Karıncalar Sosyal Bağlar Oluşturmak İçin Birbirlerinin Ağızlarına Kusarlar

Karıncaların tıpkı insanlar gibi sosyal ağları vardır ancak bilgi alışverişi yapmak yerine birbirlerinin ağzına kusarlar.

Çoğu böceğin ön bağırsağı, orta bağırsağı ve arka bağırsağı vardır. İsviçre’deki Fribourg Üniversitesi’nde Sosyal Akışkanlar Laboratuvarı’nda yardımcı doçent Adria LeBoeuf, “Ancak, sosyal böcekler için ön bağırsak bir tür ‘sosyal mide’ haline geldi” dedi. Bulguları açıklayan yeni bir çalışmanın baş yazarı LeBoeuf, orta bağırsak ve arka bağırsak içeriği sindirirken ön bağırsak içeriğini paylaştığını söyledi.

Karıncalar Sosyal Bağlar Oluşturmak İçin Birbirlerinin Ağızlarına Kusarlar
İki Yaprak Kesici karınca yiyecek aktarıyor, Guadeloupe Ulusal Parkı, Guadeloupe. (İmaj kredisi: Doğa Resim Kitaplığı / Alamy)

Trofalaksi veya yiyeceği başka bir organizmanın ağzına geri getirme eylemi, karıncalar gibi oldukça sosyal türlerde çok yaygındır. Bir troflaksi olayı sırasında, besinler ve proteinler bir bireyin sosyal midesinden diğerine geçer ve bu alışverişler dizisi yoluyla karıncalar, koloninin her bir üyesini diğer herkese bağlayan bir “sosyal dolaşım sistemi” yaratırlar.

Marangoz karıncalar (Camponotus) bu besinleri sürekli olarak birbirlerine bu şekilde iletirler. LeBoeuf, WordsSideKick’e verdiği demeçte, bir koloniye bakarsanız, bir dakika içinde “20 troflaksi olayı” görebilirsiniz.

Bu nedenle, çalışma yazarları, karıncaların birbirlerinin ağızlarına kusarak sadece besin alışverişinde bulunmadıklarını yazdı. Karıncalar, bu kaynaklara ihtiyaç duyan bireyler tarafından toplanmak üzere enerji ve bilginin koloni boyunca sürekli olarak dolaştığı, sindirimi kolaylaştıran bir sosyal ağ oluşturuyorlar. Bu, beyninizin bir hormon salgılayıp onu dolaşım sisteminize geçirmesine ve sonunda karaciğerinize ulaşmasına çok benzer.

Karıncalar Sosyal Bağlar Oluşturmak İçin Birbirlerinin Ağızlarına Kusarlar
Karıncalar Sosyal Bağlar Oluşturmak İçin Birbirlerinin Ağızlarına Kusarlar

Lebouf, bir karınca kolonisini tek tek karıncaların bir koleksiyonu olarak değil, koloninin esasen bir vücutmuş gibi işlev gördüğü bir “kolonyal süperorganizma” olarak düşünür. Bir vücudun ortak bir amacı desteklemek için görev yapan doku ve organlara sahip olması gibi farklı görevleri olan karınca grupları da süper organizmanın doku ve organları olarak düşünülebilir. Toplayıcılar yiyecek toplar, hemşireler gençlere bakar, işçiler tünel kazar vs.

Fribourg Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olan baş yazar Sanja Hakala, “Karıncaların bu sιvιları neden paylaştığını anlamamıza yardımcı olmak için, değiş tokuş ettikleri proteinlerin bir bireyin kolonideki rolüyle mi yoksa koloninin yaşam döngüsüyle mi bağlantılı olduğunu araştırdık.” dedi.

En son deneyleri için LeBoeuf ve Hakala hem vahşi kolonilerde hem de laboratuvarda yetiştirilen kolonilerde marangoz karıncaların sosyal mide içeriğini analiz etti. Analiz sonucunda karınca kolonilerinde 519 protein tespit ettiler. Bu proteinlerin 27’si; koloninin yaşı, koloninin yeri gibi bilgileri bizlere gösterdi.

Karıncalar Sosyal Bağlar Oluşturmak İçin Birbirlerinin Ağızlarına Kusarlar

LeBoeuf, işçilerin yiyecek aradığını, bu yiyeceği belirli proteinlere dönüştürdüğünü ve ardından bu proteinleri etrafa aktardığını söyledi. Bir koloni olgunlaştıkça daha fazla besin depolama proteini dolaşıma girer bu nedenle eski kolonilerde bu proteinler genç kolonilere göre daha fazla bulunur.

LeBoeuf, WordsSideKick’e “Çoğu zaman karınca kolonilerindeki yetişkinlerin yemek yemesine bile gerek yok. Bunun yerine sosyal dolaşım sayesinde kendilerine ulaşan proteinleri p∂rçaIayarak yemek ihtiyaçlarını gideriyorlar.”

LeBoeuf ve meslektaşları, hangi proteinlerin nerede bulunduğunu analiz ederek, genç ve olgun koloniler arasındaki farkı söyleyebilmenin yanı sıra doğal yaşamda ve laboratuvarda yetiştirilen kolonileri ayırt edebildiler.

Ekip, tek bir karıncanın kolonide oynadığı rol sosyal mide içeriğiyle de belirlenebilir. Yavrulara bakan sözde hemşire karıncalar, gelecek nesillere bakmak amacıyla hayatta kalmalarını sağlamak için koloninin diğer üyelerinden daha yüksek miktarda yaşlanma karşıtı proteinlere sahip olma eğilimindeydi.

LeBoeuf, “Artık bazı şeylerin belirli bireylerde üretildiğini ve diğer bireylerde sona erdiğini biliyoruz, bu da heyecan verici.”

Ancak hala cevaplanması gereken birçok soru olduğunu söyledi. Örneğin ekip, toplayıcıların hemşirelerden daha yüksek konsantrasyonlarda besin depolama proteinlerine sahip olduğunu ancak hemşirelerin bu proteinleri daha hızlı ürettiğini fark etti. Araştırmacılar bunun sebebini tam olarak açıklayamıyorlar.

Muhammed Ragıb ÇALIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Solucan Delikleri Var Mı? Gerçekten solucan deliklerinden geçebilir miyiz?

Antik Mısır’da Mumyalama İçin Kullanılan Malzemeler Ortaya Çıktı!