Bizi Takip Edin

Bilim

Dejavu Neden Kaynaklanıyor?

Yayınlandı

üzerinde

Dejavu en garip duyumlardan bir tanesidir. Bir anı daha önce yaşamışsınız hissine verilen isim olan Dejavu’da yeni bir durumda ya da yeni bir ortamda olmanıza rağmen yoğun bir aşinalık hissi oluşmaktadır. Bu duygunun oluşmasında belirli bir sebepten ötürü geçmişten bir an yaşanıyormuş hissi meydana çıkmaktadır.
Bilim insanlarından How Stuff Works’a göre Dejavu en çok 15 ile 25 yaşları arasındaki insanlarda ortaya çıkmaktadır. Bu durum nüfusun yaklaşık olarak %70’inde gerçekleşmektedir. Dejavu hissinin ne olduğunu anlamak deneyimlemeden oldukça zordur. Bu his unutulmaya başlayan bir rüyayı hatırlamaya çalışmak gibidir.


Dejavu çok kısa süren bir duygu durumu olduğu için üzerinde çalışmak oldukça zordur. Dejavu’nun ortaya çıkışıyla ilgili zamanla birkaç teori ortaya kondu.
2006 yılında Leeds Bellek Grubu’nda çalışan bilim insanları, beynin tanıma sürecinin bir kısmını tetikleyebilmek için hipnoz kullanarak bir laboratuvarda bu hissi yaratabilmenin bir yolunu keşfetti. Yapılan deney tanıdık bir şeyi tanıladığında beyinde iki temel sürecin gerçekleştiği teorisinden hareket ediyordu.
Öncelikle beyin daha önce bir sahneyi gözlemleyip gözlemlemediğini belirlemek için anıları araştırıyor ve eğer bir eşleşme ortaya çıkarsa beyin bu alanı tanıdık olarak tanımlıyor. Dejavu’da sürecin ikinci kısmı kazara tetikleniyor.
Araştırmacılar 24 ortak sözcüğe bakmaları için 18 gönüllüyle bir test yaptı. Sonra bu gönüllüler hipnotize edildiler ve kırmızı bir çerçeve içerisinde bir kelime ile sunulduğunda tanıdık hissedecekleri beyinlerine kodlandı. Yeşil çerçevede olan kelimeler ise sözcüğün orijinal 24 kelimelik listede olduğunu düşünmelerini sağlayacaktı. Hipnozdan çıkarılan deneklere orijinal listede olmayan bazı kelimeler de dahil olmak kaydıyla farklı renk karelerinde bir dizi kelime verildi. Gruptaki 10 kişi kırmızı renkli çerçevelerde yeni kelimeler gördüğünde kendilerine özgü bir his hissettiğini ve 5 tanesi de Dejavu hissinin oluştuğunu söyledi.


Yıllar içerisinde psikologlar tarafından Dejavu hakkında birkaç farklı açıklama yapıldı. Beynin uzun ve kısa devreleri arasında bir çeşit arızanın yaşanabileceği, yani yeni bilgilerin doğrudan uzun süreli belleğe kısayol oluşturabileceği kaydedildi. Bu durum beynin bilgiyi depolayabilmek için normal olarak kullandığı mekanizmalar üzerinden atlanması sonucunda geçmişten bir şeyler yaşandığı hissinin oluşması durumudur.
Bazı psikologlar ise insana aşinalık hissi veren beyin bölgesi sinüs korteksi ile ilgili bir durumun yaşanıyor olabileceğini kaydediyor.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/deja-vu-brain-hypotheses-false-memories

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Nükleer Bir Bomba Yanardağa Atılırsa Ne Olur?

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bir yanardağ, dünyanın yüzeyinde lavla doldurulan bir kaynama maddesidir ve sadece kül ve lavları atmak için yeterli basıncı oluşturmak için beklemektedir. Nükleer bomba, yıkıcı ve kaos için tasarlanmış patlayıcı, insan yapımı bir silahtır. Çevresindeki her şeyi parçalayıp bundan sonraki her şeye ışın saçmaktadır. Peki ya insanın en yıkıcı kreasyonlarından biri doğanın en yıkıcı oluşumlarından birisiyle birleşirse ne olur?

Aslında hiçbir şey olmaz. Bomba bir nükleer reaksiyon başlamadan eriyecektir. Nükleer bomba patlayıcılar ve bir radyoaktif çekirdekten (örneğin, plütonyum ) oluşur. Zararlı bir patlamayı ateşlemek için, patlayıcıların çekirdeğinde bir nükleer reaksiyon başlatmak için yeterli enerji yaratmak ve dikkatli bir zamanlama altında patlatmak gerekir. Zincir reaksiyonu başladıktan sonra, durdurulamaz. Bununla birlikte, eğer bir nükleer bomba bir magmaya girdiyse, kabuk, radyoaktif çekirdek ve her şey erir.

Böylesi önemli bir reaksiyonun başlayabilmesi ve felaket oluşturacak bir patlamanın olabilmesi için bombanın volkanın ağzının üzerinde patlaması ya da sihirli bir biçimde magma odasının merkezine taşınması gereklidir. Bu iki seçenek arasında daha az hasar verecek olan volkanın ağzında meydana gelecek bir patlamadır. Volkan stratovolcano (koni gibi) ise, nükleer bomba yanardağın ucunda bazı parçalanmalara sebebiyet verebilir. Ancak muhtemelen bir patlamayı ateşlemez.

Bombanın patlama yarıçapı, patlamaya neden olan basınçlı magma odasına ulaşmak için çok küçük olacaktır. Bomba, tek başına, yakın çevresinde her şeyi yakacak bir ateş topu üretecektir. Magma zaten havalandırma deliğinde, yanardağın ağzına yakınsa ve patlamayı tetiklemek için yalnızca küçük bir miktarda baskıya ihtiyaç duyarsa bir patlama meydana gelebilir. Ancak gerçek yıkım, bomba aniden 1 ile 10 kilometre (0.6 ila 6.2 mil) arasında yeraltı magma odasına nakledildiğinde gerçekleşir.
Kaynak: http://www.iflscience.com/environment/what-would-happen-if-you-dropped-bomb-volcano/

Devamını Oku

Bilim

Bilim insanları Quark’ları İçeren Yeni Bir Füzyon Türü Keşfetti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Nükleer füzyon, iki veya daha fazla atom birleştiğinde oluşur ve büyük miktarda enerji açığa çıkarır. En azından bugüne kadar bilim insanlarının düşündüğü buydu. Yazılan yeni bir bilimsel makalede sadece füzyona uğramış atomların olmadığı gösteriliyor. Nature dergisinde yayınlanan makale Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın CERN’deki LHCb deneycisi araştırmacıları tarafından kaleme alındı. Bilim insanları kuark olarak bilinen atom altı parçacıkları arasında füzyon olduğuna dair kanıtlarına sahip olduklarını söylüyorlar.

Araştırmacılar, “Nükleer füzyonda enerji, protonların ve nötronların yeniden düzenlenmesiyle üretiliyor” diyor .Bu süreçte kuark adı verilen parçacıkları içeren bir analog keşfi hem nükleer hem de parçacık fiziği için etkilere sahip olacaktır. Bu keşif, parçacıkların neredeyse ışık hızında 27 kilometre (17 mil) uzunluğundaki CERN’in yeraltı halkasında bir araya getirilmesiyle yapıldı. Bu çarpışmalardan elde edilen verileri inceleyen bilim insanları, garip parçacıklar ve diğer olağandışı şeyleri araştırıyor.

2017 haziran ayında bilim insanları iki cazibeli kuarktan ve bir yukarı kuarktan yapılmış bir baryonun (protonlar ve nötronlar gibi üç kuarkdan oluşan atom altı bir parçacık) ortaya çıktığını fark etti. Tılsım kuarkları kaynaştığında, 130 MeV (megaelectronvolts) bağlama enerjisi ürettiler ve 12 MeV çıkardılar. Bununla birlikte, daha cazip kuarklardan daha enerjik iki alt kuarkın kaynaşmasını da daha etkileyici buldular. Bunlar 280 MeV’lik bir enerjiyle bağlandı ve 138 MeV bıraktı.
Bu rakamları anlayabilmek için verebileceğimiz örnek, bir hidrojen bombasında gerçekleşen döteryanlar ve tritonlar arasında meydana gelecek tek tek nükleer füzyon olayı sadece 18 MeV bırakır. Araştırmacılar bu keşfin pratik bir uygulamasının olmadığını belirtiyor. Önümüzdeki süreçte bu bulgulara dair daha fazla araştırma yapılması planlanıyor.
Kaynak: https://www.livescience.com/60847-charm-quark-fusion-subatomic-hydrogen-bomb.html

Devamını Oku

Bilim

Laboratuvarda, Kavisli Alanda Işık Kirişleri Hızlandırıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Fizikçiler ivmenin kirişlerin eğik yörüngelere uymasına neden olduğu düz yüzeylerde ışık huzmelerini hızlandırdığını göstermişlerdir. Yapılan yeni bir deney laboratuvar ortamında görülebilmesi mümkün olan şeylerin sınırlarını zorladı.
İlk defa fizikçiler bir experment’te kavisli alanda hızlanan bir ışık demeti gözlemledi. Işık jeodezik bir yörünge boyunca (kavisli bir yüzeydeki en kısa yol) seyahat etmek yerine, ivme sebebiyle bu yörüngeden uzaklaştı. Physical Review X dergisinde yayınlanan çalışma, kirişlerin hızlandırılması alanında yeni bir araştırma yöntemine kapı açıyor. Şimdiye kadar hızlandırıcı kirişler sadece düz boşluklu veya döşeme dalga kılavuzları gibi düz geometriye sahip ortamlarda incelendi. Mevcut çalışmada, optik kirişler kavisli bir ortamda kavisli yörüngeleri izliyorlar.

Harvard Üniversitesi, İsrail Teknoloji Enstitüsü ve Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi fizikçilerince gerçekleştirilen deneyin başarısı, gravitasyonel mercek oluşturma gibi fenomenlerin laboratuvar ortamında araştırılabilmesinin yolunu açıyor. Bu çalışmalar bir laboratuvar ortamında uygulanarak Einstein’ın genel görelilik kuramından kaynaklanan bu fenomen kontrollü bir ortamda izlenebilecek.
Ekip ilk önce, ışının genlik, faz veya ışık dalgalarını polarize etmek için kullanılan mekansal ışık modülatöründen yansıyan bir lazer ışınının hızlanmasına neden oldu. Kirişi bu cihazdan çıkarmak kiriş üzerinde belirli bir dalga cephesi izi bırakır ve şekli korunurken hızlanır. Ekip, daha sonra hızlandırıcı lazeri, ışığın hem dağılmış hem de araştırmacılar tarafından görülebilecek şekilde boyanmış akkor ampulün iç kısmına doğrulttu. Işık, ampulün içinden geçerken kirişin yörüngesininjeodezik çizginin dışına çıktığı gözlemledi. Bu hareketi hızlanmayan bir kirişle karşılaştırdıklarında, kirişin hızlanmadığında çizgiyi takip edeceği keşfedildi.
Kaynak: https://futurism.com/first-time-physicists-accelerated-light-beams-curved-space-lab

Devamını Oku

Öne Çıkanlar