyli yılan baş balığı Gwinnett İdari bölgesi göletinde yakalandı. Ajans, türün Georgia sularında ilk defa rapor edildiğini söyledi. Yaban Hayatı Kaynakları Birimi’nde balıkçılık şefi olan Matt Thomas yaptığı bir açıklamada;departmanın şimdi, türün Georgia’daki diğer su kütlelerine ulaşmasını engellemek için bu balıkların göletten yayılmış olup olmadığını anlamaya çalıştığını söyledi. ABD Jeoloji Araştırmalarına göre, kel turna balığına benzeyen uzun ve ince balıklar, yaban hayatı için zararlı olabilir, çünkü sudaki diğer türlere rekabette üstünlük sağlayabilir daha sonra onların yerini alabilir. Yılanbaş balıkları ABD Jeoloji Araştırmalarına göre, türün daha fazla yağmacı yavru popülasyonu oluşturmayı başarabilmesi durumunda, su kütlelerinde besin ağını ve ekolojik sistemleri diğer türler için kalıcı bir değişime neden olabilecek derecede değiştirebilir. ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi, türü vahşi yaşama zararlı türler listesine eklediğinde, Doğu Asya’nın yerlisi olan kuzeyli yılanbaş balıkları 2002’den önce bazı büyük şehirlerde evcil hayvan dükkanlarında, canlı balık pazarlarında ve restoranlarda satılıyordu. NISIC veritabanına göre, keskin dişli balıklar ABD’de ilk olarak 1997’de KaliforniyaSan Bernardino İdari Bölgesi’nin Silverwood Gölü’ndeki vahşi doğada tespit edildi. Georgia Doğal Kaynaklar Departmanı – Yaban Hayatı Şubesine göre Kuzeyli yılanbaşlar diğer 14 eyalette rapor edildi. Georgia yaban hayatı yetkililerine göre, kuzeyli yılanbaşlar gibi istilacı balıklar çoğu zaman izinsiz serbest bırakılmayla ortaya çıkıyor. Georgia’da, geçerli bir vahşi yaşam lisansı olmadan herhangi bir yılanbaş türünü ithal etmek, taşımak, satmak, aktarmak ve bulundurmak yasak. Maryland Doğal Kaynaklar Departmanına göre Maryland, balıktürünün 2002 yılında kurulan ilk popülasyonuna sahipti ve eyalet kuzeyli yılanbaşların en büyük dağılımına sahip. Balıklar şimdi Chesapeake Körfezi’ndeki her büyük gelgit nehrinde bulunabilir. Chesapeake Körfezi Programına göre, hava soluyan balık, akciğere benzer bir hava kesesi yoluyla nefes alabiliyor. Nefes alma yetenekleri, diğer küçük kara alanlarına ve yeni su kütlelerine gitmelerini mümkün kılıyor. Chesapeake Körfezi Programına göre balıklar nemli tutulursa suyun dışında dört güne kadar hayatta kalabilirler ve kuraklık sırasında çamurda hareketsiz fakat canlı kalabilirler. Balıklar üç fite (91 santimetre) kadar büyüyebilir ve 8.1 kilogram veya daha fazla ağırlığa erişebilir. Maryland Doğal Kaynaklar Departmanına göre lekeli görünüşlü balık diğer balıkları yiyor ve ayrıca amfibi, kerevit ve hatta fareler gibi küçük hayvanları da yiyebileceği belirtiliyor. Georgia’daki vahşi yaşam görevlileri, balıkçılardan balığın nasıl tanımlanacağını, öldürüleceğini ve fotoğraflanacağını öğrenmelerini ve avlarını Georgia Doğal Kaynaklar Departmanı Yaban Hayatı Kaynakları Birimi Su Ürünleri Dairesi’ne bildirmelerini istiyorlar.  Bunlar da ilginizi çekebilir: Dominant Erkek Ortadan Kaybolduğunda Bu Dişi Balık Cinsiyet Değiştiriyor Bu Tatlı Su Balığı, Balıklar Hakkında Bildiklerimizi Bir anda Değiştiriverdi Köpekbalıkları Gerçekleri, Köpek Balıkları Hakkında Detaylı Bilgiler Gözleri olmayan, iğne dişli nadir bulunan bu balık, korku filmi Alien’ den gelmiş gibi Kaynak: https://www.sciencealert.com/these-fish-can-live-on-land-and-breathe-air-but-authorities-are-not-impressed?perpetual=yes&limitstart=1 Saygılarımla. Duygu Ardıç

    Devamını Oku

  • in ,

    Nobel Ödüllü Bilim İnsanı: İnsanlar Başka Bir Gezegende Asla Yaşayamayacak! İşte Nedenleri:

    İnsanlar Başka Bir Gezegende Asla Yaşayamayacak! İşte Nedenleri:

    İşte gerçek: Dünyayı mahvediyoruz ve bizimkini tamamen tükettikten sonra başka bir küreye yerleşmek gibi ilginç fikirler hüsnü kuruntudan ibaret. Bu fikir, Güneş Sistemi dışında ilk kez gezegen keşfettiklerinden dolayı Nobel Ödülü alanlardan biri olan Michel Mayor’a ait. Fransız Haber Ajansı AFP’ ye  “Dış gezegenler hakkında konuşuyorsak, her şey açık olmalı: Oraya göç etmeyeceğiz” dedi.” ‘Dünyada bir günlük hayat mümkün değilse yaşanabilir başka bir gezegene gideriz’ diyen tüm ifadeleri öldürmek gerektiği hissine kapıldığını” söyledi. Bilinen tüm dış gezegenler çok aşırı uzaktalar Bilinen tüm dış gezegenler veya güneş sistemimizin dışındaki gezegenler, seyahat edebilmek için çok aşırı uzaktalar, dedi. “Yaşanabilir bir gezegenin aşırı uzakta olmadığı, diyelim ki aynı civarlarda birkaç düzine ışık yılı kadar uzakta olduğu çok iyimser bir tabloda bile oraya gitme süresi bir hayli fazla.” diye ekledi. Michel Mayor, 1995 yılının Ekim ayında ilk ötegezegeni keşfettikleri için bu yıl Didier Queloz ile birlikte Nobel’in yarısını paylaştı. (Ödülün diğer yarısı, karanlık madde ve karanlık enerji konusundaki çalışmaları dolayısıyla Princeton Üniversitesi’nden James Peebles’e verildi). Güney Fransa’daki Haute-Provence gözlemevinde yeni aletler kullanarak Jüpiter ’e benzer, ismini 51 Pegasi B koydukları bir gaz devi tespit ettiler. O zamandan bu yana, Samanyolu’nda 4.000’den fazla başka ötegezegen bulundu, ancak görünüşe göre bunların hiçbirine ulaşmak olası değil. California Üniversitesi’nde gezegen astrofiziği profesörü olan Stephen Kane, Mayor ile aynı fikirde. Kane “Üzücü gerçek bu, insanlık tarihinin bu noktasında tüm yıldızlar sonu olmayan bir mesafede. Dünyanın ayına ulaşmak için bile çok fazla güç sarf ediyoruz.” dedi. Önümüzdeki 50 yıl içinde insanları Mars’a gönderebiliriz “Önümüzdeki 50 yıl içinde insanları Mars’a gönderebiliriz, ancak insanlık önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde Jüpiter’in yörüngesine ulaşabilseydi çok şaşırırdım” dedi. Güneş sistemimizin dışındaki en yakın yıldıza olan mesafe Jüpiter ’e olan mesafeden yaklaşık 70.000 kat daha fazla olduğu için, “tüm yıldızlar etkileyici bir şekilde erişilemez.” Pekâlâ, kıtalararası uçuşlar gibi erişilemez gözüken pek çok şeye eriştiğimizi söyleyebilirsiniz. Ancak “yıldızlara ulaşmak için gerekli olan fizik bilgisine ‘eğer varsa’ sahip değiliz. Ayrıca bu; kütle, hız ve enerji arasındaki ilişkiyi anlamada köklü bir değişiklik gerektirecektir.” O “Demek ki, yeryüzünde sımsıkı duruyoruz ve çok çok uzun bir süre boyunca bu durumun değişmesi muhtemel değil” dedi. Mayor AFP’ye “Gezegenimize iyi bakmalıyız, çok güzel ve hala yaşanabilir bir yer. ” dedi. Kaliforniya Foothill Koleji astronomi bölümünün emekli başkanı Andrew Fraknoi, yakın gelecekte bu yıldızlara seyahat edemeyeceğimizde hemfikir. Ancak “Hiçbir zaman yıldızlara ve yaşamın mümkün olduğu gezegenlere seyahat edemeyeceğimizi söyleyemem. Bir milyon yıllık evrimden sonra teknolojimizin ne kadar gelişeceğini kim bilebilir?” dedi. Bunlar da ilginizi çekebilir: Uzay Yolculuklarının Önündeki Çözmemiz Gereken En Büyük 10 Problem NASA, Uzayda Yaşam Belirtileri Aramaya Yardım Edecek Dünya dışı yaşam arayışımızdaki 11 gerçek Çeviren: Zehra AYDIN Kaynakça: https://www.livescience.com/will-we-ever-live-exoplanet.html

