Alan Turing Kimdir? Alan Turing Hakkında Bilinmeyenler

Alan Mathison Turing Fikirleri, modern programlamanın ilk sürümlerinin ortaya çıkmasına ve II. Dünya Savaşı’nın kazanılmasına yardımcı olmuştu. Fakat yine de eşcinsellik yüzünden suçlandığı için bir suçlu olarak hayata veda etti.

Alan Mathison Turing 23 Haziran 1912’de, imparatorluğa bağlı Hindistan’da tanışan kıdemli sömürge yöneticisi olan babası Julius Mathison Turing ve annesi Ethel Sara Stoney’nin iki oğlundan ikincisi olarak Londra’da doğmuştu. Ethel ve Julius, Alan’ın doğumundan sonra, onu ve ağabeyi John’u İngiltere’deki koruyucu ailenin yanına bırakmış, Hindistan’daki işlere devam edebilmek için oraya gitmiş ve orada kalmışlardı.

Alan Turing Çocukluk Dönemi
Alan Turing Çocukluk Dönemi

Turing eğitiminin ilk yıllarında, tanınmış özel bir yatılı okulda kendisini benimsetmek için sınıftaki arkadaşlarının ezici davranışları altında kalmıştı. 13 yaşında Güney İngiltere’deki Sherborne Okulu’na kaydolmuştu. Burada bilime olan hayranlığı ve klasikler -Latince ve eski Yunanca eserler- üzerinde araştırmalar yapmak eğitim aşkını alevlendirmişti.

Andrew Hodges’ın kitabında bahsettiği üzere Sherborne müdürü Nowell Smith “Alan bir bilim insanı olmak istiyorsa, bir devlet okulunda okuyarak zamanını boşa harcıyor” demişti. Andrew Hodges yazılarında “Alan Turing’in hikâyesi bir aile veya geleneğe ait değil, izole edilmiş ve özerk bir zihnin hikâyesiydi” diye yazmıştı.

Alan Turing Öğrencilik Dönemi
Alan Turing Öğrencilik Dönemi

Yaratıcılığı, modern programlamanın ilk sürümlerini ortaya çıkarmış ve “yapay zekâ” olarak bilinen şeye dair çığır açıcı bilgiler üretmişti. II. Dünya Savaşı’nın en etkili kod kırıcılarından biri olarak, kriptoloji (şifre bilimi) hakkındaki bilgisi müttefiklerin zaferini hızlandırdığına inanılan istihbaratları vermişti.

Fakat birkaç yıl sonra vefat ettiğinde, Soğuk Savaş zamanında güvenlik kaygılarının ele geçirdiği bir ülkede, savaşta gizli kapaklı başarılarının çoğu halktan uzakta tutulmuş ve yine gizli kalmıştı. Başarılarının kutlanması yerine, itibarı karartılmıştı.

O zamanlardan beri 20. Yüzyılın en yenilikçi ve güçlü düşünürlerinden biri olarak kabul edilmiş olan İngiliz matematikçi -bazen modern programlamanın öncüsü olarak da adlandırılmıştır- Alan Turing, 7 Haziran 1954’te Victoria yasalarınca eşcinsel olduğu için suçlu bulunmuş ve kimyasal hadımlığa karar verildiği için bu karar yüzünden hayata veda etmiştir. Hayatını geçirdiği İngiltere, 1967’ye kadar eşcinselliği suç olarak görmüş ve bu konuda bir adım atmamıştır.

Alan Turing, 7 Haziran 1954’te Victoria yasalarınca eşcinsel olduğu için suçlu bulunmuş
Alan Turing, 7 Haziran 1954’te Victoria yasalarınca eşcinsel olduğu için suçlu bulunmuş

Fakat hükümet 2009 yılında bu davranışlar için özür dilemişti.

O zamanlar başbakan olan Gordon Brown, “Üzgünüz, gerçekten çok daha iyisini hak ediyordunuz” demiş ve “Alan ve kendisi gibi homofobik yasalar kapsamında mahkûm edilmiş olan binlerce eşcinsel erkeğe karşı çok korkunç davranışlar sergilendi” şeklinde devam etmişti.

Bir temizlik görevlisinin Alan’ın cesedini İngiltere’nin kuzeybatısındaki Manchester yakınlarında bulunan Wilmslow’daki evinde bulmasından tam 59 yıl sonra Kraliçe II. Elizabeth ancak 2013 yılında cesedinin anısına kraliyet affını uygun görmüştü.

