fbpx
Connect with us

Ekoloji

Nakliye Gemileri Kuzey Kutbu’nda küresel ısınmayı yavaşlattı

Published

on

Kuzey kutbu ve çevresinde bulunan buzullar, günden güne hızla eriyor. Buzulların erimesinin ardından o bölgede deniz yolu oluştu ve nakliye gemileri, bu yolu kullanıyor. Araştırmacılar, ilk bakışta bu durumun kutup bölgesine daha fazla zarar vereceğini düşünmüştü. Ancak yapılan son incelemelerin ardından, nakliye gemilerinin kürsel ısınmayı az da olsa azalttığı tespit edildi.

Araştırmacı Scott Stephenson ”Sonuçlar bizi çok şaşırttı. Gemilerden yayılan gazların, kutup bölgesine daha fazla zarar vermesini bekliyorduk. Ancak, 21. yüzyılda gemilerde kullanılan yakıtlar çok değişti. O bölgeyi kullanan şirketler, doğa dostu yakıtlar kullanmaya başladı. Bunun sonucunda, beklenen olumsuz tablo olmadı. Gemiler, küresel ısınmayı az da olsa yavaşlattı. İklim sisteminin farklı bileşenleri, gemi yakıtları ile uyum gösterdi.” dedi.

Stephenson bundan sonraki süreç ile ilgili olarak ”Bu yol, kullanılmaya devam edecek. Gemilerin bu rotada seyahat etmesi, onların yolunu kısaltacak ve doğaya hiçbir zarar vermeyecek. Doğru yakıtların kullanılmasına benzer doğa dostu çözümleri yaygınlaştırırsak, önümüzdeki yıllar için iklimimizi korumuş oluruz.” dedi.
Kaynak: https://www.scientias.nl/scheepvaart-kan-ervoor-zorgen-dat-de-noordpool-minder-snel-opwarmt/
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Mantıklarını kullanarak düşünebildiği keşfedilen ilk böcek türü eşek arıları

Published

on

Size bir sorumuz var: A, B’den büyükse ve B, C’den büyükse, A, C’den büyüktür diyebilir miyiz? Bu basit bir soru, hatta çocukların bile çözebileceği düzeyde. Aslında, hayvanlar bile, biz insanların bu tür bir soruya cevap vermek için kullandığı geçişli çıkarsama olarak adlandırılan mantık aktivitelerini gösterebiliyorlar. Ancak bu zamana kadar hiçbir omurgasız hayvanın bu yeteneği gösterdiğine yönelik kanıtlar bulunamamıştı. Yeni bir araştırmada, bilim insanları kağıt yaban arıları olarak adlandırılan bir eşek arısı türünün bizim yaptığımız gibi geçişli çıkarsama yapabileceğini ileri sürüyorlar . Yani açıkça birbirleriyle karşılaştırılmayan, ancak daha önce başka maddelerle karşılaştırılan çeşitli şeyler arasındaki ilişkileri bulmak için mantık yürütebiliyorlar. Michigan Üniversitesi’ nden evrim biyologu Elizabeth Tibbetts, “Eşek arılarının bu sorunu çözmek için mantıksal çıkarım kullandığını söylemiyoruz, ancak bilinmeyen ilişkiler hakkında çıkarımlar yapmak için bilinen ilişkileri kullanıyor gibi görünüyorlar”diyor.

“Bulgularımız, karmaşık davranış kapasitesinin, beyin büyüklüğü ile sınırlandırılmak yerine, davranışların yararlı olduğu sosyal çevre tarafından şekillenebileceğini göstermektedir.” Tibbetts, onlarca yıl boyunca eşek arıları, davranışları ve çevreleri hakkında çalışmalar yaptı ve bunların sonucunda , önceki karşılaşmalardan diğer eşek arılarının anıları ve eşek arılıkları konusunda dürüst olmayan eşek arılarını cezalandırma yöntemleri gibi konularda keşifler yaptı. İçinde bulunduğu diğer araştırmalarda ise , eşek arılarının sosyal işaretleri almak için daha iyi bir vizyon geliştirdiğini ortaya çıkardı ve şimdi de, aynı sosyal konuda, Tibbetts, bu yaban arısı toplumunun geçişli çıkarsama gibi akıl yürütme kapasitelerini de geliştirdiklerini ileri sürüyor.

