Bizi Takip Edin

Astrofizik

Bilim İnsanları Tarafından BigBang’in Başlangıç Olmadığının 40 Yıldır Bilindiği İddia Edildi

Yayınlandı

üzerinde

Astrofizikçiler BigBang’in evrenin başlangıcı olmadığını ve bilimin bunu neredeyse 40 yıldır bildiği iddia edildi. Astrofizikçi ve bilim alanında yazılar üreten EthanSiegel, Büyük Patlama’nın evrenin başlangıcı olduğunu düşünmek ve yaratılmış her şeyin Büyük Patlama’yla doğduğuna inanmak, bilimdeki en büyük yanlış anlamalardan bir tanesi.

bilim-insanlari-tarafindan-bigbangin-baslangic-olmadiginin-40-yildir-bilindigi-iddia-edildi
Forbes dergisinde yayınlanan makalesinde EthanSiegel, büyük patlama fikrinin gördüğümüz çoğu şeyi açıklamasından dolayı güzel ve çekici görünse de ne yazık ki yanlış bir fikir olduğunu ve bilim insanlarının bunu 40 yıldır bildiğini söyledi. Siegel, bu teorinin evrenin en büyük yanılgılarından bir tanesi olduğunu iddia etti.
Siegel, “Orijinal fikir evrenin sıcak ve yoğun bir gaz bulutu olduğu, şu anda genişlediği ve soğuduğu fikridir. Ekstrapole etmeye devam edilirse, evredeki yoğunluk ve sıcaklığın, tüm madde ve enerjinin tek bir yerde yoğunlaştığı, sonsuz bir değere yükseldiği bir zamana kadar daha sıcak, daha yoğun ve daha kompakt bir hale gelmesi söz konusu olacaktır. Bu bir tekillik halidir.” Dedi.

bilim-insanlari-tarafindan-bigbangin-baslangic-olmadiginin-40-yildir-bilindigi-iddia-edildi1
Maddenin yasalarının kırıldığı bu tekillik, uzay ve zamanın kaynağını temsil eden son noktada Siegel tarafından savunulmaktadır. Siegel, “Bununla birlikte bigbang teorisinin açıklayamadığı bazı bölümler olduğunu söylüyor. Evren farklı yönlerde farklı sıcaklıklara sahip değil. Evrende bir alanla etkileşimde bulunmak ya da bilgi alışverişinde bulunmak için milyarlarca ışık yılı ters yönde hareket etmek gerekebiliyor” ifadelerinde bulundu.

bilim-insanlari-tarafindan-bigbangin-baslangic-olmadiginin-40-yildir-bilindigi-iddia-edildi3
1979’da Amerikalı bilim adamı Alan Guth, Big Bang’intekillikine bir alternatif önermişti: BigBang öncesi üssel genişlemenin erken aşamalarından oluşan ve tüm bu sorunları çözebilecek kozmik enflasyon teorisi. Peki, BigBang evrenin başlangıcı değilse, neydi? Bu kozmik durumda, kuantum dalgalanmaları var olmaya devam edecek ve alan genişledikçe, evrene yayılacak, ortalama enerji yoğunluklarının biraz daha yüksek veya biraz altında kalan bölgeler yaratacak.
Siegel, evrenin bu aşamasının sonuna gelindiğinde ise bu enerjinin “madde ve radyasyon haline geleceğini, bunun da Büyük Patlama ile sıcak ve yoğun durumun oluşacağını söyledi.

bilim-insanlari-tarafindan-bigbangin-baslangic-olmadiginin-40-yildir-bilindigi-iddia-edildi2

Bu fikri test etmek için bilim insanı, BigBang’in aşırı ışıltısındaki dalgalanmaları ölçmek ve enflasyon tahminleriyle tutarlı belirli bir model bulmak zorunda kaldı. 1990’larda, 2000’e ve sonra yine 2010 yılına kadar bilim adamları bu dalgalanmaları detaylı bir şekilde ölçüp tam olarak buldular.BigBang kesinlikle gerçekleşti. Ancak öncesinde bir enflasyon evresi bulunuyordu. Enflasyon öncesinde ne olduğu ya da sonsuzluğun başlangıcından beri hep enflasyonun mu var olduğu hala bilim tarafından araştırılıyor. Ancak keşfedilen asıl gerçek BigBang’in evrenin başlangıcı olmadığı.
Kaynak: https://www.ancient-code.com/astrophysicists-the-big-bang-is-not-the-beginning-of-the-universe-and-we-known-it-for-40-years/

