Sovyetler Birliği 2.Dünya Savaşı Sırasında Almanya İle Nasıl Müttefik Olmaya Çalıştı?

1940 Avrupası, Alman birliklerinin Batı müttefikleri karşısında askeri gözlemcileri şaşırtacak şekilde hızlı gerçekleşen zaferine tanık oldu. Çok maliyetli bir yüzleşme şekli (Çatışma, yakıt tüketimi ve kaliteli uçak kaybından dolayı) olsada güçlü bir hava saldırısıyla İngiltere’ye yönelik savaşı devam ettirdi.

Adolf Hitler’in stratejik kaynaklara ihtiyacı vardı. Ve Sovyetler Birliği’nin, (daha çok Yoldaş Joseph Vissarionovich Stalin’in) desteğiyle buldu.

Sovyetler Birliği’nin Talepleri

Bu büyük güçler arasındaki ilişkiler en üst düzeyde toplantılarla çözüldü. Ve Kasım 1940’ta Yoldaş Stalin’in sağ kolu Komiser Veaceslav Mihayloviç Molotov, Berlin’i ziyaret etti. Yalnızca petrol ve tahıl akmalıydı ancak Adolf Hitler, Kremlin’in isteklerini öğrenince şok oldu.

Moskova, Boğaziçi ve Çanakkale Boğazı’ndaki Sovyet filosunun yanı sıra, Selanik’teki Sovyet filosuna da destek noktaları talep etti. Adolf Hitler, İran’daki Sovyet egemenliğine ve Basra Körfezi’ndeki komünist üslere fikir olarak katılmak zorunda kaldı.

Bu, İngiliz petrol rezervlerini ele geçirerek ‘dünya devrimi’ olarak adlandırdıkları ideolojik hedefe ulaşmak için büyük bir adım olabilirdi. Stratejik bombardıman uçakları tüm Arap bölgesini kontrol edecek ve paraşütçüler, komünist Moskova’nın kontrolünü sürdürmek için gerekli olan her şeyi işgal edeceklerdi.

BT serisi hızlı tanklar, geniş alan operasyonları için mükemmel olurdu. Yugoslavya’nın Dalmaçya kıyısındaki destek noktaları unutulmamıştı ve Bulgaristan’ın komünist dünyaya dahil edilmesi gerekiyordu.

Sofya’nın komünist alana girişi özel bir jeostratejik etkiye sahip olacaktı. Tuna’nın güneyindeki Sovyet birliklerinin varlığı; kırmızı yıldız tanklarını, Bükreş’ten sadece 60 km uzağa getirebilirdi.

Almanya: Sovyet Dışişleri Bakanı Vyacheslav Molotov, Gustav Hilger (ortada) ve Adolf Hitler ile konuşurken, Berlin, Kasım 1940

Ve Wehrmacht’ın temel rafinerilerinin bulunduğu Prahova bölgesi çok uzakta değildi. Romanya’da yeterince tanksavar silahı bulunmadığından Karpat-Tuna-Pontus ülkesinin savunmasını gerçekleştirmek imkansızdı. Buna ek olarak, Sovyet kara kuvvetleri İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’na yaklaşıyordu, bu iki boğaz Kızıl Filo’nun gelecekte Akdeniz’e inişi için ilgi çekiyordu. Bu Kremlin’in mükemmel bir dolaylı strateji eylemiydi.

Ev sahipleri, Kuzey Denizi’ne ve dolaylı olarak Atlantik Okyanusu’na erişim sağlamak için Danimarka kıyısındaki Sovyet üslerini duyduklarında çok şaşırdılar. Sovyet Birlikleri’nin Nisan 1940’ta Alman birlikleri tarafından işgal edilen bölgeye getirildiği iddia edildi. Kremlin’in hiçbir iddiası Berlin’dekilerle iyi sonuçlanmadı.

Romanya, Komiser Molotov tarafından yayınlanan bir ültimatomun ardından; Haziran 1940’ta Besarabya, Kuzey Bukovina ve Herta ilçesi topraklarını kaybetmişti.

Romanya İki Güç Arasında Kaldı

Anti-tank ve uçaksavar silahlarından yoksun olan Romanya ordusu, savaşmadan geri çekilmek zorunda kaldı. Bundan dolayı Romanya nüfusu; sürgün ve katliamlarla yeni komünist düzene devredilmek zorunda kaldı.

1940’taki Rumen Birlikleri

O sıralarda Moskova, Güney Bukovina’nın egemenliğini talep ediyordu. Bu da Suceava şehrinin, gelecekteki olası sınırların ötesine düşeceği anlamına geliyordu. Adolf Hitler askeri sanatlarda yüksek bir dereceye sahip değildi ancak yardım edemese de Romanya’nın içinde bulunduğu kritik durumu fark etti.

Bükreş ordusunun kanadı açığa çıkarılacaktı ve Yaş şehrinin savunması imkansız olacaktı. Romanya’nın başkenti; Chernivtsi’den başlayan 429 km’den,358 km’ye düştü. (Suceava’dan hava yolu ile)

Berlin, iki yıl sonra gelecek olan Barbarosa operasyonu gibi büyük ölçekli ve saldırı gerektiren tank-uçak binomunun operasyonu için petrol zengini Prahova bölgesini savunmakla ilgileniyordu.

Sovyet orduları kuzeyden yaklaşıyordu ve doğudan gelen yaklaşık 200 km uzaktaydı. Resmi ilişkilerin görünüşte iyi kalmasına ve ticaretin devam etmesine rağmen, her iki taraf da Avrupa’da (dolaylı olarak dünyada üstünlük için) askeri eğitime geçti.

Alman şövalyesi, Barbarossa Planı’nın hazırlanmasını emretti. Ve sosyalist kamptaki sorunların tek çözümü savaş yolu olarak görüldü. Bu anlaşmada Romanya’dan bu kadar çok bahsetmenin zorunlu olmasının nedeni, savaş sırasında oynadıkları önemli rolden kaynaklanmaktadır.

Temmuz 1940 Berghof’ta Gizli Askeri zirve konferansı

Küçük ordusuna ve küçük topraklarına rağmen Romanya her zaman savaşı kazanmak için sahip olduğu her şeyi verdi. Buna o zamanki en değerli kaynakları olan petrol da dahil. Sovyetler Birliği o sırada bol miktarda petrole sahip olduğu için Romanya ile ilgilenmiyordu.

Buna rağmen Almanya mekanik askeri gücüne güç katacak kadar petrol alamadı. Romanya, yalnızca İkinci Dünya Savaşı’nın merkez üssünde yer almakla kalmadı; aynı zamanda Mihver güçlerinin batıdan Besarabya üzerinden,Sovyetler Birliği’ne hareket etmesine izin verdiği için çok önemli bir coğrafi konuma sahipti.

Bu anlaşma işe yarasa bile, daha fazla güç için açlıklarını gösteren 20.yüzyılın en büyük iki askeri gücünden söz ettiğimiz için uzun süre devam edemezdi. Hem faşizmden hem de komünizmden dolayı derinden etkilendiler. Almanya savaş ilan edecek, Avrupa’nın çoğunu ele geçirecek ve 5 Aralık 1941’de Barbarossa Operasyonunu başlatacaktı. Bu operasyon, tüm Sovyetler Birliği’ni ele geçirmek için Blitzkrieg taktiğini (Aydınlatma Savaşı) kullanmadan ibaretti.

Büşra Betül Öztürk

Kedi Maması Seçerken Dikkat Etmeniz Gereken Kriterler

Nasıl İstediğiniz Kariyere Sahip Olup Hayalinizdeki Hayatı Yaşarsınız