in

Parkinson Hastalığı Nedir? Riskleri, Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Bilgiler

Parkinson

Parkinson hakkında bilgiler

Parkinson nedir?, Parkinson insan vücudunun normal hareketlerinden sorumlu beyin kısmını etkileyen nörodejeneratif bir hastalıktır. Chicago ‘daki Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nde nörolog olan Dr. Danny Bega’ ya göre, hastalığı olan kişilerde hareketin kontrolüne yardımcı olan dopamin eksikliği mevcuttur. Bu hastalıkta, beynin dopamin üreten bir bölgesi olan substantia nigra ‘daki sinir hücreleri bozulmakta veya ölmektedir. Bu durum, beyindeki dopamin üreten sinir hücrelerinin kaybına neden olmakta ve titreme, yavaş hareketler ve kas sertliği gibi semptomlara yol açmaktadır. ParkinsonVakfı’na göre ise her yıl yaklaşık 60.000 Amerikalıya parkinson hastalığı tanısı konmaktadır.

Parkinson Belirtileri

Parkinson hakkında bilgiler

Parkinson hastaları, genellikle aşağıdaki motor semptomları yaşamaktadır;

  • Titreme (hafif titreme veya titreme) genellikle bir el, parmak, ayak, bacak veya çenede tipik olarak istirahat halindeyken görülmektedir. Titreme ayrıca parkinsonhastalığının erken bir belirtisi olabilir.
  • Kolların, bacakların veya vücudun kas sertliği. Bu durumda, kişi yürürken kollar serbestçe sallanmayabilir veya kişi yürürken veya dönerken ayaklar sıkışmış gibi görünebilir.
  • Yavaş hareket, yanıp sönme gibi yavaş istemsiz hareketler veya bir gömleği iliklemek gibi rutin işleri yaparken yavaş hareketler görülmektedir.  Bu hastalarda yüz kasları da etkilenebilmekte ve “yüz maskelemesi” olarak bilinen ifade eksikliğine neden olabilmektedir.
  • Denge, yürüyüş ve duruş problemleri. Kısa adımlarla ve durma ile karışık bir yürüyüş gözlenmektedir. Parkinsonhastalarının karakteristik özelliğidir ve hastaların dengelerini bozup düşme riskini arttırmaktadır.

Belirtiler tipik olarak zamanla gelişmekte ve bu da hastalığın erken aşamalarında tespit edilmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca, semptomların ilerlemesi ve yoğunluğu bir kişiden diğerine değişebilmektedir. Parkinson, motor semptomlardan daha fazlasına neden olabilmektedir. Bega, bu durumu “Hastalarda, sadece hareketle ilgisi olmayan nonmotor semptomlar da olabilir.” şeklinde ifade etmektedir. Bu belirtiler bir insanın yaşam kalitesini ve günlük işleyişini etkileyebilmektedir;

parkinson belirtileri nelerdir?

Diğer Belirtiler

  • Duygu durum bozuklukları. Depresyon ve anksiyete parkinson hastalarında yaygın olarak görülmektedir.
  • Hafızayı, düşünmeyi, yargılamayı ve kelimeleri düşünme yeteneğini etkileyen bilişsel değişiklikler. Bu belirtiler genellikle hastalığın son evrelerinde ortaya çıkmaktadır.
  • Koku rahatsızlıkları. Kokuya karşı hassasiyetin azalması veya koku kaybı, bu hastalığın erken belirtilerindendir.
  • Yutma güçlüğü. Yutma yeteneği, hastalık ilerledikçe yavaşlamaktadır. Bu doğrultuda tükürük salgısı ağızda birikmekte ve ağızdan dışarı akmaya neden olmaktadır.
  • Çiğneme ve yeme problemleri. Geç evre parkinsonhastalarında, ağızdaki kaslar etkilenmekte ve hastaların çiğnemesini zorlaştırmaktadır. Bu durum, boğulmaya ve kilo kaybına neden olabilmektedir.
  • Konuşma değişiklikleri. Bireylerde daha yumuşak veya sesli monoton bir konuşma olabilmektedir.
  • Yazı değişiklikleri. Hastaların el yazısı daha küçük görülebilmekte ve kelimeler yan yana daha kalabalık bir şekilde yazılabilmektedir.
  • Uyku problemleri. Uykusuzluk, gündüz yorgunluğu ve canlı rüyalar parkinson hastalığı ile bağlantılı ortaya çıkabilmektedir.
  • Kabızlık. Besinlerin sindirim sistemi boyunca daha yavaş hareket etmesi ile düzenli bağırsak hareketleri zorlaşmaktadır.
  • Baş dönmesi. hastalarda oturduktan veya uzandıktan sonra ayağa kalkarken kan basıncındaki ani bir düşüş nedeniyle baş dönmesi oluşabilmektedir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Nedenleri ve risk faktörleri

Mayo Clinic’ e göre, parkinson hastalığının nedeni henüz bilinmemektedir. Ancak araştırmacılar bu hastalığın genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığından şüphelenmektedir. Bega Live Science’a göre; parkinson yaşlanma hastalığıdır ve yaşlanmak en yaygın risk faktörüdür. Bu hastalığın, 60 yaş civarındaki insanlarda gelişmesi daha muhtemeldir ve 60 yıldan sonra her on yılda bir risk artmaktadır. Hastalık genç insanlarda da teşhis edilebilir ancak nadirdir. İnsanların sadece yüzde 5 ila 10’unda “erken başlangıçlı” görülmektedir.