Reklam Alanı
2 Yorumlar

2 Comments

  1. Pingback: Bilim İnsanları BigBang'in Başlangıç Olmadığını biliyorlar mıydı? | AdanaHaber.co

  2. Ali Bayrak

    Ekim 8, 2017 at 8:28 am

    ben bir bilim insanı değil sadece fikir insanıyım evren hakkında yazılanlara bakarsanız. bilim insanlarına göre 13.700 milyar büyük patlamadan yazıyorlar konuşuyorlar fakat ben evrenin hep var olduğunu düşünüyorum. ışık hızı ile genişleyen evren bir balonu şişirirsiniz sonuç olarak patlayacak ve büzüşecek tüm evren nokta . kadar küçülünce tekrar patlayacak yeniden yaşam başlayacak. Ali BAYRAK

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Astrofizik

Kuantum Mekaniğini Kullanmanın 5 Pratik Yolu

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Bell’in Teorem’inden 50 yıl sonra, kuantum mekaniğinin tuhaf özellikleri ile donatılmış araçlar etrafınızdaki her yerde çalışıyor. Kuantum mekaniği tuhaftır. Ufak cisimlerin ve güçlerin çalışmalarını tanımlayan teori, bilindiği gibi Albert Einstein’ı huzursuz etti ve bunun üzerine 1935’te meslektaşlarıyla bunun yetersiz olduğunu öne sürdüler- gerçek olmak için fazla tuhaftı. Sorun, kuantum fiziğinin nedensellik, yerellik ve gerçeklik gibi ortak akıl kavramlarına karşı koyuyor olması gibi görünüyor. Örneğin; Ay’a bakmadığın zamanlarda bile onun varlığını bilmek, bu bir gerçeklik. Nedensellik bize eğer ışığı açarsan lambanın aydınlanacağını söyler. Ve ışığın hız sınırı sayesinde, şu an bir lambanın düğmesine basarsan, yerellik ilkesine göre bir milyon ışık yılı uzaklıkta anında bununla ilgili bir etki oluşamaz. Fakat bu prensipler kuantum aleminde yıkılır. Muhtemelen kuantuma karşılık gelecek en ünlü örnek; evrenin karşıt taraflarındaki cisimlerin doğası gereği bağlantılı olabileceği ve böylece anında bilgi paylaşabilecekleridir- Einstein’ı güldüren bir fikir. Ama 1964’te ,fizikçi John Stewart Bell kuantum fiziğinin gerçekten eksiksiz ve işe yarar bir teori olduğunu kanıtladı. Ve artık Bell’in Teorem’i olarak anılıyordu. Dolaşıklık gibi kuantumun özelliklerinin Ay kadar gerçek olduğunu etkili bir biçimde kanıtladı ve günümüzde kuantum sistemlerinin tuhaf davranışlarından çeşitli uygulamalarda kullanılmak üzere faydalanılıyor. İşte en etkili 5’i:
Ultra Hassas SaatlerGüvenilir saat kurma, sizin sabah alarmınızdan çok daha fazlası. Saatler teknolojik dünyamızı senkronize ediyor, stok pazarı ve GPS gibi sistemleri sıraya diziyor. Günümüzde, en kesin saatler atomik saatlerdir. Atomik saatler zamanı hesaplamak için kuantum teorisinin prensiplerini kullanabiliyor. Bu saatler elektronların enerji seviyeleri arasında geçişini sağlamak için gereken belirli radyasyon frekansını izler. ABD’deki Colorado Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nün (NIST) kuantum-mantık saati sadece 3.7 milyar yılda bir saniye kaybeder veya kazanır. Bu yılın başlarında, NIST stronsiyum saatinin, 5 milyar yıl için geçerli olacağı açıklandı – Dünya’nın şu anki yaşından daha uzun. Böyle süper hassas atomik saatler GPS navigasyon, telekomünikasyon ve araştırmalarda yardımcı