Robotlardan Korkmak İçin 10 Sebep

İnsan ırkı, bugün neredeyse sahip olduğumuz ve kullandığımız her şeyde payı olan teknolojiyi geliştirmek için çaba sarf ediyor. Büyüyen şehirler, saniyede 17 katrilyon işlem yapabilen bilgisayarlar, hatta tarım ve su depolama gibi modern teknolojinin nimetlerinden yararlanan doğal sistemlerin hepsi bu büyüyen sürecin bir parçası.Ve son zamanlardaysa robotlar…

Askeri drone, kendi karar mekanizması olan insan şeklinde robotlar, küçük robotlar… Dünya giderek özenle işlenmiş bir bilimkurgu hikayesine dönüşüyor. Parçaları nasıl bir araya getirdiğimize bağlı olarak gelecek kendi yarattığımız robotlar tarafından yönetildiğimiz korku dolu bir yer olabilir.

Eğer tüm bunlar sizde telaş yarattıysa bir saniyeliğine durun ve günümüzde sahip olduğumuz modern robotların bazı yeteneklerine bir göz atın.

10- İnsanlardan daha hızlı koşabilirler

Dünyanın en hızlı insanı arka arkaya iki Olimpiyat oyununda 100 metre ve 200 metre yarışında altın madalya kazanan, 27.78mph hızla dünya rekorunun sahibi Jamaikalı atlet Usain Bolt’tur. Ancak Bolt en hızlı robota kıyasla ikinci sırada yer alıyor. “Çita” adlı robot 28.3mph hıza ulaşabiliyor.

Bu robot herkesi geçmekle yetinmeyip olası bir özelliğe de sahip: Öldürmek. Sheffield Üniversitesi Robotik Bölümü profesörü Noel Sharkey durumu şöyle özetliyor:

“Bu harika bir teknolojik gelişme ancak talihsiz bir tarafı şu ki insanları öldürmek için kullanılacak.”En azından davranışlarına göre insanları robotlardan ayırt edebileceğiz, değil mi?

9- Bizden fazla insanca davranabilirler

Video oyun geliştiricileri oyunlarında yapay zekayı kullanarak insanların oyun içi gerçekçiliğe ulaşmalarını sağlıyor. İnsanın karar verme mekanizmasındaki karmaşıklık sebebiyle bu mekanizmayı taklit etmek epey zor olduğundan dolayı bir karakterin oyunda yapay zeka tarafından kontrol edildiğini söylemek oldukça kolaydır.

2012 yılının Ekim ayında 2K Games en iyi algoritmayı yaratarak insan davranışlarını başarılı bir şekilde taklit edebilecek bir sistem geliştirdi. Test ortamında ‘botlar’ ve insan oyuncular eşit sayıda olmak üzere birinci şahıs oyununda bir araya getirilip birbirine karıştırıldı. Testte insanlar diğer oyuncuları gerçek ya da yapay zeka olarak ayırt edecekti.

Sonuç? Kazanan algoritmanın insani derecesi %52. Fazla yüksek bir sayı gibi durmuyor ancak insan oyuncuların oranıysa %40. Test sonucunda yapay zeka gerçek insanlardan daha insan gibi davrandı.

Hadi ama o kadar da korkutucu bir durum değil, alt tarafı bir video oyunu. Tabi yapay zekaların bu rekabeti dışında robotların insanlarla daha iyi bir etkileşim kurabileceğini saymazsak. Yani: Tıpkı insanlar gibi davranan robotlar geliştiriyoruz.

8- Gücümüze ve maharetlerimize ayak uydurabilirler

Biyorobotik, canlı dokulara sahip robotlar üreten bir bilim dalıdır.

Pennsylvania Üniversitesi ve MIT tarafından düzenlenen kas dokusu ışığa karşı tepki verebilmesi için geliştirildi. Normal bir iskeletteki kas dokusu nöronlar tarafından gönderilen elektrik tepkisi sonucunda kasılır ancak bu doku ışığa maruz kalır kalmaz kasılabiliyor.

