fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Çocuklarla Ölüm Hakkında Konuşurken İşinize Yarayacak 4 Öneri

Yayınlandı

üzerinde

Ölüm korkutucudur. Sadece düşüncesi bile dehşet vericidir, bu yüzden çocuklar size bu konuda sorular sorduğunda kendinizi zorda hissedebilirsiniz. Eğer böyle bir zorluk yaşıyorsanız, size yardımcı olabileceğini düşündüğümüz öneriler içeren yazımıza bir göz atın. Pixar ve Disney gibi bazı stüdyoların çizgi filmleri, ölüme diğer stüdyoların çizgi filmlerine göre daha çok yer veriyor. Buffalo Üniversitesinde yapılan ve Omega Journal of Death and Dying’de yayınlanan bir araştırma, bu stüdyoların çizgi filmlerinin ölümle ilgili konuşmaları başlatmak için faydalı birer sıçrama tahtası oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Bazıları çocukların ölüm kavramından korunması gerektiğini düşünür. Bir akrabanın ölümü ile ilgili hep kısık sesle konuşulur. Çocuklar odaya girince konuşmalar kesilir. Sevdikleri birinin ölmekte olduğu gerçeği onlardan son ana kadar saklanır. Çocuklar cenazelere götürülmez. Bütün bunlar birer hatadır. Ölüm biz yetişkinler için bile böylesine korkutucuyken, çocukların tek başlarına onunla yüzleşmesi çok daha zordur. Sohbet açmak için filmleri kullanmak fikri faydalıdır. Çünkü bu filmler zor bir kavramı rahatça erişilebilir bir şekilde ortaya koyarlar. En faydalısı, ölüm hakkında rahatça, olgulara dayanarak, sakin sakin ve -her gün olmasa da- sıkça konuşmaktır. İşte size bunu yapmakta yardımcı olacak bazı ipuçları…
1.Her Zaman Soğukkanlı Olun ve Olgulardan Uzaklaşmayın: Çocuklarınızın sorularına cevap verirken her zaman soğukkanlı olun ve olgulara dayanın. Soruyu dinleyin, sordukları soruyu cevaplayın; sormadıklarını cevaplamayın. “Anneannen uyudu” gibi cümleler kullanmaktan kaçının, çünkü bu sefer çocuklar uykuya dalmaktan korkabilirler. Ayrıca, “anneanneni kaybettik” cümlesi de yanlış anlamaya sebep olacaktır. Anneanne öldü. Ölüm ve ölmek gibi kelimelerden korkmayın. Çocuklara gerçekleri yarım yamalak anlatmayın; zira boş bırakılan yerleri hayal güçleriyle dolduracaklardır. Bu da gerçeğin kendisinden daha zararlı olabilir.
2. Çocukların Yas Tutma Biçimlerin Yetişkinlerinkinden Farklı Olduğunu Unutmayın: Çocuklar yetişkinlere göre farklı bir yas tutma eğilimi gösterir. Sıçramalarla kısa üzüntü dönemleri geçirirler. Bir saniye önce dedesinin ölümüne üzülüyorken bir saniye sonra legolarıyla oynuyor olabilirler. Konu hakkındaki merakları arttıkça konuşmalar birkaç güne, haftaya veya aya yayılabilir. Bu durum onların tüm zamanlarını üzüntü içinde geçirip yıprandıkları anlamına gelmez.
3. Ağlamanın da Ağlamamanın da Normal Olduğunu Anlatın : Ağlamanın normal olduğunu ona açıklayın, fakat ağlamamanın da. Keder bir yolculuktur: Ailenin her üyesi aynı trende olabilir, ancak herkes dışarıya farklı bir pencereden, farklı bir bakış açısı ile bakar.
4. Yardım Almaktan Korkmayın: Siz veya çocuğunuz konuyla ilgili sıkıntı çekiyorsa yardım almaktan korkmayın. Çocukların desteğe ihtiyaç duydukları bazı durumlarda onları üzmekten endişe ettikleri için bu desteği büyüklerinden istemekten kaçınmaları mümkündür. Ayrıca eğer durumla kendiniz baş edemiyorsanız, küçük bir çocuğu desteklemek daha da zor olacaktır.
Kaynak: https://www.theguardian.com/lifeandstyle/shortcuts/2017/oct/23/grandma-is-dead-five-tips-for-talking-to-children-about-death

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Aşırı kilo, beyinde küçülmeye neden olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Bilim insanları, fazla vücut yağlarıyla beyin küçülmesi arasındaki ilişkiye işaret eden bulgulara ulaştı. İngiltere’de Loughborough Üniversitesi’ ndeki yapılan araştırma ortalama 55 yaşlarındaki 9, 652 kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmaya katılanların yüzde 19′ u Vücut Kitle Endeksi’ ne (VKE) göre obez çıktı. MR incelemeler sonunda VKE’ si yüksek olanlar arasında bel kalınlığı daha fazla olan kişilerin, zayıf kişilere kıyasla gri madde beyin hacimlerinin küçük olduğu görüldü.

