Vahşi Yaşam Sömürümüz Doğrudan İnsanlara Yayılmak Üzere Daha Fazla Virüs Ortaya Çıkarıyor

İnsan patojenlerinin yaklaşık yüzde 70'i zoonotiktir. Yani bir noktada COVID-19'da olduğu gibi hayvanlardan insanlara sıçramaktadırlar.

Küresel bir pandemi, hep beraber nerede yanlış yaptığımızı düşünmek için en iyi zamandır. Dünya çapında hayvan popülasyonları üzerindeki insan etkisi, yapılan araştırmalara göre, zoonotik hastalık yayılmasına doğrudan katkıda bulunmaktadır.

Yapılan araştırmada, doğal dünyayı sömürümüzün–kaçak avcılık ve ticareti, habitatın bozulması ve bilinçsiz kentleşme yoluyla – memeli popülasyonlarını değiştirdiğini ve insanlara bulaşabilecek bulaşıcı hayvan hastalıklarının artmasına neden olduğunu bulundu.

Her şey yakınlık ile ilgilidir ve insan doğal dünyaya saldırmaya devam ettikçe, yaban hayatıyla artan temas kaçınılmaz olarak virüsün yayılma riskini artırmıştır.

Vahşi Yaşam Sömürümüz Doğrudan İnsanlara Yayılmak Üzere Daha Fazla Virüs Ortaya Çıkarıyor

California Davis Üniversitesi’nden epidemiyolog Christine Johnson, Newsweek’e verdiği demeçte , “Doğal yaşam alanı azaldıkça, yaban hayatı insanlarla daha yakın temasa giriyor. Yaban hayatı da antropojenik aktiviteleri ve doğal manzaradaki değişiklikleri karşılamak için dağıtımlarını değiştiriyor.”

Diyerek şöyle devam etti:

“Bu, vahşi yaşamdan hastalığın ortaya çıkmasını hızlandırdı ve bizi pandemi riski altına soktu.”

Bu dünyanın artık çok iyi anladığı bir gerçeklik. Her geçen yüzyılda, yaban hayatından bulaşıcı hastalıklar patlak veriyor ve yeni sonuçlar memelilerin sorunun büyük bir parçası olduğunu gösteriyor.

2013 yılına kadar vahşi ve evcil memeliler hakkında yayınlanan ve zoonotik virüs adı verilen insanlara bulaşabilen virüslerle karşılaştırılan verilerde yazarlar, hangi etkileşimlerin bizi en çok riske attığını gösteriyor.

En büyük yayılma virüsü riskini taşıyan üç hayvan grubu

İlgili makale: Zoonotik Hastalıklar (Zoonoz) Nelerdir, Hayvanlardan İnsanlara Nasıl Bulaşır?

En büyük yayılma virüsü riskini taşıyan üç hayvan grubu vardı. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, evcil hayvanların, primatların, yarasaların ve sıçanların en fazla zoonotik virüsü taşıdıklarını buldular – yaklaşık %75.

Bununla birlikte, habitat kaybı, aşırı sömürü veya başka nedenlerden dolayı tehdit altındaki mücadele eden türlerin bile, başka türlere kıyasla iki kat daha fazla zoonotik virüs barındırdığı tahmin ediliyor.

İnsan patojenlerinin yaklaşık yüzde 70’i zoonotiktir. Yani bir noktada COVID-19’da olduğu gibi hayvanlardan insanlara sıçramaktadırlar.

Kısacası onların habitatlarına bilinçli veya bilinçsiz- hiç fark etmez- zarar verdiğimizde salgın potansiyeline sahip olabilecek yeni virüslerin önünü açıyoruz. (dünyadaki karaların yüzde 75’ine ve okyanusların yüzde 40’na zaten ciddi şekilde zarar verdik) Ve birçoğumuz bu olayın gerçekleşmesini ve gerçekleşirse ortaya çıkacak büyük sorunları hafife alıyoruz.

“Bu çalışma sırasında bilinen zoonotik virüs modellerine ışık tutsak da, patojen yayılımının genellikle fark edilmediğinden şüpheleniyoruz ve daha sonra tespit edilebilen virüs olaylarının sadece bir kısmı salgınlara genişliyor’’

IUCN* Kırmızı Listesine göre , 2019 itibarıyla dünyanın evcil olmayan memeli türlerinin dörtte biri tehdit altında. Ormansızlaşma, özellikle azalan habitatlara uyum sağlama mücadelesi veren vahşi memeliler üzerinde giderek artan bir baskı oluşturuyor. Ve topraklarında daha fazla tecavüze uğradıkça, vahşi hayvanlar insanlarla daha fazla temas kurmaya zorlanıyor ve başka bir salgın riskini artırıyor.

Kentleşme ve insan faaliyetleri, yeryüzündeki hayvanların çeşitliliğini ciddi şekilde azaltmış olsa da, bazı türler çok fazla türemiştir ve bu türler genellikle fareler gibi insan davranışlarına iyi uyum sağlayanlardır.

Johnson, AFP’ye verdiği demeçte, bilinçsiz şekilde yapılan kentleşme, hayvan yetiştiriciliği ve ekin yetiştirmek için toprağın dönüştürülmesi ve bunların sonucunda ortaya çıkan ormansızlaşma ile manzaranın değiştiğini ve bunun insanlar ve vahşi yaşam arasındaki temas sıklığını ve yoğunluğunu artırarak virüs yayılımı için mükemmel koşullar oluşturduğunu söyledi.

“Vahşi yaşamla nasıl etkileşim kurduğumuza ve insanlarla vahşi yaşamı bir araya getiren faaliyetlere gerçekten dikkat etmeliyiz” .

IUCN: Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği

Berk Keskin

Beklenmedik Belirsizlikler Paranoyaya Sebep Olabilir!

Yapay Beyinlerin de Uykuya İhtiyacı Olabilir!