Bizi Takip Edin

Kimya

Alev Nedir

Yayınlandı

üzerinde

Ateşin, hızlı yanma eylemine geçebilmesi için, yanıcı maddenin yanma sıcaklığına ulaşması ve tepkime için oksijen ile temasa geçmesi gerekmektedir. Bir kibritin yanabilmesi için, yanıcı bir yüzeye sürterek, sürtünmenin enerjisi ile kibrit başını yanma ısısına ulaştırıyoruz. Sonucundaysa, alevli yanma tepkimesine vararak alevi görüyoruz. Pekala, herhangi birine “Alev nedir?” sorusunu yönelttiğimiz zaman, eğer kimyasal bilgiye sahipse, bize bir alevli yanma tepkimesinin formülünü söyleyebilir. Fakat, bizi tatmin edecek cevap bu değil. Biz, alevin tarifini değil, onun ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Etrafına nasıl ışık ve ısı saçar, neden koni şeklindedir, nasıl o şekilde, “dans eder” gibi hareket eder, neden turuncumsu renktedir? Şahsen, asla tatmin edici bir cevap alamadığım basit sorulardı, bunların hepsi. Şimdi, kısa ve sade bir dille, benim gibi bu fenomeni merak edenler için açıklamalarını yapacağız.

Yanmanın tarifi, CH4+2O2⟶CO2+2H2O budur. Uygun şartlarda, uygun ortamda girdiler ile, alevli yanma sonucu karbondioksit ve su meydana gelir. Peki, bunu sağlayan, büyüleyici, harika ışık ve ısı şöleni nasıl bir dinamiğe sahip? Belli sıcaklığa ulaşan maddeler, ışınır. Kızılötesi, morötesi yahut görünür ışıkta ışık saçarlar. Bu ışınımı belirleyen etkenler, yanma tepkimesine giren maddelerin kimyasal kişiliğine, ışınım sonucu meydana çıkan renklerse, yanmanın derecesine bağlıdır.
Siyah cisim ışımasına girmeden, yanan alevin derecesine bağlı olarak, hangi renklerde ışındığından bahsedelim. Her zaman, mavi ve tonlarının soğuk, kırmızı ve tonlarının da sıcak renklerden olduğu söylenir. Fakat, fizik açısından pek de öyle değil. Bir mum yahut kibrit alevinin en sıcak olduğu nokta, dibidir. Farkedildiği üzere, o en sıcak noktalar da mavi renkte parlar. 1000-1400 °C’lik bir skaladadır. Buradaki tepkimelerde, moleküler bazda titreşim aşırıdır. Bu yüzden, yaydıkları dalgaboyu daha dar ve mora yakındır, mavi renkte parlar. 800-1000 °C’lik, alevin gövde kısmı ise daha turuncumsudur. Titreşim daha az olduğu için, kırmızıya, yani daha geniş dalgaboyuna yakındır. Bizden uzaklaşan yıldızların, kırmızıya kayması kabaca bu yüzdendir. Işığın katedeceği yol arttığı üzere dalgaboyu da açılarak kırmızıya kayar. Alevin, ucuna doğru rengin iyice koyulaştığı ve soluklaştığı görünür.

