Fenikeliler: Başarılı Tüccarlar Ve Denizcilik Başarıları

Fenikeliler en esrarengiz antik medeniyetlerden biridir. Bu antik halka dair bildiğimiz her şey bilim insanlarının tahminlerine ve bilimsel birtakım tahminlere dayanır. Her ne kadar farklı milletler Fenikelilerden ticaret ve savaş kayıtlarında bahsetmiş olsa da Fenikelilerden yalnızca birkaç belge kalmıştır. Bu belgelerdeki boşlukları bilimsel spekülasyonlar ve maddi kültür yardımıyla doldurmak da günümüz bilim insanlarına kalıyor.

Ancak elimizdeki maddi kültürle bu uygarlığın tam olarak neye benzediğini asla öğrenemeyiz. Günümüzde Fenike kültürü uzun menzil denizciliği, ticaret ve kolonicilik, kaşiflik ve dil ile ilişkilendirilir. Ancak antik zamanlarda, Fenikeliler karadan gelebilecek saldırılara karşı korunmaya ihtiyaç duyuyordu. Bu yüzden Fenikeliler zaman içerisinde güçlü bir ordu geliştirdi. Ve yerleşim alanlarını bireysel koruyan surlar inşa etti.

İlginçtir ki milattan önce 8. ve 7. yüzyıllarda Batı belgelerinde ilk kez yer aldıklarında Fenikelilerden çok sayıda kolonisi olan, Karadeniz’e kadar uzanan ticaret yollarıyla Yunanları sonrasında da Romalıları zora sokan bir uygarlık olarak bahsediliyor. O zamanlar Fenike gemileri Afrika’nın Atlantik Okyanusu kıyılarında bile görülüyordu. İncil’deki kayıtlara göre, bundan çok daha eski bir dönemde; milattan önce 10.yy’da hiçbir zanaatkar ve sanatçı, Fenikeli zanaatkar ve sanatçılarla boy ölçüşemiyordu ve bu kişiler Kral Süleyman’la birlikte iddialı deniz başarılarının sponsorluğunu üstleniyordu.

Öte yandan bilim insanları Fenikelilerin bu güce ne zaman ulaştığını, nereden geldiklerini ve nasıl Akdeniz’in çoğunu kolonize etmeyi başarabilmiş muntazam denizciler ve başarılı tüccarlar olduklarını hala sorguluyor.

Fenikelilerin Kenanlı Kökeni

Fenikelilerin kökeni milattan önce 3000-1200 yılları arasında bölgede yaşayan Kenan antik kültürüne dayanır. Güneyde Akka kuzeyde ise Arvad’a uzanan bir uygarlık olan Kenan, Lübnan sahil şeridi etrafında yoğunlaşırdı. Ve Suriye’nin ve Celile’nin deniz kıyısındaki bölgelerine de yayılmıştı. Fenike merkezden yönetilen tek bir devlet değildi. Şehir devletleriyle ve antik dönemin en zengin ve gelişmiş devlet yapılanmalarından biri olmasıyla Antik Yunanistan’a benziyordu. Fenikeliler yayılmış bir uygarlık oldukları için, denizdeki ticaret ağlarının temel kısımlarını oluşturan çok sayıda şehir devletine sahipti. Arkeologlar, çeşit çeşit yerlere dağılmış 80’e yakın şehir devletinin varlığını keşfetti.

En önemli şehir devletleri; Fenikelilerin ana vatanı olan Lübnan’dakilerdi.  Büyük önem teşkil eden diğer yerleşim alanları ise Cezayir, Libya, Malta, Kıbrıs, İtalya, İspanya, Tunus, Türkiye ve Fas’ta yer alıyordu.

Çok Çelişkili Fenike Uygarlığı

İlk Romalı coğrafyacı Pomponius Mela, milattan önce 43 yılı sularında, “Fenikeliler, hem savaşta hem de barışta gelişen zeki bir ırktı.” demiştir. Mela, Fenikelileri edebiyatta ve diğer sanatlarda, denizcilikte ve bir imparatorluk yönetmekte üstüne olmayan bir uygarlık olarak tasvir etmiştir. Mela, Fenikelilerin iyi yazarlar olduğundan da bahsetmiştir. Ancak Fenikelilerden geriye kalan yazılı neredeyse hiç belge yoktur.

Fenikeliler
Büyük İskender’in Tire kuşatması sırasında bir deniz harekatı

Her ne kadar mükemmel denizciler ve deniz komutanları olsalar da, karasal bir imparatorlukları yoktu. Gösterişli sanatçılardı ancak ortaya koydukları eserler özgünlükten büyük ölçüde yoksundu. Yaratıcı inşaatçılardı, ancak inşa ettikleri anıtlar yıkıldı. Ayrıca tek bir uygarlık olmalarına rağmen Fenikeliler şehir devletlerine bölünmüştü. Diğer taraftan bütün yazarlar Fenikelileri yüceltmiyordu. Bu antik medeniyet bazıları tarafından farklı algılanıyordu.

