fbpx
Bizi Takip Edin

Bilim

Bilim 3.5 Milyar Yıl Önce Dünyada Yaşam Olduğunu Doğruladı

Yayınlandı

üzerinde

Dünya’da yaşamın köklerine dair bilim hala çalışmalar yürütmeyi sürdürüyor. Uzmanlar, insanların ortaya çıkışından çok önce dünyada yaşamın başladığına dair yeni bir kanıt elde etti. Dünya üzerindeki yaşam formları 3.5 milyar yıl öncesine kadar uzanıyor.
Yapılan yeni araştırmaya dair bulgular Ulusal Bilimler Akademisi Kitabında yayınlandı. Bilim insanları teknolojiyi kullanarak dünyadaki en eski organizmaya kadar ulaşmayı başardı. Çalışmada 11 mikrobik örneğin morfolojilerini hayatın karakteristik kimyasal imzalarına bağlanan beş ayrı taksontan tanımlandı. Bu örneklerden bazılarının bugün nesli tükenmiş durumda. Archaea isimli nesli tükenmiş mikropların yanı sıra bugün hala nesli devam eden bakteri ve mikroplara benzeyen türler üzerinde de araştırma yapıldı. Elde edilen bulgular bu bakteri ve mikropların oksijen olmayan bir gezegende nasıl hayatta kalabildiklerini gösteriyor.


Araştırma bakteri ve mikropların 3.5 milyar yıl önce şaşırtıcı bir biçimde dünyada nasıl geliştiğini ve oksijen olmadan uzun süre boyunca nasıl yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Çığır açan bu çalışma California’da bulunan Los Angeles Üniversitesi’de görevli palea-biyolog William Schopf ile Wisconsin’de bulunan Madison Üniversitesi’nden jeolog John Valley tarafından gerçekleştirildi.
Araştırmacılar 1982 yılında Batı Avusturalya’da ApexChert’te bulunan bir kaya oluşumundaki nesli tükenmiş bakteri ve mikropları analiz ettiler.


İlk sonuçlar Profesör Schopf ve ekibi tarafından 1993 yılında yayınlandı ve fosilleşmiş organizmaların 3,45 milyar yıl öncesine ait olduğu belirlendi. Ancak bu analiz sonuçları bilim çevreleri tarafından kabul görmedi. Yeni bir yöntem geliştiren profesörSchopf ve ekibi, her bir ayrı fosilin karbon izotop yapısını ölçtükten sonra fosiller ile fosilsiz kaya arasındaki karbon izotop oranındaki farkı nasıl bulduklarını gösterdi. Bu da elde edilen bulguların 1993 yılında doğruyu gösterdiğini kanıtladı.
Schopf ve meslektaşları spesifik karbon izotop oranlarını belirli fosil şekillerine bağladılar ve bu da çeşitli eski organizmaları tespit etmelerine yardımcı oldu. Daha sonra mikrofosilleri ayrı ayrı analiz ettiler ve bunlardan ikisi fotosentezleyiciler, iki tanesi metan tüketen organizmalar ve biri metan üreten bir organizma olarak tanımlanan beş tür tespit ettiler.
Kaynak: https://futurism.com/uncovered-earliest-direct-evidence-life-earth/

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. ahmet talay

    Haziran 21, 2018 at 9:12 am

    3.5 olabilmesi için daha tam tamına 455 milyon yıl var yani.bilinen tarih 3milyar 45milyon yıl………….yazması dahi zor ama hayatlar dinler kavgalar boş ve yalan.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Bilim insanları, CRISPR ile DNA yerine RNA düzenleyebilecek

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

CRISPR hiç şüphesiz yaşam bilimlerindeki çalışmalara büyük bir ivme kazandıracağı aşikar. Bu teknoloji ile çok kısa sürede sonuçlar alınmasının yanında maliyeti bakımından diğer teknolojilere göre çok daha uygun. CRISPR teknolojisi son 10 yıldır en çok ilgi duyulan gen düzenleme teknolojisidir. Bilim insanları, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile Deoksiribo Nükleik Asit (DNA) yerine Ribo Nükleik Asidi (RNA) hedef alabilen bir enzimin moleküler yapısının haritasını çıkarmayı başardı.

Techcrunch’ın haberine göre, ABD’de Salk Enstitüsünde görevli uzmanlar, gen düzenleme teknolojisi CRISPR ile RNA’nın hedef alınabileceği Cas13d enziminin moleküler yapısını ayrıntılarıyla saptadı. Çalışmanın, gen düzenleme teknolojisinde hücre içindeki fonksiyonların daha kusursuz yönlendirilmesine olanak sağlayacağına inanılıyor. Araştırmanın ayrıntıları “Cell” dergisinde yayımlandı. Münferit hücre içindeki kusurların ortadan kaldırılması için Cas9 enzimiyle DNA’nın hedef alındığı gen düzenleme teknolojisinin, sanılandan daha büyük genetik yıkıma neden olabileceğinden endişe ediliyor.