Kibritin ucundaki kükürt ve potasyum klorat, kibrit kutusunun yanındaki cam tozuyla kırmızı fosfor karışımına sürttürülerek ısınım hedeflenir. Potasyum klorat, kükürtü alevleyecek oksijeni barındırır. Aksi takdirde, iki yüzey sürtünürken aşırı temasa uğradığından ötürü oksijenle temas edemez, boğulur ve bozunur. Kükürt, potasyum klorat ve biraz da sürtünmeyi arttıran cam tozu hava içerisindeki oksijenle temas ederek, alevi sürdürür. Alev, içerisinde milyonlarca kimyasal tepkime barındırır. Genellikle mum alevinde, mumun çöpü ile mavi ışınım yapan bölge arasında boş, alevsiz bir alan oluşur. Bu alan, ısı ile buharlaşan mumun, çöpün daha yanmadığı alandır. Yani, o alevsiz kısım sürekli olarak buharlaşma yaratarak alevi besleyen yakıtı, yanan kısıma ulaştırır. Akabinde, alevsız alandaki hava sürekli buharlaşarak oksijen teması yaratamaz.
Yanıcı madde ile ısınmış oksijen atomları birbirine çarparak kendilerini yeniden düzenlerler. Bu düzenleme sonucu karbondioksit, su yahut kül gibi yeni oluşumlar ortaya çıkar. Bu, kimyasal bozunumdur. Yanma içerisinde, kaosta kalan atomların elektronları uyarılmış düzeye geçerek yörünge atlarlar. Ardından bu atlama enerjisini vererek, eski yörüngelerine geri düşerler. Bu esnada, atlama enerjisi ışık ve ısı olarak çevreye yayılır. Uyarılma enerjisi ne kadar yüksekse, çevreye verilen ısı paketçiği o kadar sıcak ve ışık paketçiğinin dalgaboyu da o kadar maviye yakındır. Alevin dibinin mavi olması, bundan dolayıdır. Alev esnasında ortaya çıkan her karbon atomu yahut karbon bazlı molekül karbondioksite dönüşmez. Kimileri, alevin içerisindeki kaostan, bir araya gelerek isi, kurumu meydana getirir. Bir mum alevine, metal çubuk sokulduğu zaman, çubukta kalan o siyah leke, oluşan islerdir. Bu isler, alevin gövdesinde meydana gelir ve çevreden aldıkları enerji ile turuncumsu skalada parlarlar. Alevin gövdesinin rengi, bundan dolayı meydana gelir. Dış bir etken, mesela soğuk bir metal çubuk, isin oluştuğu gövdeye sokulduğu zaman, bu parlak is soğuk metale yapışarak ısı enerjisini demire paylaşıp ışınımı keser. Bu yüzden de, o parlak is parçacıkları kendi rengine, siyaha dönüşür.
Yerçekimi, soğuk havayı aşağıya çekerek, sıcak havanın yukarı çıkmasını sağlar. Sıcak hava balonları, bu şekilde uçarlar. Alevin çevresinde, aşağı çekilen soğuk hava ile, yukarı çıkan sıcak havanın devir daimi, alevin gövdesinden ucuna doğru sıkıştırarak aleve, o karakteristik dansını ve şeklini verir. Akabinde bu devir daim, karbondioksit ile su buharını da yukarı çekerek, is oluşan parlak gövdeyi ortada bırakır ve uca doğru parlaklığın solmasına neden olur. Yerçekimsiz ortamda, tahmin edileceği üzere alev, küresel bir şekilde yanar. Zira, alevin enerjisi tepkimeye girdiği bölgede bahsettiğimiz olayları gerçekleştirir. Alevin yakıtı, merkezde oluşur ve enerji, herhangi bir yerçekimi etkisi olmaksızın, eşit bir şekilde dağılarak her türlü yanıcıyı tüketene kadar küresel biçimde büyür.
Evinizde dahi, alevin farklı kısımlarında neler olduğunu keşfedebilirsiniz. Bir mum yakın ve soğuk bir demir kaşığı elinize alın. Soğuk kaşığı, mum alevinin biraz üzerine tutun. Kaşığın sırtında, yoğunlaşan su buharını görebilirsiniz. Kaşığı tekrar soğutun ve alevin gövdesine sokup çıkarın, orada da isi görebilirsiniz. Kaşığı soğutup, bu sefer de mum alevinin dibinden geçirin. Daha yanmamış mumun buharını, kaşığın sırtında yoğunlaştığını görebilirsiniz.

İnsanoğlunun, kendini bildi bileli çevresinde gördüğü, ezici, yıkıcı ve yaratıcı kudrete sahip, hem korkutucu, hem büyüleyici bu tepkimeyi tarifinden öteye gidip inceledik. Alevin, asıl merak ettiğimiz kısımlarını öğrendik, nasıl parladığını, nasıl ısı ve enerji saçtığını, fazla tekniğe boğulmadan anladık. Çevremizdeki, en ilkel kuantum fiziği merkezi. Etrafa, kuantum paketçikleriyle ısı ve ışık saçıyor ve hipnotize edici bir güzellik sağlıyor. Görüldüğü üzere alev, büyüleyici bir doğaya sahip.

