Salvador Dali’nin Uyku Tekniği Gerçekten İşe Yarıyor

Salvador Dali ve Thomas Edison da dahil olmak üzere dünyanın en yaratıcı beyinleri, bu uyku düzenini kullanmanın yaratıcılığı desteklediğinden bahsetti.

Araştırmacılar, sürrealist sanatçı Salvador Dali ve Thomas Edison tarafından da kullanılan bir uyku tekniğinin aslında yaratıcılığa ilham vermek için işe yarayabileceğini ortaya koydu.

Yaratıcılığı arttırmak için kullanılan teknikte, gerçekliğin hayalle karıştığı o evrede uyanmanız gerekmektedir.

Salvador Dalí, yaratıcılığı ateşlemek için uykunun N1 aşamasında uyanmak da dahil olmak üzere çeşitli uyuklama teknikleri kullandı. (Resim kredisi: Getty Images aracılığıyla Bettmann / Katılımcı)

Dali ve Edison gibi vizyonerler, bu tekniği kullanmak için bir sandalyede uykuya dalarken kaşık veya top gibi bir nesne tutarlardı.

Onlar uyuyakaldıklarında ise nesne düşüp ses çıkaracak ve onları uyandıracaktı. Bilinçsizliğin eşiğinde birkaç dakika geçirdikten sonra işlerine başlamaya hazır olacaklardı.

”Yaratıcılık İçin İdeal Kokteyl”

Hipnogoji durumu veya N1 olarak bilinen bu uykunun erken aşaması, derin uykuya dalmadan önce sadece birkaç dakika sürer. Araştırmacılar, 8 Aralık’ta Science Advances Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada bunun “yaratıcılık için ideal kokteyl” olabileceğinden bahsetti.

Paris Beyin Enstitüsü’nde uyku araştırmacısı olan kıdemli yazar Delphine Oudiette, insanların N1 evresinde bir gece uykusunun yaklaşık %5’ini geçirdiğini ve aynı zamanda üzerinde son derece az çalışılmış bir uyku evresi olduğunu söyledi.

Oudiette, “N1 evresinde gözleriniz kapalıyken şekiller, renkler ve hatta küçük rüyalar görürken bu sırada çevrenizden gelen sesleri bile duyabilirsiniz” dedi. “Kişiye bağlı olarak bu aşamalar değişiklik gösterebilir” diye de ekledi.

Tekniği kullanan büyük beyinlerden ilham alan Oudiette ve grubu, uyku yönteminin sıradan insanlar için gerçekten işe yarayıp yaramadığını test etmek için yola koyuldu. Kolayca uykuya dalma yeteneğine sahip 103 sağlıklı katılımcıyı işe aldılar. Deneyden önceki gece uyarıcı ilaçlardan uzak durmalarını ve normalden biraz daha az uyumalarını istediler.

Katılımcılara, belirli aralıklarla ardışık gelen sayıların son aşamasını tahmin etmeleri gereken bir matematik problemi gösterdiler ve çözmek için adım adım uygulayabilecekleri iki kural verdiler.

Ancak araştırmacılar, sekizinci sayının her zaman dizideki ikinci sayıya eşit olduğuna dair bir “gizli kural” eklediler. Biri bu durumu çözerse, problemi çözmesi için gereken süre önemli ölçüde azalacaktı.

“Yaratıcılık İki Temel Unsur İçerir: Özgünlük ve Kullanışlı Bir İçerik.”

Oudiette, “Popüler görüşün aksine yaratıcılık, sanat gibi belirli bir alanla sınırlı değildir.” dedi.“Bu durumda gizli kuralı bulan katılımcılar yaratıcı oluyorlar çünkü sorunu bu şekilde çözmeleri istenmemişti fakat onlar özgün ve kullanışlı bir strateji buldular”dedi.

Deneyin ilk bölümünde, katılımcılardan iki kuralı kullanarak 10 matematik problemini çözmeleri istendi. Daha sonra kendilerine karanlık bir odada yarı uzanmış rahat bir pozisyonda uyumalarının söylendiği 20 dakikalık bir mola verildi.

Ellerinde hafif bir bardak tutuyorlardı ve böylece uykuya dalarlarsa bardak düşecek, ses çıkaracak ve onları uyandıracaktı. Oudiette, bu olayın amacının, N1 evresinin spesifik etkisini diğer uyku aşamalarından izole etmek olduğunu belirtti.

Uykunun farklı evreleri farklı beyin dalga kalıpları ile belirlendiğinden araştırmacılar bir elektroensefalogram (EEG) kullandılar ve katılımcılar, N1 aşamasından daha derin N2 aşamasına geçtiğinde onları gözlemleyebildiler.