Araştırmacılar, dokunun ışığa tepki verebilmesi için doku içerisindeki proteinleri genetik olarak değiştirerek sinir sistemi kadar karmaşık olmayan herhangi bir şeye gerek kalmaksızın kas dokusunu değiştirebilmenin bir yolunu buldular.

Yukarıdaki video hareket halindeki dokuyu gösteriyor. Araştırma ekibi değiştirilmiş bu kas dokusunu robotlar üzerinde uygulayarak onların öncekinden daha fazla esnekliğe ve beceriye sahip olmasını ümit ediyor.

7- Engelleri aşabilirler

Tipik droneların alan içerisinde hareket edebilmeleri için uydu sinyallerine (ya da herhangi bir uzak sinyale) ihtiyacı var. Herhangi bir yönlendirme olmadan gökyüzünden yere çakılabilirler. İnsanları öldürmede oldukça iyi olan bir şeyi almak ve onu insanları öldürmede ustalaştırmak amacıyla MIT Robuts Robotik Grubu insan yönlendirmesine gerek kalmadan hareket edebilen sabit bir drone kanadı geliştirdi.

Bu drone araca bağlı bir cihazdan bilgi çekebilen bir algoritma vasıtasıyla “kendi ivmesini, hızını, yüksekliğini ve konumunu” ayarlayabiliyor. Bu daha hiçbir şey çünkü…

6- Onlara beyin veriyoruz

Daha da özele inecek olursak “arı beyinleri”. Sussex Üniversitesi ve Sheffield Üniversitesi ortaklığında gerçekleşen bir girişimde bilim adamları arı beynini oluşturan sinir yollarının modelini oluşturuyor. Bu model uçan bir drone içerisine yerleştirilecek ve cihazın kendi başına yönünü tayin etmesine katkı sağlayacak.

Beyinlerin mekanik çalışma modellerini oluşturmak yeni bir fikir değil ancak tipik çabalar fare, maymun ve insan gibi önem arz eden beyinlerin sinir sistemlerini yeniden oluşturmaya çalışmakla sınırlandırılıyor. Dr. James Marshall’a göre “Sosyal böcekler gibi basit organizmalar sürpriz bir şekilde bilişsel yetenekler geliştirdi.” ancak bunlar “herhangi bir omurgalı hayvanın beyninden daha küçük ve anlaşılır.”

Bunun neden bu kadar da korkunç olduğunu göremiyorsanız arıların davranış biçimlerini düşünün. Kolektif fikirliler, yığınlar halindeler ve saldırıya uğradıkları anda diğer arılara sinyal gönderebiliyorlar. Şimdi bunu silahlandırılmış robotlarda hayal edin.

5- Su üstünde yürüyebiliyorlar

Dini şaka bir kenara, bu durum çılgınca. Robotik mühendisler insanları aşabilen makineler üretmekle kalmayıp bizim yapamadıklarımızı yapan makineler geliştiriyorlar.

Qinmin Pan, yüzey gerilimini kırmadan suyun üzerinde yürüyebilen su böceğinden ilham aldı ve onu taklit eden bir robot geliştirdi. Robot suda yürümenin yanı sıra 13.97 santimetre yüksekliğe ve 35.56 santimetre ileriye zıplayabiliyor. Bu başarı yakın zamana kadar mümkün değildi çünkü zıplamak için aşağı doğru yapılan baskı yüzey gerilimini kırıyor ve bu da robotların batmasına sebep oluyordu.

Pan, robotun ayakları ve beş ayaklı karmaşık sistem için nikel köpükler kullandı. Bu beş ayaklı karmaşık sistem robotu 11 gram ileri doğru itiyor ve iniş yapıldığında batmayı engelliyor. Böylece anlıyoruz ki bilim insanları gelecekteki olası robot savaşlarında saklanabileceğimiz güvenli bir alan istemiyor.

4- Sevinçten nefret ediyorlar

Her güldüğünüzde size ateş eden bir robotun icadını Japonya’ya bırakalım. Hayır, hayır. Bahsettiğimiz şey gerçek. Suidobashi Ağır Sanayi son dönemde Kuratas adında 4 tonluk bir robotu gün yüzüne çıkardı. Robotun ismi Japoncada muhtemelen “Güle güle, önemsiz insanlar.” anlamına geliyor.