Bilim adamları, RNA’yı hedef alan CRISPR-Cas13d enzimiyle hücrelerin işlettiği mekanizmaların düzenlenebileceğini, genin üzerinde kalıcı ve potansiyel tehlike oluşturan değişiklikler yapılmayacağına işaret etti. Araştırma ekibinden Hanna Gray Fellow, “DNA sabittir, sürekli değişen, DNA’dan kopyalanan RNA iletileridir. Doğrudan RNA’yı kontrol ederek bu iletileri düzenlemek, hücrenin kaderini etkilemek açısından önemli olası sonuçlar barındırıyor.” ifadesini kullandı.
Kaynak: https://www.genengnews.com/gen-news-highlights/detailed-structure-of-crispr-enzyme-for-rna-editing-technology-described/81256259

Devamını Oku

Bilim

Ahtapot ve İnsan Beyni Arasında Benzerlik Keşfedildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Johns Hopkins Üniversitesi’nden nörobiyolog Gül Dölen ve evrimsel biyolog Eric Edsinger, insanlar ve ahtapotlar arasında genetik bir benzerlik keşfetti. Araştırmada ahtapotlara, MDMA ve ecstasy adlı kimyasal ilaçlar verildi. Kimyasal ilacın etkisinde olan ahtapotlar, insanların MDMA ve ecstasy kullandıktan sonra verdikleri tepkinin aynısını verdi.

Laboratuvar sonuçlarında; ahtapot ile insan beyni arasındaki anatomik farklılıklara rağmen, serotonin taşıyıcı geninde moleküler benzerlikler olduğu tespit edildi. Ahtapotların ilaçlardan sonra mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşadığı gözlemlendi.

Gül Dölen ”İnsanlar da MDMA ve ecstasy alındığında mutluluk, depresyon ve üzüntü duygularında değişimler yaşıyor. Ahtapotların ilaca verdiği tepkiler de aynen böyleydi. Bu sonuçlar sayesinde, psikiyatri ilaçları ve antidepresanların dozları daha verimli ayarlanabilecek.” dedi.(+Nörotransmitter: Nöronlar arasında veya bir nöron ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallara nörotransmitter denir.)
(+Serotonin: İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. Yapısal olarak monoamin grubuna girer ve triptofan aminoasitinden sentezlenir. )
Kaynak: https://www.sciencealert.com/california-two-spot-octopus-octopus-bimaculoides-prosocial-behaviour-mdma-ecstasy-serotonin?perpetual=yes&limitstart=1
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Devamını Oku

Bilim

Probiyotik Bakterilerinin Şok Edici Sırrı: Elektrik Üretiyorlar

Yayınlandı

üzerinde

Bugüne kadar, elektrik üreten bakterilerin çoğu garip ortamlardan gelmiştir.Ancak araştırmacılar hem mikrojen hem de probiyotik olmak üzere insan mikrobiyomunda 100’den fazla elektrik üreten değer bulmuşlardır. Bakterilerin elektrojenik yetenekleri, enfektivitede veya peynir ve yoğurdu nasıl fermente ettikleri açısından önemli olabilir.

Listeria bakterisi, hücre duvarları boyunca elektronları, her yerde bulunan flavin molekülleri (sarı noktalar) ile desteklenen küçük akıntılar olarak çevreye taşır. Mayınlar ve göllerin dibi gibi egzotik ortamlarda elektrik üreten bakteriler bulunurken, bilim adamları ev halkına daha yakın bir kaynağa yöneldiler: insan bağırsağı. Kaliforniya Üniversitesi’den bilim insanları, yaygın bir ishale neden olan bakteri Listeriamonocytogenes’in, bilinen elektrojenik bakterilerden tamamen farklı bir teknik kullanarak elektrik ürettiğini ve yüzlerce başka bakteri türünün de aynı süreci kullandığını keşfettiler.

Bu kıvılcım bakterilerinin çoğu, insan bağırsağı mikrobiyomunun bir parçasıdır ve birçoğu, gıda kaynaklı hastalık listeriyozuna neden olan ve aynı zamanda düşüklere de neden olabilen patojeniklerdir. Kangrene ( Clostridiumperfringens ) ve hastane kaynaklı enfeksiyonlara ( Enterococcusfaecalis ) ve bazı hastalıklara neden olan streptokok bakterileri oluşturan diğer bakteriler de elektrik üretmektedir.

Lactobacilli gibi diğer elektrojenik bakteriler, yoğurdun fermente edilmesinde önemlidir ve birçoğu probiyotiktir. Bu keşif bakterilerin bize nasıl bulaştığı konusunda çok şey söyleyebilir veya sağlıklı bir bağırsağa sahip olmamızı sağlayabilir. Aynı zamanda mikroplardan canlı piller oluşturmaya çalışanlar için oldukça sevindirici bir haber. Bu tür “yeşil” biyoenerjetik teknolojiler, örneğin atık arıtma tesislerinde bakterilerden elektrik üretebilir.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/09/180912133442.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar