Bizi Takip Edin

Ekoloji

Bilim İnsanları Polar Vortex’in Değiştiğini Fark Etti

Yayınlandı

üzerinde

Bilim adamlarına göre, iklim değişikliği Arktik’te (Kuzey Kutbu Dairesi) ciddi hasara neden oldu. Yapılan bir çalışma kutupsal girdabın ortadan kaybolduğunu, bu durumun da ABD ve Avrupa’daki bazı bölgelerde kışların daha uzun sürmesini sağlayacağı, yıl boyunca soğuk ve sıcaklıklarda dalgalanmalar yaşanacağını ortaya koydu.
Kutup girdabı, kış aylarında Arktik çevresinde dönen serin bir havanın bulunduğu alandır. Vorteksin parçalara ayrılmasıyla kuzey yarım kürede kış sonu ve erken ilkbaharda olağandışı soğuk koşullar yaşanabilir. Bu değişim 2014 yılında son kez gerçekleşti. Bölgede aslında iki kutupsal vorteks bulunuyor. İlki Dünya yüzeyinin yaklaşık 19.800 metre (65.000 fit) üzerinde uzanan stratosferik kutuplu girdap; ve yüzeyin yaklaşık 5,500 ila 9,100 metre (18,000 ila 30,000 fit) arasında uzanan troposferik kutup girdapları.
Polar-Vortex-shift
Genellikle, meteorologlar kutupsal girdap hakkında konuşurken, New York gibi orta enlemde bulunan şehirlere soğuk hava dalgası gönderen troposferik girdaptan bahsediyorlar. Fakat bu çalışma, orta enlemlerde hava üzerinde daha büyük ancak daha ince bir etkiye sahip olabilecek stratosferik kutupsal girdap üzerinde yoğunlaştı. Son 30 yıllık uydu verilerini inceleyen araştırma ekibi, stratosferik polar vorteksin Avrasya kıtasına doğru gittikçe arttığını ve son 30 yılda giderek zayıfladığını gözlemledi. Bu sıcak hava seven kişiler için iyi gibi görünebilir, ancak daha zayıf bir kutupsal vorteks, kırılma olasılığı daha yüksek olan bir girdap anlamı taşıyor ve bu kırılmalar, olağandışı geç dönem kış patlamalarına sebep oluyor. Kutup girdabı kuvvetli olduğunda, tersine kutup dairesindeki soğuk havayı çok iyi muhafaza eder.

Kutupsal vorteksin zayıflaması yeni bir bilgi değil. Son yıllarda birçok araştırmacı tarafından ortaya kondu. Yapılan çalışma diğerlerinden farklı olarak vorteksin Şubat ayı itibariyle Kuzey Amerika’dan Avrupa ve Asya’ya doğru ilerlediğini ve yaşanan bu değişimin ABD’nin doğu kıyılarında ve dünyanın diğer bölgelerinde havanın daha soğuk olmasına sebebiyet vereceğini ortaya koydu. Girdaptaki bu değişim, kuzey kutup dairesindeki buz örtüsünün azalması, Avrasya’da ise kar örtüsünün artmasıyla yakından ilgili.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/worrying-scientists-find-polar-vortex-shifting/

Devamını Oku
Yorum için tıklayın

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ekoloji

Bir Pasifik Adasının Kaybolması Beklenirken, Adanın Daha Fazla Büyüdüğü Anlaşıldı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Polinezya’da bulunan Tuvalu adasının deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte okyanus tarafından yutulması bekleniyordu. Ancak yapılan yeni araştırmalar, ülkenin toprak kütlesinin batmak yerine daha da genişlediğini gösteriyor. Bulgular Tuvalu’nun 1971 ve 2014 yılları arasında dokuz atol ve 101 resif adasından alınan hava fotoğrafları ve uydu görüntülerine dayanmaktadır. Araştırmacılar, ocakların sekizinin ve adaların neredeyse dörtte üçünün o dönemde büyüdüğünü tespit etti.

Genel olarak, kaydedilen deniz seviyeleri ülkenin kıyılarında artarken bile arazi alanındaki artış yüzde 2.9 oldu. Yeni Zelanda’daki Auckland Üniversitesi ekibi, Tuvalu gibi kaç tane ada ülkesinin kaybolacağını tekrar düşünmek zorunda kalabileceğimizi söylüyor. Araştırmacılardan Paul Kench, “Pasifik atollerini, deniz seviyesinin artmasıyla birlikte sular altında kalacak statik toprak formları olarak düşünüyorduk.Ancak bu adaların jeolojik açıdan dinamik olduğuna ve batmak yerine büyüdüğüne dair yeni kanıtlar aramalıyız” dedi.

Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca bölgede deniz seviyesinin yükseldiği göz önüne alındığında, çalışma bulguları şüpheli görünebilir.Ancak Tuvalu üzerindeki o dönemde baskın olan değişim biçimi, erozyon değil genişleme oldu. Tuvalu çevresindeki deniz seviyeleri çalışma süresi boyunca küresel ortalamanın iki katına yükselirken – her yıl yaklaşık 4 milimetre – arazi kütlesinin aynı anda nasıl genişlediği araştırmacılar tarafından inceleme konusu yapıldı.
Araştırmacılar, tortu, kum ve çakılın çevresinde kayan dalga kalıplarının yanı sıra fırtınalarla atılan materyallerin kıyı erozyonunu dengeleyebileceğini söylüyor. Ekip, iklim değişikliğininatoll uluslarının varlığı için hala çok tehdit edici olduğunu söylüyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/pacific-island-nation-expected-to-sink-is-getting-bigger

