Alexander Graham Bell: Telefonun Babası Hakkında 5 Gerçek

Edinburgh, İskoçya’da doğan Alexander Graham Bell, Alexander Melville ve Eliza Symonds Bell’in ortanca çocuğuydu. Hayatının erken dönemlerinde icatlar bulmaya başladı ve ilk projelerinden biri buğdayı kabuğundan ayıran bir mekanizmaydı. Ancak, bir diksiyon profesörünün oğlu olarak, ses ve konuşmadan daha çok etkilenmişti. Babasının teşvikiyle, ağabeyi Melville ile konuşan bir makine yapmak için bile çalıştı.

Makaleye geçmeden Alexander Graham Bell kimdir ve hayatı hakkında herşeyi öğrenmek için buraya tıklayın.

Bell, elbette, iletişim kurma şeklimizde devrim yaratan konuşan bir makine icat etmeye devam etti. Alexander Graham Bell ve dahiyane icatları hakkında daha fazla bilgi edinin.

Bell ortanca adını kendisi seçti

İlk yaş günü civarında, sadece Alexander Bell yerine Alexander Graham Bell olmaya karar verdi. Belki de ailede üçüncü Alexander olmaktan, babası ve büyükbabasıyla bu ismi paylaşmaktan bıkmıştı. Nedeni ne olursa olsun, Bell, ismine “Graham”ı eklemek için babasının eski öğrencilerinden biri olan Alexander Graham’dan ilham aldı. Bell yeni adını beğenmiş olabilir, ancak ailesi tarafından hala “Alec” veya “Aleck” olarak biliniyordu.

Bell sadece yetenekli bir mucit değil, aynı zamanda yetenekli bir öğretmendi

Henüz 16 yaşındayken  erkek yatılı okulunda eğitmen olarak başladı. Babası fonetik semboller sistemi olan “Görünür Konuşma”yı geliştirmişti. Bu semboller, herhangi bir kelimeyi söylemek için gereken seslerin fiziksel olarak nasıl çıkarılacağını gösteriyordu.

Bell, bu sistemi işitme engelli öğrencilerle konuşmayı öğrenmelerine ve diksiyonlarını geliştirmelerine yardımcı olmak için kullanabildi. Bell’in de kendi yöntemleri vardı. Annesi çocukken geçirdiği bir hastalıktan sonra ciddi işitme kaybı yaşamıştı ve Bell onunla iletişim kurmak için farklı yollar kullanmıştı.

Boston’da çalışırken Bell, sağırların saygın bir öğretmeni oldu. Boston Sağır Dilsizler Okulu’nda çalıştı ve özel öğrenciler de ilgilendi. Daha sonra Bell, Clark Sağır Dilsizler Enstitüsü’nde çalıştı ve Boston Üniversitesi’nin Hitabet Okulu’nda profesörlük aldı. Öğrencilerinden biri olan Mabel Hubbard sonunda eşi oldu.

Babası Gardiner Greene Hubbard, Bell’in destekçilerinden biri oldu ve çalışmalarını destekledi. Başka bir öğrenci için Bell, üzerlerinde alfabenin harfleri olan özel eldivenler geliştirdi, bu da onların heceleme sözcükleriyle iletişim kurmalarını sağladı.

Helen Keller ve Alexander Graham Bell

Bell, yaşamı boyunca sağırların eğitimini desteklemeye devam etti. 1893’te Helen Keller ile bir araya geldi, genç sağır ve dilsiz kıza iyi bir öğretmen bulma konusunda yardım etti. Aynı yıl, Bell ayrıca Sağırlara Konuşma Öğretimini Destekleme Derneği’ni kurdu.

Bell, icadını Elisha Gray’den saatler önce sunarak telefonun patentini aldı

Bell, telefonun kendi versiyonu için patentini 14 Şubat 1876’da verdi. Aynı günün ilerleyen saatlerinde, Elisha Gray için çalışan bir avukat, onun adına telefon için bir tür icadın duyurusu olan bir beyanda bulundu. 1874’te ailesine yazdığı gibi, Bell rakibinin çabalarının farkındaydı ve kendi tasarımını bitirmek için büyük bir baskı hissetti.

Charlotte Gray’in İsteksiz Dahisi: Alexander Graham Bell and the Passion for Invention’a göre, “Aygıtımızı ilk önce tamamlayacak olan Bay Gray ile benim aramda omuz omuza bir yarış vardı,” dedi.

Mart 1876’da Bell telefon patentini aldı. Ertesi yıl kayınpederi Gardiner Greene Hubbard, asistanı Thomas Watson ve Thomas Sanders ile Bell Telefon Şirketi’ni kurdu. Rakip Western Union, Gray de dahil olmak üzere diğer mucitleri kendi telefon sistemlerini geliştirmeleri için tuttu ve bu da iki işletme arasında yasal bir mücadeleye yol açtı. Yıllar boyunca, Bell telefon patentini bir dizi başka davada şiddetle savundu.

Telefondan sonra Bell, bir dizi başka icat geliştirmeye devam etti

Bell, sesi iletmek için ışığı kullanan fotofonu yarattı. Bell, onu en büyük icatlarından biri olarak görüyordu. O da sorunları çözmek için icat yeteneğini kullandı. 1881’de henüz bebek olan oğlunun ölümünden sonra Bell, nefes almasına yardımcı olmak için metal bir vakum ceketi yaptı. Bu fikir, 1950’lerde çocuk felci hastalarına yardım etmek için kullanılan demir akciğer cihazının tasarımına ilham yaratmış oldu.

1881’de bir suikastçı Başkan James Garfield’ı vurduğunda, Bell’den hasta lidere yardım etmesi istendi. Kurşunun Garfield’ın vücudunda nereye saplandığını tespit etmek için elektromanyetik makine buldu. Bu görevde başarısız oldu (Garfield daha sonra öldü), ancak cihaz modern metal dedektörünün öncüsüydü.

Daha sonraki yıllarda, Bell uçuş ve hareketten büyülendi

1890’larda uçurtmalarla deneyler yapmaya başladı ve hatta bu projeler üzerinde çalışmak için kendi mülkü olan Beinn Bhreagh adlı özel bir binaya sahipti. Pek çok deneyden sonra Bell, tetrahedronlara ( 4 yüzlü  şekil) dayalı yenilikçi bir uçurtma tasarımı yarattı. 1907’de Glenn Curtiss, Thomas Selfridge, Casey Baldwin ve J.A.D. ile Hava Deneyleri Derneği’ni kurdu.

Dernek, en ünlüsü Silver Dart olan uçan makineler geliştirdi. 23 Şubat 1909’da Silver Dart, Kanada’da motorlu uçuş yapan ilk uçak oldu. Bell daha sonra Baldwin ile hidroforlar üzerinde çalıştı. HD-4 olarak bilinen tasarımlarından biri 1919’da hız rekoru kırdı. Başarıları 1960’lara kadar rekorlar kitabında kaldı.

Çeviri-Zeynep TACİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

40.000 yıl önce dünya üzerinde kullanılmış bir takım geometrik işaretler keşfedildi

Sonunda Güneş Sisteminin Neden Devasa Bir Boşluk İçinde Olduğunu Biliyoruz !