1,291 kişi arasında en küçük gri madde beyin hacmi 786 santimetreküp olarak ölçüldü. Vücut Kitle Endeksi normal sınırlar içinde kabul edilen 3,000 kişinin beyin hacmi ise 798 santimetreküp çıktı. Araştırma heyetinden Mark Hamer “Daha önceki beyin küçülmesiyle hafıza kaybı ve daha yüksek demans riskini ilişkilendiren araştırmalar yapılmıştı. Ancak fazla vücut yağlarının beyin büyüklüğüyle ilişkisine dair bir veri yoktu.

Araştırmamız, obezitenin beyin küçülmesiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu” dedi. Hamer, obezitenin beyin yapısında anormalliklere, ya da beyin yapısındaki anormolliklerin obeziteye yol açıp açmadığının henüz bilinmediğini söyledi. Gri madde büyük ölçüde sinir hücrelerinden “beyaz madde” ise sinir liflerinden oluşuyor. Sonuçları bilim dergisi Neurology’ de yayımlanan araştırmada beyaz madde hacminde önemli bir değişiklik olmadığı görüldü.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.sciencealert.com/carrying-extra-fat-especially-around-your-gut-could-be-causing-your-brain-to-shrink

Devamını Oku

Yaşam

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus yabancı işçi alımına zorluyor

Yayınlandı

üzerinde

Japonya’da giderek yaşlanan nüfus büyük bir işgücü açığının doğmasına neden oldu. Yabancı işçilere uygulanan engelleri ortadan kaldırmaya dönük adımlar atılıyor. Başkent Tokyo da dahil olmak üzere 10 yıl kadar önce Japonya’da yabancılara pek rastlanmazdı. Ancak bu durumun artık değiştiğini görüyoruz. Japonya hızla uluslararası bir merkez haline geliyor. Bunda demografik değişimin etkisi büyük: Japonya nüfusu hızla yaşlanıyor ve azalıyor. Ayrıca dış turizm gelişiyor ve 2020 Tokyo Yaz Olimpiyatları’na hazırlıklar hız kazanıyor. Yani ülkede mevcut iş pozisyonlarını dolduracak işçiye ihtiyaç var. Japonya on yıllardır nüfus azalması sorununun farkındaydı, ama hükümetler bu konuda köklü adımlar atma konusunda çekingen davranıyordu.  Başbakan Shinzo Abe düşük ücretli yabancı işçi akışını artırmak istiyor. Ancak, 2025’e kadar yüz binlerce mavi yakalı işçi almayı öngören teklifi, geleneksel olarak göçmenliğe sıcak bakmayan ülkede tartışma yarattı. Önerge Aralık ayında parlamentoda kabul edildi. Böylece Nisan ayından başlamak üzere gelecek beş yıl içinde 300 bin göçmen işçi alınacak. Bu, gelecek yıllarda ülkede büyük değişikliklere gebe olacak bir adım olarak görülüyor.
Yaşlı nüfusla beraber göçmen sayısı da artıyor
Tokyo’da bir üniversitede öğretim üyesi olan Bhupal Shrestha 15 yıldır Japonya’da yaşıyor; ama “kalıcı oturum” izni alması hiç kolay olmamış. Shrestha, kalacak oda bulma, iş kurma, banka hesabı açma vb. konularda ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. Ayrıca göçmenlerin kendilerini etkileyen hükümet politikaları konusunda pek söz sahibi olmadığını vurguluyor. Bugün Japonya’daki yabancı işçi sayısı 1,28 milyon. 2008’de bu rakam 480 bin idi. Ancak toplam nüfus içinde göçmen nüfusun oranı yüzde 1 düzeyinde.  Bu oran İngiltere’de yüzde 5, ABD’de ise yüzde 17. Yabancı işçilerin yüzde 30 kadarı Çinli; ardından Vietnam, Filipinler ve Brezilya geliyor. Göçmen işçi sayısının düşük olmasının nedeni, bir adalar ülkesi olarak Japonya’nın izolasyonist olması ve göçmenliğe sıcak bakmaması. 1800’lerin ortalarına dek, ülkeye giriş çıkışlar ölümle cezalandırılabiliyordu. Şimdilerde ise Japonya kendisini güçlü bir kültürel kimliğe sahip homojen bir ülke olarak görüyor. Göçmen karşıtlığının ardında iş kaybı, kültürel yaşamın kesintiye uğraması ve suç oranının artması gibi kaygılar yatıyor. Ama en büyük endişe kaynağı, yerli Japon nüfusunun azalıyor olması.
Nüfus azalıyor
2010-15 yılları arasında nüfus neredeyse bir milyon azaldı. Geçen yıl bu düşüş 227 bin oldu. 65 yaş üzeri nüfus yüzde 27 ile rekor seviyede. Bu oranın 2050’de yüzde 40’a ulaşması bekleniyor. Mevcut işlerin çalışabilir yaştaki nüfusa oranı da giderek artıyor. Mayıs’ta her 100 işçi için 160 iş vardı. Yani bugün yaşlı Japonların yapamayacağı, gençlerinse yapmak istemediği çok sayıda iş bulunuyor. Başbakan Abe’nin planlarını birçok iş insanı ve politikacı desteklerken, yabancılarla birlikte yaşama veya çalışma tecrübesinin az olması nedeniyle birçok Japon da buna şüpheyle bakıyor, bunun Japon toplumunu değiştirecek bir adım olacağını öngörüyor.  İşçi ihtiyacı olan sektörler
Ülkede en büyük işçi ihtiyacı inşaat, tarım ve gemi yapımı sektörlerinde. Turizm geliştiği için otelcilik, perakende satış gibi alanlarda da özellikle İngilizce ve diğer dilleri konuşan kişilere ihtiyaç artıyor. Yaşlı ve emeklilerin bakımında çalışacak işçilere de ihtiyaç var. Bugüne dek Japonya yabancı işçi ihtiyacını “teknik stajyer eğitim programı” adı altında yabancı genç işçi ve öğrencilerin düşük ücrete 3-5 yıl gibi geçici bir süreyle çalıştırılması yoluyla karşılamaya çalıştı. Ancak basında yer verilen birçok kötü örnek nedeniyle bu program “gizli kölelik” olarak eleştirilere maruz kaldı. Abe’nin planı ise kalifiye olmayan işçilere beş yıllık çalışma izni verilmesini, kalifiye işçiler içinse yenilenebilir vize uygulanması ve ailelerini de getirmelerine izin verilmesini içeriyor. Yeni vize sisteminin Nisan’da başlaması planlanıyor. 
Göçmen işçi endişesi
Ancak yabancı işçilerin ülkeye yerleşmesi, ihtiyaç olan tarım bölgelerinde değil büyük kentlerde yoğunlaşması, Japon dil ve kültürüne uyum sağlama sorunu gibi birçok çekinceler dile getiriliyor. Ayrıca Japon toplumunun bu işçilerin aşırı sömürülmesini önleyecek donanımlardan yoksun olduğunu söyleyenler de var. Bazıları da Japon toplumunun işleyişini sağlayan “havayı okuma” konseptini, günlük yaşamda geçerli olan ve konuşmadan anlaşmayı sağlayan “telepatik algıyı” yabancıların anlayıp uygulamasının zor olduğunu ifade ediyor. 15 yıldır bu ülkede yaşayan Nepal kökenli Shrestha, Japonya’da yaşamak isteyen yabancıların kendilerini nelerin beklediğinden haberdar olmaları gerektiğini söylüyor. Burada “ağır çalışmaya tapıldığını ve kurallara uyulduğunu” hatırlatıyor. “Japon kültürü ve gündelik yaşam konusunda biraz bilgi sahibi olarak gelmek gerekir” diyor.
Kaynak: http://www.bbc.com/capital/story/20181210-more-seniors-more-foreigners-how-japan-is-rapidly-changing

