fbpx
Connect with us

Uzay

Bilim İnsanları, Büyük Patlamayı Test Etme Olanağını Buldular

Published

on

Bilime göre Büyük Patlama evrendeki tüm madde ve enerjinin genişlemesiyle başladı.Kozmolojik modellere göre büyük patlamanın tarihi 13.800.000.000 yıl önceye dayanıyor. Bu “kozmik enflasyon” döneminin evrenin genişlemesini açıkladığına inanılmaktadır. Büyük patlama, evrenin ölçek yapısı ile neden uzay ve Kozmik Mikrodalga Arkaplanının (CMB) tüm yönlerde büyük ölçüde homojen olduğu açıklamaktadır. Ancak bugüne kadarkozmik enflasyon senaryosunu kanıtlayabilecek veya alternatif teorileri dışlayabilecek hiçbir kanıt bulunamamıştır. Harvard Üniversitesi ve Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden (CfA) bir astronom ekibi tarafından yapılan yeni bir çalışma sayesinde, bilim insanlarıBigBang kozmolojik modelinin önemli parçalarından birini test etmenin yeni bir yolunu buldu.

Araştırma, Harvard Üniversitesi’nde kıdemli öğretim görevlisi Frank D. Baird, Astronomi Kürsüsü öğretim görevlisi olan XingangChen ve Abraham Loebile Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü’nde doktora sonrası öğretim üyesi olan Zhong-ZhiXianyu tarafından yürütülmüştür. Özetle, fiziksel kozmolojide kozmik enflasyon teorisi, BigBang’den 10-36 saniye sonra tüm maddenin ve enerjinin yoğunlaştığı tekilliklerin genişlemeye başladığını belirtir. Asıl genişlemenin Büyük Patlama sonrası 10 ile 32 saniye arasında olduğu ve sonrasında evrenin büyümesinin yavaş bir şekilde devam ettiği kozmik enflasyon teorisinin temelini oluşturuyor. Evrenin ilk genişlemesi ışığın hızından daha hızlıydı. Böyle bir dönemin var olduğu teorisi kozmologlar için yararlıdır. Çünkü evrenin birbirinden çok uzak olan bölgelerde neredeyse aynı koşullara nasıl sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olur. Temel olarak eğer kozmos şu anda gözlemleyebileceğimizden daha büyük olacak şekilde şişirilmiş olan küçük bir hacim hacminden kaynaklanıyorsa, Evrenin büyük ölçekli yapısının niçin neredeyse eşit ve homojen olduğu da bu teoriyle açıklanmaktadır.

Bununla birlikte bu, evrenin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili tek açıklama değildir. Enflasyon senaryosu tutarlı olmakla birlikte çok sayıda enflasyon modeli bulunmaktadır. Loeb ve meslektaşları, yaptıkları çalışmalarda enflasyonu alternatif senaryolardan ayırt etmede modelden bağımsız bir yöntem geliştirdiler. Bilim insanları, ilkel evrende muazzam alanların zamanın bir fonksiyonu olarak ilk Evrenin ölçeğini doğrudan kaydedecek olan kuantum dalgalanması ve yoğunluk bozukluklarını deneyimleyeceklerini ileri sürüyorlar. Yani bir çeşit evrenin standart saati olarak hareket edilecektir. Araştırmacılar, bu alanlardan yoğunluk ve çeşitli varyasyonlarda gelen sinyallerin, ölçülerek bulunabileceğini iddia ediyorlar.

Çoğu senaryoda, erken evrende muazzam bir alana sahip olmak doğaldır. Belirli bir uzaysal ölçekte büyük alandaki pertürbasyonlar, potansiyel bir kuyuda yukarı ve aşağı doğru giden bir top gibi zaman içinde salınım yapar ama pertürbasyonların evrimi de göz önüne alındığındamekansal ölçekte hem de arka plan ölçekteki faktörlere bağlıdır.” Araştırmacılar, bu pertürbasyonun günümüzde evrendeki astronomların gözlemlediği herhangi bir yoğunluk varyasyonunun kaynağı olacağını söylüyor. Bu varyasyonların nasıl şekillendiği, arka plan evreninin gözlemlenmesiyle belirlenebilir. Kısacası Loeb ve meslektaşları, mevcut enstrümanlar kullanılarak ölçülebilecek bir potansiyel sinyali tespit ettiler. Yeni salınım sinyali, ilkel yoğunluklu pertürbasyonların güç spektrumundadır. Sinyallerin incelenmesi neticesinde büyük patlamayla ilgili daha çok bilgi edinilebileceği düşünülüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/scientists-say-they-ve-come-up-with-a-way-to-test-once-and-for-all-whether-the-big-bang-actually-happened

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uzay

Pentagon neden UFO’larla ilgileniyor?

Published

on

Amerikan ordu pilotları ve kaptanları tanımlanmayan uçan cisimler bildirdiklerinde deli muamelesi görmezler hatta yeni yasalar bu tarz şeyleri bildirmelerini destekliyor. Buna rağmen Pentagon birkaç yıl önce UFO araştırmalarından birini daha iptal etti. Peki ne değişti? Amerikan ordusu uzaylıların bizi ziyaret edeceği fikrinden vaz mı geçti? Büyük ihtimalle hayır. Doğal olayları doğaüstü olarak yorumlama alışkanlığımız çok eskilere dayanıyor. Örneğin fok balıklarının deniz kızı sanılması ya da İskoçların kıyıya vuran kütükleri canavar sanmaları. Daha güncel bir örnekse SpaceX roketlerinden birinin ardında bıraktığı ışıltının farklı şekillerde yorumlanması. Eski bir askeri danışman olarak şunu söyleyebilirim ki Pentagon’un bunu yapma sebebi büyük ihtimalle bu tarz yanlış anlaşılmaların önüne geçmek olduğunu söyleyebilirim. Bu uçan objelerinin henüz tanımlamadığının anlaşılması hedefleniyor. Her şart altında uçakların karşılaştıkları bir objeyi tanımlayabilmeleri çok önemlidir. Şanslıyız ki günümüzdeki gelişmiş teknoloji sayesinde bu objeleri tanımaya bir adım daha yakınız.

Tanımlanabilen Uçan Objeler

‘Durumsal Farkındalık’ bulunduğun çevrenin tamamen farkında olmak anlamına gelen bir askeri terimdir. UFO’ lar ise bu farkındalık durumunu bozar. Bir pilot hava sahasında tanımlayamadığı bir cisim gördüğünde diğer pilotlara ve hava kontrol uzmanlarına o sırada o hava sahasında neler gördüklerini sorar. Şu an yıllık UFO ihbarı sayısı 8.000. Bunların kaçının askeriye tarafında yapıldığıysa belirsiz. Onlarca şahite, ses kaydına ve videoya rağmen hakkında en çok kanıta sahip olunan vakalar bile sonuçlandırılamıyor. UFO’lar aslında askeriyenin tanımlama sistemlerini geliştirmeleri için büyük bir olanak. Gelecekte bazıları anlık olarak tanımlama dahi yapabilir çünkü bu cihazlar sensörlerle kaplı ve radyo alıcıları gibi pasif değiller. Radar ve sonar cihazları gibi aktif ve uydular tarafından takip edilen cihazlardan söz ediyoruz.

Eksiksiz Bir Portre

Sensörler hız, şekil, sıcaklık gibi verileri kaydetseler de artık askerî görevliler sensörlerle UFO’ ların otonomisi ve gelişmişlik dereceleri hakkında da bilgi toplamayı amaçlıyor. Tüm bunlarla ekstra bilgiler elde edilip çevredeki diğer araçlar ve uydulardan alınan bilgilerle eksiksiz bir portre çizmeyi amaçlıyor. Şimdilik UFO’lardan elde edilen bilgiler bizim için önemli çünkü yapay zekanın en önemli özelliklerinden birisi sistemin kendi içinde güvenilir olması. Örneğin meşhur bir Google deneyindeki yapay zeka kimlik tanıma robotu panda fotoğrafındaki birkaç kare değiştirilerek maymuna benzetildiğinde başarısız olmuştu.

Kısacası kendimiz yeterince bilgi edinene dek bilgisayarları UFO’ ları tanıyacak şekilde kodlayamıyoruz. Ilk adım ordunun bu konuda yeterli bilgi toplaması olacak. Bu konuda kendimizi geliştirdikçe yapay zeka uygulamalarını kullanarak daha kapsamlı ve bütüncül bilgiler elde edebileceğiz. Ardındansa gökyüzündeki UFO sayısı elle sayılabilir düzeyde olacak çünkü çoğunu tanımlayabiliyor olacağız.

Editör / Yazar: Şeyma SÜRÜCÜ

Kaynak: https://www.livescience.com/65512-why-ufos-interest-the-pentagon.html

Continue Reading

Uzay

Neolitik Çağ Alet Kültürü

Published

on

Bıçak aletleri gelişim göstermiştir, örneğin tarım aletleri. Neolitik çağ yaklaşık olarak 6,000 yıl önce, insanların ilk yerleşim hayatına geçtiği ve tarımla ilgilenmeye başladığı dönemle beraber başlamıştır. Çakmaktaşından hazırlanmış kazıcı gibi çeşitli aletlerden silah ve alet yapımına devam etmişlerdir. Ancak Neolitik çağda taş aletlerin yeni çeşitleri de görülmüştür. İlk etapta çakmaktaşından yapılmış ok başının evrensel niteliği yerine mikrolit kullanımından uzak olan, ok ve mızrağı bileşen bir silah yapma eğilimi vardı. İkinci olarak hasat için ihtiyaç duyulan, çakmaktaşından yapılmış tırpan gibi aletler üretildi.

Neolitik aletlerin tümü üzerinde rötuş yapılmıştır, baskıyla pullanmışlardır, aletlere karakteristik bir görüntü verilmiştir ve tüm emek ve zahmetle cilalanmışlardır. Ve tekrar kendilerine has bir görüntü verilmiştir. Pullu aletler Neolitik çağda yapılmaya devam etmiştir ancak daha erken döneme ait pullu aletlere göre çok daha kabaca yapılmıştır.

Taş Aletlerin Evrimleşmesine Dair Kısa Çıkarımlar

kredi: Quintana Müzesi – Neolitik Orak

Taş aletler erken dönem Oldowan ’dan, Aşölyen, Musteryen ve Üst Paleolitik döneme doğru karmaşık bir hal almıştır. Ve aletler üretimlerinin her bir adımında çok daha fazla zamana ve gösterilmesi gereken yüksek efora ihtiyaç duymuşlardır. Oldowan kültürüne ait olan bir alet yapım aşamasında daha az darbeye ihtiyaç duyarken Aşölyen el baltası yaklaşık olarak 50; bir Musteryen kesicisi aşağı yukarı 100 ve bir Üst Paleolitik kesici bıçağı ortalama 250 darbeye ihtiyaç duyar. Çok daha fazla zaman ve enerji harcayarak yapılan daha karmaşık aletlerin elbette ki faydası olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

Editör / Yazar: Meltem TERZİOĞLU

Kaynak: https://humanevolutionb36.weebly.com/cultural-evolution.html

Continue Reading

Uzay

10 Bulaşıcı Hastalığın 6′ sı Hayvanlardan Geliyor

Published

on

10 Bulaşıcı Hastalığın 6’sı Hayvanlardan Geliyor CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ) Bunlar İçin Çok Kaygılanıyor. İnsanları etkileyen bulaşıcı hastalıkların yarısından fazlası hayvanlardan gelmektedir. Şimdi, ilk kez Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, hayvanlardan – zoonotik hastalıklar olarak isimlendirilen- yayılan ilk sekiz hastalığın bir listesini yayınlıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ‘nin 6 Mayıs’ta yayımlanan listesinde; bazı grip türleri, Salmonella enfksyonu, West Nile virüsü, veba, Orta Doğu respiratuar sendromu, kuduz, bruselloz (bakteriyel bir enfksyon) ve Lyme hastalığı gibi yeni ortaya çıkan koronavirüsler yer alıyor. ABD Tarım ve İçişleri Bakanlığı uzmanlarının yanı sıra CDC uzmanlarıda , geçen Aralık ayında Washington, D.C.’de düzenlenen bir atölye çalışması sırasında 8 hastalığı listeye aldı.

Bu listedeki “Sekiz hastalık” ; hastalığın salgın veya salgın hastalığa neden olma potansiyeli, hastalığın ciddiyeti, ekonomik etkisi, ABD’de de hastalığın yayılma potansiyeli ve biyoterörizm potansiyeli temel alınarak, seçildi. “Bir salgın hastalığın beklenenden daha fazla bir popülasyonu etkilediğinde; bu salgın hastalığın dünya çapında bir salgın olduğu kabul edilir” .  Mesela gribi ele alalım.

Grip; kediler, köpekler ve yarasalar dahil birçok farklı hayvanı hasta edebilir. Virüsler, belirli türlerin içinde yer almasına rağmen, virüsler her zaman değişime uğrarlar. Nadir durumlarda virüs, hayvalanlardan insanlara bulaşır , buradan da diğer insanlara yayılmasına izin verecek şekilde mutasyona uğrayabilir.

Live Science’ ın Mart ayında bildirdiği gibi, grip salgınları tipik olarak hayvanlardan sıçramasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Örneğin, 2009 gribi salgını “ domuz gribi “ domuzlardan geldi. Ve dünyadaki milyonlarca insanı öldüren “1918 gribi” salgını kuşlardan kaynaklandı.

Listedeki diğer zoonotik hastalıklar, CDC’ ye göre; ABD’de her yıl yaklaşık 1,2 milyon hastalığa yol açan Salmonella bakterilerinin neden olduğu salmonelloz hastalığıdır. İnsanlar, bakterileri barındıran yiyecekleri yerlerse ,bu bakteriler ile enfekte olabilirler.

Ayrıca bu listede, hayvan ısırıklarından yayılabilen bir virüsün neden olduğu kuduz olarak bilinen çok nadir, ancak çok ciddi bir zoonotik enfksyon vardır.

Listede sivrisineklerden bulaşabilen Batı Nil virüsü ve enfekte kenelerin ısırmasından kaynaklanan bir hastalık olan Lyme hastalığı da yer alıyor. Veba (evet, hala var); bakteri Yersinia pestis ile enfekte olmuş hayvanlardan insanlara bulaşabilir. Veba, Orta Çağlardan farklı olarak, şimdi antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Buna rağmen rapor, bir veba biçiminin – ölümcül pnömonik vebanın – salgın hale gelinceye kadar yayılma potansiyeline sahip olduğu ve bakterilerin de biyo-terörizm maddesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmasını öngörmektedir.

Editör / Yazar: Neslihan Çakmak

Kaynak: https://www.livescience.com/65417-top-concerning-zoonotic-diseases.html

Continue Reading

Öne Çıkanlar