fbpx
Connect with us

Uzay

Gururumuz Türk Bilim Kadınları

Published

on

Kaç tane kadın bilim insanı tanıyoruz? Madam Cruie? Başka? Peki Türk… Sanırım onu da pek bilmiyoruz. Hatta var mı acaba diye bir düşünmüş de olabilirsiniz.
Bugün sizlere kadın eli deymiş başarıların bir listesini hazırladık. Hem de Türk kadınlarının… Dünyada başarıdan başarıya koşmuş, adını altın harflerle kazımış kadınların listesini hazırladık. Dilerseniz listemize bir göz atalım…

Canan DAĞDEVİREN

1985 İstanbul doğum fizik mühendisi kendisi. Piezoelektrik malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazların mucididir.
Türkiye’den Harvard Üniversitesi Genç Akademi Üyeliği’ne seçilen ilk bilim insanı Dağdeviren. Giyilebilir kalp pilini icat ederek Forbes’in 30 Yaş Altı Bilim İnsanları listesine de adını yazdırmayı başardı.

Betül KAÇAR

NASA Genç Araştırmacı Ödülünü Aldı. 20 yaşında projesiyle NASA’ya başvurdu ve bilim çalışması NASA tarafından burs ile ödüllendirildi. Türkiye bu olayla onun ismini duydu. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi olan Astrobiyolog Betül Kacar, geçtiğimiz yaz Arizona Üniversitesi’nden de profesörlük teklifi aldı. Genç yaşında kariyerinde oldukça yükseklere tırmanan Betül Kaçar aynı zamanda Tokyo Teknoloji Enstitüsünde yardımcı doçent olarak Japonyanın önemli projelerinde görev alıyor. Hızlı tırmanan kariyerine geçtiğimiz yıl da bir ödül katıldı. Betül Kacar, NASA Genç Araştırmacı ödülünü kazanan güçlü bir kadın! Eminiz önünde daha çok büyük başarılar var.

Feryal ÖZEL

Kendisi NASA’daki astrofizik çalışmalarıyla göğsümüzü kabartıyor. Kendisi Colombia Üniversitesi’nde fizik ve matematik mühendisliği bölümlerinden çift anadal yaparak “Yüksek Onur Derecesi” ile mezun oldu 2002 yılında Harvard Üniversitesi’nde astrofizik üzerine doktorasını tamamladıktan sonra kariyerinin dönüm noktasını yaşadı. Albert Einstein ve John Forbes Nash gibi büyük dehaların içinde bulunduğu “Büyük Fikirler” adlı 20 kişilik listeye adını yazdırdı. özellikle kara delik ve nötron yıldızları üzerinde birçok çalışma yaptı. Yüksek manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum hesaplarını yaptı ve Harvard Üniversitesi’nde yazdığı doktora teziyle fizik camiasında yankı uyandırdı. Karadelik üzerine yaptığı çalışmaları yayınlandı ve daha sonra kanıtlandı. Kariyeriyle ilgili bir diğer dönüm noktası NASA tarafından verilen Hubble ödülüne de layık görülmesi oldu. Feryal ÖZEL, Hubble kadrosuna alınan ilk ve tek Türk olma ünvanını taşıyor
ve son olarak Nasa’nın 2020 de hayata geçirmeyi planladığı uzay teleskobu projesinde çalışma ekibinin başına getirildi. Eminiz ki alanında yaptığı çalışmalar ile çok daha iyi yerlerde göreceğiz onu.

Özlem TÜRECİ

Özlem TÜRECİ dünyaya umut oldu. Ona kansersavar diyebiliriz 🙂 20 yıldan fazla bir süredir kanser araştırmaları yapıyor. Tümör antijenlerinin karakterizasyonu için SEREX teknolojisini geliştiren Türeci, 1995 yılında Alman Hematoloji ve Onkoloji Derneği Vincenz Czerny Ödülü ve 1997’de University Saarland’ın Calogero Pagliarello Araştırma Ödülü’nü kazandı. Dünyanın önde gelen kanser araştırmacılarından biri olan özlem türeci ganymed pharmaceuticals’ın kurucusu ve başhekimi aynı zamanda.

Biykem BOZKURT

ABD’de, Baylor College of Medicine’da Kardiyoloji Bölümünde profesör olan Biykem Bozkurt, aynı zamanda aynı üniversitenin Kalp Yetmezliği Araştırma Kışlar Merkezi İç Hastalıkları Mary ve Gordon Cain Başkanı’dır. Amerikan İç Hastalıkları Kurulu’ndan Kalp-damar hastalığı ve İleri Kalp Yetmezliği ve Kardiyak Transplantasyon sertifikalarına sahip kendisi.

Gözde DURMUŞ

massachusetts institute of technology (mit) tech review’ün her yıl dünyada önemli bilim insanlarını bir araya getiren listesine 2015 yılında giren 3 türk kadın bilim insanından biri olmayı başaran türk kadını. geleceğin inovasyonu için zemin hazırlayacak çalışmalara imza atan kişiler arasında yer alıp, “pioneers” (öncüler) kategorisinden listeye giren durmuş, stanford universitesi ‘genome technology center’da postdoctoral research fellow olarak görev yapıyor. durmuş’un hücrelerin fiziksel karakterlerini tespit eden bir cihaz geliştirdiği ve 1 dolar’ın altında maliyeti olan bu cihazın, kanser teşhisi, hücrelerin ilaçlara verdiği tepki gibi konularda çığır açacağı bekleniyor.

Bilge DEMİRKÖZ

Sıradaki isim oldukça başarılı. Kendisinin dersine girdiği sınıflarda sınavdan en yüksek ortalamayı tutturan öğrencileri Cern’e götürdüğüne dair bir söylenti de var. Adı Gibi ‘Bilge’ olan birisi… Uluslararası Bilim Kadınları Ödülü’nü Kazanan Bilge Demirköz Yani Bilge hoca. İstanbul Amerikan Robert Lisesi ‘nde okurken TÜBİTAK proje yarışmasında matematik dalında Türkiye’de verilen ilk ödülü almıştır kendisi. Uzay radyasyonu hakkında yaptığı çalışmalarla Her yıl 15 genç bilim kadınına verilen Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülünü aldı. Bilge Hoca mezuniyetinin ardından, tam burslu olarak dünyaca ünlü MIT’ye kabul ediliyor. MIT’de anadal olarak fizik, yandal olarak matematik ve müzik okuyor. Yüksek lisansını yine MIT’de tamamlıyor. Doktora derecesini ise Oxford Üniversitesi’nden alıyor. Nasa da bir proje kapsamında 4 yıl çalıştıktan sonra Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi yani CERN de devam ediyor kariyerine. Projesini Türkiye’de geliştirilmiş özgün malzemelerin ve elektronik bileşenlerin, uzay için toplam doz etkisi (TID) radyasyon testleri altındaki etkilerinin araştırılması ve dayanıklılığının artırılması olarak tanımlıyor. Daha sonra ODTÜ’de kurduğu laboratuvarda 15 kişilik ekibi ile beraber araştırma ve projelerini yürütüyor Bilge Hoca.

Muazzez İlmiye ÇIĞ

Son olarak Listemizin en yaşlı üyesine geldik. Kendisi Son Sümer Kraliçesi “Muazzez İlmiye Çığ” Kendisi gerçekten yıllara meydan okumuş. 1914 Yılında doğan Muazzez İlmiye Çığ 105 yaşında şuan. Sümer ve Hitit kültürlerinin en önemli araştırmacılarından olan Muazzez İlmiye Çığ, on üç kitap ve birçok bilimsel makale yazmış ve birçok ödül almıştır.
Günümüzde yaşayan en ünlü sümerolog olan Muazzez İlmiye Çığ, “yapılan son çalışmalar Sümerlerle Türklerin ilişkisini kesin olarak ortaya koymuştur. Sümerler, Mezopotamya’ya Orta Asya’dan göç ederlerken kültürlerini birlikte taşımışlardır. O nedenle, ‘Tarih Sümerlerle değil, tarih Türklerle başlar’ dememiz gerekir” der söyleşilerinde. Listemizin sonuna geldik. Sadece bu listedekiler değil, bu listeye sığdıramadığımız onlarca, yüzlerce, binlerce kadın bilim insanını tebrik ediyoruz. Onlara sandığımızdan çok şey borçluyuz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun. En güncel videolar için “Beyinsizler” youtube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fizik

22 milyon yıllık yolculuk Türkiye’de son buldu

Published

on

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Ünsalan, bir grup bilim insanıyla, Bingölün Sarıçiçek köyüne 2015 yılında düşen gök taşının izini sürdü. Doç. Dr. Ünsalan, nadir görülen bu göktaşının Mars ve Jüpiter arasındaki 4 Vesta asteroidinin güneyindeki kraterden 22 milyon yıl önce koptuğunu tespit ettiklerini söyledi. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Ünsalan ile aralarında NASA’dan görevlilerin de bulunduğu 79 bilim insanı, Bingöl kent merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Sarıçiçek köyüne 2 Eylül 2015 tarihinde düşen ve ‘Sarıçiçek’ adı verilen gök taşını araştırdı. Gök taşının yaşını, yapısal özelliklerini ve geldiği noktayı tam olarak belirleyen bilim insanlarının hazırladığı makalenin başyazarlığını ise Doç. Dr. Ünsalan yaptı. Doç. Dr. Ünsalan, ‘Meteoritics and Planetary Science’ dergisinde yayınlanan makalede yer alan bulgularla ilgili Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budaka bilgi verdi.

‘ÖNEMLİ BULGULAR ORTAYA ÇIKTI’

Yaklaşık 9 yıldır, meteoritler ve asteroit madenciliği üzerine çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Doç. Dr. Ünsalan, “NASA- SETI Enstitüsünden Dr. Peter Jenniskens ve bir öğrencimle köydeki çalışmalarımızda 343 göktaşı örneği topladık. Bu örnekleri makalede görev alan bilim insanlarına ulaştırdık. Uzmanlık alanlarına göre bilim insanları gök taşı üzerinde incelemelerde bulundu. Ortaya çok önemli sonuçlar çıktı. NASA’nın DAWN görevi kapsamında elde ettiği verilerden de yararlanarak, nadir görülen gök taşının, Mars ve Jüpiter arasındaki 4 Vesta asteroidinin güneyindeki Rheasilvia çarpma tabanında bulunan Antonia kraterinden 22 milyon yıl önce koptuğunu tespit ettik. Bu durumu ilk kez bilimsel olarak kanıtlamış olduk” dedi.

‘YÜZDE 95’İNDEN FAZLASI SÜRTÜNMEDEN DOLAYI PARÇALANDI’

Bingöle düşen gök taşının ilk oluştuğu süreçte çok daha büyük olduğunu ve dünyaya düştüğü sırada atmosferde yüzde 95inden fazlasının sürtünmeyle parçalandığını vurgulayan Doç. Dr. Ünsalan, “Dünyaya yakın asteroidlerin bir haritası mevcut. Ülkemiz de bu konuda önemli adımlar atıyor. Birçok ilde meteor takip sistemlerimiz var. Bunu daha önce TÜBİTAK projesiyle başlatmıştık. Dünyanın atmosferine yaklaşan bir meteoroidin özelliğini bilirseniz ondan kendinizi korumak için onunla nasıl mücadele edeceğinizi de bilirsiniz. 4 Vesta asteroidinden kopup da zaman içerisinde dünyamıza girebilecek olan bir takım Vesta kökenli meteoroitlerle karşılaşırsak artık nasıl bir mücadele yapabileceğimizi biliyoruz.

Atmosfere girmeden önce Sarıçiçek gök taşının büyüklüğü yaklaşık 1 metre civarındaydı. Ancak tonlarca kütlelerden bahsediyoruz. O tonlarca kütlenin yüzde 95inden fazlası sürtünmeden dolayı küçük parçalara ayrıldı. Santimlere indi. 1 metrelik bir parçanın gelmesi halinde neyle karşılaşacağımızı artık biliyoruz. Biz bunu artık çok rahat bir şekilde 20 metreye uyarlayabiliriz” diye konuştu.

‘SANİYEDE 17 KİLOMETRE HIZLA ATMOSFERE GİRDİ’

Çalışmalarda yer alan Dr. Jenniskensin bulgularıyla ilgili de bilgi veren Doç. Dr. Ünsalan, “Gök taşı dünya atmosferine girdiğinde saniyede 17 kilometre hızla ilerliyordu. Sarıçiçek köyündeki saçılma alanına bakıldığında ise gök taşının 33 kilometre irtifada parçalanmaya başladığı ortaya çıktı. Ayrıca gök taşı örneklerinde; zirkon, baddeleyit, karbon, kalsiyumca zengin piroksen, az miktarda kamasit ve troilit, merrilit, kromit, olivin ve ilmenite rastladık” dedi. Makalenin uluslararası ve 4 yıllık bir çabanın sonucu bilime kazandırıldığını söyledi.

‘TÜRK BİLİM İNSANLARI ÜLKEMİZİN ADINI DÜNYAYA DUYURUYOR’

Fizikçi ve gezegen bilimci Doç. Dr. Ünsalan’ın çalışmalarıyla Ege Üniversitesi’nin gurur kaynağı olduğunu söyleyen Rektör Budak, “Öğretim Üyemiz Doç. Dr. Ozan Ünsalan hocamızın liderliğinde uluslararası bilim insanlarından oluşan araştırma grubu bir süredir yürüttüğü çalışmayı tamamladı. Türk araştırmacımız üstlendiği görevle üniversitemiz ve ülke adına önemli bir başarıya imza attı ve gururumuz oldu. Ülkemizde ve üniversitemizde uluslararası arenada hiçbir komplekse kapılmadan işte bugün de olduğu gibi uluslararası başarılara imza atıyoruz. Ege Üniversitesi olarak bu da bize bir şey gösteriyor, Türk bilim insanları, özgüven içerisinde ülkemizin ve üniversitelerimizin adını dünyaya duyuruyor. Hocamıza bu çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum, kendisini tebrik ediyorum. Her anlamda da hocamızın çalışmalarının yanındayız” diye konuştu. Kaynak: Milliyet

Continue Reading

Uzay

Ryugu asteroidinde suyun varlığına işaret eden mineraller keşfedildi

Published

on

Japonya’ nın Ryugu asteroidine gönderdiği Hayabusa 2 uzay aracının, asteroit üzerinde suyun varlığına işaret eden mineraller keşfettiği bildirildi. Kyodo ajansını haberine göre Aizu Üniversitesi, Japonya Uzay Araştırma Ajansı ve diğer kurumlardan bir araştırma ekibi, uzay aracının kızılötesine yakın spektrometresinin (tayfölçer), Ryugu’ nun yüzeyinde “hidroksil içeren mineraller” olduğunu tespit ettiğini belirtti. Aizu Üniversitesinden Kohei Kitazato, “Ryugu’ yu, bir miktar su olduğu tahminine dayanarak hedef olarak seçme kararı yanlış değildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Eğer asteroitten alınan örnekler, Dünya’daki suyun izotoplarıyla benzer bir bileşime sahipse asteroitte su bulunduğu hipotezinin doğru olduğunun kanıtlanabileceği bildirildi. Örnekler yaşamın yapı taşları olabilecek bazı organik maddeler içeriyor. Ryugu’ dan alınan kaya örneklerinin aynı zamanda yaşamın yapı taşları olabilecek bazı organik maddeler de içeriyor olabileceği yorumu yapıldı. Araştırmacıların konuya ilişkin açıklamaları ” Science ” dergisinin internet sitesinde yayımlandı.

Japon Uzay Araştırma Ajansı (JAXA), önceki gün, Hayabusa 2′ nin, 5 Nisan’da, güneş veya uzay ışınlarına maruz kalmayan daha derin yer altı örneklerini toplamak için asteroit yüzeyine 2 kilogram patlayıcı bırakarak krater açacağını açıklamıştı. Hayabusa 2, 22 Şubat’ta Dünya’dan yaklaşık 300 milyon kilometre uzaklıktaki asteroide inmişti. Uzay aracının Güneş Sistemi’ nin oluşumuna ışık tutacak kaya örnekleri toplayarak Dünya’ya dönmesi planlanıyor.

Editör / Yazar: Ali Ekber ÖZGEN

Kaynak: https://www.japantimes.co.jp/news/2019/03/20/national/science-health/hayabusa2-detects-minerals-containing-water-ryugu-asteroid/#.XJIqrigzaUk

Continue Reading

Uzay

NASA’nın 12 milyar dolar harcadığı dev Mars roketi beklentileri karşılamıyor

Published

on

NASA’nın insanlı Mars ve Ay görevleri içi hazırladığı dev roket SLS, harcanan 12 milyar dolara rağmen bir türlü bekleneni veremiyor. Uzay ajansı roketin 2020 yılında da fırlatılamayacağını açıkladı. NASA’nın insanlı derin uzay görevleri için hazırladığı devasa roketi SLS (Space Launch System), bir türlü bekleneni veremiyor. Art arda gelen erteleme kararları ve teknik problemler nedeniyle roketin geleceği şu anda tamamıyla belirsiz bir hale gelmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen NASA başkanı Jim Bridenstine, SLS’nin 2020 yılında da fırlatılamayacağını açıkladı.

2011 yılından bu yana geliştirme süreci devam eden SLS’nin aslında 2017’de ilk görevine çıkması bekleniyordu. Ancak NASA ve roketin üretiminden sorumlu olan Boeing, geride bıraktığımız üç yıl içerisinde tam üç farklı erteleme kararı alarak roketin fırlatma tarihini 2017’den 2020’ye almıştı. NASA-Boeing ikilisi şimdiyse roketin 2020 yılında da kalkışa geçemeyeceğini söylüyor. SLS projesi NASA’nın önümüzdeki 20 yıllık insanlı uzay görevleri planları için çok büyük bir öneme sahip. Zira uzay ajansının Ay, Mars ve hatta bazı asteroitlere düzenlemeyi planladığı tüm uzay görevlerinin merkezinde SLS roketi bulunuyor.

Ancak 2011 yılından bu yana harcanan yaklaşık 12 milyar dolara rağmen roketin geleceğinin hala belirsiz olması nedeniyle şu anda ABD’de ciddi bir tartışma ortamı oluşmuş durumda. Sektörün önde gelen bazı isimleri NASA’nın daha fazla zarar etmeden projeyi derhal iptal etmesi gerektiğini bile söylüyor. Bu alanda kendisini kanıtlayan Elon Musk’ın Falcon Heavy ve Starship roketlerine yatırım yapılmasının daha uygun olacağı konusunda öneriler var.

SLS roketinin 2020 için planlanan EM-1 (Exploration Mission 1) görevinde NASA, Orion kapsülünü Ay yörüngesine fırlatıp geri getirmeyi planlıyordu. SLS’nin hazır olmaması nedeniyle bu görev şu anda elbette tehlikeye girdi. NASA başkanı Jim Bridenstine ise EM-1 görevini SLS roketi olmadan da gerçekleştirebileceklerini söylüyor.

SLS yetişmedi, Elon Musk yardıma geliyor

Bridenstine yaptığı açıklamalarda,”SLS roketinin beklediğimiz tarihte uçması mümkün görünmüyor. Projenin ne kadar zorlayıcı olduğunu şu anda çok iyi anlıyoruz. Biraz daha zamana ihtiyacımız olacak. Ancak bir konuda çok net konuşmak istiyorum. NASA olarak eğer bir söz verdiysek bu söze bağlı kalmamız gerek. 2020’de Ay yörüngesine bir görev düzenleyeceğimizi söyledik ve bunu yapmalıyız. Bu hedefi gerçekleştirmek için her türlü seçeneceği değerlendirmemiz gerekiyor.” sözlerini kullandı.

Bridenstine, özel şirketlerin ürettiği roketleri işaret ederek,”Amerika Birleşik Devletleri’nin büyüklüğünü de işte tam olarak burada görebiliyoruz. Şu anda kullanabileceğimiz tamamıyla hazır halde bulunan başka imkanlarımız da var. EM-1 misyonunu bu şekilde gerçekleştirebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Jim Bridenstine EM-1 görevi için tam olarak hangi şirketle anlaşacaklarını elbette henüz söylemedi. Ancak ArsTechnica’dan Eric Berger’in haberine göre Elon Musk’ın uzay şirketi SpaceX, şu anda hali hazırda NASA ile görüşmelere başlamış durumda. SpaceX’in Falcon 9 ve Falcon Heavy roketleriyle EM-1 görevi için rakiplerinin önünde olduğu söyleniyor.

Tabi EM-1 görevi SpaceX roketleriyle başarılı bir şekilde tamamlansa dahi NASA, SLS projesindeki başarısızları nedeniyle eleştirilerin odağı olmaya devam edecek. Son ertelemelerle beraber roketin maliyetinin 14 milyar dolara çıktığı belirtiliyor. Ayrıca SLS’nin üretim ve kalkış maliyetlerinin çok pahalı olması ve teknoloji anlamında da SpaceX’in Falcon Heavy ve Starship roketlerinin gerisinde kalması nedeniyle de ciddi eleştiriler gelmeye devam ediyor.

SLS, başarıyla tamamlanması halinde insanlığı Ay’a götüren Saturn V’i de geride bırakarak tarihin en güçlü roketi ünvanını eline geçirecek. Devasa roket aynı zamanda SpaceX’in Falcon Heavy roketin de yaklaşık 1.8 kat daha güçlü olacak. Bakalım Space Launch System’ın ilk kez kalkışa geçtiği tarihi anları görebilecek miyiz.

Editör / Yazar: İsa EKİCİ

Kaynak: https://arstechnica.com/science/2019/03/nasa-to-consider-use-of-private-rockets-for-first-orion-lunar-mission/

Continue Reading

Öne Çıkanlar