    Devamını Oku

    16 points
    Upvote Downvote
  • in ,

    Tüm Zamanlarda Yapılmış En İyi 10 Bilimsel Deney

    Tüm Zamanların En İyi 10 Bilimsel Deneyi

    Bilimsel Deney

    Tüm zamanlarda yapılmış ve başarılı olmuş en iyi 10 bilimsel deney. Bu çığır açan deneyler, evreni ve kendimizi kavrayışımızı değiştirdi. Her gün, “eğer” ile “öyleyse” sorularını soran ve neyin sarsıldığını gören bilim deneyleri yapıyoruz. Belki sadece evimizle iş arası gidip gelmekten ya da börekleri mikrodalga fırında birkaç saniye daha ısıtmaktan biraz farklı bir yolla. Veyahut şu genin bir varyasyonunu daha denemek ya da belirli bir probleme ne tür bir şifrenin en iyi şekilde uyacağını merak etmek gibi olabilir. En nihayetinde bu çabalayan, sorgulayan ruh, her şeyi keşfetme yeteneğimizin temelinde yer alır. Deney yapma isteği, bizim ‘bilim’ dediğimiz uğraşı yoluyla gerçekliğin doğasına daha derinden dalmamıza yardımcı oldu. Bu bilimsel deneylerden oluşan seçkin bir seri, türümüzün sorgulayan zekasını en iyi şekilde sergilemede zamana meydan okuyor. İşte dokuz başarılı çalışma-artı şanlı bir başarısızlık- tüm zamanların en iyi bilimsel deneyleri olarak alkışlanabilir. Eratosthenes Dünyayı Ölçüyor Deneysel sonuç: Dünya’nın çevresinin kaydedilen ilk ölçümü. Ne zaman: M.Ö üçüncü yüzyıl sonu. Tam anlamıyla dünyamız ne kadar büyük? Kadim kültürlerden gelen birçok cevaptan biri, Eratosthenes tarafından hesaplanan şaşırtıcı derecede doğru olan değer, çağlar boyunca yankılandı. Günümüz Libya sahilindeki bir Yunan yerleşimi olan Kirene’de MÖ 276 civarında doğanEratosthenes, hırslı bir bilgin oldu -ona hem muhalifleri hem de taraftarları getiren bir özellik. Kinciler ona, Yunan alfabesine göre ikinci harf olan Beta lakabını taktılar. Puget Sound Üniversitesi fizik profesörü James Evans, eski tarzdaki kızgınlığı şöyle açıklıyor: “Eratosthenes, bir alandan diğerine o kadar sık karıştı ki, çağdaşları onu her birinde sadece en iyi ikinci olarak görüyordu.” Bunun yerine, çok yetenekli Eratosthenes’i kutlayanlar, beş etkinlikte düzenlenen atletizm yarışmasından sonra kendisine Pentathlos adını verdi. Bilgin bu zihinsel ustalığı sayesinde Mısır’a, ünlü İskenderiye kütüphanesinde baş kütüphaneci olarak yerleşti. Ünlü deneyini orada yaptı. Güneydeki Nil Nehri şehri Syene’de (günümüz Aswan), Kuzey Yarım küre’nin yaz gündönümü tarihinde öğle güneşinin doğruca aşağıya parladığı, gölgesioluşmayan bir kuyu olduğunu duymuştu. Kafası biraz karışmış olan Eratosthenes, aynı gün ve saatte İskenderiye’de dikey bir çubukla gölge tipini ölçtü. Oradaki güneş ışığının açısını 7,2 derece veya 360 derecelik bir çemberin 1 / 50’si olarak belirledi. Pek çok eğitimli Yunan gibi Dünya’nın küresel olduğunu bilen Eratosthenes, iki şehir arasındaki mesafeyi bilmesi durumunda, bu rakamı 50 ile çarpabileceğini ve Dünya’nın eğrilik derecesini ve dolayısıyla toplam çevresini ölçebileceğini biliyordu. Bu bilgileri sağlayan Eratosthenes Dünya’nın çevresinin, yaklaşık 600 fite eşit,Hellenistik bir uzunluk birimi olan 250.000 stad olduğu sonucunu çıkardı. Mesafe yaklaşık 24.500 mile eşit, pekala basketbol sahası olarak ölçüldüğünde ise doğru rakam 28.500 mil kadardır. Uygun olarak, modernite kendisine bir tane daha lakap taktı: coğrafyanın babası. Bir zamanlar ikinci sınıf olarak önemsenmeyen biri için hiç fena değil. William Harvey Doğanın Nabzını Alıyor Deneysel sonuç: Kan dolaşımının keşfi Ne zaman: Teori 1628’de yayınlandı. Yunan hekim ve filozofu, ikinci yüzyılda, yalanlarla dolu olmasına rağmen yaklaşık 1,500 yıl boyunca etkili olan, kan dolaşımının bir modelini önerdi. İddiaları arasında: Karaciğer yediğimiz gıdalardan sürekli olarak yeni kan yapar; kan vücutta iki farklı akışta dolaşır, biri (akciğerler yoluyla) havadan “yaşayan ruhlarla” doldurulur ve dokuların emdiği kan kalbe asla geri dönmez. Tüm bu dogmayı devirmek, çoğu zaman korkunç deneyleri gerektirdi. 1578’de İngiltere’de doğan soylu […]

    Devamını Oku

  • in

    Mars’ta Keşfedilebilecek 8 Havalı Yer

    Mars’ta Keşfedilebilecek Yerler

    Mars; devasa volkanlar, derin kanyonlar ve içinde su akma ihtimali olan kraterler gibi büyük zıtlıkların gezegeni. Kızıl Gezegen kolonilerimizi kurduğumuzda Mars, gidecek olanturistlerin keşfetmesi için mükemmel bir yer. Bu gelecek görevlerinde, araçların inecekleri bölgelerin daha pratik ve güvenli olması için düz araziler olması gerekebilir. Ancak birkaç gün sürecek bir inişle de daha ilginç yerlere inilebilir. İşte gelecek Marslılarının ziyaret edebilecekleri bazı yerler. Olimpos Dağları Olimpos Dağları, güneş sistemindeki en olağanüstü volkandır. Tharsis volkanik bölgesinde bulunan bu volkanın büyüklüğü, NASA’ya göre Arizona eyaleti kadar. 25 kilometrelik yüksekliğiyle, Dünyanın en yüksek dağı olan 8.9 kilometrelik Everest’in neredeyse üç katı. Olimpos Dağları, lavların yavaşça eğimlerden aşağı akmasıyla oluşan devasa bir kalkan volkanı. Bu sebeple de yalnızca yüzde 5’lik bir eğime sahip. Buradan, geleceğin dağcılarının bu dağa tırmanmasının oldukça kolay olacağı anlamı da çıkabilir. Zirve noktasında muhtemelen, patlama sırasında magma ocaklarının lav kaybetmesi sonucu oluşan 85 km’lik bir çöküntü de bulunmakta. Tharsis Volkanları Olimpos Dağlarına tırmanırken, bir yerde bekleyipTharsis Bölgesinde bulunan diğer volkanları gözlemlemeyebilirsiniz. Tharsis, NASA’ya göre, 4000 km genişliğinde bir alana yayılmış 12 devasa volkana ev sahipliği yapmakta. Olimpos Dağları gibi bu volkanlar da Dünyadaki diğer volkanlara göre oldukça büyükler. Ve bunun sebebi muhtemelen, Mars’ın Dünyaya oranla daha düşük olan yerçekimi kuvvetinin volkanların daha dayükselmesine müsaade etmesi. Bu volkanlar yaklaşık 2 milyar yıl boyunca aktif haldeydi. Mariner Vadisi Mars, sadece en büyük volkanlara değil, aynı zamanda en büyük kanyonlara da ev sahipliği yapmakta. NASA’ya göre Mariner Vadisi, yaklaşık 3000 km uzunluğunda. Bu da 800 km uzunluğunda olan Büyük Kanyon’un nerdeyse 4 katı demek. Araştırmacılar Mariner Vadisinin nasıl oluştuğu konusunda kesin bilgilere sahip değiller ancak oluşum hakkında birçok teori mevcut. Çoğu bilim insanına göre Tharsis bölgesi oluşurken, Mariner Vadisinin büyümesine de sebep oldu. Volkanik bölgede hareket eden lavlar kabuğu yukarı ittiler. Bu da diğer bölgelerdeki kabukların çökmesine sebep oldu. Zamanla bu yapılar Mariner Vadisini oluşturdu. Kuzey ve Güney Kutupları Mars, kutuplarında iki adet buzlu bölgeye sahip. NASA’ya göre, kış boyunca iki kutup bölgesinde de sıcaklık o kadar düşüyor ki yüzeydeki karbondioksit, atmosfere yükselirken buza dönüşüyor. Yaz aylarında, karbondioksit atmosfere yükseldiğinde ise bu aşamaların tam tersi gerçekleşiyor.Karbondioksit kuzey yarımkürede, arkasında sudan oluşan bir buz kütlesi bırakarak tamamen yok oluyor. Ancak güney yarımkürede bir miktar da olsa karbondioksit buz halinde bulunabiliyor. Bütün bu buzul aşamalar, Mars iklimi üzerinde rüzgar oluşturmak gibi büyük etkilere sahip. Gale Krateri ve Aeolis Dağları 2012’de Curiosity keşif robotunun Mars’a inişinin ardından Gale Krateri, gezegende geçmişte su bulunabileceğine dair büyük bir kanıt barındırıyordu. Curiosity inişinin üzerinden geçen birkaç hafta içinde bir nehir yatağı üzerinde tökezledi ve krater yüzeyi üzerindeki keşfi sırasında su bulabileceğine dair çok daha fazla kanıt elde etti. Curiosity şu an Sharp Dağı(Aeolis Dağları) adı verilen bir volkanın zirvesine tırmanmakta. Curiosity’nin en heyecan veren keşiflerinden bir tanesi de bölgede kompleks organik moleküller bulmasıydı. 2018 yılında yayınlanan sonuçlara göre bu organikler 3.5 milyar yıl yaşındaki kayaların içinde bulundu. Ayrıca araştırmacılar, mevsimsel değişimlerden kaynaklı olarak atmosferde metan yığınları da bulduklarını açıkladı. Metan,diğer jeolojik olaylar gibi, mikroplar tarafından üretilen bir element. Bu nedenle hayat işareti olup olmadığı konusunda kesin bir delil sayılamamakta. Medusae […]