olur.Atomik saatin hassasiyeti kullanılan atom sayısına dayalı.Bir vakum odasında tutulan, her bir atom bağımsız olarak zamanı ölçer ve kendisiyle komşuları arasındaki rasgele lokal farklara dikkat eder. Eğer bilim adamları atomik bir saate 100 kat daha fazla atom gönderirse, bu 10 kat daha kesin olur. Araştırmacıların bir sonraki büyük hedefi, hassaslığı arttırmak için dolaşıklığı başarılı bir şekilde kullanmaktır. Dolaşık saatler, lokasyondan bağımsız zamanı ölçecek dünya çapında bir ağ oluşturmak için bile kullanılabilir.
Kırılmaz KodlarGeleneksel kriptografi tuşlar kullanılarak çalışır: Bir gönderen, bilgiyi kodlamak için bir anahtar kullanır ve bir alıcı mesajı çözmek için başka birini kullanır. Fakat bir kulak misafiri riskini ortadan kaldırmak zordur ve şifreler ifşa edilmiş olabilir. Potensiyal kuantum kırılamaz şifre dağılımı kullanıldığında bu durum giderilebilir. Kuantum şifre dağılımında(QKD), anahtar hakkındaki bilgiler rastgele polarize edilmiş fotonlarla gönderilir. Bu, fotonu, sadece bir düzlemde titreşecek şekilde kısıtlar. örneğin, yukarı ve aşağı veya soldan sağa. Alıcı, anahtarı deşifre etmek için polarize filtreler kullanabilir ve ardından bir mesajı güvenli bir şekilde şifrelemek için seçilmiş bir algoritma kullanabilir. Gizli veri normal iletişim kanalları üzerinden gönderilir, ancak tam kuantum anahtarına sahip olmadıkça kimse şifreyi çözemez. Bu çok zordur, çünkü kuantum kuralları, dinlemeye yönelik herhangi bir girişim olduğunda, iletişimcileri güvenlik ihlallerine karşı uyarır.
Bugün BBN Teknolojileri, Toshiba ve ID Quantique gibi şirketler ultra güvenlik ağı tasarımı için kuantım şifre dağılımını kullanıyor. 2007’de İsviçre’de seçim döneminde, ID Quantique dayanıklı bir oylama sistemi oluşturmak için kendi ürününü denedi. Karışık QKD kullanılarak ilk banka transferi 2004’te Avusturya’da başladı. Bu sistem yüksek güvenlik sözü veriyor. Çünkü eğer fotonlar birbirine karışmışsa, kesişme noktaları tarafından yapılmış olan kuantum hallerinde meydana gelen herhangi bir değişiklik, anahtar-yatağı parçacıklarını izleyen herhangi bir kimse için hemen anlaşılacaktır. Ama bu sistem henüz çok büyük uzaklıklarda işe yaramıyor. Maksimum 88 mil uzaklıkta aktarılabiliyor.
Süper Güçlü BilgisayarlarStandart bir bilgisayar, bilgileri ikili basamak dizisi veya bit olarak kodlar. Kuantum bilgisayarları güç döngüsünü güçlendirir. Çünkü kubitler, belli kuantum durumlarının süperpozisyonu ile çalışır. Bunlar hesaplanana kadar kubitler aynı anda hem ‘1’ hem de ‘0’ olabilirler.
Bu alan hala gelişim halinde, ama doğru yöne adımlar mevcut. 