Marie Maynard Daly: Öncü Bir Bilim İnsanının Kayıp Hayatı

Araştırmalarının bilime katkıları açık olsa bile, çalışmalarındaki kendi bakış açısı tam olarak bilinmemektedir. Marie Maynard Daly, protein sentezi sırasında RNA’nın gerekli olduğunun deneysel kanıtlarını bulan kadındır.

Marie Maynard Daly, 1947’de Columbia Üniversitesi’nden kimya doktorası alan ilk Afrikalı Amerikan kadın olarak bilinmektedir. BU, önemli siyahi ve kadın bilim insanlarının antolojilerinde ortaya çıkan Daly’nin kısa profillerinde sıklıkla tekrarlanan bir üstünlük  ve kendi başına etkileyici bir başarıdır.

Marie Maynard Daly öncü bir biyokimyacıydı, ancak gerçek hikayesi kaybolmuş olabilir
Geleceğin kimyacılarından Marie M. Daly 16 Nisan 1921 yılında Quenns, New York’ta doğdu.

Ama Daly’nin işi ve hayatı hakkında daha fazla şey öğrenmek, hikayesini daha geniş kitlelere ulaştırmak için yola çıktığımda yirmi yıl geç kaldığımı öğrendim.

Daly, 1949’dan 1985’e kadar bilimsel yayımlar yaptı, 1986’da emekli oldu ve 2003’te 82 yaşında vefat etti. Kocası ondan önce öldü, çocuğu yoktu. Daly’nin işbirlikçilerinin ve meslektaşlarının çoğu son on yılda öldü; danışmanlık yaptıkları emekli ve ulaşılamaz durumdalar; eski işverenleri ve meslek örgütlerinin ellerinde kayıtlarda hayatını veya araştırmasını anlatan belgeler çok az veya hiç yok.

Daly hakkında bildiklerimiz ilk olarak bilimsel yayın kayıtlarından geliyor. 1950’lerin başında New York’taki Rockefeller Enstitüsü’nde biyokimyacı Alfred Mirsky ve Vincent Allfrey ile çalışırken Daly, protein sentezinin RNA gerektirdiğine dair doğrudan deneysel kanıtlar buldu.

James Watson, DNA’nın çift sarmal yapısının keşfi için Nobel Ödülü’nü aldıktan sonra verdiği derste bu çalışmayı gösterdi. Daly ayrıca yeni bir histon türü tanımladı ve nükleik asitler içindeki farklı azotlu bazların dağılımını belirledi (şimdiki DNA ve RNA dediğimiz şey). Columbia Üniversitesi’nden Quentin Deming ile kolesterolü kalp krizlerinin altında yatan bir neden olarak tanımladı.

New York’taki Albert Einstein Tıp Fakültesi’ne taşındıktan sonra Daly, hipertansiyonu kapsamlı bir şekilde inceledi ve daha sonra kas hücrelerinin enerji üretmek için kreatini nasıl kullandığını analiz etti. Kronik sigara içen bir köpek modelinin akciğerlerindeki lezyonları tanımlayan bir çalışmaya katıldı.

Daly’nin çalışmaları titizdi, sonuçları önemliydi ve konuları değişkendi.

Marie Maynard Daly öncü bir biyokimyacıydı, ancak gerçek hikayesi kaybolmuş olabilir
Amerika’da kimya alanında doktorasını alan ilk Afro-Amerikan kadın olarak diğer kadınlara öncülük etti ve onun yenilik dolu fikri insan vücudunun nasıl çalıştığı konusuna açıklık getirdi.

1990’lardan çeşitli antolojiler ve 2000’lerden çevrimiçi makaleler, kişisel hayatı hakkında bazı ayrıntılar içeriyordu, bunlar çok da fazla değildi ve bir çok yerde benzer ayrıntılar yinelenmekteydi: Daly, 1921’de Queens, NY’de doğdu; çocukken mikrobiyolog Paul de Kruif’in 1926 tarihli klasik kitabı Mikrop Avcıları’nı okudu; İkinci Dünya Savaşı sırasında bir iş bulma şansının olmayacağını düşündüğü için kimya alanında doktora yaptı. Daly, araştırma ve öğretimine ek olarak, azınlık lisans öğrencilerini tıp fakültesi ve lisansüstü bilim programlarına hazırlamak için eğitim programları düzenledi.

Daly’nin 1986’da emekli olana kadar kaldığı Albert Einstein Tıp Fakültesi’nden Abraham White, 1970 tarihli bir mektupta, Daly’nin “yüksek liderlik niteliklerini”, azınlık öğrencilerini tıp fakültesine almak ve hazırlamak için Martin Luther King, Jr.–Robert F. Kennedy’nin Özel Çalışmalar Programındaki yönetimini ve değerli bilimsel katkılarını gerekçe göstererek terfisi için tavsiye ettiği görülüyor. Bu, üniversitenin sahip olduğu iki önemli belgeden biri.