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

En popüler vitamin ve mineral takviyelerinin sağlığa bir faydası yok

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

St. Michael’s Hospital ve Toronto Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen yeni bir çalışma, en çok tüketilen vitamin ve mineral takviyelerinin sağlık açısından herhangi bir yararının ya da zararının olmadığını gösteriyor. Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi’nde, Ocak 2012’den Ekim 2017’ye kadar İngilizce yayınlanan tek bir randomize kontrol çalışması ve mevcut verilerin sistematik bir şekilde gözden geçirilmesi, multivitaminlerin, D vitamininin, kalsiyumun ve C vitamininin (en yaygın takviyeler) kardiyovasküler hastalık, kalp krizi, inme veya erken ölümün önlenmesinde herhangi bir avantaj veya risk oluşturmadığını gösterdi. Çalışmanın başyazarı Dr. David Jenkins, “İnsanların tükettikleri en yaygın takviyelerin çok az sayıda olumlu etkilerini bulmak bizi şaşırttı” diyor. “İncelememiz, multivitaminler, D vitamini, kalsiyum veya C vitamini kullanmak istiyorsanız, bunun hiçbir zararı olmadığını ortaya koymuştur ancak görünür hiçbir faydası da yoktur.” Çalışma, tek başına folik asitin ve folik asitle birlikte B vitaminlerinin kardiyovasküler hastalık ve inmeyi azaltabileceğini keşfetti. Bu arada, niasin ve antioksidanlar, herhangi bir nedenden dolayı ölüm riskini artırabilecek çok küçük bir etki gösterdi. Jenkins, “Bu bulgular insanların aldıkları takviyeler konusunda bilinçli olmaları gerektiğini ve sağlık uzmanı tarafından önerilen belirli vitamin veya mineral eksikliklerine uygulanabilir olduğunu göstermektedir” dedi.Ekip A, B1, B2, B3 (niasin), B6, B9 (folik asit), C, D ve E’yi ve karoten; kalsiyum; Demir; çinko; magnezyum; ve selenyum içeren ek verileri gözden geçirdi. Bu derlemede ‘multivitamin’ terimi, seçili birkaçı yerine, çoğunlukla vitaminler ve mineraller içeren takviyeleri tanımlamak için kullanılmıştır. Jenkins, “Önemli pozitif verilerin yokluğunda, folik asitin inme ve kalp hastalığı riskini azaltma potansiyeli dışında, vitaminlere ve minerallere doymak için sağlıklı bir diyete güvenmek en faydalı olanıdır” dedi. “Şimdiye kadar, takviyelerle ilgili hiçbir araştırma bize sağlıklı porsiyonlarda; sebze, meyve ve fındık gibi daha az işlenmiş bitkisel gıdalardan daha iyi bir sonuç göstermedi.” Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/05/180528171511.htm

