“Yapamazsın” Tabularını Yıkalım Hayallerimizin Peşinden Koşalım!

Size de daha önce, yapmak istediğiniz ve amaçladığınız bir şey için size, “yapamazsın” deyip göz deviren oldu mu? Olmadı mı? Çok şanslısınız. Ha olduysa, o zaman gelin; hevesimiz kırılmadan, kararlarımız etkilenmeden birazcık bunlar hakkında konuşalım…

Örneğimizi bir bilim dalından vereceğim: Biyoloji. Okurlarımız kendi alanlarına yönelik olarak da düşünebilirler. Hedeflerimizi, hayallerimizi, amaçlarımızı gerçekleştirme yolumuz çok uzun ve zorlu bir yol olabilir ama bu yapamayacağımız anlamına gelmez. Ancak insanlar, kolay kazanma yoluna başvurduğu için ve bu durum onları tembelleştirdiği için, her şey onların gözünde devasa bir boyuta ulaşır. Özellikle de çok ve uzun çalışma isteyen alanlar, eylemler gibi, bilim yapmak gibi.

Mesela, “Ben biyoloji okuyorum” dediğimizde, “İleride ne yapacaksın peki?” sorusuyla karşılaşabiliyoruz. “Bilim insanı olacağım, bilim yapacağım” dersek eğer, bunu çok zor ve başaramayacağımız bir hedef gibi görebiliyorlar. Peki neden? Onca bilim insanı nasıl ortaya çıktı, nasıl varlar? Nasıl hayalleri ve istekleri doğrultusunda gittiler ve başardılar? Çok mu çalıştılar, biz de çalışabiliriz. Fikir mi ürettiler, biz de üretebiliriz.

Bir şeyleri devam ettirebilmek ve başarabilmek için bazen başlamak yeterli oluyor. Eğer ki, o uzun yolda; çalışarak, çabalayarak yürüyorsak. Çalışmak ve çabalamak sadece derslerimize gömülmek ya da yıllardır alışageldiğimiz masa başından ayrılmadan yaptığımız o işler değil. Aynı zamanda; gezmek, tanışmak, uygulamak, dinlemek, araştırmak, okumak, bakmak, görmek, iletişim kurmaktır.

En önemlilerinden biri de, bütün bu çalışmaları, sosyal hayatlarımızla birlikte gerçekleştirebilmektir. Bu yolda her şey mükemmel gitmeyecek elbette, inişler çıkışlar olacak. Zorlandığımız anlar, bizi psikolojik olarak yıpratabilecek olaylar, mutsuz olabileceğimiz günler… Ama işte bütün bunların yanında, asıl hedefe odaklanıp; dik durmak, düşmemek, güçlü olmak, korkmamak gerek (en başta da hata yapmaktan) ve cesaretimizi, azmimizi kaybetmemek gerek.

Hata yapmak, insanların en çok kaçındığı şeylerden biridir değil mi?

Hatasız bir şekilde en iyisi olmak isteriz ya da olduğumuzu zannederiz. İşte bu zannetmeler, insanları daha da geriye götürür. Bu yüzden hata yapalım ve en önemlisi, hatalarımızın farkında olalım. Hata yapmış olmamız; bir şeyler yapmaya çalıştığımızı, en azından denediğimizi bize kanıtlar. Hatalarımızı fark edip, onlardan ders alarak yol kat edelim.

Çünkü fark etmediğimiz hatalar, zannettiğimiz başarılara yol gösterir. Sonra öyle bir çıkar ki karşımıza, düzeltmek için de; düşmeyip kendimizi kurtarmak için de çok geç kalmış oluruz. O zaman, hiçbir şey için geç kalmamışken; hedefimizi, yolumuzu çizmeye başlayalım… Önce yaptığımız işi tanımlayabiliyor olmamız gerekir, “Biyoloji nedir?”

Biyoloji, canlıları ve onların etkileşimde oldukları cansız koşulları da beraberinde inceleyen, araştıran bir bilim dalıdır. Bedenimiz, kokladığımız çiçek, sevdiğimiz hayvanlar, topladığımız mantarlar, bizi hasta eden bakteriler, virüsler ve daha niceleri.

Herkesin düşündüğünün ve gördüğünün aksine biyologların birçok çalışma alanı vardır; gündelik yaşamda elimize aldığımız, gördüğümüz, yaptığımız birçok şeyde olduğu gibi.  Mesela, hastaneye değerlerimizi kontrol ettirmek için kan verdiğimizde, o kanın gittiği yer bir laboratuvardır. Covid-19 gibi bir virüs için tedavi veya aşı haberi beklediğimiz insanlar, bilim insanlarıdır.