Gizli Kural

Deneyin dinlenme aşaması sona erdiğinde, araştırmacılar katılımcılardan daha fazla matematik problemi çözmelerini istedi. Katılımcıların sezgilerinde bir artış olup olmadığını kaydettiler, bu da matematik problemlerini önemli ölçüde daha hızlı çözmeye başladıkları veya gizli kuralı bulduklarını açıkça söyledikleri anlamına geliyordu.

Araştırmacılar, N1 aşamasında en az 15 saniye geçiren katılımcıların gizli kuralı keşfetme şansının %83, uyanık kalanların ise %30’luk bir şansa sahip olduğunu ortaya çıkardı.

Oudiette, “İki grup arasındaki tek fark bir dakikadır.” dedi. Bu muhteşem bir sonuç ancak katılımcılar N2 uykusuna daldılarsa etki ortadan kayboluyordu. Katılımcılar, ancak kolayca uykuya dalmayı ve derin bir uykuya dalmayı dengelerse ulaşabileceği tatlı yaratıcılık noktası olduğunun kanısına varıldı.

Deneyde bulunmayan Harvard Tıp Okulu’nda psikiyatri profesörü ve Boston’daki Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’nde Uyku Kontrol ve Biliş Merkezi direktörü Robert Stickgold, “Araştırmalar, çoğunlukla göz ardı edilen hipnagojinin önemli kanıtlarını göz önüne seriyor”, dedi. “Kısa bir süre içinde bu uyku aşamasının önceden çalışılmış bir göreve ilişkin sezgiyi önemli ölçüde artırabileceğini gösterdiler.”

”Eğer Aklınıza İyi Bir Fikir Gelirse Onu Yakalama Yeteneğine De Sahipsiniz.”

Stickgold, Live Science’a verdiği demeçte, “En şaşırtıcı şey bu gelişmiş sezgiyi gözlemlemek için daha derin uykuya dalmadan uyanmanız ve göreve geri dönmeniz gerektiğiydi”, diye ekledi.

Oudiette, “N1 uyku evresinin neden yaratıcılığı arttırdığı açık değil, bazı düşüncelerinizin kontrolünü kaybettiğiniz, ancak yine de biraz farkında olduğunuz yarı bilinçli bir durum olduğu için, bu gevşek biliş ve garip çağrışımlara sahip olduğunuz bir ideal durum yaratabilir”, dedi. “Bu aşamada, eğer aklınıza iyi bir fikir gelirse onu yakalama yeteneğine de sahipsiniz.” diye ekledi.

Araştırmacılar ayrıca, uykuya dalan katılımcılara cismin düşmesi onları uyandırmadan hemen önce kafalarından neler geçtiğini sordu. Bir katılımcı, hastanede bir at gördüğünü ve onunla aynı deneyi yapan, çok daha yaşlı ve yüzünde bir çeşit plastik kask olan bir adam gördüğünü söyledi. Bir diğeri ise “Suyun kenarındaymış gibi oldum, rüzgâr yok, yazın ılık bir ormanda olduğu gibi neşeli sesler vardı.” dedi.

Diğer katılımcılar geometrik şekiller ve renkler gördüler. Araştırmacılar, bildirilen düşüncelerin yaklaşık üçte birinin görevle bağlantılı olduğunu buldular ancak bu raporlar ile sezgideki artış arasında bir bağlantı bulamadılar.

Stickgold, “Bu rüyaların sahip olduğu herhangi bir rolü netleştirmek için daha fazla rüya odaklı çalışmaya ihtiyaç duyulacak” dedi.

Oudiette, araştırmacıların şimdi N1 uykusunun farklı türdeki yaratıcı görevler üzerindeki etkisini ve belki de daha fazlasını gerçek hayattaki uygulamalarla test etmeyi umduklarını söyledi.

Bir sonraki harika adım, insanların bir nesneyi tutmak zorunda kalmadan tekniği kullanabilmeleri için bu yaratıcı uyku evresini özel olarak hedeflemenin başka bir yolu olup olmadığını bulmak olacaktır.

Oudiette, “Tekniği merak ediyorsanız, kendiniz deneyebilirsiniz; Dalí veya Edison’u değil, sıradan insanlar üzerinde araştırdık” dedi. Daha da iyisi, “üç avroya mal olan bir nesne kullandık.”

Bu çalışma Science Advances Dergisi’nde yayınlandı.

Çeviren: Sezin Aliye Bozdoğan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alzheimer

Beyinde Alzheimer’a Karşı Bağışık Gibi Görünen Bir Bölüm Bulundu

Thomas Edison

Thomas Edison Neden Çorba İçemeyenleri İşe Almıyordu?