Daly hakkında konuşacak birini bulamadım bunun yanında mevcut röportajlarını da bulamadım. Southfield, Michigan’daki Lawrence Teknoloji Üniversitesi’ndeki Marburger STEM Merkezi’nin kimyageri, yazarı ve yöneticisi Sibrina Collins, 2017’de Daly hakkında yazdığı zaman da benzer hayal kırıklıklarıyla karşılaştı.

Collins, kimya Doktorasıyla ilgili sık sık tekrarlanan başlığın yanı sıra Daly’nin hayatı hakkında çok az ayrıntı bulabildi. Collins, “Birinin bir şeyi yapan ilk kişi olduğunu söylemek harika bu güzel bir tarihsel gerçek ama esasen ne yaptıklarını vurgulamak da gerçekten önemli, bu sadece ilk olduklarında geçerli değil” diyor.

Janet P. Stamatel’in 2002’de Contemporary Black Biography adlı bir kitap dizisi için yazdığı bir profil, Daly’den gerçek alıntılar içeriyor. Şu anda Lexington’daki Kentucky Üniversitesi’nde bir sosyolog olan Stamatel, bu hikaye için Daly ile röportaj yaptığına iddia ediyor, ancak röportajdaki tüm notların veya kayıtların uzun süredir kayıp olduğunu söylüyor.

Birisinin bir şeyi ilk yapan olduğunu söylemek harikadır… ama onların sadece ilk olduklarını değil, gerçekte ne yaptıklarını vurgulamak da oldukça önemlidir.
-Sibrina Collins

Ve böylece Daly’nin sesi de kaybolmuş olabilir. Onun makalelerini okuyabilsek ve birkaç temel gerçeği ezberden söyleyebilsek de, hayatının bir önemli bir bölümü eksik. Motivasyonları, inançları, başarıları, başarısızlıkları ve gelecek için umutları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

1900’lerin ortalarında bir kadın ve Siyahi bir bilim insanı olarak karşılaştığı büyük zorlukları hayal edebiliyoruz, ancak onlara nasıl yaklaştığını ve onların üstesinden nasıl geldiğini bilmiyoruz. Onu belirli bilimsel sorular sormaya iten özelliklerin ne olduğunu da bilmiyoruz. Örneğin, Daly neden diğer çalışmalarından oldukça uzak görünen bir konu olan sigara ve akciğer kanseri ile ilgili tek bir konu üzerinde çalıştı?

Kanserli olan ve sevilen birinden ilham aldı mı?

Marie Maynard Daly öncü bir biyokimyacıydı, ancak gerçek hikayesi kaybolmuş olabilir
Marie Maynard Daly, protein sentezi sırasında RNA’nın gerekli olduğunun deneysel kanıtlarını bulan kadındır

Bütün bu araştırma çabası, toplumun bilim hakkında anlattığı hikayeleri hikayeleri nasıl ve kim tarafından anlatıldığını düşünmemi sağladı. Bilim insanlarının, özellikle de tarihsel olarak marjinalleşmiş gruplardan bilim insanlarının hikayelerini ne zaman ve nerede yaptıklarını belgelemeye öncelik vermeliyiz.

Medya, tarihçiler, kütüphaneler, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, bilim insanları, bir bütün olarak toplum yeterince temsil edilmeyen bilim insanlarının seslerini ve bakış açılarını paylaşmaları için fırsatlar sunmak adına hepimiz daha iyisini yapabiliriz. Aksi takdirde, onları tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.

Philadelphia’daki Bilim Tarihi Enstitüsü, Sözlü Tarih Merkezi müdürü David Caruso ve meslektaşları bu hikayeleri toplamak için çalışıyorlar ve bunun uyumlu bir çaba gerektirdiğini söylüyor. Caruso, merkezin koleksiyonlarındaki 722 görüşmeden, örneğin 96 katılımcının kadın, 20’sinin Afrikalı Amerikan olarak tanımlandığını söylüyor.

Örgüt, koleksiyonlarındaki yanlılığı düzeltmek için çok yıllı bir çabanın ardından, mevcut çalışmaların bilimsel ve mühendislik topluluklarındaki çeşitliliği temsil ettiğinden emin olduğunu da ekliyor. “Koleksiyonumuz için biraz daha çalışmak gerek, ama bir zamanlar olana göre anlamlı bir gelişme katedilmiştir.”

Hala zaman zaman Daly’yi düşünüyorum ve onunla görüşme şansı verilseydi bana, sorabileceğim soruları. Tutkuları tarafından yönlendirilen ve belirli bir zaman ve mekan tarafından şekillendirilen gerçek, duygulu bir bilim insanıydı. Kimyadaki başarısı ilham vericidir, ancak, deneyimlerinden öğrenebilecek öğrenciler ve bilim insanları için daha da derin olan hikayesi kayıptır.

Yazan: Megan Scudellari / Çeviri: Murat KAYA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Domuz Kalbi Nakli Yapılan İlk Kişi Yaşaını Yitirdi.

Domuz Kalbi Nakli Yapılan Kişi, İki Ay Sonra Hayatını Kaybetti

Böcek Yemek Çevreye Düşündüğümüzden Daha Yararlı Olabilir

Böcek Yemek Çevreye Düşündüğümüzden Daha Yararlı Olabilir