2011’de, D-Wave Sistemleri, D-Wave 1 ,128 kubitlik işlemciyi, ardından 1 yıl sonra 512 kubitlik D-Wave 2’yi ortaya çıkardılar. Şirket, bunların dünyanın ilk ticari olarak uygunluğu olan kuantum bilgisayarlar olduğunu belirtiyor. Fakat bu iddia kuşkuyla karşılanmıştır. Çünkü kısmen de olsa, D-Wave’in kubitlerinin dolaşık olup olmadığı hala net değil. Mayıs ayında yayınlanmış olan araştırmalarda dolaşıklığa dair kanıtlar bulunmuş ancak sadece bilgisayarın qubit’lerinin küçük bir alt kümesinde. Ayrıca mikroçiplerin güvenilir bir kuantum hızlandırması gösterip göstermediğine dair belirsizlik var. Yine de, NASA ve Google, D-Wave 2’ye dayanan Kuantum Yapay Zeka Laboratuvarı’nı oluşturmak için bir araya geldi. Ve geçen yıl Bristol Üniversitesi’ndeki bilim adamları, internet tarayıcısı olan herkesin kuantum kodlamasını öğrenebilmesi için geleneksel kuantum çiplerinden birini internete bağladılar.
Gelişmiş MikroskoplarŞubat ayında Japonya’nın Hokkaido Üniversitesi’nde çalışan araştırmacılar dünyanın ilk dolaşık gelişmiş mikroskopunu diferansiyel girişim kontrast mikroskopi olarak bilinen bir teknik kullanarak geliştirdiler. Bu tür bir mikroskop, bir maddede iki foton ışınını ateşler ve yansıyan ışınların yarattığı girişim desenini ölçer. Desenin düz bir yüzeye çarpıp çarpmadığına bağlı olarak değişir. Dolaşık fotonları kullanmak, mikroskopun toplayabileceği bilgi miktarını büyük ölçüde artırır, çünkü dolaşık bir fotonun ölçülmesi, partneri hakkında bilgi verir.Hokkaido’daki grup, arka planda görülmemiş keskinlikte 17 nanometrelik bir ‘Q’ deseni görüntülemeyi başardı. Benzer teknikler enterfrometre adındaki astronomik araçların geliştirilmesi için de kullanılabilir. Enterfrometreler güneş sistemi dışındaki diğer gezegenleri yakalayabilmek için kullanılıyor. Aynı zamanda yakınlardaki yıldızları incelemek ve uzay zamandaki ağırlık dalgaları adı verilen dalgaları araştırmak için de kullanılıyor.
Biyolojik PusulalarKuantum mekaniğini kullanan yalnızca insanlar değil. Önde gelen teroilerden biri kızılgerdan kuşu gibi kuşların göç ettikleri sıralarda yoldan sapmamak için tuhaf hareketlerde bulunduklarını ileri sürüyor. Kriptokrom adı verilen ışığa duyarlı bir protein içeren method, dolaşık elektronlar içerebilir. Fotonlar göze girerken, kriptokrom moleküllerine çarparlar ve onları parçalara ayırmak için yeterli enerji verebilirler. İki reaktif moleküller veya radikaller, çiftleştirilmemiş fakat dolaşık elektronlar oluştururlar. Kuşun etrafındaki magnetik alan bu kripto krom radikallerinin ne kadar süreceğini etkiler. Kuş’un retinasındaki hücrelerin dolaşık radikallerin varlığı için çok hassas olduğu düşünülüyor. Moleküllere bağlı olarak hayvanlar etkili bir biçimde magnetik bir harita görebilirler. Bu süreç çok anlaşılır bir süreç olmamasına rağmen, diğer bir seçenek: Kuşların manyetik duyarlılıkları, gagalarındaki küçük manyetik minerallerin kristalleri nedeniyle de olabilir. Yine de, eğer karışıklık gerçekten oyundaysa, deneyler bir kuşun gözünde en iyi yapay sistemlerden bile çok daha uzun sürmesi gerektiğini öne sürmektedir. Manyetik pusula, belirli kertenkelelere, kabuklulara, böceklere ve hatta bazı memelilere de uygulanabilir. Örneğin, sineklerde manyetik navigasyon için kullanılan bir kriptokrom biçimi de, insan gözünde bulunmuştur, bunun bir nedeni ya da benzer bir amaç için yararlı olup olmadığı belirsizdir.
Kaynak:https://www.smithsonianmag.com/science-nature/five-practical-uses-spooky-quantum-mechanics-180953494/?no-ist