    Devamını Oku

  • in , ,

    Uzaylılar ‘Lurkers’ Bizi Uzaydan Gizlice Gözetliyor Olabilir

    Uzaylılar Bizi Uzaydan Gizlice İzliyor Olabilir

    Onlara ‘lurkers’ deniyor ve belki de daha önce varlığımızdan beri bizi milyonlarca yıldır gizlice uzaydan izliyorlar. Amerikalı fizikçi James Benford tarafından hazırlanan yeni bir bilimsel makalede bu cesur iddia ortaya atıldı. Fakat Benford’un fikirlerinin radikal görünmesine rağmen, SETI (Dünya Dışı İstihbarat Arayışı) topluluğunda bu fikir uzun bir varsayım geçmişine dayanıyor. İlgili: ABD Donanması Ufo ‘ların Gerçek Olduğunu Doğruladı 1960 yılında, Stanford radyo fizikçisi Ronald Bracewell ilk olarak “üstün Galaktik topluluklar” ‘nınyıldızlararası otonom sondalarını, Dünya’da dahil olmak üzere diğer yaşam formlarıyla gözlemlemek, izlemek ve hatta iletişim kurmak için uzaya yaymış olabilecekleri fikrini önerdi. Benford yeni makalesinde “Yakınlarda bulunan bir sonda, medeniyetimiz onu bulacak olan teknolojiyi geliştirirken,bizi bekleyebilir ve bir kez iletişim kurulduktan sonra gerçek zamanlı olarak bir konuşma bile yapabiliriz” dedi. İlgili: Uzaylılar Aramızda Mı? “Bu arada, uzun süre boyunca rutin olarak biyosferimiz ve medeniyetimiz hakkında rapor veriyor da olabilir.” Ancak bu on yıllar süren,2001 A Space Odyssey adlı bilim kurgu serisi tarafından ürkütücü bir monolit olarak benimsenen Bracewell sondaları kavramı, daha sonraki araştırmalarda incelenmiş ve hiç böyle bir robotik gözlemci olabilecek hiçbir bir kanıt bulunamamıştır. Şimdi, Benford, uzaylılar tarafından üretilen ‘lurkers’ların güneş sistemimizde bir yere konuşlandırılabilecekleri gözükmeyen bir yer olabileceğini ileri sürdü. Fizikçi, yeni makalesinde, gizli, uzun ömürlü Robotik lurkers’ın, yörüngesel nesneler olarak adlandırılan ve dünya nesneleri (NEO) sınıfına bir kayalığın yakın gözetleme yapmak için ideal bir yer olacağını söylüyor. Adından da anlaşılacağı gibi, bu yarı uydular, Dünya’nın yörünge modeline benzeyen bir yörüngede Güneş etrafında döngüleri gerçekleştirirler. Ve bunu Dünya’ya yakın bir yerde yaparlar. Güneş’e ek olarak kendi gezegenimize yerçekimi olarak bağlıdırlar. Gökbilimciler tarafından bu tür nesnelerin çok azın bulunabilmiştir. 2016 yılında HO3 adlı, Dünya’ya en yakın bilinen, NASA tarafından küçük bir asteroit “Dünya’nın sürekli arkadaşı” olarak tanımlanır. NASA NEO araştırmacısı Paul Chodas, 2016 yılında “2016 HO3 gezegenimizin etrafında dönüyor, ama ikimiz de Güneşin etrafında dolaştığımızdan dolayı çok uzaklaşmıyor” dedi. “Aslında, bu küçük asteroit, dünya ile dans etmektedir.” Ancak Benford, aynı yörüngeyi paylaşan nesnelerin Dünya’nın dans partnerlerinden çok daha fazlası olabileceğini söyledi.Sürekli yörünge içinde ki, bu yakınlaşmalar, uzay kayalarını bizi takip etmek isteyen robotik sondalar için mükemmel bir nokta yapmaktadır. Benford makalesinde; “Dünya’ya yakın olan bu nesneler, dünyamızı güvenli ve doğal bir nesneden izlemek için ideal bir yol sunmaktadır” diye açıklıyor. “Bu, bir uzaylı sondasının ihtiyaç duyabileceği kaynakları açıklar:sağlam bir çapa ve gizlilik.” Bu olasılıktan ve uzay sondalarının gerçekten Dünya’ya çok yakın olmasından dolayı fizikçi Benford, onları araştırmanın SETI (Dünya Dışı İstihbarat Arayışı) gökbilimcileri için bir öncelik olması gerektiğini savunuyor. Benford, “Onları hem elektromanyetik spektrumda ve gezegen radarında takip ederek hem de sondalarla ziyaret ederek gözlemlemeye doğru ilerlemeliyiz” diyor. Uzaylı gözlemcileri bulma ihtimalinin yanı sıra, diğer bilimsel nedenlerle de gözlemlemek mantıklıdır. Özellikle de aynı yörüngeyi paylaşan nesneler hakkında 20’den az keşfedildiği için çok az şey biliyoruz. Bu olursa, Benford aslında umduğu şeyi daha erken elde edebilir. Çin, 2016 HO3’ten örneklerin ziyaret edilmesini ve toplanmasını içeren 10 yıllık bir görevbaşlatmayı planladığını duyurdu. Dünya’nın yakın arkadaşı hakkında komik (veya uzaylımsı) bir şey varsa, yakından görmek için mükemmel bir fırsat. SETI (Dünya Dışı İstihbarat Arayışı) topluluğundaki diğer kişilerin mutlaka büyük bir uzaylı teknolojisinin […]

    Devamını Oku

    16 points
    Upvote Downvote
  • in ,

    Japonya’da 800 tonluk bir monolit bulundu. Dünya dışı ziyaretçi masallarındakilere benziyor

    Japonya’da 800 tonluk bir monolit bulundu.

    Dünya dışı varlıklar düşünüldüğünde, Japonya muhtemelen akla gelen ilk yer olmaz. Fakat Japonya, açıklanamayan ziyaretçilerin ilginç hikâyelerine ve piramitlerin yanı sıra gördüğümüz en sıra dışı monolitik taşlardan birine ev sahipliği yapıyor. Japonya’daki Hitachi eyaletinin doğu kıyısında, garip ve yuvarlak bir USO (Tanımlanamayan Batık Cisim),1803’te balıkçılar tarafından karaya sürüklendi. İçinde, 3 benzer yuvarlak metin “Utsuro-Bune” (içi boş gemi) ve canlı bir kadın bulundu. 6 metre genişliğinde ve neredeyse 4 metre yüksekliğindeki içi boş gemi, üzerinde pencereler bulunan metal plaka ve çubuklara sahipti. Bir kapak açıldı ve 18-20 yaşlarında görünen genç bir kadın çıktı. (Batı çevrelerinde “Beyaz Prenses” olarak adlandırılıyor.) Elinde garip kare bir kutu tutuyordu. Kadın arkadaş canlısıydı fakat tanınmayan bir dil konuşuyor ve köylülerin daha önce hiç görmediği kumaşlardan kıyafet giyiyordu. Geminin içinde garip bir yazı ve halıya benzer eşsiz malzemeler vardı.How Stuff Works’e göre: “Metal bantlar ve sert cam pencereler balıkçıların şimdiye kadar gördükleri şeylere benzemiyordu. Geminin üzerindeki yazılar Roswell, New Mexico ve Rendlesham Ormanı’nda bulunan benzer yabancı sembollerle karşılaştırıldı.” Mysterious Universe: “Kadın soluk cildi, kırmızı saç ve kaşlarıyla karşımızda durdu. Saçları yapay olarak beyaz ince kumaş ipliklerle uzatılmıştı.” Ancak, metinlerdeki çizimler açıklamalara uyuşmayan bir kadını gösterdi. Bir tarihçi olan Yanagida Kunio, kadının duyulmamış bir zamanda yola çıkmış olma ihtimalini değil de,kadının yuvarlak bir teknede denize doğru yola çıkmış olabileceğini öne sürdü. Toen shōsetsu metinleri, kadının yabancı bir şehrin kralının kızı olabileceğini öne sürüyor. Muhtemelen evlilik yeminini bozdu ve kutunun içindeki nesne sevgilisinin kopmuş kafasıydı. Metinde durumu zalimlik olarak kaydedilmiş olmasına rağmen, köylüler onu teknenin içine geri koymaya karar verdi ve denize doğru itti. “İnsani açıdan bakıldığında, bu muamele ziyadesiyle acımasızdı. Bununla birlikte, bu muamele onun kaderi olabilirdi.” Baştan sona rahatsız edici, büyüleyici ve açıklanamayan bir hikaye. Asuka Park’ta güneye doğru, Ustro-Bune’ın tasvirine benzeyen 800 tonluk bir monolit granit oyması bulundu. Masuda-no-iwafune (Masuda’nın Kaya Gemisi) olarak adlandırıldı. Monolit yaklaşık 11 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde ve 5 metre yüksekliğindedir. Tabanda bulunan kafes şeklindeki oymaların, kayayı şekillendirmek için bilinmeyen bir süreci ifade ettiği düşünülmektedir. Ancient Origins bu yapının, suyunu çekmiş Masuda Gölü’nü anmak amaçlı oluşturulmuş olabileceğini öne sürüyor.  Diğer kuramlar, hiçbir ceset bulunmamasına rağmen monolitin bir kraliyet ailesi için mezar olduğu veya eski bir astronomik gözlem istasyonu olduğu yönünde. Antik Astronot teorisyenleri Takeharu Mikami ve Giorgio A. Tsoukalos, Masuda-no-iwafun’un Japon Mitolojisi’nde anlatılan bir Gökyüzü Teknesi’ni temsil edebileceğine inanıyorlar. Bu yapı UFO gibi bir şeyi mi temsil ediyor? Kimse kesin olarak bilmiyor fakat görünüşü kuşkusuz dünya dışı bir varlık gibi. Bunlar da ilginizi çekebilir: ABD Donanması Ufo ‘ların Gerçek Olduğunu Doğruladı Pentagon neden UFO’larla ilgileniyor? İki pilot UFO gördüklerini söyledi, İrlanda inceleme başlattı NASA yetkilisi: Dünya, Mars’ta yaşam olup olmadığını öğrenmeye hazır değil Çeviri: Hümeyra DEMİRBAŞ Kaynak: https://www.ancient-code.com/an-800-ton-monolith-from-japan-and-its-similarity-to-tales-of-strange-otherworldly-visitors/

