fbpx
Bizi Takip Edin

Ekoloji

Eriyen buz tabakaları atmosfere tonlarca metan gazı salgılıyor

Yayınlandı

üzerinde

Günümüzde insan aktivitelerinin artması sonucu pek çok etmen ile havaya sera gazları salınımı meydana gelmektedir. Bu sera gazlarının miktarı atmosferde arttıkça ciddi oranda küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Bilim insanları, buzul erimesinin buz tabakaları içinde hapsolmuş tonlarca metan gazını açığa çıkardığını tespit etti. İngiltere’nin Bristol Üniversitesinden uluslararası araştırma ekibi, Grönland kıyılarında özel sensörlerle yaptıkları ölçümlerde, buz kıtasında yaz aylarında eriyen buz örtüsünün yoğun miktarda metan gazı açığa çıkardığını belirledi . Ekip, Grönland kıyılarının bir bölümünü oluşturan 600 kilometrekarelik deniz bölgesinde, buz örtüsü yatağından eriyerek nehirler halinde denize akan sularla birlikte 6 ton metan gazının denize karıştığını tespit etti.

Metan gazının karbondioksit ile atmosferde sera etkisi yaratan en önemli gaz olduğuna dikkati çeken araştırmacılar, yoğunluk bakımından karbondioksitten daha az miktarda bulunmasına karşın, 20 ila 28 kat daha fazla sera etkisine yol açma potansiyeli barındıran metan gazının oksidasyonla açığa çıkmasının atmosfer sıcaklığı arttırıcı etki yaratacağı uyarısında bulundu. Metan, mikro organizmaların oksijen yokluğunda organik materyali dönüştürmesiyle ortaya çıkıyor.

Metanın küresel ısınmaya olası etkilerine dair araştırmalar bugüne kadar daha çok kutup altı donmuş topraklarda sıkışan metan içeriğinin açığa çıkma olasılığına odaklanıyordu. Ancak yeni çalışma buz tabakaları arasındaki oksijensiz ortamda da yoğun miktarda metan gazı oluştuğunu ortaya çıkardı. Araştırmanın sonuçları ” Nature ” dergisinde yayımlandı.
Editör / Yazar : Ezgi SEMİRLİ
Kaynak : https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190103110300.htm

Ekoloji

Dünyanın Yeni Kurtarıcısı: Nükleer Enerji

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

”Dünya’nın sonu geliyor,” teorileri uzun yıllardır ortaya atılan söylemlerdir. Savaşlar, meteor çarpması, uzay fırtınası, iklim değişikliği, büyük tropik olaylar, açlık, uzaylı istilası ve daha birçok neden, bu teorilerin dayanağı olmuştur. Ancak özellikle de son yıllarda artış gösteren küresel ısınma, canlı hayatını tehdit ediyor. Yapılan araştırmaların ardından kürese ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede yeni bir yöntem belirlendi: Nükleer Enerji.

Politika bilimci Joshua S. Goldstein ve enerji mühendisi Staffan A. Qvist, küresel ısınma sorununun çözümü için yeni bir makale yayımladı. The Wall Street Journal’de yayımlanan makalelerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanılırsa küresel ısınmayı çözmemizin gereğinden uzun süreceği söyleniyor. Araştırmacılara göre iklim felaketinden kurtulmanın başka bir yolu var ve bu yol da nükleer enerjiden geçiyor.

Almanya, yenilenebilir enerji alanında dünyanın en önde gelen ülkesi konumunda. Her ülke en az Almanya kadar yatırım yapsa bile küresel ısınmanın çözümü 150 yılı bulacak. Bilim insanlarına göre ise küresel boyutta felaket yalnızca 30 yıl kadar uzakta. Üstelik, yeterince hızlı bir şekilde temiz enerji kullanmaya başlasak bile güneş enerjisi ve rüzgar oldukça dengesiz ayrıca kullanımları için çok büyük arazilere de ihtiyaç duyuyor. Araştırmayı yapan ikiliye göre ihtiyacımız olan şey, karbonsuz şekilde, çok miktarda enerjiyi düzenli olarak sağlayabilecek ve elektrik üretimine ayrılan arazi miktarını arttırmayacak bir güç kaynağı. Bütün bu hedefler tek bir noktayı gösteriyor: Nükleer enerji.

Yanlış yönlendirilmiş korkular, nükleer enerjinin gerektiği kadar büyüyememesine neden oldu. İnsanlar nükleer enerjiyi düşündükleri zaman akıllarına Çernobil gibi felaketler geliyor. Yine de ikili son 60 yılın tek ölümcül nükleer kazası olarak adlandırılan Çernobil dışında böyle bir olay yaşanmadığına ve bu sayının da diğer sanayi dallarında yaşanan ölümlü kazalara kıyasla çok düşük olduğunu belirtti. Nükleer enerji üretiminde ortaya çıkan atık miktarı, kömür ya da diğer yakıtlarla kıyaslandığında çok daha düşük. Yani nükleer enerji; ekonomik, hızlı ve temiz bir şekilde küresel ısınma sorununa bir çözüm olabilir.
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ
Kaynak: https://futurism.com/the-byte/nuclear-energy-can-save-earth

Devamını Oku

Ekoloji

Küresel ısınmanın, kuşları acımasız canlılara dönüştürdüğü saptandı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Gezegenimizde ısının giderek artmasının kuşlar arasındaki rekabeti şiddetlendireceğine dikkat çeken bilim insanları, bu yüzden kuşların yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde türdeşlerini öldürmeye meyilli son derece acımasız canlılara dönüşmekte olduğunu belirtti. Küresel ısınmanın kuşların üzerindeki etkisini araştıran bir grup zoolog, ‘Current Biology’ dergisi için kaleme aldığı makalede, hava sıcaklığı ortalamalarının giderek artmasının, kuşları yuva ve yiyecek kaynakları mücadelesinde acımasız katillere dönüştürdüğünü ifade etti.

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nden Jelmer Samplonius, “Kara sinekkapanlar, küresel ısınmadan dolayı Avrupa’ya biraz daha erken dönmeye başladı. Bu, çiftleşme mevsiminin en yoğun döneminde baştankara kuşlarıyla giderek daha çok çatışmalarına neden oluyor. Araştırmalarımızın gösterdiği gibi kara sinekkapanlardan her onuncu erkek kuş, bu ‘yuva savaşı’ sonucunda baştankaraların kurbanı oluyor” dedi. Son zamanlarda çevre ve iklim bilimciler, varlığından artık şüphe duyulmayan küresel ısınmanın 1.5 derecede tutulamaması halinde bitkilerin yaşamını ve hayvanların davranışlarını nasıl etkileyeceğine dair araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Samplonius ile ekibi, aynı türden yiyecek tüketen ve benzer koşullarda yuva kuran iki rakip kuş türünün arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek, davranışlardaki değişikliğin en yalın ve ilginç örneklerinden birini buldu. Uzun süredir yaptığı gözlemlerde son yıllarda daha sık olarak baştankaraların yuvalarında kara sinekkapan cesetlerinin bulunduğunu tespit eden Samplonius, her çiftleşme mevsiminde gözlemlenmeyen bu tür ‘saldırganlık patlamalarının’ iklimdeki dalgalanmalardan kaynaklanabileceğini düşündü. Makaleye göre baştankaralar sonbaharda güneye göç etmeyip kış boyunca Rusya ve Avrupa ülkelerinde yaşarken, kara sinekkapanlar sonbaharda Afrika’ya uçup ancak ilkbaharda geri dönüyor. Göçmen kuşlar daha önce bitki yapraklarıyla onları yiyen tırtılların en hızlı büyüdüğü zaman yuva kurdukları yerlere ulaşırdı, ancak son zamanlarda durum değişti.