Ders aldığımız insanlar, akademisyenlerimiz, aynı zamanda yine bilim insanlarımızdır. İlaç şirketlerinde çalışan insanlar, biyologlarımızdır. Gibi birçok örnek verebiliriz. Elimize aldığımız çoğu şey, bir bilimin sonucudur aslında… Her şeyi gördüğümüzü zannediyoruz ama aslında bakmayı bilmiyoruz. Şimdi bu düşünceyle bir daha bakalım, görelim, araştıralım. Biz neresinde olmak istiyoruz?

Bu geniş yelpazede, herkesin ilgili olduğu özel bir alanı olur .

Yani, çalışmak istedikleri iş alanları farklılık gösterir. Biz, bize yakın olanı seçip onun üstüne yoğunlaşmaya başlarız, öyle de yapmalıyız. Çünkü biyoloji; çok geniş, kapsamlı bir alandır ve bir insan bütün alanlarda en iyisi olamaz. Ancak, bir alanda en iyisi olabiliriz.

Bunun için de, önceden de bahsettiğimiz gibi, insanların; açık görüşlü, atılgan, sosyal, çalışkan, azimli ve işini severek yapması çok önemli faktörlerdir. Hayatımızda bunları oturttuktan sonra, geriye kalan şeyler; tecrübe ve doğru strateji olabilir. Yeni deneyimlere açık olmak ve tecrübe kazanmak gerekir.

Tecrübe kazanmak için adım attığınızda biri size çıkıp “Daha çok erken” gibi cümleler kurarsa, aldırış etmeyin derim, hiçbir şey için erken değildir. Ne kadar bilgimiz ve tecrübemiz olursa, o kadar sağlam yürürüz bu yolda. Strateji için de şunları söyleyebiliriz; ilerideki hedefe odaklanıp büyük adımlar atarken, aradaki o detayları, küçük bile olsa hiçbir şeyi atlamamamız gerekir. Eğer bu detayları, bu bilgileri atlayarak hızla ulaşırsak istediğimiz yere, düşüşümüz de bir o kadar hızlı olabilir.

İşte öyle bir alan ki bahsettiğimiz, araştırdıkça yeni bilgiye ve aynı zamanda bilgi açlığına boğulabiliyoruz. Devasa bir yerde süzülüyoruz, sorular soruyoruz. Ne? Neden? Nasıl? Gibi. Sürekli sorguluyoruz. Sorguladıkça soruyoruz, sordukça araştırıyoruz, öğreniyoruz, öğrendikçe daha fazlasını merak ediyoruz.

İşte böyle uçsuz bucaksız devam eden bir döngüde buluyoruz sonra kendimizi. Bir bakmışız, kitaplarımızın üstünde uyuyakalmışız, rüyalarımızda laboratuvardayız, amaçladığımız şeye adamışız bütün hayatımızı. Çünkü mutluyuz, çünkü orada güvende hissediyoruz kendimizi, huzurlu hissediyoruz. Laboratuvarları evimiz biliyoruz, durmak bilmeyen bir tempoda kayboluyoruz ve bundan zevk alıyoruz biz.

Kendi yolumuzda devam ediyoruz, pes etmiyoruz, korkmuyoruz ve hedeflerimize yakınlaşmak için adımlar atmaya devam ediyoruz. Uzun bir yol var önümüzde ve ne kadar çabalarsa, o kadar kapı açılıyor insanın önüne. Ne kadar pozitif ve umut dolu olursa insan, o kadar çiçek gibi insanlarla karşılaşıyor ve onlarla birlikte yürümeye devam ediyor.

Tabularımızı yıkıyoruz; sevdiğimiz, zevk aldığımız, başarmak istediğimiz, kendimizi adayacağımız alan hangisi ise oraya yöneltiyoruz kendimizi. Severek yaptığımız her iş, bize istediğimiz o geleceği, o güzel çiçekli yolları sunacaktır. Korkmadan, pes etmeden, kötü sözlere aldırmadan, dik bir şekilde hep beraber yürüyoruz. Bilim her yerdedir! Her şeyimizdir! Keşfedecek, öğrenecek, geliştirecek ve yaratacak çok şeyimiz var!

Emine Berfu Özmen

Rezonans Nedir? Rezonans Hakkında Bilinmeyenler

Beta Balığı Hakkında Bilinmeyen İlginç Bilgiler