    Devamını Oku

    36 points
    Upvote Downvote
  • in

    Tarihteki En Kötü Ölümlerden Biriyle Tanışın!

    Tarihteki En Kötü Ölümlerden Biri

    Tarih, günümüz insanlarının gözlerini yaşartacak derecede mide bulandırıcı ve korkunç ölümle doludur. Fakat tüm bu gaddar ve alışılmadık vahim sonlardan yalnızca birkaçı, yeni ortaya çıkarılan bir iskeletin yaşadıklarından daha zalimce. Arkeoloji Bilimi Dergisi ‘nde yayınlanan çalışmaya göre Milan Üniversitesi’nden arkeologlar, çok acı veren bir işkence yöntemi ve baştan savma bir kelle kesmeden sonra ölmüş gibi görünen bir adamın Ortaçağdan kalma iskeletini ortaya çıkardılar. İlgili: Arkeoloji Nedir? Arkeolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi Adamın nispeten genç yaşta, 17 ila 20 yaşları arasında, 13. Yüzyılın sonlarına doğru ölmüş ve İtalya’nın kuzeyindeki Milano’da bir katedralin yanına gömülmüş olduğu bildirildi. İskeletteki ilk izlenimlerde, kolları ve ayakları boyunca simetrik bir biçimde, acı çektirerek yapılmış bıçak yaraları olduğu tespit edildi. Bu yaralardaki ipuçları, yaralanmanın kasten olduğunu gösteriyordu. Tarihsel kayıtlara dayanarak, araştırmacılar adama “tekerlek” ya da “parçalayıcı çark” veya bir başka isimle “Catharine tekerleği” denilen bir alet kullanılarak işkence edildiğini düşündüler. Tekerleğin nezaketinden(!) habersiz olanlar için, parçalayıcı çark ilk modern çağın başlangıcına kadar (c. 1500) Avrupa tarihinin çoğunda halkın infazı için kullanılan bir işkence aletiydi. Bu cihazın nasıl kullanıldığına dair açıklamalar zamana ve mekana bağlı olarak değişse de genellikle tekerlek temelli yaralayıcı olarak kullanılan bu alet, daha ileri boyutlara geçerek muntazaman uzuvları parçalama ve ezme şeklinde de kullanılmıştır. İşkence Türleri Bazı rivayetlerde işkencenin, ağır tahta tekerleği insanların kollarının ve bacaklarının üzerine koyup, kaval kemiğinden itibaren baş kısmına doğru döndürülerek yapıldığı aktarılır. İşkence görenlerin vücutları yeterli bir şekilde ezildiği zaman, kırılmış uzuvlar çark tellerinin içine ve dışına monte edilecek veya bir ip kullanarak sıkıca tutturulacaktı. Yaralanmalar daha sonra – bıçaklar, kör nesneler, ateş, kırbaç veya sıcak kerpeten kullanılarak –daha da ileriye götürülür, bundan sonra tekerlek, bir direğe monte edilip gururla bir bayrak gibi asılırdı. Ölmeye yakın olan kurban, bir süre, belki de günler ya da haftalar boyunca, sonunda yok olana ya da idamla sefaletinden kurtulana kadar meydanda sallandırılacaktı. Bu meşakkatli işkence tekniği en çok, ağır suçlarla suçlananlara karşı kullanıldı. Ancak bu cesedin bulunduğu kuzey İtalyada, bu tür bir işkence genellikle veba yayıcısı olduğundan şüphelenilen kişiler için kullanılmıştır. Araştırmacılar “Tekerleğin kurbanı olan bu adam, çağdaşları tarafından farklı kabul edilmiş ve bu ayrımcılığın neticesinde kurban olan kişi, veba yayıcısı olduğu söylentisiyle ‘ucube’ yerine konularak işkenceye maruz kalıp öldürülmüş olabilir” diye eklediler. Sizin için bu yeterli değilse, adli incelemede, keşfedilen iskeletin kafatasının kranyal tabanında olağandışı lineer kırılmalar olduğu da tespit edildi. Araştırmacılar, bu durumun büyük olasılıkla “hoyratça bir kelle vurma” esnasında ağır silahlardan kaynaklanan keskin bir travmanın sonucu olduğunu söyledi. Parçalayıcı tekerlekle işkence iddiası şayet tastamam doğruysa, araştırmacılar, dünya üzerinde olmasa da  ortaçağ Kuzey İtalyasında, tekerlek tarafından işkence edilen bir insanın ilk arkeolojik kanıtlarını belgelemiş olacaklar. Tastamam doğru olduğuna emin olduğumuz bir şey varsa o da bu talihsiz ruhun ölmeden önceki son dakikalarını keyifle geçiremediğidir… Bunlar da ilginizi çekebilir: Binlerce Yıl Önce Antik Peru’da Tarihteki En Büyük İnsan Kıyımı Yapıldı Divan’ül Lügati’t Türk için öldürülen onlarca bilim insanı Hollanda sahillerinde 20 bin kuşun gizemli ölümünün nedeni araştırılıyor Çeviren: Muhammed Zeren Kaynak:https://www.iflscience.com/editors-blog/this-guy-died-one-of-the-most-horrible-deaths-in-history/

    Devamını Oku

  • in ,

    İskoçya’da Bulunan, Gizemi Çözülemeyen 200 Yıllık Minyatür Tabutlar!

    Gizemi Çözülemeyen 200 Yıllık Minyatür Tabutlar

    Minyatür tabutlar ilk yerli çocuklar tarafından 1836’da bir mağarada keşfedilmesine rağmen 200 yıldır gizemli kalmaya devam ediyor ve küçücük boyutlarına rağmen onlarla ilgili çeşitli teoriler, efsaneler ve komplo teolerileri var. Peki, onlar ne? Büyük bir tartışma konusu olan 17 tane minyatür tabut, eski bir kökene göre: “Üstünden 181 yıl geçmesine rağmen, araştırmacılar her biri küçük insan figürü içeren tabutların amaçlarını veya bunu yapanların kim olduğunu tespit etmeye pek de yakın değil. Bazıları onların bir büyü olduğunu söylerken bazıları da onların denizde kaybolan insanların sembolik bir cenazeleri olduğunu iddia ediyorlar. Merak uyandıran teorilerden biri de tabutların seri katil olan Burke ve Hare tarafından parçalanarak öldürülen 17 kişinin, dolaşanan ruhlarını susturmak için yapıldığını iddia ediyorlar” Günümüze bu küçük tabutlardan sadece sekiz tanesi ulaşabilmiştir ve İskoç ulusal müzesinde sergileniyorlar. KÜÇÜK KARMAŞIK HAZİNELER Bir İskoçyalı, küçük tabutların tahtadan kesilerek insan şeklinde yapıldıklarını ve yüzlerinin oldukça iyi yapılmış olduklarını belirtti. Ayrıca onların başlarından ayaklarına kadar pamuk giysiler giydirilmiş olduklarını ve o kıyafetlerin genellikle cenaze töreninde giydirilen kıyafetlerin formatında olduklarını söyledi. “Tabutlar muntazam şekillendirilmiştir ve yaklaşık üç veya dört inç uzuğunluğundadır. Tel çiviyle çivilenmiş tek parça odundan yapılmıştır. Tabutların her birinin kapağında bolca süsleme bulunuyor ve küçük kalay parçalarıyla oluşturulmuş ahşabın içine özenle ve düzgün bir şekilde yerleştirilmiş. PEKİ, TAHTADAN YAPILMIŞ BU TABUTLARI KİM YAPTI? Ayrıntılara çok dikkat edilerek ve özen gösterilerek yapılan şeyler inanılmaz yetenekli biri tarafından yapılmış olmalıydı. Bu yüzden araştırmacıların fikirlerine göre; muhtemelen ayakkabıcılık ile uğraşan yetenekli biri tarafından yapılmıştı. “Araştırmacılar tabutların içindeki figürleri de muhtemelen aynı kişi tarafından yapıldığını ve tabutları da iki farklı insan tarafından yapılmış olması gerektiğini belirtti. Ek olarak, tabutların yapımında kullanılmış materyaller ve aletler bir ayakkabıcı tarafından yapılmış olduğunu belirtiyor.” TABUTLAR NEYİ SEMBOLİZE EDİYOR? İşte gizemin devreye girdiği yer. Neden biri böyle şeyler yapar? Onlar çocukların oyuncakları da olamamalıydı ve belli bir amaca da hizmet etmiyorlardı. O zaman neden böyle bir şey yaptılar? Bu oyalayan soruyu cevaplamak için tabutların yapıldığı zamana geri dönüp, o zamanlar İskoçya’da neler olduğunu görmeliyiz. İskoçya mükemmel bir tıbbi uzmanlık merkezi haline geliyordu ve tıp okulları kayıtlarında büyük bir artış gösteren doktorları eğitiyorlardı. Anatomi okuyan doktorların incelemek ve üzerinde çalışmak için cesetlere ihtiyaçları vardı ve bu da mezar soygunculuğunda çarpıcı bir artışa yol açtı: “tarihteki en sapkın ceset hırsızları arasında hem İrlandalı göçmenler William Burke ve Wiliiam Hare hem de ünlü Edinburg’lu anatomist Dr. Robert Knox vardı.” Ancak mezarlıklar bile yeteri kadar onlara ceset sağlayamadı ve daha fazla mezar soygunculuğu olmaması için nöbetçiler yerleştirildi. Bu yüzden artık Burke ve Hare cinayet yoluyla yerel tıp okullarına taze ceset göndermeye başladıklarını bildirdiler. “Ve böylelikle Burke ve Hare’nin en az 12 si kadın 16 kurban gönderdiği 10 yıllık korkunç bir seri katil cümbüşünü başlattı. Ve onlar bu işten yaklaşık 150 Euro (şimdiki değeri ile 12.000 Euro) kazandılar. İKİNCİ BİR TEORİ Bazıları tabutların Burke, Hare ve diğer seri katillerle ilgili olmadığını söylüyor. Bunun yerine, onlar 1820 Radikal savaşında öldürülenleri anmak için yapıldığını düşünüyor. “Yazar ve amatör tarihçi Jeff Nisbet minyatür tabutların 1820’deki Radikal savaşını ardından ‘isyan alevlerini yakmak’ için yapıldığını düşünüyor. Hangi teoriye katılırsanız katılın, bu küçük tabutların […]

    Devamını Oku

  • in

    İçmeseniz Bile Karaciğeriniz Alkolden Zarar Görebilir!

    İçmediğiniz Halde Karaciğer Neden Alkolden Zarar Görüyor?

    Karaciğer hasarı, aşırı alkol tüketiminin bilinen sonuçlarından biridir. Bazı bağırsak bakterileri alkol üretir ve size, içmenin geçici zevklerini vermeden, biraz adaletsiz görünse de karaciğerinize zarar verebilir. Dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık dörtte biri, karaciğerde yağ biriken ve içmeden, işlevini yitiren alkolden olmayan yağlı karaciğer hastalığından (NAFLD) muzdariptir. Nedeni bilinmemektedir. Ancak Cell Metabolism ‘deki bir makale, genellikle biraz farklı olduğunu göstermektedir. Çin’in Başkent Pediatri Enstitüsü ve meslektaşları Jing Yuan, NAFLD’nin şiddetli olduğu bir hasta üzerinde çalıştı ve her seferinde şeker bakımından zengin yiyecekler yediğinde neredeyse sarhoş oldu. Bu durum oto-bira sendromu (ABS) olarak bilinir. ABS normalde maya enfeksiyonları ile ilişkilidir, ancak bu hasta enfeksiyona sahip değildi – ikisi de testlerde olumsuz olarak ortaya çıkıyor ve maya karşıtı ilaçlara cevap vermiyor. Yağlı karaciğer hastalığı Yuan alkolün bağırsak bakterilerinden geldiğini buldu. Yuan, “Bakterilerin çok fazla alkol üretmesine şaşırdık” dedi. “Vücut aşırı yüklendiğinde ve bu bakterilerin ürettiği alkolü kıramadığında, içmeseniz bile yağlı karaciğer hastalığı gelişebilir.” Yazarlar, bu durumdaki kişilerin dışkılarını, sorumlu özel bakterileri tanımlamak için incelediler ve Klebsiella pneumonia suşlarını sorumlu tuttular. (Suş: aynı bakteri veya virus cinsine ait farklı antijenik özelliğe sahip olan alt gruplara verilen isim.. kimi zaman nedeni tam bilinmeyen bazı değişimler sonucu normalden çok daha şiddetli hastalık oluşturma yeteneğine sahip suşlar ortaya çıkabilmektedir.) Hemen hemen herkesin sindirim sisteminde Klebsiella pneumonia olmasına rağmen, çoğu sadece küçük miktarlarda alkol üretir. NAFLD’li insanlarda bulunan suşları, tek bir kadeh şarabı bir gecede dönüştürmeye eşdeğer. Daha yaygın çeşitlerden dört ila altı kat daha fazla alkol üretmektedir. Yuan, NAFLD ‘den muzdarip bir insan örneğinin yüzde 60 ‘ının bariz zehirlenme belirtileri üretmesinin nadir olmasına rağmen kayda değer miktarda alkol üreten bağırsak bakterilerine sahip olduğunu buldu. Yuan, fareleri yüksek fermentasyonlu K. pneumonia suşları ile beslemiş ve bir ay içinde karaciğerlerinde yağ birikimi gözlemlenmiştir. Ek bir ay sonra, karaciğerler yaralandı, bu da uzun vadeli hasar olduğunu göstermiştir. K. Pneumonia’yı çıkarmak etkileri durdurmuştur. Yuan, “NAFLD heterojen bir hastalıktır ve birçok nedeni olabilir,” dedi. “Çalışmamız K. pneumonia ‘nin bunlardan biri olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bakteriler, başka seçeneğiniz olmadığı sürece karaciğerinize alkol gibi zarar veriyor.” dedi. Bunlar da ilginizi çekebilir: Kahve Karaciğer Hastalığı Riskini %70 Oranında Düşürebilir Tuhaf ‘Kurt Adam Sendromu’ Birçok İspanyol Bebekte Göründü DNA ‘mız hepimizi eşsiz mi yoksa aynı mı yapıyor? Bilim insanları son diyet trendlerinin 5’ini inceledi, bunların 2’si kesinlikle tavsiye edilmiyor. Çeviri: Ülkü Güngör Kaynak: https://www.iflscience.com/health-and-medicine/even-if-you-dont-drink-your-liver-can-suffer-damage-from-alcohol/

    Devamını Oku

  • in

    Miras Davaları Nelerdir, Nasıl ve Nerede Açılır?

    Miras davalarına konu olan miras; hukuki olarak muris adıyla nitelendirilen bir kişinin ölümünün ardından kişinin terekesinde bulunan hakların ve borçların ki bunlara aktif ve pasif haklar denilmektedir, bir bütün halinde miras bırakanın yakınlarına intikal etmesi kavramıdır. Dolayısıyla kişinin vefat etmesinin ardından arkasında kalan tüm malvarlığı tereke kapsamına dahil edilmektedir. Bu doğrultuda vefat eden murisin, para ile ölçülebilen tüm alacakları ve başkalarına ödemek durumunda olduğu tüm borçları da söz konusu terekeye dahil edilmektedir. Miras davaları nelerdir, nasıl ve nerede açılır sorularının yanıtları hakkında detaylı bilgileri yazımızın devamında bulabilirsiniz. Miras konusu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer alan hükümlere göre tanımlanmış ve düzenlenmiştir. Buna ek olarak miras paylaşımı neticesinde ortaya çıkan ihtilaflar, Borçlar Kanunu ve Tapu Kanunu gibi muhtelif mevzuatlara göre de sonuçlandırılabilmektedir. Miras Davaları Nelerdir? Miras davası ne kadar sürer sorusunun yanıtına geçmeden evvel, miras davasının açılması için temel şartlara değinmek gerekmektedir. Bu bağlamda yetkili mahkemeye miras davası başvurusunda bulunabilmesi için gereken şartların en başında, miras bırakanın yani murisin vefatının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Nitekim muris hayattayken açılan davalar miras davası kapsamı dışında değerlendirilmektedir. Öte yandan miras davaları kendi içinde farklılaşabilmekte ve bu sebeple de farklı mahkemelerde görülebilmektedir. Hak sahibi olarak miras davalarında dava taraflarının tamamına tebliğ yapılması zorunludur. Sırf bu sebepten ötürü davanın sonuçlanması davaya konu olan taraflarca oldukça uzun bir hukuki süreç olarak nitelendirilmektedir. Miras hukuku kapsamında gündeme gelen davalar şunlardan oluşmaktadır: Miras nedeniyle istihkak davası Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili davası Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası Tenkis davası Veraset belgesinin iptali davası Miras sözleşmesinin iptali davası Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası Reddi miras davaları Görüldüğü üzere geniş bir kapsama sahip olan miras hukukunda uyuşmazlıkların çözümünde alanında uzman bir miras hukuku avukatından profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir. Bu bağlamda hukuk büromuza bağlı olarak görev yapan deneyimli avukatlarımızın desteği ile miras hukuku kapsamında gündeme gelen tüm uyuşmazlıkların çözümünde hukuki danışmanlık hizmeti sunmaya devam etmekteyiz. Miras Davası Nerede ve Nasıl Açılır? Miras davası, murisin vefat ettiği ilde bulunan yetkili mahkemede açılmalıdır. Miras davasının açılmasında hak sahiplerinin bir arada hareket etme zorunluluğu bulunmaktadır. Bunun yanında hak sahipleri miras avukatı aracılığı ile vekalet vererek de söz konusu davanın açılmasını sağlayabilirler. Miras davaları nelerdir, nasıl ve nerede açılır sorularının yanıtları hakkında detaylı bilgilere ulaşmak adına hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Kaynak: https://ilkayuyarkaba.av.tr/

    Devamını Oku

  • in ,

    Bavyera Mezarlıklarında Tarih Öncesinden Kalma Biberonlar Keşfedildi!

    Tarih Öncesinden Kalma Biberonlar

    Bavyera Mezarlıklarında Hayvan Sütü Kalıntısı İçeren Bebek Kapları Bulundu. Bir grup bilim insanı, tarih öncesi zamanda bebeklerin hayvan sütüyle beslendiğini keşfetti. Zamanın kil kaplarından günümüzün biberonlarına… Hatta bu kaplar pençeli hayvan figürlerindeydi. Avusturya Bilim Akademisi Avrupa ve Doğu Medeniyetleri Enstütüsü’nden Dr. Katharina Rebbay-Salisbury, bir demecinde şöyle diyor: “Antik çağlarda bebek sahibi olmak pek de kolay değildi. O dönem anneliğinin bebekleri hayatta tutmayı başarabilen engin kültürel birikimlerini araştırıyoruz.” Araştırmacılar Bavyera’daki kazılarda bulunan çocuk mezarlarından çıkmış 3 adet kabı incelediler. Ancak kapların bebeklerle beraber gömülmesi, biberonların atası olduklarını tek başına kanıtlamaya yetmez. Anne sütünü saklamak, veya hastaları beslemek için de kullanılmış olabilirlerdi. Bu konuyu açıklığa kavuşturabilmek için, ekip teknolojik yöntemlere başvurdu. Bulunanlar, kimyasal testlerin yardımıyla incelenip neolitik dönemden (MÖ 5.000) kalma bu kapların içinde kalan tortuların yapısı araştırıldı. Süt ısıtılınca içindeki yağ kaba yapışıyor ve binlerce yıl bu şekilde kalabiliyor. “Nature” dergisinde yayınlanan makaleye göre tespit edilen süt moleküllerinin sığır, koyun veya keçilere ait olduğu anlaşılıyor. Bristol Organik Jeokimya Bölümü profesörü Richard Evershed: “Bu, kalıcı biyomoleküler bilginin ışığında incelenen tarih öncesi insan yaşamının günümüz yaşamına benzerliğini ortaya koyan bir çalışma.” Bebekler ya anne sütü ile besleniyordu. Ya da Sütten kesildikten Sonra hayvan sütüyle besleniyordu Araştırmacıların görüşüne göre bebekler ya anne sütü yerine hayvan sütüyle besleniyordu, ya sütten tamamen kesilip başka besinlerle besleniyordu, ya da her iki senaryo da mümkündü. Önceki çalışmalar, bebeklerin kemiklerinden alınan örneklerle beraber anne sütünden kesilip hayvan sütüyle beslendiğini ve bunu yaklaşık 7.000 yıl önce yapabildiklerini kanıtlıyordu ancak neden yaptıklarını ve nasıl yapabildiklerini anlayamıyorlardı. “Bunlar bebeklerin binlerce yıl önce nasıl beslendiklerine dair çok küçük, ancak değerli bilgiler.” diyor araştırmanın baş yazarı Dr. Julie Dunne. Bebekleri hayvan sütüyle besleme cesaretini sadece hayvancılık bilgisi üst seviye olan toplumlar gösterebilir. Sonuç olarak, hayvan sütü kullanımı dünyanın bazı yerlerinde beslenmeyi arttırmış ve emzirmesi mümkün olmayan annelerin çocukları hayvan sütüyle beslendiğinden doğum oranlarını yükseltmiştir. Bunlar da ilginizi çekebilir: Arkeoloji Nedir? Arkeolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi Arkeolojinin Tarihi Kudüs Yakınında 10.000 Yıllık Çatalhöyük Benzeri Neolitik Şehir Bulundu Dünyanın en önemli arkeolojik buluntuları Çeviri : Celal ÜSTEL Kaynak: https://www.iflscience.com/plants-and-animals/prehistoric-baby-bottles-with-animal-milk-residue-found-in-bavarian-graves

    Devamını Oku

  • in ,

    Varlıklarıyla Hayat Enerjinizi Sömüren 5 Tür ‘Duygusal Vampir’

    Duygusal Vampir

    Acıların çocuğunu oynayanlar, müzmin mağdurlar, çenesi düşükler, sürekli şikayet edenler ve daha birçoğu… Hayat enerjinizi bir hayli düşüren bu tip insanlara verilen, pek de bilimsel olmayan bir isim var: “Duygusal Vampirler” Kaliforniya Üniversitesi klinik psikiyatri profesörü Judith Orloff, Psychology Today’e yazdığı yazıda bu kişilerden şöyle bahsediyor: Bir doktor olarak, hastalarımın enerjilerini en fazla tüketen meselenin “insan ilişkileri” olduğunu keşfettim. Bazı ilişkiler mod yükseltici ve gerçekten de pozitif. Bazı ilişkiler ise iyimserliği ve huzuru sizden emecek cinsten. İyi duygularınızı sömüren bu “sömürgen” insanlara ben,“duygusal vampirler” diyorum. Bu kişiler sizin fiziksel enerjinizi tüketmekten daha fazlasını yaparlar. En kötü huyluları, sizin değersiz ve sevimsiz olduğunuza sizi inandırabilirler. En kötülerinin dışında kalan diğerleri ise size küçük darbelerle zarar vererek sizin kötü hisssetmenize sebep olurlar. “Hayatım sanki biraz kilo almışsın” “Sen de amma hassassın!” Tıpkı bu cümlelerde olduğu gibi sizin özsaygınızı sarsarak, sizi teşvik etmek yerine,doğru olandan daha çok uzaklaştırırlar. Duygusal Bir Vampirle Karşılaştığınızın 5 İşareti Göz kapaklarınız ağırlaşır, uykulu bir hale bürünürsünüz Ruhsal durumunuz tepetaklak olur Yoğun karbonhidrat ya da abur cubur tıkınmak istersiniz Huzursuz, depresif ya da negatif duygular hissedersiniz Tükendiğinizi hissedersiniz Enerjinizi korumak için bu tip sömürgen insanlara karşı mücadele etmeniz çok önemlidir. Aşağıdaki stratejiler, hayatınıza konuşlanmış bir duygusal vampiri tanıyabilmenize ve onunla savaşabilmenize yardımcı olabilir. 5 TÜR DUYGUSAL VAMPİR 1. Narsistler İlkeleri “önce ben” olan narsistler için her şey onlarla ilgilidir. Bu kişiler, kendileriyle ilgili görkemli bir kibre, her şeyi kendine hak görme bencilliğine ve beğenilme arzusuna sahiptirler. İlgili: Narsistlik nedir? 9 Adımda Narsist Olmaktan Kurtulun! Narsistler tehlikelidirler zira empati duygusundan yoksundurlar ve koşulsuz sevgi konusunda sınırlı bir kapasiteye sahiptirler. İşleri onların metodlarıyla yapmazsanız itici, cezalandırıcı ya da kırıcı olabilirler. İlgili: Narsizm ‘in 4 Tehlikeli Alt Türleri Kendinizi Koruma Yolları: Bu kişilere karşı beklentilerinizi gerçekçi tutun. Narsistler duygusal olarak sınırlı insanlardır. Böyle bir kişiye aşık olmamaya çalışmalısınız. Aşık olduysanız, onlardan bencil olmamalarını ya da koşulsuz sevmelerini beklememeniz gerekir. Özsaygınızı onlar üzerinden inşaa etmeyin ve en derin duygularınızı onlara açmaktan imtina edin. Acı gerçek şu ki onlarla sağlıklı bir iletişim kurmak için eyleminizin onların faydasına olduğunu göstermeniz gerekmektedir. Her ne kadar bu meşakkatli ego okşamayla uğraşmamak daha iyi olsa da ilişki kaçınılmazsa bu yaklaşım işe yarayacaktır. 2. Müzmin Mağdurlar                 Bu vampirler sizi fakir edebiyatıyla rahatsız ederler. Bütün dünya onlara karşıdır ve bundan dolayı da mutsuzdurlar. Problemlerine karşı çözüm önerdiğinizde “Haklısın ama…” tarzı karşılıklar verirler. Sonuç olarak bu tür insanlarla aranıza mesafe koyabilir ya da onlardan iradenizle kaçınabilirsiniz. (Müzmin kelime anlamı olarak: Uzun süreli olan, ne kadar süreceği belli olmayan. Kronik) Kendinizi Koruma Yolları: Nazik olun fakat sınırlarınızı da keskin bir biçimde belirleyin. Arkadaşınızı veya akrabanızı kısa bir süre dinleyin ama sonra “Seni seviyorum ama çözümleri tartışmak istemediğiniz sürece sadece birkaç dakika dinleyebilirim” deyin. İş arkadaşınıza, “İşlerin yürümesi için iyi düşüncelerime devam edeceğim” diyerek duygularınızı paylaşın. Ardından, “Umarım anlarsınız, ancak işimi bitirme aşamasındayım ve işe dönmek zorundayım” diye ekleyin. Kollarınızı kavuşturmak, göz kontağınızı kesmek gibi beden dili hareketleriyle “Bu iyi bir zaman değil” mesajını sağlıklı sınırı çekmek adına kullanabilirsiniz. 3. Kontrol Manyakları Bu insanlar saplantı derecesinde sizi kontrol etmeye, nasıl olmanız ve […]

    Devamını Oku

Daha Fazla Haber
Congratulations. You've reached the end of the internet.