Küresel ısınmadan dolayı kuşlar Afrika’yı birkaç gün önceden terk etmek zorunda kalmaya başladı. Araştırmaya göre ılımlı iklim kuşağında ilkbahar erken başladığı zaman bu durum kuşların yaşamını etkilemiyor. Ama ilkbaharın geciktiği ve hala donların oluştuğu durumlarda, bitki ve tırtıl olmadığı için yuva kurmayı ertelemek zoruna kalan kara sinekkapanlar, o bölgede kışında kalan baştankaralarla kaynak mücadelesine girişiyor. Son 10 yıl boyunca Danimarka ormanlarında kurdukları kuş evlerinden kuşların yaşamını gözlemleyen uzmanlar, iklimdeki dalgalanmaların kuşlar arasındaki çatışmalara ve acımasızlık derecesine olan etkisini araştırdı. İklim değişimlerinin gerçekten de iki kuş türünün arasındaki mücadeleyi çetinleştirdiği, kara sinekkapanların Avrupa’ya baştankaraların yumurtladığı dönemde gelmesiyle bu kuşların, yuvalarına girmeye çalışan kara sinekkapanların her 10’uncu erkeğini öldürdüğü ortaya çıktı. İki kuş türünün çiftleşme döneminin denk gelmemediği durumlarda birbirleriyle çok daha az kavga ettiği ve bu kavgalarda kara sinekkapanlardan ölen olmadığı saptandı.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/01/190110141908.htm

Devamını Oku

Ekoloji

İran’ın başkenti Tahran, her yıl 25 santimetre kadar toprağa gömülüyor

Yayınlandı

üzerinde

Yaklaşık 13 milyon insana ev sahipliği yapan komşumuz İran’ın başkenti Tahran, her yıl 25 santimetre kadar toprağa gömülüyor. İnsanlığın doğaya nasıl zarar verdiğinin detayları haberimizde. Nüfus bakımından Batı Asya’nın en kalabalık şehri Tahran batıyor!Bu korkutucu detay 2003 ile 2017 yıllarında çekilmiş uydu görüntülerinden alınan veriler ışığında paylaşılmış. Potsdam Almanya Yerbilimleri Enstitüsünde görevli yer bilimciler Mahdi Motagh ve Mahmud Haghshenas Haghighi’nin elde edilen son verilere göre paylaştığı veriler pek de iç açıcı değil. Çarpık kentleşmenin yaygın olduğu Batı Tahran ovası ile Veramin ovası’nın bulunduğu bölge her yıl 25 santimetre ve uluslararası hava alanının bulunduğu şehrin güneybatı bölümü ise her yıl 5 santimetre toprağa gömülüyor. Sorunun yaşandığı bölgelerde petrol boru hatlarından, doğal gaz boru hatlarına kadar pek çok tesis ve yaklaşık 250,00 adet bina bulunmakta.
Kaçak sulama en büyük neden
Bilim insanları şehrin bu hale gelmesindeki en büyük sebebin, civardaki tarım alanlarının kaçak olarak açılan kuyularla sulanması olarak görüyor. Yetkililer, sayısı 100 bine yaklaşan kaçak kuyuyu mühürlemiş olmalarına rağmen, halen 30 bine yakın kaçak kuyunun faal olduğu ifade ediliyor.

İzinsiz olarak açılan kuyular, yer altı su kaynaklarının tükenmesine ve toprağın yapısının bozulmasına neden oluyor. Korkutucu olan ise suyun, yağmur yağmasına rağmen bu kaynaklarda tekrar birikememesi. Kayaların gözeneklilik (porozite) özelliğini kaybettiğinin bir işareti olan bu durumun engellenmesi, bilim insanlarına göre neredeyse imkânsız. Gidecek yer bulamayan su ise Avustralyalı bilim insanı Linlin Ge’ye göre ani sel baskınlarına neden oluyor.
Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN
Kaynak: https://www.nature.com/articles/d41586-018-07580-x

Devamını Oku

Öne Çıkanlar