fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Doğa harikası “Burdur Gölü” Öldü!

Yayınlandı

üzerinde

Göldeki çekilme artık geri döndürülemez seviyede. Türkiye’nin en derin göllerinden biri olan, 300 bine yakın su kuşuna, endemik kuş türlerine ve özellikle dünyada nesli tükenmekte olan dikkuyruk ördeklerinin yüzde 70’ine ev sahipliği yapan Burdur Gölü’nde yürütülen son çalışmalar gerçeği ortaya çıkardı. Gölün su seviyesindeki azalmanın kritik noktayı aştığı söyleyen bilim insanları, sürecin insan ve hayvan sağlığını ciddi şekilde etkileyeceğini vurguluyor. Bilim insanlarına göre göldeki çekilme artık geri döndürülemez seviyede. Göl öldü. Son yıllarda gölü kurtarmak için projeler yapılmış, sanatçı Tarkan da bölgeyi ziyaret ederek destek mesajı vermişti. 
Eski hâline gelemez: Burdur Gölü’nde yürütülen çalışmaların detayları hakkında Hürriyet’e konuşan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, “Burdur Gölü’nün geldiği son noktayı görmek için bilim insanı olmaya gerek kalmadı. Çünkü göldeki çekilme eski haline dönmeyecek şekilde kritik seviyeyi aştı. Artık Burdur Gölü’nü eski haline getiremeyiz” dedi. Tuz oranı krıtik seviyede: Su oranındaki azalışın durdurulamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Gülle, “Şu anda tek yapabileceğimiz su miktarındaki azalışı en alt noktaya çekebilmek. Bunu yapsak bile önümüzdeki 10 yılda eski Burdur Gölü olmayacak. 1980’den bu yana tuzluluk oranı yüzde 40 arttı. Önümüzdeki 10 yılda bu orana yüzde 30 daha eklenecek ve tuzluluk oranı deniz suyunu geçecek. Kuş türleri azalacak, popülasyon etkilenecek, ekolojik zenginlik yok olacak” dedi. Yazın sıcaklık artacak: Su oranındaki azalmanın sadece hayvanları değil, insanları da etkileyeceğini kaydeden Prof. Dr. Gülle, şöyle devam etti: “Yazın sıcaklık artacak. Kışın daha çok don olayı görülecek. Gölün çekilen kısımlarındaki toz ve tuz rüzgârlar ile yerleşim yerlerine doğru harekete geçecek. Bu durum solunum yolları hastalıkları, çeşitli kanser türleri hatta kalp damar hastalıklarında artışa neden olacak.”
Yeraltı suları da tehlikede: Biz bu öngörüleri bilimle yapıyoruz. Çünkü bu tespitlerin dünyada örnekleri var. Burdur Gölü’nün suyunun azalmasında yüzde 10 doğal, yüzde 90 aşırı su kullanımı etkili. İşin dramatik tarafı su oranı azaldıkça biz daha çok su kullanımına yöneliyoruz. Bu durum yer altı sularını da yok ediyor. Uyarıyorum; uzun vadede susuzluk sorunu çok ciddi boyutlara ulaşacak. Bakanlıklar her şeyin farkında. Ancak çözüm artık çok zor. Çünkü sosyal tepkileri göze alıp bol suya alışan vatandaşın suyunu kesemiyorsunuz. Bakanlıkların da yapacağı bir şey kalmadı. Kaçınılmaz sona doğru sürükleniyoruz.” “Yalvarıyorum”: Çevre tehlikesinin boyutlarına dikkat çeken Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz şöyle dedi: “Bir çevreci olarak yalvarıyorum: Lütfen sesimizi artık duyun. Gölümüzdeki çekilme inanılmaz boyutlara ulaştı. Burada açık bir doğa faciası yaşanıyor. Belki gölümüzü eski haline getiremeyiz ama süreci yavaşlatmanın bir yolunu bulabiliriz. İlgili bakanlıklar lütfen harekete geçsin. Biz de belediye olarak elimizden gelen tüm gayreti ortaya koyarız.”
Kaynak: (Hürriyet)

Reklam Alanı
1 Yorum

1 Yorum

  1. Osman Ünlü

    Eylül 25, 2018 at 6:03 am

    Bu göller giderse doğal yaşam biter. Mutlaka kurumanın önüne geçilmeli. Sonra sıra diğer göllere de gelecek.

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Gluten İle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış

Yayınlandı

üzerinde

Gluten, son yıllarda artış gösteren birçok alerjiye ve enflamasyona sebep veren, bağırsak duvarının kolayca geçilmesine ve açık kalmasına neden olan bir protein. Peki, gluten ile ilgili bildiğimiz her şey doğru mu? Gluten; buğday, çavdar, arpa ve diğer bazı tahıllarda bulunan proteinlerin genel adıdır. Son yıllarda gluten, besin dünyasında kötü adam rolünde. Glutensiz besin seçenekleri marketlere girdi. Hatta pek çok restoranda glutensiz menüler mevcut. Amerika Birleşik Devletleri’nde yetişkinlerin yaklaşık üçte biri, gluten tüketimini azaltmaya çalışıyor. Peki, glutenle ilgili bildiğimiz her şey doğru mu? Gelin beraber bakalım!
1) Gluteni Kesmek Bağırsaklarınızı İyileştirir: Gluteni diyetimizden çıkarmanın sindirim veya bağırsak sağlığımızı iyileştireceği konusunda kesin bir kanıt yoktur. Bu nedenle, eğer ciddi bir gluten intoleransı olan çölyak hastalığından ya da başka bir glüten duyarlılığından muzdarip değilseniz, o zaman gluteni ortadan kaldırmaya gerek yoktur. Çölyak hastalığı çok yaygın değildir. Dünyanın farklı bölgelerinde insanların yaklaşık yüzde 0,5’i – yüzde 1’ini etkiler ve genellikle çok genç yaşta teşhis edilir. Ayrıca, gluteni azaltmaya çalışırken büyük olasılıkla daha az lif tüketiyor olacaksınız. Bu durum sindiriminizde daha fazla sorun yaratabilir.    2) Glutensiz Kalmak Kilo Kaybına Yol Açacaktır: Glutenin kilonuzla ilgisi yoktur. Kilo vermeniz veya almanız, yediğiniz yemeğin kalitesine, miktarına ve yaşam tarzınıza bağlıdır. Porsiyon boyutlarınızı, glutensiz ürünlerinizdeki kalorileri kontrol etmezseniz ve yeterince lif tüketmezseniz kilo alma riskiyle karşı karşıya kalırsınız.
3) Glutensiz Yiyecekler Her Zaman Daha İyidir ve Daha Sağlıklıdır: Glutensiz gıdalar normal gıdalardan daha pahalıdır fakat daha sağlıklı değildir. Bazı araştırmalar, çölyak hastalığınız yoksa, gluten içermeyen yemekler yemenin standart beslenmeye göre daha az sağlıklı olabileceğini göstermektedir. Glutensiz hamur işleri, ekmek ve nohut makarnaları gibi birçok glutensiz gıdalar, normal ürünlere göre daha fazla şeker, tuz, doymuş yağ ve kalori içerir. İçlerinde daha az miktarda lif ve protein vardır. Aynı zamanda, gluteni olan yiyecekler sağlığınız için önemli besinlere sahiptir. Örneğin ekmek; folat, lif, kalsiyum, potasyum, demir ve daha fazlasını içerir.  4) Glutensiz Yemekler Yedikten Sonra Daha Fazla Enerjiniz Olacak: Bazı insanlar, gluten almayı bıraktıktan sonra artan enerji seviyelerinin arttığını söylüyor. Eğer söz konusu kişi, yüksek kalorili ve yüksek yağlı işlenmiş gıdalardan ziyade daha fazla meyve ve sebze tüketiyorsa bu durum gerçekleşebilir. Size daha fazla enerji veren sadece sağlıklı ve dengeli bir beslenmedir, bunun gluten tüketip tüketmemenizle bir ilgiisi yoktur. Gluteni tüketimini bırakmanın enerji seviyesinde artışa yol açtığını gösteren hiçbir çalışma yoktur.  5) İnsanlar Gluteni Gerekli Şekilde Sindiremez: Gluten bir proteindir, onu tamamıyla parçalayamayız ama bu yeterince sindiremediğimiz anlamına gelmez, sindirilmesi zaten bu demektir. Pek çok besin sadece kısmen parçalanır. Gluten, insanlar ve diğer hayvanlar tarafından binlerce yıldır tüketilir ve insanların (özel bir gluten intoleransı olmayan) büyük çoğunluğu için gayet sağlıklıdır. Taş devri insanlarının gluten tüketmemesine dayanan argüman pek de ikna edici değildir. Atalarımız, bugünlerde yediğimiz birçok şeyi yemiyordu ama bu, bedenlerimizin onları idare edemeyeceği anlamına gelmiyor.  6) Glüten Tüketmemek Herkes İçin Faydalıdır: Vücudunuz size rehberlik etmeli. Glutensiz bir diyet çoğu insan için doğal olarak daha sağlıklı bir diyet değildir. Eğer glutensiz işlenmiş gıdalardan vazgeçerseniz ya da tükettiğiniz besinleri glutensiz işlenmiş gıdalarla değiştirirseniz, daha iyi veya daha sağlıklı hissetmezsiniz. Ancak gluten içeren işlenmiş gıdaların pek çoğunu bırakmak, sağlığınıza çok yararlı olacaktır. Ama içindeki gluten yüzünden değil, işlenmiş gıdalardan vazgeçtiğiniz için 🙂  7) Gluten Kansere Neden Olur : Glutenin bunu yaptığını gösteren bir kanıt yok. Pek çok yiyecekle kanser arasında bir ilişki kurulmuş olmasına rağmen, herhangi bir çalışmada gluten ile kanser arasında bir ilişki kurulamamıştır. Bunun tek istisnası çölyak hastalığı olan kişilerdir. Tam tersine, gluteni keserken çok dikkatli olmalısınız çünkü tam tahıllar gibi gluten içeren gıdalar, kansere karşı korunmanıza yardımcı olan vitaminler ve mineraller de içerir.  8) Glutensiz Diyetler Düşük Karbonhidratlıdır: Kesinlikle hayır. Patates, pirinç, mısır, balkabağı, muz, fasulye, bezelye, mercimek ve diğer pek çok karbonhidratta gluten yoktur. Gluteni bırakmanıza rağmen bunları yemeye devam ederseniz, çok fazla karbonhidrat tüketmeye devam edersiniz.  NOT: Gluten ile ilgili doğru bilinen bu 8 yanlış bilgi, gluten ya da onunla bağlantılı diğer besinlere alerjisi olmayan kişiler için geçerlidir, keyifli okumalar 🙂
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://brightside.me/inspiration-health/8-myths-about-gluten-too-many-people-still-believe-in-581660/

Devamını Oku

Bilim

Yaşlanmayı Tersine Çevirmede Yeni Umut: Beyindeki Kök Hücreler

Yayınlandı

üzerinde

Beyindeki kök hücrelerinin sayısı zamanla azaldıkça işlevleri bozuluyor; vücut daha hızlı yaşlanıyor ve ölüm daha çabuk gerçekleşiyor. Bilim insanları beyindeki yıpranan kök hücrelerininin yerine yenilerini koymak suretiyle yaşlanmanın kimi etkilerini yavaşlatabileceklerini hatta tersine çevirebileceklerini düşünüyorlar. Bililm insanları beynimizdeki bezelye büyüklüğünde bir bölgede, insan ömrünü uzatmanın anahtarını bulmuş olabilirler. Araştırmacılar eskiyen kök hücrelerin yerine yenilerini koyarak vücuttaki yaşlanma belirtilerinin bir kısmını yavaşlatabileceklerini hatta tersine çevirebileceklerini düşünüyorlar.

New York Albert Einstein Tıp Okulunda Dongsheng Cai yönetiminde laboratuvar fareleri üzerinde yapılan bir araştırma bu görüşü destekliyor. Farelerin hipotalamusundaki kök hücrelerin sayısı azaldıkça ya da bunların faaliyetleri engellendiğinde vücut daha hızlı yaşlanıyor ve ölüm daha çabuk gerçekleşiyor. Cai, araştırmalarının hipotalamustaki kök hücrelerinin zamanla doğal olarak azaldığını ve bunun yaşlanmayı ivmelendirdiğini gösterdiğini söylüyor. Ancak Cai’ye göre bu sürecin etkileri geriye çevrilemez nitelikte değil. Bu kök hücrelerinin ya da ürettikleri moleküllerin yerine yenilerini koyarak yaşlanmanın durdurulması mümkün.

Araştırma ekibi, denek farelerin hipotalamusundaki kök hücrelerinin hayvanlar on aylık olunca azalmaya başladığını gözlemiş. Bu, farelerde diğer yaşlanma belirtileri ortaya çıkmadan önce gerçekleşmiş. Denekler ¬–fareler için ileri bir yaş olan– iki yaşa gelince kök hücrelerin çoğu yok olmuş. Orta yaş sırasında farelerin kök hücreleri yapay olarak tahrip edildiğindeyse bunun hızla yaşlanmaya neden olduğu görülmüş. Bunlar normalden daha erken ölmüş. Deneyin sonraki aşamasında hem normal gelişim gösteren farelerin, hem de kök hücreleri yapay yollarla tahrip edilen farelerin beynine hipotalamus kök hücreleri enjekte edilmiş. Her iki grupta da doku analizi, kas dayanıklılığı, sosyal davranış ve zihinsel yeti gibi çeşitli ölçütlere göre yapılan değerlendirmelerde yaşlanmanın yavaşladığı ya da geriye döndüğü saptanmış.

Yaşlanmayı durduran etkinin izi kök hücrelerin salgıladığı mikroRNA (miRNA) denilen moleküllere kadar sürülmüş. miRNA moekülleri, hücrelere protein yapımı ile ilgli genetik kodla yazılmış komutlar taşıyan “mesajcı” RNA molekülleri ile birlikte gen aktivitesini düzenlemekte özel bir role sahip. Bunlar çeşitli genleri devreden çıkarabiliyorlar. miRNA’lar hipotalamustaki kök hücrelerden ayrılıp beyin-omurilik sıvısına verildiğinde de yaşlanma ciddi ölçüde yavaşlamış. Yaşlanma önleyici tedaviye dönük ilk adım olarak araştırmacılar bu süreçte rol oynayan spesifik mikroRNA’ları ve hipotalamus kök hücrelerinin salgıladığı diğer sıvıları belirlemeye çalışıyorlar.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: http://www.independent.co.uk/news/science/reverse-ageing-stem-cells-brain-hypothalamus-slow-extend-human-lifespan-dongsheng-cai-albert-a7861746.html

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları farelerde denedi: İnsanlar artık kilo almayacak

Yayınlandı

üzerinde

Uzun süren detokslar, açlıklar, mutsuz eden diyet programları toplumda ciddi oranda kilo verme takıntısı bulunuyor. Bilim insanları tarafından yapılan araştılmalar sonucu keşfedilen ‘RCAN1’ isimli genin işlevsiz bırakılması sonucunda vücudun kilo almadığı ortaya çıktı. Bilim insanları ayrıca bu geni devre dışı bırakacak bir ilaç geliştirdi. ABD ve Avustralyalı bilim insanlarının elde ettiği bilgiler sonucu RCAN1 isimli genin işlevsiz bırakılması halinde insan vücudunun kilo almadığı tespit edildi.

Ayrıca bu geni devre dışı bırakmak için bir ilaç geliştiren bilim adamları, fareler üzerinden başarılı oldu. Teksas Üniversitesi Southwestern Tıp Merkezi’nden bilim insanları ve Avusturalya’daki Flinders Üniversitesi’nden Profesör Damien Keating öncülüğünde uluslararası bir ekip tarafından yapılan araştırma sonucunda RCAN1 geninin özellikleri ortaya çıkarıldı. RCAN1’in kilo alımı üzerinde etkili olduğunu aktaran araştırmacılar, yüksek kalorili ürünler ile beslenilmesine rağmen kilo alınamayacağını ortaya koyuyor. Profesör Keating’da yaptığı açıklamda “Biliyoruz ki birçok insan kilo vermekte hatta kilosunu korumakta farklı birçok sebep nedeniyle zorluk çekiyor. Bu çalışmada elde ettiğimiz bulgular ışığında, RCAN1 genini hedef alan bir hap geliştirerek, kilo verilmesini sağlayabiliriz” ifadesini kullandı.

Fazla egzersiz yapmadan daha az yağ depolama
RCAN1 genini bloklanması durumda sağlıksız beyaz yağın, sağlıklı kahverengi yağa dönüşmesine yardımcı olacağını da dile getiren Keating, amaçlarının bir kişinin gıda tüketimini azaltmasına veya daha fazla egzersiz yapmasına gerek kalmadan vücudun daha az yağ depolamasını sağlamak üzerine kurulduğunu ifade etti.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/12/181204095412.htm

Devamını Oku

Öne Çıkanlar