Zamanında Turing’in affedilmesi için bir kampanya yürüten bilgisayar bilimcisi John Graham-Cumming şu cümleyi kamuoyuyla paylaşmıştı; “O, ulusal bir hazineydi ve biz o ölünceye kadar onun ölümünü kovalayıp durduk”.

Günümüze kadar Turing, kendi ülkesinde ve pek çok bilim insanının bulunduğu topluluklar arasında deha olmayı ve farklılığı birleştiren, matematik ve kriptografinin (şifre biliminin) karmaşık alanlarında başarı manasında en önemli kişi olarak kabul edilmişti edilmesine ama sosyalleşmeye çalıştığında toplum onu beceriksiz olarak sınıflandırmış ve bu düşman toplum onu mahvetmişti.

Her şeye rağmen, matematik alanında okuyabilmek için Cambridge’deki King’s Akademi’ye girmişti ve 1934’te birinci sınıf onur derecesi ile mezun olmuştu. Akademik anlamdaki iyi gelişmişliği ile 1935’te bir üniversite öğrencisi olmuştu.  Bir yıl sonra, Amerikan mantıkçı Alonzo Church’ün de kafa yorduğu ünlü bir bulmacaya Almanca bir örnek olan “Hesaplanabilir Sayılar Üzerine, Entscheidungsproblem Uygulaması” (“karar verilebilirlik sorunu”) adındaki makaleyi yayınlamıştı.

Hem Turing hem Church, biçimsel mantıktaki herhangi bir ifadenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirleyebilecek tek bir algoritmanın olmadığı yönündeki aynı sonuca ulaşmışlardı (Turing’in fikri daha anlaşılırdı) ve bu, bilgisayar bilimi için bir temel oluşturmuştu.

1.Dünya Savaşı’ndan önce bile Turing yeni buluşlarıyla uğraşıyordu.

Her şeyden önce Turing’in ismi, birçok kişi için İngiltere’de Londra’nın kuzeyindeki geniş bir mülk olan Bletchley Park’taki kod kırıcılarının çok gizli savaş zamanı operasyonları ile ilişkilendirilir ve burada oluşturulan şifrelerin, Nazi Almanyası’nın bir zamanlar aşılmaz gibi görünen Enigma makinesinin şifresini çözmesiyle herkese ilham vermiştir.

Turing, Cambridge’a dönmeden önce 1938 yılında Princeton’da doktora tezini tamamladı. İngiltere’nin 1939 Eylül’ünde Almanya’ya karşı savaş ilan etmesiyle, Bletchley Park’taki bir malikânenin etrafındaki derme çatma kulübelerde çalışan Devlet Kod ve Şifre Okulu’ndaki (günümüzdeki ismi GCHQ) kod kırıcılarına katılmıştı.

En büyük zorlukları, ticari amaçlı mesajları şifrelemek için üretilmiş olan mülki bir makine olarak patentini almış olan Alman elektrik mühendisi olan Arthur Scherbius tarafından 20 yıl önce icat edilmiş Alman Enigma cihazının şifreleme yöntemini bulmak olmuştu. Makine, daktilo benzeri bir klavyeye harfleri girerek ve ardından da bunları bir dizi çark aracılığıyla kodlanmış eşdeğerlerini gösteren ışıklı bir tahtaya kodlayarak çalışıyordu. Makinenin tahmini olarak 159 kentilyon tane permütasyon üretebildiği söylenmişti.

Başlangıçta, Enigma’yı inceleyen ve İngiliz ordusuna, Hitler’in 1939’da Polonya’yı işgal etmesinden sonra hayati önem taşıyan ayrıntılar veren ve İngilizlere yardım eden Polonyalı bir matematikçiydi. Ancak Turing ve Cambridge’te eğitim almış başka bir matematikçi W.G Welchman’ın yönetiminde bulunan Bletchley Park kod kırıcıları, işleri en kısa sürede yapabilmek için hızlanmışlardı. Bombe adlı devasa bir mekanizma kullanarak Enigma makinesinin yaptığı işlemleri taklit edip kodları kırmışlardı.

Bombe cihazı
Bombe cihazı

O sıralarda Alman denizaltıları, Atlantik’te gezinmekte olan savaş için önemli yük taşıma görevi üstlenmiş müttefik gemilerini kovalıyorlardı. Gemi konvoyları Britanya’da askeri güç oluşturabilmek için hayati öneme sahipti ki Alman denizaltıların, müttefiklerin 1944’te Normandiya’daki D-Günü çıkarmalarını yapmalarına izin vermiş olması Nazi Almanyası’nın gelecek yılki çöküşünü müjdelemişti.