Fenikelilerle İlgili İlginç Birtakım Sorular

Bu uygarlıkla ilgili bazı ilginç ve cevapsız ancak mantıklı sorular şunlardır:

  • Bir uygarlık nasıl bunca çelişkiyle var olabilir?
  • Günümüz tarihçileri artık var olmayan kanıtları; gerçekleri, gün yüzüne çıkarmak için nasıl kullanılır?
  • Ve neden bu uygarlık eninde sonunda çöktü?

Kenanlıların ciddi denizcilik başarıları vardı. Fenikeliler görkemli gemileriyle Akdeniz boyunca seyahat edip İngiltere kadar kuzeye ulaşan; Mısır ve Senegal gibi yerlere de açılan muazzam denizcilerdi.

Gelişmişliklerinin temeli, ana ticaret hatları üzerindeki elverişli konumlarda yer alan kolonilerinin ve şehirlerinin etkisinde gerçekleştirdikleri uzak mesafe ticaretiydi. Fenikelilerin kendilerine özgü ticari ağları milattan önce 5.yy’da Akdeniz’de boy gösterir haldeydi. Fenike ticaret hattının bünyesinde büyüklü küçüklü ve her amaca hizmet eden gemiler vardı.

İnsan gücüyle yüzen yelkenli gemilerinden, milattan önce 3000 yılında Babil’den beraberlerinde sedir ağacı götürdükleri Mısır’a vardıklarını doğrulayan kayıtlarda bahsedilmiştir. Bu yelkenlileri 146’da Roma’lılar Kartaca’yı yendiğinde de kullanmıştı. Uzun mesafelere rağmen kereste, baharatlar, kehribar, değerli taşlar, bakır ve kölelerin sistematik bir şekilde bir ülkeden diğerine aktarılması gerekiyordu.

Fenikeliler
Bir fenike gemisi Kartaca şehrinden ayrılır.

İhraç malları meyveler ve elişi ürünler, lüks metal ürünler, antik zamanlarda çok değerli olan ve milattan önce 1200lü yıllarda bile kumaş boyası olarak kullanılan ve kullanımı Yunanlar ve Romalılar tarafından devam ettirilen Fenike moru denilen renkti. Hepsinden önemlisi ise Lübnan sediriydi ve değerli ve kar getiren bir malzeme olarak görülürdü. Bu malların karşılığında Fenikeli tüccarlar altın, gümüş, tunç, kurşun, bakır ve ticareti fazlaca yapılan köleler ithal ederdi.

Fenikelilerin En Kilit Başarısı: Alfabe ve Yazı Sistemi

Hiç şüphesiz ki Fenikelilerin en sıra dışı başarısı geliştirdikleri yazı sistemidir. Bu yazı sisteminde kullanılan harfler Yunanlar tarafından çeşitlendirilerek Latin alfabesinin geliştirilmesine sebep olmuştur. Ve bu alfabe Fenike alfabesinin yerine geçmiştir.

Bu alfabenin kökü, milattan önce 15.yy ve öncesinde Fenikelilerin çivi yazısında kullandıkları Proto-Kenan alfabesine dayanmaktadır. Bilinen en eski Fenike yazıtları Babil’dedir ve tarihleri milattan önce 1000 yılına dayanmaktadır. Yunan, Etrüsk, Latin, Arap, İbrani, Hint ve Güney Asya dillerinin alfabelerinde Fenike alfabesin karşımıza çıkar.

Dış Güçlerin Hakimiyeti Altında Fenike Şehirleri

Tarihlerinin çoğunda Fenikeliler Mısır, Asur, Babil, Fars, Makedonya ve Roma uygarlıklarının hakimiyeti veya etkisi altında kalmıştır. 8. ve 7.yüzyıllarda ilk önce Asur askerleri, ardından MÖ 586 yılında II. Nebukadnezar ve Babil kuvvetleri tarafından yerle bir edilen Fenike şehirlerinin şaşalı dönemleri sona ermişti. Bağımsız kalabilen tek şehir ise Sur (Tyre) şehriydi.

538 yılında II. Kiros ve Farslılar Fenike’yi fethetti. Ve gittikçe gelişen 4 vasal devlete böldü: Sidon, Tyre, Arvad ve Babil. Zamanla Fenike medeniyeti çökmeye başladı. 332’de Büyük İskender Tyre ve diğer Fenike şehirlerini ele geçirdi. Büyük İskender’den sonra Fenikeliler Batlamyus’un önderliğindeki Mısır’ın hakimiyeti altına girdi. Sonrasında ise Selevkos İmparatorluğu bölgeyi hakimiyeti altına aldı. MÖ 64’te ise Fenike şehirleri Roma kontrolüne girmişti.

Antik Uygarlıkların Esrarengiz Çöküş Nedenleri

Editör: Aksel Deniz Günal