Devamını Oku

Astrofizik

Yapılan Yeni Keşif Andromeda Galaksisiyle İlgili Bilgilerde Hata Olduğunu Gösterdi

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

En yakın komşularımızdan birisi olan Andromeda galaksisinin kütlesini ölçebilmek için yeni bir teknik kullanıldı. Daha önceki ölçümlerde Andromeda galaksisinin Samanyolu galaksisinden iki ile üç kat daha büyük olduğu düşünülüyordu. Yeni yapılan ölçümde galaksinin Samanyolu galaksisiyle hemen hemen aynı boyutlarda olduğu anlaşıldı.
Bu iki galaksinin yaklaşık olarak 4 milyar yıllık zaman dilimi içerisinde birleşeceği ve bu birleşme yaşandığında önceki modellemelerde olduğu gibi Andromeda galaksisinin Samanyolu galaksisini tamamıyla tüketmeyeceği de ortaya çıkmış oldu.

Astrofizik ekibi PrajwalKafle tarafından bu ölçümleme için Radyo Astronomi Araştırmaları Merkezi’ne başkanlık etti. Samanyolu galaksisinin fiziksel boyutlarının içeriden ölçülmesi oldukça zordur. Ancak gökbilimciler Samanyolu galaksisinin kütlesi 800 milyar ile 1.2 trilyon güneş kütlesi olarak hesaplanabiliyor. Bu bulgu, yaklaşık 2,5 milyon ışıkyılı uzaklıkta ayrılan iki galaksiyi büyüklük bakımından yaklaşık olarak eşit seviyede olduğunu göstermektedir.
Samanyolu galaksisi ve Andromeda galaksisi yaklaşık olarak 10 milyon ışık yılı mesafeyi kapsayan 30’dan fazla galaksinin bir araya geldiği yerel grup olarak bilinen en büyük iki galaksidir. Yeni bulgular yerek grup galaksiler hakkındaki anlayışı tamamıyla dönüştürmektedir. Bu bulgulardan önce en büyük galaksinin Andromeda galaksisi olduğu düşünülüyordu. Ancak bu bulgularla birlikte iki büyük galaksi olduğu ortaya çıkmış oldu.

Yeni ölçüm, bir galaksinin çekim gücünden kaçabilmek ya da hızından kaçabilmek için gereken hızın hesaplanmasına dayanan bir teknikle gerçekleştirildi. Ekip, galaksinin kaçış hızını hesaplamak için Andromeda galaksisi içinde yüksek hızlı gezegenimsi bulutsuların hareketini kullandı. Elde edilen sonuçlardan sonra iki galaksinin birleşmesiyle ilgili yeni simülasyonlar oluşturulması gerekiyor.
Kaynak: https://www.sciencealert.com/andromeda-galaxy-much-smaller-than-thought-same-size-milky-way

Devamını Oku

Astrofizik

Astrofizikçiler, Evreni Detaylarıyla Simüle Etti

Yayınlandı

üzerinde

Yazan

Evrenle ilgili yapılan son keşiflerle birlikte, onun son derece dinamik olduğu ortaya kondu. Evrenle ilgili tüm materyalleri takip etmek, detaylı bir şekilde bilgi işlemeyi ve zeki bir şekilde kodlamayı gerektirir. Astrofizikçiler evrenin son halinin simülasyonunu oluşturdu. Bu simülasyonla birçok heyecan verici keşfin yapılabileceği ön görülüyor.

Flatiron Enstitüsünün Computational Astrophysics Merkezi’nden (CCA) astrofizikçi Shy Genel , “Bir teleskop kullanarak galaksileri izlediğimizde, yalnızca belirli şeyleri ölçebiliriz” açıklamasında bulundu. Simülasyon ile tüm galaksilerin tüm özelliklerini izleyebiliriz ve sadece galaksinin şimdi nasıl göründüğünü değil, tüm oluşum tarihini görebiliriz. Çalışma MIT, Harvard Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi, Teorik Çalışmalar Heidelberg Enstitüsü ve Institutefor Advanced Study’den araştırmacılar tarafından gerçekleştirildi. IllustrisTNG 18 milyar simülasyondan oluşmaktadır. Her birisi 1 milyar ışık yılı genişliğe kadar bir kübik mock-up alanını, BigBang’den günümüze kadar izliyor.

Daha Fazla çözünürlükle ve yeni bir fizik anlayışıyla geliştirilmiş olan simülasyonlar sadece daha fazla zemin kaplamakla kalmaz, artık kümelenme galaksilerinin zamanla nasıl değiştiği modellenebilir. Bir milyar kare ışık yılı galaktik malzeme, manyetik alan ve karanlık maddenin izini sürmek, etkileyici bir donanım gerektirir. Proje, Almanya’nın en hızlı süper bilgisayar olan Hazel Hen’ı kullanıyor.500 terabayt veriyi toplayan daha büyük simülasyonlardan yalnızca biri için hesaplamalara devam etmek iki ayı aldı.Heidelberg Teorik Araştırmalar Enstitüsü’nden VolkerSpringel , “Bu muazzam veri dağılımını incelemek gelecek yıllar boyunca bizi meşgul edecek ve Heidelberg Teorik Araştırmalar Enstitüsü’nden gelen farklı astrofizik süreçler için birçok heyecan verici yeni bilgiler söz konusu” diyor Şimdiye kadar elde edilen doğruluk seviyesi heyecan verici.
Kaynak: http://www.sciencealert.com/most-advanced-illustris-next-generation-computer-model-universe-simulations

Devamını Oku

Öne Çıkanlar