Evrende Kaç Tane Gezegen Var ?

Güneş Sistemi, bir önyıldızın, bir öngezegen diskinin ve sonuç olarak gezegenlerin oluşmasına sebep olan bir gaz bulutundan meydana geldi.

(Önyıldız, yıldız evrimi sürecindeki en erken evredir.)

(Ön gezegen diski, yeni oluşmuş genç bir yıldızın etrafını çevreleyen ve yoğun gaz ve tozun oluşturduğu dönen bir çöküntü çemberidir. Ön gezegen diski, yıldızın kendisi için bir toplanma diski olarak da düşünülebilir; çünkü gazlar veya diğer malzemeler diskin iç kenarından yıldızın yüzeyine düşüyor olabilir.)

Gezegenlerin oluşma hikâyesi, galaksimizde sadece milyarlarca kez gerçekleşmekle, var olan her yıldız için bir kez gerçekleşmekle kalmadı.

Buna bütün evren boyunca, bütün kozmik tarih boyunca ve başarılı bir yıldız oluşturmayı başaracak derecede büyüyememiş her sistem de dahil. Sonuç olarak, evrende kaç tane gezegen olduğuna dair yapılan tahminler, asıl gezegen sayısına kıyasla bir hayli az.

1990’da sadece Güneş Sistemi’mizdeki gezegenleri biliyorduk. Bugün ise binlerce gezegeni biliyoruz ve bunlar sadece küçük bir kısmı.

Tarih boyunca, Güneş Sistemi sadece bildiğimiz gezegenleri barındırıyordu.

Güneş’in ve Güneş Sistemi’nin nasıl oluştuğunu bildiğimize inansak da bu düşünce sadece bir illüstrasyon. Bugün gördüklerimiz sadece hayatta kalanlar. Erken aşamalarda bugün hayatta kalanlara kıyasla sayı daha fazlaydı. Bu durum evrendeki hem başarılı hem de başarısız yıldız sistemleri için geçerli.

Ancak her yanıp sönen nokta -her yıldız- yeni bir şans demek

Her galaksideki her yıldız, kendi sistemi içerisinde bir grup gezegen barındırıyor.  Uzun bir süre boyunca bu yıldızlardan kaç tanesinin gezegen barındırdığını veya farklı kütlelere sahip gezegenlerin olma olasılığını bilmiyorduk. İlk ötegezegenin keşfedilmesinden 30 yıl sonra, evrenimizde kaç tane gezegen olduğunu bulmaya hiç olmadığı kadar yaklaşmış durumdayız.

Böyle sistemler,  kayalık gezegenler, okyanuslar, kıtalar ve belki de hayat barındırıyor olabilirler.

Bir asteroitten tutun da Ay’a, Ay’dan Venüs’e Mars’a Titan’a ve Dünya’ya kadar Güneş Sistemi’mizdeki 6 farklı yerin yüzeyleri farklı özellikler ve tarih barındırıyor. Dünya, hayatın olduğu tek gezegen olarak bilinse de başka gezegenler hayatın ne sıklıkla ortaya çıktığı hakkında bildiklerimizi değiştirebilir.

1990’ların başında, yıldızların etrafındaki gezegenler ilk kez tespit edildi

Evrende kaç gezegen olduğunu öğrenmek istiyorsak, bunu öğrenmenin yollarından biri gözlemevlerinin imkânları çerçevesinde gezegenleri bulmak ve sonrasında gözlemevlerinin sınırsız imkanları olduğunu varsayarak kaç tane gezegenin olabileceğine dair tahminlerde bulunmaktır. Önemli derecede belirsizlikler olsa da, bugün ortalama bir yıldız başına düşen gezegen sayısının birden fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gezegenler yıldızlarını yörüngeye oturturken, yıldızlar ortak kütle merkezlerini yörüngeye oturtuyorlar ve hareketlerinde titremeler oluyor.

Büyük bir gezegen, ebeveyn yıldızını yörüngeye oturturken, ikisi de ortak kütle merkezlerini yörüngeye oturtuyorlar. Gezegen doğrudan gözlemlenebilir olmasa da varlığı, kütlesi ve yörünge süresi, Doppler spektroskopisiyle ebeveyn yıldızının periyodik hareketini ölçerek hesaplanabilir.

Yıldızlardaki titremeler veya dikeyhız, gezegenlerin kütlesini ve yörünge süresini kesin olmayan bir eğim açısına kadar açığa çıkarabilir.

Bugün doğrudan görülmeyen veya görüntüsü çıkarılamayan ötegezegenler, kolaylıkla gözlemlenebilen bir spektral kaymaya sebep olan, ebeveyn yıldızlarına uyguladıkları yerçekimi etkisiyle bulunabilirler.

Bu sırada geçiş yapan gezegenler, yıldızlarının verdiği ışığın bir kısmını örterler

Gezegenler, ebeveyn yıldızlarının önünden geçtiğinde onların ışıklarının bir kısmını örterler. Yani bir geçiş olayı gerçekleşir. Geçişlerin büyüklüğünü ve süresini ölçerek yörünge ögelerini ve ötegezegenlerin fiziksel boyutunu belirleyebiliriz. Geçiş süresi değiştiğinde ve öncesinde veya sonrasında daha küçük bir geçiş olduğunda, bunun öteay olduğu sonucuna varılabilir.

Işığın kararması, gezegenin çapını ve yörünge süresini açığa çıkarıyor. Bu günümüzde keşfedilen birçok gezegen için geçerli.

Yetim gezegen adayı CFBDSIR2149, kızılötesi ışınlar yayan büyük bir gaz dünyası ancak yörüngeye oturttuğu yıldızı veya yerçekimi kütlesi yok. CFBDSIR2149, bilinen yetim gezegenlerden sadece bir tanesi ve keşfedilebilir olmasının sebebi büyük kütlesinden dolayı kızılötesi ışınlar yayabilmesidir.

Bu sırada, doğrudan görüntüleme ve mikromercekleme de ötegezegenleri açığa çıkarıyor. İlerleyen yıllarda sayıları aşırı derecede artabilir.

Kütleçekimsel mikromercekleme gerçekleştiğinde, müdahil bir cisim yıldızın karşısından veya görüş alanının yanından geçtiği için yıldızın arkasındaki ışık bozulur ve büyür. Müdahale eden yerçekimi gözlerimiz ve ışık arasındaki uzayı büküyor. Böylece, söz konusu gezegenin kütlesini ve hızını veren bir sinyal oluşuyor.

400 milyar Samanyolu yıldızını göz önünde bulundurursak, 1 ile 100 trilyon arası gezegen olduğunu tahmin ediyoruz.

Samanyolu’nun yıldızlarla dolu olmasına rağmen, Avrupa Uzay Ajansı’nın Gaia görevinden topladığı veriler ile oluşturulan, gökyüzündeki yıldızlararası yoğunluğu gösteren haritanın doğruluğu, görülebilir ışığın bize sunduğu verinin ne kadar doğru olduğuna bağlı.

Samanyolu’ndaki yıldızlardan yayılan ultraviyole ve görülebilir ışıklar galaksideki tozlar tarafından örtüldüğünden, onları açığa çıkarmak için daha uzun dalga boyu görüntüleri gerekiyor. Galaksimizdeki kütlesi az olan yıldızlar üzerine yapılan dalga boyu gözlemlerine ve çıkarımlarına göre, Samanyolu’nda %80’i kırmızı cüce yıldızı olmak üzere, 400 milyar yıldızın olduğunu tahmin ediyoruz.

Bu sırada bir ebeveyn yıldızı olmadan oluşan yetim gezegenler 10 veya 10000 kat sayıca daha fazla.

Yetim gezegenlerin parçalanmış yıldızlardan veya başka maddelerden, güneş sistemlerinden atılan gezegenlerden meydana gelme gibi çeşitli başlangıçları olabilir. Ancak çoğu, yerçekimi barındıran tortular halinde, asla bir yıldızın boyutuna ulaşmamış nesneler olarak, yıldız oluşturan nebulalar aracılığıyla meydana gelmiş olmalılar. Mikromercekleme gerçekleştiğinde, ışığı kullanarak müdahil gezegenin kütlesini bulabiliriz.

Gözlemlenebilir evrenin içinde 2 trilyon galaksi olduğuna göre, toplam gezegen sayısını tahmin edebiliriz.

Hubble Ultra Derin Alanı ile gökyüzünün belli bir bölgesini, tamamının 1/32000000’unu gözlemlemiş olabilir ancak içindeki 5500 galaksiyi, yani Samanyolu’ndaki galaksilerin %10’unu açığa çıkardı. Geriye kalan %90’ı ise Hubble’ın açığa çıkarması için ya aşırı soluk ya da örtülmüş durumda ama bütün görünen evreni göz önünde bulundurursak, totalde 2 trilyon galaksinin olduğunu tahmin ediyoruz.

Yıldızları yörüngeye sokan 1025 gezegen var. Bunlara ek olarak, 1026-1030 civarı yıldızsız gezegen var.

Yıldız ışığı, geçiş yapan ötegezegenlerin atmosferine girdiğinde iz bırakıyor. Yayma ve emme özeliklerinin dalga boyuna ve yoğunluğuna bakarak, bir ötegezegendeki çeşitli atomik varlıkların varlığı ve yokluğu geçiş spektroskopisi yöntemiyle açığa çıkarılabilir.

Azıcık şansla, dünya dışı yaşama ev sahipliği yapan ilk ötegezegeni bulacağız.

Drake denklemi,  teknolojik olarak gelişmiş uygarlıkların tahmini sayısını bulmanın yollarından biri. Fakat pek de iyi olmayan birtakım varsayımlara dayanıyor ve anlamlı tahminlerde bulunabilmemiz için gerekli veriden yoksun.

İlginizi Çekebilir:

Çeviren: Eren Güneysu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Dahinin Diyeti : Albert Einstein'ın Keskin Zekasını Neler Besledi ?

Bir Dahinin Diyeti : Albert Einstein’ın Keskin Zekasını Neler Besledi ?

Elon Musk’ın Şirketi Neuralink, Maymunlara İşkence Etmekle Suçlanıyor!

Elon Musk’ın Şirketi Neuralink, Maymunlara İşkence Etmekle Suçlanıyor!