Benzer deneyler,arıların aynı özelliklere sahip olmadığını ileri sürüyordu, şimdi de kağıt yaban arılarından olan Polistesdominula ve Polistesmetricus ile yapılan yeni deneyler, bazı böceklerin diğerlerinden daha akıllı olabileceğini gösteriyor. Deneylerde bu eşek arılarına, ‘öncül çiftler’ adı verilen renklerin hiyerarşik bir sınıflaması tanıtıldı. Çiftlerin öncülleri, eşek arısı A rengi yerine B rengine inerse, hafif bir elektrik çarpması verilmesiydi. Buna karşılık aynı şey, B yerine C, C yerine D ya da D yerine E’ye inerse de yaşanacaktı. Her durumda, önceki harflere karşılık gelen renk güvenli bir seçimdi. Şaşırtıcı bir şekilde, eşek arıları daha önce hiç çift olarak gösterilmeyen renkler gösterildiğinde,örneğin B ve D, üçte iki gibi bir olasılıkla onlara elektrik şoku verdirmeyecek renklere iniş yaptılar. Bu deneydeki tercihleri, ilk defa eşleşmiş öğeler yani onlara daha önce açıkça gösterilmemiş olan kombinasyonlar arasında bir çıkarım yapabildiklerini göstermektedir.

Tibbetts , öncül çiftleri ne kadar çabuk ve doğru bir şekilde öğrendiklerini görünce gerçekten şaşırdığını belirtiyor. ” Yaban arılarının da diğer arılar gibi kafalarının karışacağını düşünmüştüm. Ancak, belirli bir rengin bazı durumlarda güvenli olduğunu, bazı durumlarda ise olmadığını bulmakta hiç güçlük çekmediler.  ” Kağıt yaban arılarının ve arıların benzer şekilde karmaşık sinir sistemlerine sahip olmalarına rağmen neden geçişli çıkarsama kapasitelerinin bu derece farklı olduğunu kimse kesin olarak söyleyemiyor. Ancak araştırmacılar, yaban arısı evriminde birçok şeyde olduğu gibi, akıl yürütmenin temellerinin de arılardan oldukça farklı olan toplumsal ilişkilerinin doğasında olduğunu düşünüyorlar. Tek bir kraliçenin etrafında kurulan arı kolonilerinin aksine, Polistes yaban arısı kolonileri daha karmaşık sosyal düzenlemelere sahiptir.

Örneğin bu kolonilerde, kurucular olarak adlandırılan birden fazla üretken dişinin, bir dizi hiyerarşi kurarak tek bir koloni içinde birbirleriyle rekabet etmesi söz konusudur. Tibbetts ve ekibi, kağıt eşek arılarıyla yaşamanın sonucu olarak ortaya çıkan baskıların örneğin kurucular tarafından yönetilen rakip krallıklar, bu böceklere, bir arının asla zorunda kalmayacağı ince ayrımları yapabilmek gibi sosyal bilgilere dayanarak kararlar alma kabiliyetini kazandırdıklarını söylüyor. Araştırmacılar yazılarında “Polistes gibi karmaşık sosyal hayatı olan türler bilgileri organize etmekten yararlanıyor olabilirler çünkü bu, bireylerin alışılmamış sosyal ilişkiler konusunda çıkarım yapmalarına yardımcı oluyor.” açıklamasında bulunuyorlar.

“Sonuç olarak, sosyal olarak esnek taksonlar, geçişli çıkarsama için gerekli olan ortak bir altta yatan boyut boyunca kendiliğinden bilgi düzenleme eğiliminde olabilirler.” Her ne kadar araştırmacılar, şu anda bunun sadece bir hipotez olduğunu kabul etseler de, gelecek deneyler daha net kanıtlar ortaya koyana kadar yani gerçekte neler olup bittiğini daha iyi anlamamıza kadar şimdilik tamamlanmamış haliyle fikir bu kadar. Her durumda, bu özelliği nereden aldıklarına bakmaksızın, bu yaban arılarının, hiçbir böceğe gösterilmemiş haliyle, doğru noktalara nasıl ineceklerini bildiklerini gözlemledik ve bu gerçekten görülmeye değer bir şeydi.

Editör / Yazar: Meltem ARSLANER

Kaynak: https://www.sciencealert.com/wasps-are-the-first-known-insects-capable-of-reasoning-in-a-logical-manner?perpetual=yes&limitstart=1

