Samanyolu’nun En Büyük Yıldız Kümesi Kendisinden Daha Küçük Bir Kümeyi Yutmuş Olabilir

Samanyolu’nun merkezinde iki dev yer almaktadır: galaksideki en büyük kara delik ve bu kara deliğin etrafında yer alan galaksideki diğer yıldız kümelerinden çok daha büyük ve yoğun olan on milyonlarca yıldız.

Birçok yıldız kümesindeki yıldızlar galaktik merkezden 20 ışık yılı kadar uzaktadırlar ve toplam büyüklükleri güneşin 25 katı kadardır. Yapılan yeni gözlemler, bu nükleer yıldız kümesinin parlaklığının bir kısmını bir başka büyük yıldız grubundan veya hatta ana kümenin yuttuğu küçük bir galaksiden aldığını ortaya koymaktadır.

Nükleer yıldız kümeleri birçok galakside yer almaktadır ve evrendeki en yoğun yıldız kümeleri olarak bilinmektedirler. Gök bilimciler hala bu kümelerde nasıl bu kadar çok yıldız barınabildiğini ve bu kümelerin galaksilerin merkezinde yer alan devasa kara delikleri nasıl beslediklerini anlamaya çalışıyorlar.

“Elde ettiğimiz verilerde oldukça merak uyandırıcı bir duruma rastladık”

Kaliforniya Üniversitesi’nde gök bilimci olan Tuan Do ve meslektaşları Samanyolu’nun merkezine bakmak için galaksinin merkezinden 5 ışık yılı uzaktaki 700 devasa kırmızı yıldızı gözlemlediler.

Dünya ve galaktik merkezin arasında bulunan kozmik tozlar yıldızların ışığını engellediğinden, gök bilimciler gözlem yapabilmek için kozmik tozların içinden geçerek daha iyi görüş sağlayan kızılötesi dalga boylarını kullandılar.

Do, “Elde ettiğimiz verilerde oldukça merak uyandırıcı bir duruma rastladık. Görünen o ki bizim güneşimizden daha az metal içeren yıldızlar, içlerinde daha çok metal barındıran yıldızlara göre daha farklı hareket ediyorlar,” dedi.

Araştırma ekibinde yer alan bilim insanları galaktik merkezin etrafında dönen nükleer yıldız kümelerinin yaklaşık yüzde 7’sinin diğer yıldızlardan daha hızlı ve farklı bir eksende döndüğünü ortaya koydu. Kızılötesi dalga boylarına ilişkin veriler, daha hızlı dönen bu yıldızların güneşin yalnızca yüzde 30’u kadar metal barındırdıklarını gösteriyor. Buna karşılık, nükleer yıldız kümesindeki yıldızların birçoğu güneşe oranla daha fazla metal içermekte.

Astrofizikçi olan Scott Tremaine, çalışmada yer almamasına rağmen ekibin nükleer kümedeki yıldızlara ilişkin verilerini emsalsiz buluyor.

Do, “Bu keşif, nükleer yıldız kümemizin en azından bir kısmının düşen şeylerden oluşmuş olması gerektiğini gösteriyor,” diyor. Do’nun ve meslektaşlarının 28 Eylül’de Astrophysical Journal Letters’da online olarak bildirdiklerine göre, galaktik merkezden binlerce ışık yılı uzaktaki metalce fakir bir yıldız kümesi çok büyük bir ihtimalle ana yıldız kümesinin içine düşmüş olabilir.

Do, düşen yıldız kümesinin, bir yıldız kümesinin uzaydaki yörüngesini değiştirebilecek bir süreç olan dinamik sürtünmenin kurbanı olduğunu söylüyor. Bu süreçte, yörüngedeki yıldız kümesinin yer çekimi, arkasında bir çeşit iz bırakan bir maddeyi kendisine doğru çeker. Bu maddenin yer çekiminin geriye doğru çekilmesi, kümenin galaktik merkeze daha da yakınlaşmasına neden olur.

Princeton, New Jersey’de bulunan İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde astrofizikçi olan Scott Tremaine, çalışmada yer almamasına rağmen ekibin nükleer kümedeki yıldızlara ilişkin verilerini emsalsiz buluyor. “Bana göre en makul açıklama bu yıldızların sarmal halde bulunan bir kümeden gelmiş olmaları,” diye de ekliyor.

Yıldız kümesi Omega Erboğa ile karşılaştırılabilir

Tamamlayıcı bir çalışmada, Almanya’daki Heidelberg Üniversitesi’nden ekip üyesi Manuel Arca Sedda ve meslektaşları Samanyolu’nun nükleer yıldız kümesine düşen bir yıldız kümesinin, yeni gözlemleri nasıl açıklayabileceğini simüle etmek için bilgisayar modelleri oluşturdular.

Araştırmacıların yine 28 Eylül’de Astrophysical Journal Letters’da yayınladıkları ikinci bir çalışmaya göre, bu simülasyonlar böyle bir olayın 3 milyar yıldan daha kısa bir süre önce meydana geldiğini ve yutulmuş olan kümenin güneşten yaklaşık bir milyon kat daha büyük olduğunu gösteriyor.

Bu kütle, Samanyolu’nun yoğun ama nükleer yıldız kümelerinden daha az ekstreme stars olan en büyük küresel yıldız kümesi Omega Erboğa ile karşılaştırılabilir. Do, “Bu kesinlikle çok fazla,” diyor. Yalnızca bir düzine kadar büyük küresel yıldız kümesinin tüm nükleer yıldız kümesini oluşturmuş olabileceğini de ekliyor.

Yine de nükleer yıldız kümesinin diğer yıldızlarının çoğu galaktik merkezde bir yerlerde doğmuş olabilir. Ve bilim insanları yutulmuş olan kümenin bir cüce galaksi olma ihtimalini de göz ardı edemiyorlar. Hem cüce galaksiler hem de küresel kümeler benzer sayıda yıldıza sahip olabilir. Ancak yıldızları farklı element oranlarına sahiptir, bu nedenle nükleer yıldız kümesine ilişkin gelecekteki gözlemler bu iki senaryoyu birbirinden ayırabilir.

Hital PAÇACI

Venüs’te Mikrobik Yaşama Dair İzler Mi Var? İşte Büyük Keşfe Dair Bilmeniz Gerekenler

En Ölümcül 5 Katil Element!