Devamını Oku

Bilim

Aşırı Sıcakta Ağaçların Havadan Karbon Emmeyi Durdurduğu Tespit Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Avusturalya’daki bir grup bilim insanı aşırı sıcaklara ağaçların nasıl tepki vereceğine dair bir dizi çalışma yürüttü. Ülkede bulunan ağaçları tam 1 yıl süresince gözlemleyen bilim insanları, ağaçların aşırı sıcaklarda hayatta kalabilmek için terlediğini buldu.
Western Sydney Üniversitesi’nden ve Hawkesbury Enstitüsü’nden bilim insanlarının yaptıkları çalışma oldukça dikkat çekici. Ağaçların şimdiye kadar fotosentez ve transpirasyon işlemini (su salma işlemi) bir arada yaptığı ve birisi olmadan diğerinin olamayacağı düşünülüyordu. Global Change Biology dergisinde yayınlanan yeni çalışmada, aşırı sıcaklık dalgaları sırasında ağaçların yaprakları üzerinden terlemeye devam ettiklerini ancak karbon alımını geçici olarak durdukları açıklandı. “Terleme” eylemi ağaçları serin tutmaya yardımcı olmaktadır. Ancak karbon alımının aşırı sıcaklarda durdurulması dünyanın küresel ısınması çerçevesinde oluşacak tesirlere dair kaygıları arttırdı.

Eğer mevcut bulgular doğruysa bu sıcakların olduğu bölgelerde sıkıntıların artacağını gösteriyor. Araştırmacılar ısının dalgalanan geniş bir yüzey alanına yayılması halinde o bölgede var olan ormanların ve ağaçların daha az karbon emeceğini söylüyor. Bu bulgular bilim insanlarının aklına ağaçların karbon emmeyi tamamıyla bırakıp bırakmayacağı sorusunu getiriyor. Araştırma için bilim insanları bir düzine ağaç dikti ve bu ağaçlar üstünde tüm değişkenleri rahatlıkla test edebildi.
Araştırmacılar ağaçların ortalama sıcaklığın 3 santigrat derece yükseldiği yerlerde büyüyebilmek için ortam oluşturduğunu simüle etti. İklim değişikliği engellenemezse gelecekte sıcaklıkların ne gibi tesirler oluşturacağı modellendi. Bu sebeple birkaç ısı dalgası simüle edildi.

Ağaçların çeşitli şekillerde strese tepki verdiği biliniyor ve “terleme” bunlara sadece bir örnek olabilir. Genellikle ağaçlardaki streslerinsan faaliyetinden geliyor. Çim biçme makineleri sonucu yaralanma, trafik benzeri durumlar ağaçların strese girmesine ve büyümelerine yavaşlatmalarına sebep olabiliyor. Ağaçların aşırı sıcaklara verecekleri tepkiler ve bu tepkiler ışığında genetik mühendislik kullanarak ağaçların yaşatılabilmesinin mümkün olup olmayacağına dair çalışmalar ekip tarafından sürdürülecek.
Kaynak: https://futurism.com/extreme-heat-trees-stop-sucking-carbon-from-air/

Devamını Oku

Ekoloji

Dünyada Altıncı Kitlesel Yok Oluş Başladı

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bilim insanlarının kısa bir süre önce duyurduğu dünya üzerindeki altıncı kitlesel yok oluşun başladığı yeni araştırmalarla ortaya çıkarıldı. Şu anda dünya üzerinde en az 65 milyon yıldan beri görülen bir toplu yok oluş olayının başlangıcına tanıklık ediyoruz. Science Advances dergisinde yayınlanan konuya ilişkin açıklama oldukça endişe verici.

Araştırma, son beş yılda insan hareketlerinin omurgalı hayvanların yok olma oranlarını nasıl etkilediğini belirlemek için yapıldı. Araştırmada; memeliler, balıklar, kuşlar, sürüngenler ve amfibiler incelendi. Son birkaç yüz yıl içinde belirgin biçimde hızlanan tür kaybolumunun net bir işareti bulundu. Dünya üzerindeki yaşamın 3.5 milyar yıllık tarihinde 6. kez kitlesel yok oluşu başladı.
Bu son araştırma, Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nden Gerardo Ceballos tarafından yönetildi ve uluslararası bir ekip tarafından gerçekleştirildi .Yok olma oranlarını ölçmek oldukça zor. Bu tip çalışmalarda yok olma oranının tahmin etmede her zaman risk bulunuyor. Çünkü veriler oldukça sınırlıdır. Bilim insanları bu nedenle bir takım varsayımlarda bulunmak zorundalar. Ceballos ve ekibi, çok tutucu olan türlerin yok olma oranlarını belirlemek için bu sayılara zemin hazırlamak istediler.

2012 yılında Kümülatif omurgalı türlerin vahşi nesillerinin soyunun tükendiği kaydedilmişti. Nesli tükenen hayvanlar tıpkı daha önce nesli tükenmiş olan hayvanlar gibi ancak fosil olarak korunabilecek ve müzeleri süsleyecekler. Bu son araştırma zaten bilineni ortaya net bir şekilde koyuyor. Birkaç yüzyılda insanlık dünyaya geri dönülemez büyük zararlar verdi. Bioçeşitliliğin gittikçe ortadan kalması tüm dünyaya ve insanlığa ciddi bedeller ödetecektir.
Kaynak: http://www.iflscience.com/plants-and-animals/earth-s-sixth-mass-extinction-has-begun-new-study-confirms/

Devamını Oku

Öne Çıkanlar