Devamını Oku

Teknoloji

Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat yapıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bu yıl 5G teknolojisi ile ilgili çok şey duyacağımız kesin. Ancak Çin’ de gerçekleşen 5G destekli uzaktan cerrahi operasyon, geleceğin sağlık teknolojisini şimdiden görmemizi sağlıyor. 2019 yılı hiç kuşku yok ki 5G teknolojisinin çok konuşulacağı bir yıl olacak. ABD, Güney Kore ve Çinli başlıca teknoloji üreticileri 5G destekli cihazlarını piyasaya sürmeye hazırlanıyorlar. Ancak bu konuyla ilgili belki de en heyecan verici gelişmenin Çin’de yaşandığını söyleyebiliriz. Zira Çin’de ilk 5G destekli uzaktan ameliyat başarıyla gerçekleştirildi.  Gecikme süresi sadece 0.1 saniye
Ülkedeki yerel haber kaynaklarına göre 5G teknolojisiyle çalışan dünyanın ilk uzaktan cerrahi ekipmanı Çin’ de başarıyla test edildi. Güneydoğu Fujian eyaletindeki bir doktor, uzak bir bölgedeki bir test hayvanının karaciğerini aldı. Doktor bu ameliyatı 5G bağlantısı üzerinden robotik cerrahi kollar kullanarak gerçekleştirdi.  Doktorun kontrol cihazı ile cerrahi odadaki robot arasındaki gecikme süresinin ise sadece 0.1 saniye olduğ açıklandı. Araştırmacılar bu yüksek hızın potansiyel olarak ölümcül tıbbi hata riskini azaltabileceğini ifade ettiler. 5G destekli ameliyatın önümüzdeki yıllarda yaygınlaşması ile birlikte, yetenekli cerrahların uzak konumdaki hastaları güvenli bir şekilde ameliyat edecekleri ve sayısız hayat kurtaracakları belirtiliyor.
Editör / Yazar: İsa EKİCİ
Kaynak: https://www.ubergizmo.com/2019/01/first-5g-remote-surgery-china/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar