fbpx
Bizi Takip Edin

Yaşam

Hava Kirliliği ve Gürültünün Kalp Krizi Riskini Arttırıyor

Yayınlandı

üzerinde

Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlanan ve İsviçre Halk Sağlığı Enstitüsü tarafından yürütülen yeni bir araştırmada, hava kirliliği ve gürültünün kalp krizi riskini arttırdığı tespit edildi. Sadece hava kirliliği birçok olumsuz sağlık problemini ortaya çıkarır (Kalp ve damar hastalıkları, enfeksiyon, grip vb.). Hava kirliliğinin yüksek olduğu yerlerde ulaşımın neden olduğu gürültü kirliliği de yüksektir.

İsviçre’de yapılan araştırmada, bu iki unsurun kalp krizi riskini arttırdığına ulaşıldı. Çalışma, 2000’den 2008’e kadar İsviçre’de kalp krizinden ölen 19,261 kişiyi içerdi. Hava kirliliği uydu ve coğrafi veriler kullanılarak modellenirken; ulaşım kaynaklı gürültü kirliliği de uydu modellemeleri ile tespit edildi. Hava kirliliğinin yüzde 5.2, gürültü kirliliğinin yüzde 3.4 oranında kalp krizi riskini arttırdığı ve iki unsurun da aynı anda etkili olduğu yerlerde yüzde 18 oranında kalp krizi riski olduğu tespit edildi.

İsviçre Çevresel Riskler ve Sağlık Birimi Başkanı ve yayınlanan araştırmanın başyazarı olan Martin Röösli ”Çalışmamızda; ulaşım kaynaklı gürültü kirliliğinin, normal desibel seviyesine göre kalp krizini yüzde 2.3 daha fazla tetiklediğini öğrendik. Hava kirliğinin kalp ve damar hastalıklarına olan etkisi zaten bilinen durumdu. Ancak hem hava hem de gürültü kirliliğinin oluşturduğu kombinasyon bu riski daha fazla arttırıyor. Bu durumun önüne geçmek için politik kararlar alınmalı. Bu durumdan sadece 1-2 kişi değil bütün dünya etkileniyor.” dedi.
Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/10/181024112244.htm
Editör / Yazar: Kuzey KILIÇ

Reklam Alanı
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Kusursuz Şekilli Kan Pıhtıları Öksüren Adam Doktorları Şaşkına Çevirdi

Yayınlandı

üzerinde

Bu resim size kusursuz bir kan damarını çağrıştırıyor olabilir. Ancak öyle değil. Bu, içerisinde birikmiş pıhtılaşmış kan bulunan ve kalp yetmezliğinden ölen bir adamın sağ akciğerindeki hava geçiş kanallarının mükemmel bir görünümü. Elbette hasta tarafından öksürülerek dışarı atılan şey akciğerin bir parçası değil. Bir akciğerin öksürülerek dışarı atılması mümkün değildir. Bronşiyal kan pıhtıları ismi verilen bu görüntü son birkaç yılda nadirde olsa görüldü. 2010 yılında lupus olan 57 yaşındaki bir kadın, 2005 yılında 25 yaşındaki başka bir hamile kadın ve 2015 yılında 80 yaşındaki bir erkek öksürdüğünde böylesine kusursuz bir kan pıhtısı ağzından dışarı çıktı.

Bunu özel kılan ise hastanın bu pıhtıyı tek parça halinde öksürmesidir. Doktorlar bu durumun oldukça nadir görüldüğünü ve şaşkın olduklarını beyan ediyor. 36 yaşında bir erkek hasta, kalp yetmezliği teşhisiyle uzun bir süre yaşadı. Hastalığının akut bir hale geldiği son dönemlerde ise tedavi edilirken bu kan pıhtısını öksürdü. Doktorlar tarafından kalbin kan pompalamasına yardımcı olabilmek için hasta bir cihaza bağlandı. Ancak bu cihazlar kan pıhtılarına neden olabiliyor. Bunu önlemek için hastaya sürekli olarak Heparin ismi verilen bir antikoagülanin füzyonu verildi. Koagülasyon haricinde, Vücut kendini onarabilmek için kan damarları iç kanamaya sebebiyet verebilecek şekilde küçük damlalar oluşturabilir. Kanama akciğerin etrafına kan taşıyan damarlarda meydana gelirse, oradaki hava kanallarında bir birikme yaşanır.

Hastaya olan tam olarak buydu. Doktorlar Impella cihazını bağlayıp, Heparin tedavisini uyguladıktan bir sonraki hafta süresince hasta küçük kan pıhtıları öksürmeye başladı. En sonunda ise hasta devasa boyutlarda bir kan pıhtısı öksürdü. Doktorlar bu pıhtı ortaya çıktığında bunun insanın sağ bronş ağacının mükemmel bir görüntüsü olduğunu gördü. Bu pıhtının bütünlüğünü koruyan şeyin, pıhtılaşma süreci için hayati olan fibrinojen olarak isimlendirilen protein olduğuna inanıyorlar. Hasta antikoagülan olsa da enfeksiyon kanında yüksek bir fibrinojen seviyesine neden oldu vebu durum öksürürken pıhtıyı bütün halinde tuttu. Bu pıhtının akciğerinden çıkmasından sonra hasta daha iyi hissetmeye başlamasına ve biraz daha pıhtı öksürmesine rağmen, kalp yetmezliği şikayetleri arttı. Hasta kalp yetmezliğine bağlı komplikasyonlar sebebiyle bir hafta sonra öldü.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/a-man-coughed-up-this-perfect-blood-clot-and-doctors-don-t-understand-how

Devamını Oku

Bilim

Kızamık Yeniden Dünya Geneline Yayılma Eğilimi Gösteriyor

Yayınlandı

üzerinde

Dünyanın hemen her köşesinde kızamık virüsü yeniden canlanma eğilimine girdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, geçen yıl dünya çapında yüzde 30’dan fazla oranda görülen kızamık vakalarının sayısı arttı . Uzmanlar, yıllardır bunun gibi bir şey olabileceği konusunda uyarı yayınlıyor. Çünkü kızamık iki dozluk bir aşı ile kolayca önlenebilir olsa da, salgınların ortaya çıkmasını önlemek için yüzde 95’lik bir aşılama kapsamı gerekiyor. Son 10 yıl içerisinde hedeflenen aşılama kapsamı yüzde 85 rakamını geçemedi.

2017’de yayınlanan yenş bir raporda dünya üzerindeki altı WHO bölgesinin beşinde kızamık vakalarında artış görüldüğü saptandı. Bu artışlar özellikle Amerika, Doğu Akdeniz, Avrupa’da en yüksek seviyede. Sadece Batı Pasifik’te görülen kızamık vakalarında azalma meydana geldi. DSÖ Programları Genel Müdür Yardımcısı SoumyaSwaminathan, ‘Aşılama kapsamını arttırmak ve kızamığa bağışıklığı olan çocukların sayısında yükselme meydana gelmesi halinde bu yıkıcı ama tamamıyla önlenebilen hastalığa karşı topluluklar korunabilir’ açıklamasında bulundu. Bunun dünya için anlamını kavrayabilmek adına sadece birkaç nesle bakmak yeterli olacaktır. Kızamık aşısının ortaya çıkmasından yani 1963 yılından önce dünyada her yıl en az bir büyük kızamık salgını meydana geliyordu. Bu salgınlarda yılda ortalama 2.6 milyon insan hayatını kaybetti.

1963’te sadece 5 yıl sonra bu son derece bulaşıcı ve potansiyel olarak ölümcül hastalığın ortadan kaldırıldı. ABD, Avustralya, İngiltere, Japonya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde kızamık hastalığının ortaya çıkma rakamları neredeyse sıfır düzeyine geldi. Alınan önlemler sonucunda kızamık aşısı yüzyılın başından bu yana 21 milyonun üzerinde hayat kurtardı. Bu hastalıktan küresel ölüm oranı sadece 17 sene içerisinde yüzde 80 dolayında düştü. Ancak yıllar süren ilerlemeden sonra, fon sağlamadaki yetersizlikler ve yanlış bilgilendirme gibi sebeplerle kızamık hastalığının görülme rakamlarında ciddi artışlar meydana gelmeye başladı. Swaminathan , ‘Kızamığın yeniden canlanması, bölgeler arasında ve özellikle de kızamık eliminasyonunu gerçekleştiren veya buna yakın olan ülkelerde geniş çaplı salgınlarla ilgili ciddi endişe kaynağıdır ‘diyor.