Devamını Oku

Kimya

Bu Vitamin Sayesinde Rüyalarınızı Kolayca Hatırlayabilirsiniz

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir deney esnasında B6 vitamininin insanların rüyalarını hatırlamaya yardımcı olabileceği keşfedildi. Gece beyinde olan bazı bulguları tutmasının yanı sıra bu keşif travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tedavisinde etkin olabilir.Geçtiğimiz günlerde bilim insanları tarafından bir rüya kontrol makinesi icat edildiğine dair haberler çıktı. Adelaide Üniversitesi’nden Dr. Denholm Aspy, benzer birşeyi tamamıyla yasal bir hap kullanarak ve bazı beyin eğitimleriyle kişilerin kolaylıkla yapabileceğini iddia ediyor. Aspy, 100 gönüllü üzerinde test yaptı. 240 miligramlık bir B6 vitamini tableti ile bir B vitamini kompleksi içeren bir tableti kullandığı çalışmada, bir grup gönüllüye de plesebo içeren haplar denedi. B6 vitamini kullanan gönüllülerde önemli ölçüde rüyaları hatırlama becerisi oluştuğunu gördü. B6 vitaminini kullanan denekler, B vitamini kompleksi ve plesebo hap alanlara göre %64 oranında rüyalarını daha fazla hatırladı. B vitamini kompleksi içenlerde herhangi bir gelişmiş rüya hatırlaması durumu yaşanmadı ve bu kişiler daha az dinlendirici bir uyku deneyimi yaşadıklarını bildirdi. B6 vitamininin rüyaların hatırlanmasını neden arttıracağına dair iki teori öne sürülmüştü. Bunlardan ilki uyanıklığın artmasına ve daha sık uyanmaya sebep olabileceği yönündeydi. Bununla beraber bu teori testler esnasında plesebo haplar alan kişilerle B6 vitaminini alan kişilerde benzer kalitede uyku deneyimi olduğu anlaşıldı. Bu teorinin bu nedenle çürüdüğü düşünülüyor. Daha muhtemel alternatif ise B6’nın triptofanı seratonine dönüştürmede oynadığı rol. B6 vitamini triptofanı seratonine dönüştürerek uykunun başlangıcında derin ve rüyasız bir uyku deneyimi ortaya çıkarıyor. Aspy yaptığı açıklamada, “Muhtemelen uykunun en başında rüya görülmediği ve son aşamada rüya görüldüğü için bu rüyalar hatırlanabiliyor” açıklamasında bulundu. Rüyaları hatırlamak eğlenceli bir deneyim olsa da bu çalışma Lucid rüya görme çalışmaları yürütenler için önemli. Ayrıca travma sonrası stres bozukluğu, fobiler, kabusların üstesinden gelme, yaratıcı problem çözme gibi hastalıkların tedavisi için yeni bir yol oluşturabilir. Yatmadan önce B6 vitamini yönünden zengin gıdaların alınması veya B6 vitamini tabletlerinin içilmesi sonucunda yürütülen çalışma için daha fazla gönüllüyle yeni bir test uygulanması planlanıyor.
Kaynak: http://www.iflscience.com/brain/this-vitamin-could-help-you-remember-your-dreams/

Devamını Oku

Fizik

Bilim İnsanları Aynı Anda Hem Katı Hem Sıvı Olabilen Superiyonik Buz Üretti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanları süperiyonik su ismi verilen tamamıyla yeni bir su buz türünü keşfettiklerini düşünüyorlar. Aynı anda hem katı ham de sıvı olabilen bu madde çok yönlü olarak nitelendiriliyor.
Süperiyonik su üretme fikri aslında birkaç on yıldır gündemde olan bir konuydu. Bu suyun Uranüs ve Neptün gibi gezegenlerin mantolarının içerisinde olduğu düşünülüyor. Ancak şu ana kadar hiçbir bilim insanı bu suyun varlığını kanıtlayamadı.

Bilim insanlarından oluşan bir ekip yüksek basınçlı buza bir dizi güçlü lazer atımı yaparak süperiyonik su üretmeyi başardılar. Yapılan bu kombinasyon burada bulunmayan sıcaklık ve basınç türlerini sağladı ve bu gizemli suyu ortaya çıkardı. California’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarı’ndan (LLNL) fizikçi MariusMillot, “Bunlar çok zorlu deneyler, bu nedenle bu verilerden çok şey öğrenebileceğimizi görmek gerçekten heyecan verici. Yaklaşık iki yıl boyunca ölçümler yaptık ve iki yılda verilerin analiz yöntemi geliştirildi” dedi.

Su molekülleri, V-şeklinde bir oksijen atomuna bağlı iki hidrojen atomundan oluşmaktadır. Moleküller arasındaki zayıf kuvvetler, soğutulduklarında daha belirginleşmekte ve su dondurulduğunda parçalanmalarını sağlamaktadır.Süperiyonik suya uygulanan yoğun ısı, bir su molekülünün atomları arasındaki bağları parçalayarak, katı kristal yapılı oksijen atomları ve aralarında bir hidrojen çekirdeği veya iyon akışı bırakarak hem katı hem de bir sıvı oluşturur. Buza 10 ile 20 milyar saniyede bir lazer şok dalgaları uygulandı ve süperiyonik su üretmek için koşullar oluşturuldu.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-find-a-strange-new-form-of-superionic-water-ice

Devamını Oku

Öne Çıkanlar