Müttefik kuvvetleri ancak denizaltıların hareketlerini çıkartırlarsa konvoyların yönünü değiştirebilirlerdi ve bundan dolayı Almanların konuşlandırmasını ele veren sinyallerin kodunu çözmek için Bletchley Park’ın kriptologlarına güvenmişlerdi.

Andrew Hodges savaş zamanı için “Savaştaki kritik faktör, Turing’in ince mantıksal çıkarımlarının parlak makineleştirilmesiydi” diye yazmıştı. Hodges aynı zamanda, 1941’de Bletchley Park kripto analiz uzmanı Joan Clarke’a evlenme teklifi ettiğinde gizlediği eşcinsel kimliğini keşfetmeye başlamış olduğunu yazmıştı. Daha sonra Joan’a gerçek cinsel yönelimini açıklayıp teklifini geri çekmiş ve arkadaş kalmışlardı.

Turing 1942 yılında, Başkan Franklin D. Roosevelt ve Winston S. Churchill arasındaki konuşmaların şifrelenmesi amacıyla birkaç ay boyunca üst düzey danışmanlık yapmak için ABD’yi ziyaret etmek üzere görevlendirilmişti. Savaş zamanındaki çalışmaları ona yüksek rütbeli bir ödül kazandırmıştı. Bununla beraber Britanya İmparatorluğu’nun subaylık nişanını kazanmıştı.

1946’da çekilen kredi, ilk çalışan bilgisayar araştırmacıları olan John Presper Eckert ve John W. Mauchly’ye II. Dünya Savaşı sırasında Pennysylvania Üniversitesi’nde geliştirdikleri Elektronik Sayısal Entegratör (Toplayıcı) ve Bilgisayar, ­­­bilinen adıyla Eniac için bağışlanmıştı.

Ancak Alan’ın fikirleri Eniac’tan çok daha önce doğmuştu. “Olası tüm görevler için tek bir makine” işlevi görmesi için yapılan Turing’in evrensel makinesi olarak bilinen şeyi tasarlamıştı. Alan Turing’in biyografi yazarı Andrew Hodges 1983 tarihli “Alan Turing: The Enigma” adlı kitabının kısaltılmış olan bir versiyonunda o şeyi bugün bildiğimiz şekliyle bilgisayarlar diye anlatmıştı.

Savaş sonrası yıllarda, Turing’in bilgisayarlara olan hayranlığı onu Otomatik Hesaplama Motorunu tasarlamaya yöneltmişti. Hiçbir zaman parçaları bir araya getirilmemiş olmasına rağmen, bilgisayarın zekâyı yapay bir biçimde somutlaştırılmaya yönelik ilerleme için sınırsız bir kapsam sunacağına inanmıştı.

Hodges, Turing’in bu öngörüşünü, bir makinenin “uygun program sağlanarak iyice tanımlanmış herhangi bir göreve döndürülebileceğiydi” şeklinde açıklamıştı. Ayrıca “Evrensel Turing makinesi, daha sonraki zamanlarda modern bilgisayar için gerekli olan ‘kaydedilmiş program’ fikrinden doğal olarak yararlanılmıştır ki bu makine, talimatları temsil eden sembollerin, sayıları temsil eden sembollerden tür olarak farklı olmadığına dair 20. Yüzyıldaki anlayışı belirtmiştir” sözlerini eklemişti.

Daha sonraki zamanlarda, Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde tasarlanan atom bombasını geliştirme projesi olan Manhattan Projesi’nde ortaya çıkan teknolojik kavramlar da Turing’in fikirlerine dayanıyordu.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde profesör olarak görev yapan David Kaiser, 2012 yılında The London Review of Books’ta “İngiliz fikri olarak başlayan olaylar Amerikanlar tarafından endüstriyel anlamda boyut atladı” diye yazmıştı.

Turing’in Manchester Üniversitesi’nde yaptığı ilk çalışan İngiliz bilgisayarları ile yaptığı savaş sonrası çalışması da önemliydi. Soğuk Savaş’ta nükleer üstünlük yarışında ortaya çıkan elektronik hesaplama gücünün ne kadar iyi olduğunu yansıtıyordu. İnsanın düşünce aşamaları ve bilgisayar tarafından oluşturulmuş buluşlar arasındaki etkileşime hayran kalmıştı. Hodges, ölümünden on yıl önce yani 1944’te bile, Turing’in bir meslektaşıyla “beyin inşa etmek” hakkında konuştuklarını yazmıştı.