Continue Reading

Ekoloji

Karbondioksit En Az 800.000 Yılda Görülmeyen, Rekor kıran Seviyelere Çıktı

Published

on

Atmosferde türlerimizin gelişmesinden bu yana 800.000 yıldan bu yana çok fazla karbondioksit var. 11 Mayıs Cumartesi günü, sera gazı seviyeleri, Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin Hawaii’deki Mauna Loa Gözlemevi tarafından ölçülen milyonda 415 parçaya (ppm) ulaştı. Gözlemevindeki bilim insanları, 1958’den beri atmosferik karbondioksit seviyelerini ölçmektedir.Ancak, buz çekirdeklerine hapsolmuş eski hava kabarcıkları üzerinde yapılan analiz türlerinden dolayı, 800.000 yıl öncesine ulaşan seviyelere dair veriler var. Buz çağlarında atmosferdeki karbondioksit seviyeleri 200 ppm civarındaydı. NASA ‘ya göre, gezegenler arası dönemlerde 280 ppm civarındaydı. Ancak her hikayenin kendi kötü insanları vardır: İnsanlar fosil yakıtları yakmakta, bu da zaten sıcak bir gezegene fazladan bir örtü ekleyen karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınmasına neden olmaktadır. Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli tarafından geçen yıl yayınlanan özel bir rapora göre, küresel sıcaklıklar 19. yüzyıldan bu yana yaklaşık 1.8 derece Fahrenheit (1 santigrat derece) veya sanayi öncesi zamanlara göre arttı.

Her yıl, Dünya havada yaklaşık 3 ppm daha fazla karbondioksit görüyor, diyor PennState Üniversitesi’nde seçkin bir meteoroloji profesörü olan Michael Mann.”On yıldan fazla bir sürede 450 ppm’yi geçeceğiz.” Daha sonraki ısınma, gezegen üzerinde şimdiden değişikliklere neden oluyor – buzulları küçültüyor, mercan resiflerini ağartıyor ve diğer etkilerin yanı sıra ısı dalgalarını ve fırtınaları yoğunlaştırıyor. Mann Live Science’ a verdiği demeçte, 450 ppm’ den yüksek karbondioksit seviyelerinin “iklimimizdeki tehlikeli ve geri dönüşü olmayan değişikliklere kilitlenmesi muhtemel” olduğunu belirtti.

Urbana-Champaign’ deki Illinois Üniversitesi Atmosferik Bilimler Profesörü Donald Wuebbles, “CO2 seviyeleri en azından bir sonraki on yıl boyunca artmaya devam edecek ve muhtemelen çok daha uzun olacak” dedi. “Uzun vadeli artış insan kaynaklı emisyonlardan, özellikle de fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan emisyonlardan kaynaklanmaktadır.” Bununla birlikte, bitkilerin solunum ritimlerini değiştirirken yıl boyunca dalgalanan karbondioksitin yıllık zirvesinin şu anda olduğunu belirtti. Yıllık ortalama değer 410 ila 412 ppm gibi olacak, dedi. Hala çok yüksek.

Michigan Üniversitesi Çevre ve Sürdürülebilirlik Okulu Dekanı, ” Rekorları kırmaya devam ediyoruz, ancak atmosferdeki mevcut CO2 seviyelerini en rahatsız kılan şey, şu anda Dünya’nın iklimindeki büyük devrilme noktalarının geçebileceği ‘tehlike bölgesine’ gittiğimiz yönünde “dedi. “Bu, özellikle atmosferde olan metan dahil diğer sera gazlarının ilave ısınma potansiyelini hesaba kattığınızda geçerlidir.” Overpeck Live Science’a göre, atmosferik karbondioksit seviyeleri, Homo sapiens gezegen üzerinde yürümeden önce, Antarktika Buz Tabakası’ndan çok daha küçüktü ve deniz seviyeleri bugünden 20 metreye kadar daha yüksekti.

“Böylece, yakında buz tabakası boyutundaki karşılaştırılabilir düşüşlerin ve deniz seviyesindeki karşılık gelen artışların önümüzdeki birkaç yüzyıl boyunca hem kaçınılmaz hem de geri döndürülemez olduğu noktada olabiliriz” dedi. Küçük buz tabakaları, gezegenin ısınmasını daha da hızlandırabilir. “Sanki dolu bir silahla oynuyoruz ve nasıl çalıştığını bilmiyoruz.”