Yaşın yanı sıra, parkinson hastalığı için diğer risk faktörleri şunlardır:

  • Cinsiyet: Erkeklerde, henüz bilinmeyen nedenlerden dolayı parkinson hastalığının gelişme olasılığı kadınlardan 1.2 ila 1.5 kat daha fazladır.
  • Kalıtım: Bazı genetik mutasyonlar parkinson gelişimine katkıda bulunabilir ve kişinin parkinson hastalığına sahip olma riskini artırabilir. Ancak hastalığın çoğunlukla, genetik değildir. Amerikan parkinson Hastalığı Derneğine göre, parkinson hastalarının yalnızca yüzde 10’u genetik olarak bu duruma yatkındır.
  • Toksinlere maruz kalma: Çalışmalar; pestisitlere, bitki öldürücülere ve kuyu suyuna maruz kalmak gibi çevresel faktörlerin parkinson hastalığına sahip olma riskini arttırdığı ancak bu riskin nispeten daha küçük olduğunu belirtmektedir.
  • Tekrarlanan kafa yaralanmaları: Bu yaralanmalar bilinç kaybını tetiklediğinden artan parkinson riski ile ilişkilendirilmiştir.

Parkinson Teşhisi

Parkinson tanısını koymak için kullanılabilecek kan testi veya MRI gibi spesifik bir test yoktur. Bega; bunun yerine teşhisin, kapsamlı bir incelemeden elde edilen bulguların kombinasyonuna dayandığını ifade etmektedir. Örneğin; Bega’ya göre tanı, kısmen sertlik ve yavaş hareket gibi fiziksel bir muayene sırasında semptomların belirlenmesinden gelebilmektedir. Doktorlar ayrıca semptomlara neden olabilecek diğer hastalıkları dışlamaya yardımcı olabilecek ayrıntılı bir nörolojik muayene yapabilirler. Örneğin, inme denge problemlerini tetikleyebilir veya titreme bazı ilaçları almanın bir yan etkisi olabilir.

Beginson, parkinsonun aşamalı olarak ilerleyen bir hastalık olduğunu bu nedenle bir doktorun, semptomların zaman içinde kötüleşip kötüleşmediğini değerlendirmek zorunda olduğunu söylemektedir. Bega, bu hastalığın teşhis edilmesinin zor olabileceğinden hastaların bu sorunları her gün gören bir nörolog veya hareket bozukluğu uzmanıyla birlikte çalışmasının en iyi nokta olabileceğini düşünmektedir.

Parkinson Tedavisi

Bega, bu hastalığın semptomlarını tedavi etmek için birçok parkinson ilacı kullanabileceğini, ancak hiçbirinin hastalığın ilerlemesini yavaşlatamayacağını söylemektedir. Dopamin destekleyici bir ilaç olan levodopa, ilaç karbidopa ile kombinasyon halinde parkinsonhastalığının semptomlarını kontrol etmek için en sık uygulanan tedavidir. Karbidopa, kendi başına levodopa almayla ilişkili bulantı ve kusmayı önlemeye yardımcı olmaktadır. Ek olarak levodopa; mide bulantısı, baş dönmesi ve diskinezi olarak bilinen kontrolsüz sarsıntılı hareketlerin bir bozukluğu gibi istenmeyen yan etkilere de neden olabilmektedir.

Parkinson hastası bazı kişiler, hastalığın ilerlemesinde çok erken bir zamanda levodopa ile tedaviye başlama konusunda endişe duyabilir veya potansiyel yan etkilerden korkabilir. Ancak Bega’ya göre tedavinin yararları risklerinden çok daha ağır basmaktadır. Araştırmalar, fiziksel olarak aktif olmanın parkinson semptomlarının ilerlemesini yavaşlatacağını öne sürmektedir. Bega, hastalıklı insanlar için hareketlilik, denge ve ruh halini geliştirmek için düzenli egzersiz – sabit bisiklet, yüzmek, kuvvet antrenmanı yapmak veya tai chi- yapmanın yararlarından bahsetmektedir. Ayrıca derin beyin stimülasyonu da semptom rahatlamasını sağlayabilmektedir. Cerrahi prosedürde ise parkinson hastalığının hareketle ilgili semptomlarını azaltmak için beyine elektrotlar implante edilebilmektedir.

Bunları da okuyabilirsiniz:

Bipolar Bozukluk nedir? Bipolar Bozukluk Belirtileri Tanı ve Tedavisi

Şeker hastalığı belirtisi ve Şeker Hastalığı Türleri Hakkında Genel Bilgiler

Zona, (Gece Yanığı) Hastalığının Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Çiçek hastalığı: Dünyanın İlk Kökü Kazınan Hastalığı

Editör / Yazar: Tuğçe AYAR

Kaynak: https://www.livescience.com/65123-parkinsons-disease.html

Tuğçe ÇAMLICA

Yazar Tuğçe ÇAMLICA

27.10.1994 Ankara doğumluyum. Şu an Süleyman Demirel Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak görev yapmaktayım. Yükseklisans eğitimimi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Anabilim Dalı, hemşirelik esasları yanbilim dalında tamamlamış bulunmaktayım. Severek takip ettiğim uygulamanızın sağlık alanındaki çevirilerini gerçekleştirmekteyim. İyi okumalar dilerim.

Makaleye Oy Ver!

0 points
Upvote Downvote

Kortikosteroidler Nedir?

Japonya’da 3800 Yıl Önce Yaşamış Bir Kadının Yüzünü Yeniden Oluşturmak İçin DNA Kullanıldı