Ekim 1948’de Turing, Manchester Üniversitesi’nin programlama laboratuvarında çalışmaya başlamıştı. İlgi alanları morfogenez, büyüme teorisi ve biyolojideki bilimsel temalar dâhil, Britanya’nın savaş sonrası kod kırıcılar ile devam eden gizli bağları ve uzun mesafe koşular gibi konuları içeriyordu. Daha sonra 1950’lerde Wilmslow yakınlarında bulunan evini satın almıştı.

Evini aldıktan kısa bir süre sonra, polis memuru olan Arnold Murray adında bir adamla bir ilişkisi olduğunu itiraf ettiğinde, polis memuru evindeki bir hırsızlık olayını araştırıyordu. Murray, Turing’e hırsızın kim olduğunu bildiğini söylemiş ve dedektifler, sorgulamalar sırasında Turing’e Murray ile olan ilişkisini sormuşlardı.

Mart 1952’de Turing ve Murray, “ağır ahlaksızlık” ile suçlanmıştı ve her ikisi de mahkemede ilişkilerini itiraf etmişlerdi. Murray şartlı bir şekilde serbest bırakıldı fakat Turing’e cinsel dürtüyü azalmak için kadın hormonu olan östrojen dozlarını alarak kimyasal anlamda hadım edilmesine karar verilmişti.

İki yıl sonra, 41 yaşındaki intiharının nedeni belirsiz kalmış ve arkasında pek çok soru işareti bırakmıştı. Cesedini bulduklarında, yanında yarısı yenmiş bir elma vardı. Biyografi yazarları bu olayı, elmayı siyanüre bulayıp zehrin tadını almamak için bu şekilde yiyerek zehri yuttuğunu iddia etmişlerdi. Kişiliği hakkında çalışma yapan veya onu tanıyan bazı kişiler ki bunlardan en önemlisi annesi Ethel Turing, oğlunun kazara zehirlendiğini iddia etmiş ve resmi intihar kararına itiraz etmişti.

Hodges, bilinen eşcinsellerin güvenlik haklarından mahrum bırakıldığını ve bu yüzden Turing’in Soğuk Savaş sırasında gizli bir işe dâhil olamayacağından dolayı dışlanmış ve kızgın hissettiği için intihar ettiğini yazmıştı. Bir adli tıp görevlisi, ölümü intihar sayarken, Turing’in yanındaki yarısı yenmiş elma hiçbir zaman adli olarak incelenmemişti. Fakat bir adli tıp görevlisi, siyanür zehirlenmesinden dolayı yaşamını kaybettiğini ve kendi canına kıymasına “akli dengesinin bozulmasının” sebep olduğunu bildirilmişti.

Turing Testi

1950 yılında akademik bir dergi olan Mind’da yayımlanan bir makalede Turing’in, bir bilgisayarın insan gibi davranıp davranamayacağını belirlemek amacıyla geliştirdiği bir tür düşünce deneyi olan ve “Turing Testi” olarak bilinen bir uygulamadan bahsedilmişti. Deneyine göre sorgulayıcı bir insan, sorular sorar ve soruların bilgisayar tarafından mı yoksa bir insan tarafından mı cevaplandığını anlamaya çalışırdı.

Yıllar sonra, Londra’yı ziyaret eden Başkan Barack Obama, Turing’in adını Atlantik ötesi bir yenilik ve keşif anıtına yerleştirip şöyle demiştir: “Newton ve Darwin’den, Edison ve Einstein’a, Alan Turing’den Steve Jobs’a kadar bilime ve en sonuncu araştırmalara bağlılığımızla dünyaya öncülük ettik”.

Turing’in hayat hikâyesine duyulan kalıcı hayranlık

Benedict Cumberbatch ve Keira Knightley’in başrollerini paylaştığı 2014 yapımı “The Imitation Game” filminin çekilmesine ilham vermiştir. Ancak Alan Turing’in bilimsel alandaki işleri sinematik dramanın sınırlarının çok ötesine geçmişti. İnsanların, kendi sorunlarını çözmeleri için yarattıkları makineler arasındaki ilişkinin tarihsel anlamda kayıtlarını tutan kaynaklar ortaya çıkarmıştı.

Hodges, “Tuhaf, yalnız, kasvetli, canlı, teslim olmuş, kızgın, istekli, tatmin olmayan bunlar her zaman onun sürekli değişen özellikleri olmuştu,” diye yazmıştı. Ve “ve acımasız bir kaderle başa çıkma konusunda dünyaya karşı durmasına rağmen, kimse onun geleceğinin nasıl olacağını tahmin edemezdi” diye devam etmişti.

İlginizi Çekebilir

Bilgisayar Biliminin Atası: Alan Turing

Büşra EKİZ