Editör / Yazar: Burcu AKIN

Kaynak: https://www.livescience.com/65469-highest-carbon-dioxide-levels.html

Continue Reading

Ekoloji

Bu Etçil Bitki, Aynı Zamanda Bir Kemirgen Tuvaleti Olacak Şekilde Evrimleşti

Published

on

Borneo’ nun dağlık sisli ormanlarında hiçbir şey israf olmamaktadır. Bu durum atıkların kendisi için dahi geçerlidir. Burada dünyadaki en büyük etobur bitki, yerel sivri fareler için (Tupaia montana) bir çeşit tuvalet olacak şekilde evrimleşmiştir. Memelilerin arkasına mükemmel şekilde uyumlu bir klozet ile bu büyük ve testi biçimli etçil bitki (Nepenthus rajah), yakın akrabalarının yaptığı gibi sadece böcekleri yutarak değil, besin elementlerince zengin olan dışkıları da tüketerek hayatta kalmaktadır. Bu bitki; iki litre kadar su tutabilecek bir ibrik ve bolca nektar üreten oldukça aktif bezler ile dünyadaki en tuhaf ve kafa karıştırıcı bitkilerden birisidir. Bitki 150 yıldan fazla süredir keşfedilmiş olsa da, bilim insanları bitkinin tatlı özsuyunun amacını ancak son 10 yılda kavramışlardır. Nektarını ağaç farelerini kışkırtmak için kullanan bu bitki, araştırıcıların deyimiyle basit anlamda “beslenme istasyonuna sahip bit tuvalettir”. Video gözlemleri, ağaç farelerinin bu etçil bitkiye atlayarak yaprağımsı kapaklarındaki nektarı yaladıkları esnada, bölgelerini belirlemek için küçük atıklar bıraktığını açığa çıkarmıştır. Bu davranışı aşağıdaki David Attenborough videosunda görebilirisiniz.

Sivrisineklerin seyrek olduğu bölgelerde bu etçil bitki, benzersiz bir evrimsel yol izlemiş gibi görünüyor. Diğer etçil bitkilerden farklı olarak N. rajahis; fare şekilli bir orifis ve kaygan olmayan kenarlar ile oldukça sağlamdır ve farelerin bu bölgede tutunmasına izin vererek daha uzun süre beslenmektedir. Aynı zamanda bu etçil bitkinin hunisinin şekli, farenin kakasının yağmur akıntısı ya da yerçekimiyle kâsenin dibine kadar inmesini sağlamaktadır. Söylendiği kadar tuhaf olsa da bitkinin bu isteği bir anomali değildir. Başka bir etçil bitki, yarasalarla benzer bir ortak ilişki kuracak şekilde gelişmiştir. N. hemsleyana, yünlü yarasa için (Kerivoula hardwicki) gün boyu tüneyecek bir barınak görevi görmektedir ve karşılığında yarasanın atıklarıyla ziyafet çekmektedir. Bu arada aynı fareler, N. lowii ve N. microphylla da dahil olmak üzere diğer etçil bitkilere de tuvalet yaparken görülmüştür fakat yerde yetişen N. lowii, hayvanları tuzağa düşürme kapasitesini etkin olarak kaybetmişken diğer iki tür genellikle fare kakasıyla beslense de hala eklem bacaklı avlarını yakalayabilmektedirler.

Evrimsel genetikçi ve Oxford Üniversitesi’nde bitki taksonomisti olan Chris Thorogood bit blog yazısında “Bu ağaç faresi tuvaletleri, optimal miktarda dışkı yakalamak için hayvanları konumlandıracak şekilde yönelmiş içbükey ve yukarı aşağı doğru eğilmiş kapaklara sahiptir” demiştir. “Ağaç faresi tuvaletleri, su ve ölü yaprak yakalama özelliğini artıracak şekilde geniş ibrik ağızlarıyla diğer etobur bitkilerden evrimleşmiş olabilir”.

Fare kakası, kulağa iştah açıcı bir yemek gibi gelmese de azot, fosfor gibi besin elementleri bakımından bitkinin hayatta kalacağı kadar zengindir. Aslında son çalışmalarda fare dışkılarının N. lowii yapraklarındaki azotun yaklaşık yüzde 57-100 ’ünü oluşturduğu bulunmuştur. Bu herkesin katıldığı bit kazan-kazan durumudur fakat hala açıklığa kavuşturulması gereken birçok detay vardır. Örneğin ağaç fareleri, etobur bitkinin onları taşımak için hazır olduğunu kesin olarak nasıl biliyorlar? Yeni şekillenen bir etobur bitkinin ziyaretçiler için yeterince sağlam olması birkaç gün almaktadır.

Gerçi yabani hayattakilerin çoğu, çok az hasar belirtisi göstermektedir. Bu durum da farelerin sabırlı birer besleyici olduğunu göstermektedir. Bir çalışmanın hipotezine göre “Bunun tek mümkün açıklaması, etobur bitkilerin iş için hazır olup olmadıklarına dair ağaç farelerine sinyal göndermesidir”. Örneğin N. lowii bitkisi olgunlaştığında iç yüzey katı ve koyu mor renge dönmektedir ve bu, ağaç farelerine üzerinde çıkabilmeleri için hazır olduğunu göstermektedir. British Columbia’ daki Royal Roads Üniversitesi’nden ekolojist Jonathan Moran, 2009’da Live Science’a “Gerçek şu ki, etobur bitkiler ağaç farelerinin aktivitelerine uygun hale ve şekle gelmişlerdir ve bu uzun bir süreçte olmuştur” şeklinde söylemiştir.

Editör / Yazar: Onur İLERİ

Kaynak: https://www.sciencealert.com/where-does-a-shrew-do-a-poo-in-its-very-own-loo-of-course

Continue Reading

Öne Çıkanlar