2017 yılında yayımlanan bir rapor, dünya çapında 20.8 milyon bebeğin ilk kızamık aşısını almayı başaramadığını buldu. Aşı İttifakı Gavi’nin CEO’su SethBerkley, “Kızamık vakalarındaki artış şaşırtıcı değil” diyor. Şaşırtıcı değil, çünkü çoğu kamu sağlığı uzmanı bunun yıllardır geldiğini gördü. WHO ve ortakları gibi örgütler Kızamık & Kızamıkçık Girişimi kurarak bilinçlendirme çalışmaları yürüttü. Yayımlanan raporlarda kızamıkla ilgili acil eylem çağrısı yapılıyor. Bu alanda sürekli yatırımlar yapılması gerektiği vurgulanıyor. Böylece en yoksul ve marjinal topluluklar arasında rutin aşılama hizmetleri güçlendirilebilir. Aynı zamanda, bağışıklamalara yönelik halk desteğinin, aşılarla ilgili yanlış bilgilendirmenin ve tereddütle mücadelenin mümkün olduğu kadar çabuk ve en kısa sürede sağlanmasını da raporda vurgulanıyor. Aksi halde kızamık salgınlarının gittikçe artan bir boyuta geleceği ön görülüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/measles-is-making-a-comeback-around-the-world-as-vaccination-rates-languish

Devamını Oku

Yaşam

Kanada’da Bulunan Devasa Mağarayı Daha Önce İnsan Gözü Görmemiş Olabilir

Yayınlandı

üzerinde

Kanada’nın vahşi doğasına gizlenmiş olan büyük bir mağara geçtiğimiz günlerde araştırmacılar tarafından keşfedildi. Bu çarpıcı doğal boşluk devasa boyutlara sahip olmasına rağmen, araştırmacılar mağaranın daha önce hiçbir insan tarafından görülmemiş olabileceğini düşünüyor. Kaşifler tarafından bulunan inanılmaz genişlikteki mağara engebeli bir arazide gizleniyor. İngiliz Columbia’sWellsGrayProvincial Park’ın engebeli arazisinde gizlenen dev mağara, inanılmaz derecede geniş.

Yerbilimci CatherineHickson mağarayla ilgili yaptığı açıklamada, ‘Benim ilk tepkim böyle bir mağaranın var olamayacağı yönündeydi’ açıklamasında bulundu. Oldukça büyük ebatlara sahip olan mağara bilim insanlarını büyük ölçüde şaşırttı. Henüz resmi olarak isimlendirilmemiş olan dev mağara ilk kez Nisan ayında bir karibu sayımı uçuşu sırasında helikopterle görüldü. Tamamıyla tesadüf eseri keşfedilen böylesi devasa bir mağaranın bunca yıl fark edilmemiş olması araştırmacıları şaşkınlığa uğratıyor. Yaklaşık olarak 100 metre uzunluktaki mağara, 60 metre genişliğe sahip bir kavernöz ağız içerisinde yer alıyor.

Bu ölçülen sadece açılıkta olan bölümün büyüklüğü. Araştırmacı ve speleolojist John Pollack, Eylül ayında mağarayla ilgili bir keşif turuna çıktı. Pollack keşif sonrası verdiği demeçte, ‘Dünyanın en büyük mağaralarından birisini buldum ve bu mağaranın sadece Kanada standartlarına göre değil, tüm dünyadaki mağaralarla kıyaslandığında muazzam bir girişi var’ açıklamasında bulundu.
Araştırmacıların kafasını kurcalayan soru, mağara Kanada’daki en büyük mağaralardan birisi olmasına rağmen şimdiye kadar neden keşfedilmedi? Bunun sebebinin mağaranın bulunduğu alanın bundan 20 ila 50 yıl öncesine kadar bir kar tabakasıyla örtülü olması olduğu düşünülüyor. Aynı zamanda son derece uzak ve erişilmesi zor vadi konumu mağarayı gözlerden uzak kıldı.
Bilim insanları mağarayla ilgili daha fazla keşif yapabilmek için bir gezi planlıyor.

Kaynak: https://www.sciencealert.com/gigantic-unexplored-cave-hidden-in-canada-may-never-have-been-seen-by-human-eyes

Devamını Oku

Öne Çıkanlar