Kuratas 900.000 sterline satın alınabilen bir tüketici ürünüdür. Bu ürün herhangi bir yönlendirici veya 3G şebekesini kullanabilen bir cihaz vasıtasıyla hareket ettirilebilir. En iyi yanı? Robot tamamen silahlandırılmış ve pilot gülümsediği anda dakikada 6.000 kez ateş edebilen mitralyöz silahını ateşlemeye programlanmış.

Diyelim ki robot aslında BB silahını ateşliyor; ancak A) BB’ler can yakabilir B) Bunu gerçek bir silahla değiştirmek ne kadar zor olabilir? Bu, teknolojiyi kullanmak için oldukça dikkatsiz bir yol gibi gözüküyor fakat en azından onları imha etmek için hala vaktimiz var. Değil mi?

3- İmha edilemezler

Yukarıdaki video MIT, Harvard ve Seoul Üniversiteleri tarafından geliştirilen, sağınım yoluyla (solucanların gezinmesine imkan sağlayan ritmik büzülme hareketi) gezinebilen solucan bir robotu gösteriyor. Bu otonom robot ters çevrilemiyor veya dengesini kaybetmiyor. Ayrıca, zor bir yüzeyde zikzak çizerek ilerleyebiliyor.

Videoda araştırmacılar robota balyoz darbesi indirerek ve üzerine basarak robotun ne kadar dirençli olduğunu gösteriyor. Tüm bunlara rağmen robot keyifli bir şekilde yoluna devam ediyor.

Şimdi sadede gelelim: Balyozlar ve ayaklar yeryüzündeki her böceğin ezeli düşmanıdır ancak bu robot adeta hafif bir esintiymişçesine onları yok sayıyor. Robot bozulamaz diyemeyiz ancak mühendislerin bu yönde çaba sarf ettikleri aşikar.

2- Kendilerini tanıyabilirler

Robotlar hakkında bilgi sahibi olan herhangi biri robotların kendi varlıklarını fark ettikleri anda bizim mekanik kölelerimiz olup olmadıklarını sorgulayacaklarını bilir. O günün daha da yaklaşması için sabırsız olan Yale Üniversitesi araştırmacıları Nico adında kendi görüntüsünü aynada tanıyabilecek bir robot geliştiriyorlar.

Tamam, bu listedeki bazı maddeler yarı şaka yarı ciddi “korkutucu” olarak nitelendirilebilir ancak duralım ve bir saniyeliğine bunu düşünelim: Bu robot kendi yansımasını görmesine imkan sağlayacak bir kimlik duygusu geliştirecek ve kapasitesi ne olursa olsun bu dünyada bir yaratık olduğunu anlayacak. İnsanlar 18 aylık olana kadar bunu başaramazlar. Bu sebeple Nico insan bebeklerden daha büyük bir muhakeme kapasitesine sahip olacak.

1- Cambridge robotların ayaklanma ihtimaline karşı çalışma yürütüyor

Cambridge Üniversitesi gerçek bir robot ayaklanması ihtimaline karşı araştırma yürütüyor. “Varoluşsal risk çalışma merkezi” adındaki bu proje Cambridge felsefe profesörlerinden Huw Price, Martin Rees ve Skype kurucu ortaklarından Jaan Tallinn tarafından yapay zeka, biyoteknoloji alanındaki gelişmeler, suni yaşam ve nanoteknoloji karşısında türlerimizin kitlesel yok oluş riskini değerlendirmek için oluşturuldu.

Bir internet sitesinde olası bir robot isyanı hakkında konuşmak eğlenceli gözükebilir ancak Cambridge Üniversitesi profesörleri bu konu hakkında endişeliyse… İşte o zaman nasıl olur da hala bilgisayarınızı paramparça edip dağlarda doğa yürüyüşü yapmadığınıza şaşırıyoruz.

Yasin Osman Kara

Stephen Hawking Hakkında Bilmediğiniz 10 Harika Şey

Teknoloji Milyarderlerinin İnsan Doğası Vizyonları Dünyamızı Nasıl Şekillendiriyor?